Korku sever misiniz?

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Gece, karanlık, kan, çaresizlik ve tehlike…
En geniş anlamıyla korku sineması, doğrudan doğruya bilinçaltımızda taşıdığımız korkuları uyandırmayı amaçlıyor. Sinemalarımıza bu hafta konuk olan "Dehşetin Gözleri" ve yakın zamanda izlediğimiz diğer korku filmlerini bahane edip yine biraz türler arasında dolaştık, biraz da korkuyu yakın plana aldık ve uzun metrajlı korkuların labirentinde sizin için çıktığımız bu kısa gezinti bizi yine o bildik kare asa getirdi...
Korku sinemasının adını 'horror' sözcüğüne daha yakın olan 'dehşet' gibi bir sözcükle değiştirmek bu türün ne olduğunu daha iyi anlamamıza da yarayabilir. Çünkü özellikle Türkçe'de ima ettiği şeyler son derece geniş. O kadar ki, Hitchcock'un gerilim sineması (suspense) bile Türkiye'de genellikle korku kategorisine giriyor.
Gerçi dünya sinemasında da artık türler birbirine karıştı, korkunun sınırları dağıldı. 90'ların ikinci yarısında “Çığlık” serisiyle birlikte başlayan yeni korku filmleri furyası bu karışımdan neyi kastettiğimizi yeterince anlatıyor diye düşünüyoruz. Bu hafta vizyona giren “Dehşetin Gözleri”, 1981 yapımı Sam Raimi filmi "Evil Dead" filminin açtığı yoldan giderek öyküsünü korku türünün olmazsa olmazlarından 'gizemli ölümcül virüs' teması çerçevesinde kuran bir film. İşin özüne dönecek olursak, en geniş anlamıyla korku sineması doğrudan doğruya bilinçaltımızda taşıdığımız korkuları uyandırmayı amaçladığı için birçok bilimkurgu ya da felaket filmi de korku filmi olarak rahatça algılandı.
Örneğin Japon “Godzilla” filmleri nükleer artıklardan üreyen canavarlar teması üzerine gitti. Aynı şekilde bir çok 50'li yıllara ait 'paranoyak' Amerikan bilim kurgu filmi soğuk savaş atmosferi sayesinde Amerika ve Sovyetler Birliği'nin politik ilişkilerinden ilham aldı.
Canavar, zombi, mumya ve diğerleri....
Don Siegel'in “Invasion of the Body Snatchers” adlı dar bütçeyle çekilen filmi dünyaya gelen uzaylı tohumlarının insan vücutlarını istila ederek onları ruhsuz ve duygusuz, bir nevi yaşayan ölülere dönüştürmesini anlatıyordu. Film, Amerikalıların cidddi ciddi Sovyetler Birliği'ne atom bombası atmayı düşündüğü bir dönemde yapılmıştı.
Canavar, zombi, mumya gibi doğaüstü varlıklar, bazı durumlarda uzaylılar ve seri katillerin tümü korku filmleri kategorisine girdiği için bu türü tanımlamak son derece güç.
Korku filminin kurgusu genellikle 'normal' olan bir yaşama bir canavarın ya da bir katilin girmesiyle başlar. Ve çokça bu ufak, insanların tümünün birbirini tanıdığı minicik ve şipşirin bir kasabadır. Dışarıdan gelen varlığın katil olduğu durumlarda yarattığı terör ve dehşet bu insanların birbirinden şüphelenmesine yol açar. Eğer “Bağımsızlık Günü” filmindeki gibi uzaydan gelen bir tehlike söz konusuysa insanlar bu varlıklara karşı birlik olur.
Düşük bütçeli ama etkili korkular
Korku sinemasının en çarpıcı örnekleri Alman Dışavurumcu sinemasının en yaygın olduğu dönemlerde çıktı. “Dr. Caligari'nin Dolabı” (1920) ve “Nosferatu” (1922) hâlâ seyredilen ve videokasetleri ve DVD’leri üretilip çoğaltılan sayılı sessiz klasikler arasında. Korku filmlerinin etkisi makyaj ve teknoloji gerektirmeyen özel efektlerle gerçekleştirilebildikleri için, bu dönemde düşük bütçeli yapımcılar bol miktarda 'B' sınıfı filmler yaptı.
Bu türün en başarılı olduğu dönem Val Lewton'un aşırı düşük bütçe kullandığı ve bir o kadar da dahice düşünülmüş filmleri oldu. Lewton'la çalışan yönetmenler korku kaynağını her zamam kadraj dışında tuttular ve sahnelerinin çoğunu karanlıkta çektiler. Örneğin “Cat People” filminde (1942) kadın kahramanın ne zaman pantere dönüştüğü hiç bir zaman gösterilmez. Film korku etkisini gölgelerle, kadraj dışından gelen ses efektleriyle ve karakterlerin reaksiyonlarıyla sağlar.
Kim korkar hain efektlerden!
Kaçınılmaz olarak ileri teknolojinin özel efektleri devraldığı döneme gelindi. Yaratılan efektler o kadar güçlüydü ki adeta gerçekleştirilemeyecek hiçbir efekt kalmamış gibiydi. Ama “Godzilla” örneğinde olduğu gibi canavar tüm etkileyiciliği ve inandırıcılığıyla burnumuzun dibinde gözükünce korku kaynağı bir süre sonra kendini özel efektlere duyulan ilgiyle indirgiyor, seyirciler de hızla bu efektlere doyuyor.
Çığlık ile çıkış kapısı aralandı
Bu tıkanıklıktan çıkmanın bir yolu da “Çığlık” ve “Çığlık 2”de olduğu gibi diğer korku filmlerine sürekli göndermeler yapan, onlar dışında kendi varlığı ve ağırlığı olmayan filmler yapmak (meta-film) oldu. Her iki örnek de başarılı oldu. Ama tüm zekice buluşlarına karşın “Çığlık 2” bile bu alt türün kendi sınırlarını zorlamaya başladığını ima ediyordu.
EN KAHRAMAN KORKU FİLMLERİNDE KARE AS:
Yazar:Burak Göral
“HALLOWEEN” (1978):
Kahramanı: Michael Myers
Silahı: Şöyle uzun ve karanlıkta göz kamaştırıcı büyüklükte bir bıçak.
Özelliği ne: Michael Myers altı yaşındayken bir cadılar bayramı gecesi kızkardeşini öldürür. Kapatıldığı hastaneden kaçan Myers ortalığı kana bular.
Referans aldığı film: Psycho (Sapık)
Referans alındığı filmler: Scream (Çığlık) , Blood Simple (Kansız), Loaded...
“ELM SOKAĞINDA KABUS” (1984) :
Kahramanı: Freddy Kruger
Silahı: Bıçaklı parmakları olan eldivenler
Özelliği ne: Freddy Kruger gençlerin rüyalarına girer ve onları ilginç espri anlayışına göre katleder...
Referans aldığı film: “Evil Dead” (“Şeytan Öldü”)
Referans alındığı filmler: “Scream” (“Çığlık”), "Evil Dead II”, Nutty Professor” (“Çılgın Profesör”), “Wedding Singer” (“Düğün Şarkıcısı”)...
Kaç filmi var: 8 tane (yakında vizyona girecek "Jason & Freddy"yi de bu sayının içine dahil ediyoruz.)
“13. CUMA” (1980):
Kahramanı: Jason
Silahı: Özel bir silahı yok. Her şey onun silahı olabilir. Özellikle de kesici olan her şey: elektrikli testere, matkap, balta, mızrap, keser vs…
Özelliği ne: Beyaz ve de ürkünç bir maskesi var. 13. Cuma serisinin en ilginç tarafı Jason'ın ilk filmde katil olmayışıdır. İlk filmde katil, onun intikamını almak isteyen annesidir. Jason, ilk filmin sonunda devam filmleriyle gençleri katletmeye başlar.
Referans alındığı filmler: “Scream” (“Çığlık”), “Scream 2”
Kaç filmi var: 10 tane (yakında vizyona girecek "Jason & Freddy"yi de bu sayının içine dahil ediyoruz.)
“SCREAM” (1996):
Katili: Billy Loomis (Bu soyad ayrıca “Halloween” serilerinde yeralan Dr. Loomis'in adı)
Silahı: Yamuk yumuk bir bıçak.
Özelliği ne: Canı sıkılan iki genç korku filmlerinde seyrettiklerinde gerçek hayata geçirmeyi düşünürler. Sonuçta yaşadıkları çevreyi kan gölüne çevirmişlerdir.
Referans aldığı filmler : Valla liste çok uzun, en iyisi bu listeye bulaşmayalım...

Gerçi dünya sinemasında da artık türler birbirine karıştı, korkunun sınırları dağıldı. 90'ların ikinci yarısında “Çığlık” serisiyle birlikte başlayan yeni korku filmleri furyası bu karışımdan neyi kastettiğimizi yeterince anlatıyor diye düşünüyoruz. Bu hafta vizyona giren “Dehşetin Gözleri”, 1981 yapımı Sam Raimi filmi "Evil Dead" filminin açtığı yoldan giderek öyküsünü korku türünün olmazsa olmazlarından 'gizemli ölümcül virüs' teması çerçevesinde kuran bir film. İşin özüne dönecek olursak, en geniş anlamıyla korku sineması doğrudan doğruya bilinçaltımızda taşıdığımız korkuları uyandırmayı amaçladığı için birçok bilimkurgu ya da felaket filmi de korku filmi olarak rahatça algılandı.
Örneğin Japon “Godzilla” filmleri nükleer artıklardan üreyen canavarlar teması üzerine gitti. Aynı şekilde bir çok 50'li yıllara ait 'paranoyak' Amerikan bilim kurgu filmi soğuk savaş atmosferi sayesinde Amerika ve Sovyetler Birliği'nin politik ilişkilerinden ilham aldı.
Canavar, zombi, mumya ve diğerleri....
Don Siegel'in “Invasion of the Body Snatchers” adlı dar bütçeyle çekilen filmi dünyaya gelen uzaylı tohumlarının insan vücutlarını istila ederek onları ruhsuz ve duygusuz, bir nevi yaşayan ölülere dönüştürmesini anlatıyordu. Film, Amerikalıların cidddi ciddi Sovyetler Birliği'ne atom bombası atmayı düşündüğü bir dönemde yapılmıştı.
Canavar, zombi, mumya gibi doğaüstü varlıklar, bazı durumlarda uzaylılar ve seri katillerin tümü korku filmleri kategorisine girdiği için bu türü tanımlamak son derece güç.
Korku filminin kurgusu genellikle 'normal' olan bir yaşama bir canavarın ya da bir katilin girmesiyle başlar. Ve çokça bu ufak, insanların tümünün birbirini tanıdığı minicik ve şipşirin bir kasabadır. Dışarıdan gelen varlığın katil olduğu durumlarda yarattığı terör ve dehşet bu insanların birbirinden şüphelenmesine yol açar. Eğer “Bağımsızlık Günü” filmindeki gibi uzaydan gelen bir tehlike söz konusuysa insanlar bu varlıklara karşı birlik olur.
Düşük bütçeli ama etkili korkular
Korku sinemasının en çarpıcı örnekleri Alman Dışavurumcu sinemasının en yaygın olduğu dönemlerde çıktı. “Dr. Caligari'nin Dolabı” (1920) ve “Nosferatu” (1922) hâlâ seyredilen ve videokasetleri ve DVD’leri üretilip çoğaltılan sayılı sessiz klasikler arasında. Korku filmlerinin etkisi makyaj ve teknoloji gerektirmeyen özel efektlerle gerçekleştirilebildikleri için, bu dönemde düşük bütçeli yapımcılar bol miktarda 'B' sınıfı filmler yaptı.
Bu türün en başarılı olduğu dönem Val Lewton'un aşırı düşük bütçe kullandığı ve bir o kadar da dahice düşünülmüş filmleri oldu. Lewton'la çalışan yönetmenler korku kaynağını her zamam kadraj dışında tuttular ve sahnelerinin çoğunu karanlıkta çektiler. Örneğin “Cat People” filminde (1942) kadın kahramanın ne zaman pantere dönüştüğü hiç bir zaman gösterilmez. Film korku etkisini gölgelerle, kadraj dışından gelen ses efektleriyle ve karakterlerin reaksiyonlarıyla sağlar.
Kim korkar hain efektlerden!
Kaçınılmaz olarak ileri teknolojinin özel efektleri devraldığı döneme gelindi. Yaratılan efektler o kadar güçlüydü ki adeta gerçekleştirilemeyecek hiçbir efekt kalmamış gibiydi. Ama “Godzilla” örneğinde olduğu gibi canavar tüm etkileyiciliği ve inandırıcılığıyla burnumuzun dibinde gözükünce korku kaynağı bir süre sonra kendini özel efektlere duyulan ilgiyle indirgiyor, seyirciler de hızla bu efektlere doyuyor.
Çığlık ile çıkış kapısı aralandı
Bu tıkanıklıktan çıkmanın bir yolu da “Çığlık” ve “Çığlık 2”de olduğu gibi diğer korku filmlerine sürekli göndermeler yapan, onlar dışında kendi varlığı ve ağırlığı olmayan filmler yapmak (meta-film) oldu. Her iki örnek de başarılı oldu. Ama tüm zekice buluşlarına karşın “Çığlık 2” bile bu alt türün kendi sınırlarını zorlamaya başladığını ima ediyordu.
EN KAHRAMAN KORKU FİLMLERİNDE KARE AS:
Yazar:Burak Göral
“HALLOWEEN” (1978):
Kahramanı: Michael Myers
Silahı: Şöyle uzun ve karanlıkta göz kamaştırıcı büyüklükte bir bıçak.
Özelliği ne: Michael Myers altı yaşındayken bir cadılar bayramı gecesi kızkardeşini öldürür. Kapatıldığı hastaneden kaçan Myers ortalığı kana bular.
Referans aldığı film: Psycho (Sapık)
Referans alındığı filmler: Scream (Çığlık) , Blood Simple (Kansız), Loaded...
“ELM SOKAĞINDA KABUS” (1984) :
Kahramanı: Freddy Kruger
Silahı: Bıçaklı parmakları olan eldivenler
Özelliği ne: Freddy Kruger gençlerin rüyalarına girer ve onları ilginç espri anlayışına göre katleder...
Referans aldığı film: “Evil Dead” (“Şeytan Öldü”)
Referans alındığı filmler: “Scream” (“Çığlık”), "Evil Dead II”, Nutty Professor” (“Çılgın Profesör”), “Wedding Singer” (“Düğün Şarkıcısı”)...
Kaç filmi var: 8 tane (yakında vizyona girecek "Jason & Freddy"yi de bu sayının içine dahil ediyoruz.)
“13. CUMA” (1980):
Kahramanı: Jason
Silahı: Özel bir silahı yok. Her şey onun silahı olabilir. Özellikle de kesici olan her şey: elektrikli testere, matkap, balta, mızrap, keser vs…
Özelliği ne: Beyaz ve de ürkünç bir maskesi var. 13. Cuma serisinin en ilginç tarafı Jason'ın ilk filmde katil olmayışıdır. İlk filmde katil, onun intikamını almak isteyen annesidir. Jason, ilk filmin sonunda devam filmleriyle gençleri katletmeye başlar.
Referans alındığı filmler: “Scream” (“Çığlık”), “Scream 2”
Kaç filmi var: 10 tane (yakında vizyona girecek "Jason & Freddy"yi de bu sayının içine dahil ediyoruz.)
“SCREAM” (1996):
Katili: Billy Loomis (Bu soyad ayrıca “Halloween” serilerinde yeralan Dr. Loomis'in adı)
Silahı: Yamuk yumuk bir bıçak.
Özelliği ne: Canı sıkılan iki genç korku filmlerinde seyrettiklerinde gerçek hayata geçirmeyi düşünürler. Sonuçta yaşadıkları çevreyi kan gölüne çevirmişlerdir.
Referans aldığı filmler : Valla liste çok uzun, en iyisi bu listeye bulaşmayalım...

Henüz kimse yorum yapmamış.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Aşkın Önemi (3 Aralık 2008 20:45 Kanal Türk)
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.









Seanslar
Fragman

