Sinbad: Yedi Denizler Efsanesi
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bu hafta vizyona giren "Sinbad: Yedi Denizler Efsanesi", beyazperdede farklı maceralarını defalarca izlediğimiz deniz kurdu Sinbad'ı bir kez daha, animasyon formunda karşımıza çıkarıyor. Seslendirme kadrosunda Brad Pitt, Catherine Zeta-Jones, Michelle Pfeiffer ve Ralph Fiennes gibi yıldızların yer aldığı filmi, çocuklar kadar yetişkinlere de hitap eden farklı bir Sinbad yorumu olarak değerlendirmek mümkün.
Onu beyazperdede defalarca izledik. Uzak denizlere yolculuk tutkumuzu onun maceralarında dindirmeye çalıştık. İşte Sinbad, bir kez daha, ama bu sefer farklı bir macerayla yeniden karşımızda. Tüm yaşamı denizlerde macera peşinde geçmiş olan Sinbad’ın başı bu kez tam anlamıyla belaya giriyor: Dünyanın en değerli hazinesi olduğu varsayılan ‘Barış Kitabı’nı çalmakla suçlanan kahramanımız, kitabı bulup getirmezse, onu defalarca tehlikeden kurtarmış en yakın arkadaşı Proteus ölecektir. Aklı havada Sinbad, ilk başta karşı karşıya olduğu durumu önemsemez ve arkadaşını kurtarmak yerine Fiji Adaları’na tatile gitmeyi tercih eder. Ancak neyse ki çevresindeki kadınlar onun gibi duyarsız değildir. Proteus'un güzel nişanlısı Marina, tatili seçen Sinbad'ın gemisine gizlice binmeyi başarır. Sinbad'ın görevini yerine getirip Proteus'un hayatını kurtarmasını sağlamaya kararlıdır; ancak Kaos Tanrıçası Eris’in de dahil olmasıyla işler içinde çıkılmaz bir hal almaya başlar. Tatil fikriyle denize açılan Sinbad, kendini şimdiye kadar yaşadığı tüm maceralardan daha tehlikeli bir maceranın içinde bulacaktır. Kötü bir Sinbad, mümkün mü? Sinbad'ın bu yeni filmi, en bilinen “Sinbad” filmlerinden (mesela Ray Harryhausen'in klasikleşmiş filmleri) tek farkı günümüzün teknoloji harikası animasyon teknikleriyle hazırlanmış olması değil. İlk defa, Sinbad, mertliğine zeval sürdüren bir karakter olarak çiziliyor ve kadınların yol göstermesiyle doğru yolu buluyor. Tabii ki, Sinbad’ın yakın dostu Proteus’un hayatını umursamamasının arkasında yatanlar filmin öyküsü içinde çözülüyor. Filmi farklı kılan bir diğer noktada da ilk defa bir “Sinbad” filminde mitolojiden bu kadar yoğun bir biçimde yararlanılmış olması. Zaten, filmin senaryosunun, “Gladyatör”den tanıdığımız John Logan’a yazdırılmış olması da filmin mitolojik boyutunu güçlü tutmak için yapılmış bir tercih. Filmin yapımcısı Jeffrey Katzenberg bakın Logan için ne diyor: "Gladyatör'ün efsanevi başarısından sonra Sinbad efsanesini beyazperdeye ondan daha iyi kim uyarlayabilirdi? John çok zengin mitoloji kaynağını temel alıp 21. yüzyıl izleyicisi için çağdaş bir öykü oluşturdu. İstediğimiz her şeyi tam anlamıyla başardığını düşünüyorum.” Daha önce çizgi filmlerde hiç çalışmamış olan Logan da filmin öyküsünün getirdiği olasılıkların kendisini baştan çıkardığını belirterek şunları söylüyor: "Kkabul etmeliyim ki, işini çok iyi bilen bir yapımcı olan Jeffrey Katzenberg bana bir çizgi film senaryosu yazmamı teklif ettiğinde kafamda hiçbir fikir yoktu. Jeffrey bunun son derece eğlenceli olacağını söyleyerek beni ikna etmeyi başardı. Ancak bu ‘eğlencenin’ hayatımın dört yılını aldığını da itiraf etmeliyim." Seslendirme kadrosunun ağzından “Sinbad” filminin karakterleri: “Sinbad”ın senaryosunun özgünlüğü yanında, en dikkat çekici yanının seslendirme kadrosunda yer alan isimler olduğunu söylemek gerekiyor. Brad Pitt’ten Catherine Zeta-Jones’a, Michelle Pfeiffer’dan Joseph Fiennes’a kadar uzanan tam bir yıldızlar grubu filme seslerini vermişler. İsterseniz gelin, bu yıldızların ağzından, hayat verdikleri karakterlerin özelliklerini dinleyelim: Brad Pitt (Sinbad): Yakışıklı aktör Brad Pitt, Sinbad'ı ilk olarak "Biraz dolandırıcı" sözleriyle tanımlıyor ve devam ediyor: "Onunla öylesine bütünleştim ki, ben ona Sin-Brad diyorum. Uzak denizlerde macera dolu bir hayat yaşamayı sever. Kimi zaman hazine bulur. Canavarlara karşı dövüşür. Bir de kızları sever..." “Sinbad” filmiyle ilk kez animasyon alanına giren ünlü yıldız, bu karakterin ses kayıtlarını yaparken çizimlerin başarısı karşısında çok şaşırdığını söylüyor: "Animasyon ekiplerinin yaptığı çalışma sayesinde Sinbad ve diğer karakterlerin görsel açıdan kusursuz olduğunu gördüm. Özellikle de yüz ifadelerindeki ayrıntılara ve hareketlerdeki dinamizme hayran kaldım. Hızla gelişmekte olan animasyon alanında dikkat çekici bir iş ortaya koymuşlar." Michelle Pfeiffer (Eris): Filmde hayattaki tek zevki dünyayı altüst ederek ortalığı karıştırmak olan kaos tanrıçası Eris'e sesini veren Michelle Pfeiffer da Pitt’le aynı keyfi paylaştığını vurgulayarak şunları söylüyor: "Seslendirme teklifi geldiğinde bana sadece 'kaos tanrıçası' sözünü telaffuz etmeleri yeterli oldu. Eris'i seslendirirken onu olabildiğince keyifli hale getirmeyi denedim. Ortalığı karıştırmak için çeşit çeşit sorun üretmek onun hoşuna gidiyor, çok eğleniyor. Eğer dünyada barış ortamı varsa bu durum karşısında canı sıkılıyor. Sinbad'a düzenlediği komploya da bir oyun şeklinde başlıyor. Zayıf karakterli gördüğü bu adama karşı kendince olumlu sonuç alacağından kesinlikle emin. Sinbad'la tam bir kedi-fare oyununa başladığını görüyoruz." Catherine Zeta-Jones (Marina): Sinbad’ın gemisine gizlice binen Proteus’un sevgilisi, Trakya Elçisi Marina karakterine sesini veren Catherine Zeta-Jones, içgüdülerine fazlasıyla güvenen bu cesur kadın için şunları söylüyor: "Marina son derece ateşli ve fazlasıyla inatçı bir kız. Sinbad'la ayrı yerlerden geldikleri halde bu açıdan eşit düzeydeler. Sinbad ile Marina'nın kimi zaman birbirlerine yaptıkları şakalar gerçekten keyif verici oldu. Çünkü nazlı prenses-sert delikanlı diyaloğundan eser bile yoktu. Aralarında ilginç bir ilişki var. Sinbad ona bir şey söyleme cesaretini bile bulamıyor. Çünkü Marina kafasına koyduğu bir şeyi zaten kesinlikle yapan bir kız." Ayrıca Zeta-Jones, Marina’yı seslendirmek gibi zorlu bir işin altından kalkmak için kendi yetişme dönemini temel aldığını vurguluyor: "Erkek kardeşlerden oluşan bir aile içinde büyüdüm. Kızların bazı şeyleri yapamayacağı veya yapmaması gerektiği söylenirdi. Ancak çocukluğumdan beri inatçı ve dik kafalı bir kız olduğum için kızların da erkekler kadar her şeyi yapabileceğine inandım. Bu yüzden Marina ile yakınlık kurmam zor olmadı. Umarım filmi izleyecek olan genç kızlar ve kadınlar da Marina karakterini en az benim kadar seveceklerdir. Marina son derece zeki, esprili, dürüst, kararlı ve güçlü bir kız. Umarım bu özelliklerin hepsini kendi kızıma da yerleştirmeyi başarırım." Joseph Fiennes (Proteus): Sinbad'a destek çıkan, yakın dostu Prens Proteus'un seslendirmesini yapan 1Joseph Fiennes Proteus'un karar almakta zorlanan bir kişi olduğunu belirtiyor ve bu karakterin temel özelliklerini şöyle tanımlıyor: "Görevinin getirdiği birtakım zorunluluklar var. Yönettiği kentteki barış ortamını korumak zorunda. Ancak bir yandan da maceracı bir ruha sahip olduğunu görüyoruz. Şuna inanıyorum ki, eğer Proteus'un resmi birtakım zorunlulukları olmasaydı Sinbad'ın uzak denizlerdeki maceralarına korsan olarak katılmaktan çekinmezdi. Bu duruma onun kişiliğindeki ying-yang etkisi yol açıyor olabilir. Çünkü Sinbad ile arasında çocukluğa dayanan uzun bir ilişki geçmişi var. Çocukluğundan beri her zaman Sinbad gibi olabilmeyi hayal ettiği halde devletin başında olmanın getirdiği sorumluluklar yüzünden bu isteğini hiçbir zaman hayata geçirememiş. İkisi arasında çocukluk yıllarında çok iyi arkadaş olmaları temeline dayanan harika bir dostluk ilişkisi var. Onları izledikçe ikisi arasındaki ne kadar derin bir güven ve sevgi bağı olduğunu görüyorsunuz.” Tabii ki filmdeki karakterler bunlarla sınırlı değil. Sinbad’ın başyardımcısı Kale (Dennis Haysbert tarafından seslendiriliyor) ve başına ne gelirse gelsin Sinbad'a sadakatinden kesinlikle vazgeçmeyen köpeği Spike filmin diğer iki önemli karakteri. Ama “Sinbad”da iyiler tarafında yer alanlar kadar kötü tarafta yer alan yan figürler de özenle çizilmiş. Kaos tanrıçası Eris'in de 'arkadaşlarım' olarak tanımladığı yaratıkların esin kaynağı, yıldızlı gecelerde gökyüzünden daha da belirginleşen takımyıldızları olmuş. Filmi Tim Johnson’la birlikte yöneten Patrick Gilmore bu yaratıklarla ilgili şu bilgileri veriyor: "Astronomide Cetus olarak bilinen balina takımyıldızı bizim deniz canavarımız oldu. Aquila olarak bilinen kartal takımyıldızı ise, Roc adlı dev yırtıcı kuşun esin kaynağıydı. Scorpius'u, Drago'yu, kısacası takımyıldızların hepsini Eris'in yarattığı kozmik kaosun parçası olarak görebilirsiniz." Tüm bunlara bakıp “Sinbad”ın oldukça eğlenceli ve gerilim boyutu da iyi işlenmiş, yalnızca çocuklara hitap etmeyen bir seyirlik olduğunu söylemek mümkün.
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Matrix
Morpheus: Yolu bilmek ile yolda yürümek arasında büyük fark vardır.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com