Coen biraderleri nasıl bilirsiniz?
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Coen kardeşler bu hafta kült bir İngiliz Ealing komedisi olan "Kadın Avcıları"nın yeniden çevrimiyle sinemalarımızda. Geçen yılın "Dayanılmaz Zulüm"ünden sonra yine bir yeniden çevrime el atan biraderlerin kendilerini öyküye neden yakın hissettikleri belli; bir müzik profesörünün büyük çaplı bir kumarhane soygununa kalkıştığı film, hayatı 'yırtma' çabasındaki muhtelif karakterlerin ideallerine kavuşmak için nafile debelenmelerinin öyküsünü anlatıyor.
Coen kardeşler bu hafta kült bir İngiliz Ealing komedisi olan “Kadın Avcıları”nın yeniden çevrimiyle sinemalarımızda. Geçen yılın “Dayanılmaz Zulüm”ünden sonra yine bir yeniden çevrime el atan biraderlerin kendilerini öyküye neden yakın hissettikleri belli; bir müzik profesörünün büyük çaplı bir kumarhane soygununa kalkıştığı film, hayatı ‘yırtma’ çabasındaki muhtelif karakterlerin ideallerine kavuşmak için nafile debelenmelerinin öyküsünü anlatıyor. Gerçi onların bu ‘yeniden çevrim’lere takılmaları sinemaları açısından bana göre hiç de iyiye alamet değil; nitekim “Kadın Avcıları” iyi çekilmiş ama malum ‘Coen lezzeti’nden pek de eser olmayan bir uyarlama olarak vasatın üzerine çıkamıyor.

Daimi oyuncuları John Goodman, John Torturro, Frances McNormand zaten birer ‘karakter’. George Clooney ve Jeff Bridges’den sonra bu kez Tom Hanks gibi Hollywood’un gözde bir ismi de onların oyuncuyu kendilerine ‘uydurma’ niyetinden nasibini almış, dişlek ve keçi sakallı bir profesör ‘karikatürünü’ canlandırıyor. Kahramanlarının düştükleri durumun gülünçlüğünden ziyade “Büyük Lebowski”de olduğu gibi her daim ‘acınası’ bir çaba içinde debelenişlerine güldüğümüz bir insanlık hali var ortada. Büyük bütçeli 'The Hudsucker Proxy'deki gibi can alıcı taraf ise önlerini göremeyen, gaflet ve delalet içindeki bu karakterlerin ‘gülünç’ birer varlık olarak resmedilmesi.

Suç veya komedinin illa da ‘kara’ haliyle tezahür ettiği filmlerin yaratıcıları onlar. Kara film veya kara komedi, filmlerinde türler ve tonlar farklı olsa da temalar her daim içiçe geçiyor, birbirini besliyor. Suç ile komedi arasında kalın ve ‘kara’ bir çizgi olmamasının nedeni karakterlerin bu nafile debeleniş hallerinin tükenmemesinden kaynaklanıyor. Kara filmin değişmez ögeleri olan kaos çivisi çıkmış bir dünya, haris veya tutkulu karakterler ve onların dolanmaya çalıştıkları tehlikeli kavisler varsa da bunlar Coen’lerin kendi usluplarıyla ‘deforme’ edilerek yeniden biçimleniyor. Daha sonra en iyi senaryo Oscarlı “Fargo”da benzer bir öyküyle aktaracakları üzere, karısı ve onun sevgilisini öldürtmek için kiralık katil tutan bir adamın hikâyesini anlatan 1984 tarihli "Blood Simple”da çıkartılamayan kan lekeleri, yıllar sonra ortaya çıkıp her şeyi mahvedebilecek küçük delillerin bunaltıcı baskısında telef oluyor kahramanları. Suç ve ceza dögüsünde; çaresizlik içinde bulundukları ‘çukurda’ bir şeyleri değiştirmek için çırpınan bu karakterler, Billy Bob Thornton’lu “Orada Olmayan Adam”, Dashiel Hammet uyarlaması “Miller’s Crossing” ve bana göre Coenlerin en iyi filmi, bir başyapıt olan “Barton Fink”te aslında hep aynılar.
Mevzuya dönersek; Coen biraderler biraz havalarından uzak şu son bir kaç filmlerinde ama yine de vizyondaki yeni filmle arasında gidip izlenecek kadar da keyifli...
iYİ SEYİRLER :)

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Aşkın Önemi (3 Aralık 2008 20:45 Kanal Türk)
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.

Replik
Şeytan'ın Avukatı
Kibir, benim en gözde günahımdır. John Milton
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com