Kayıt
Ludivine Sagnier: "Karakterim tarafından tüketilmeye eğilimliyim."
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Üçüncü kez bir Ozon filminde izlediğimiz genç aktris Ludivine Sagnier, "Havuz"u "gerçek ile kurgu arasındaki çizginin ne kadar ince olabileceğini gösteren, yaratıcı bir sanatçıyla ilham perisinin hikâyesi" olarak özetliyor. Sagnier'e göre, bu filmde başrolleri kendisiyle Charlotte Rampling'e veren Fransız yönetmen, şimdiye kadar çektiği filmlerin iki farklı yanını birleştirdi.
Ne zaman “Havuz” projesine dahil oldunuz? “8 Kadın” (“8 femmes”) vizyona çıktığında François Ozon ile sürekli beraberdik, çünkü filmin tanıtımını beraber yapıyorduk. Aklında yeni bir proje olduğunu hissetmiştim, ve bana rolü Charlotte Rampling’in kabul etmesinden bir müddet sonra teklif etti. İlk kez bana kasting yapmadan bir rol teklif ediyordu, bu benim çok hoşuma gitmişti. Filmin büyük bir bölümünün İngilizce olması sizi rahatsız etmiyor muydu? İngilizce rol yapacağım için çok heyecanlıydım. Daha once de İngilizce rol yapmıştım, ama film boyunca var olan bir karakteri canlandırmıyordum o zaman. Bu kez başetmem gereken zorluk daha ziyade fizikseldi, zira derme çatma hazırlanmış bir şeyden bir karakter yaratmam gerekiyordu. Seksüel saldırganlığı olan bir karakteri canlandırmam ve onu başarmam gerekiyordu, bunun için de iyi bir antreman ve seksüel cesareti oluşturmak gerektiriyor. Julie’nin dış görünüşü üzerinde nasıl çalıştınız? Julie’nin Sarah Morton’ın gözünde ve izleyicinin gözünde bariz bir seks sembolü olması lazımdı. Bu da kendimi daha ziyade bir provensal seks sembolü yapabilmek için vücudum üzerinde çalışmam demekti. Ayrıca kostüm tasarımcısı, makyöz ve kuaförle beraber de Julie’nin dışa dönük kişiliğine uyacak tarzlar üzerinde çalıştık. Çıplak olarak rol yapmak artı bir zorluk getiriyor mu? Bu çok büyük bir problem değildi. François’nın “Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları” (“Gouttes d'eau sur pierres brûlantes”, 2000) adlı filminde de çıplak rol yapmıştım daha önce, bu yüzden ekiple rahattım. Vücut çalışmam da artı bir güven vermişti bana, çekimler boyunca rahat edebildim böylece. Julie’yi canlandırmadaki en büyük problem onun parçalanmış kişiliğinin psikolojisiyle uğraşmaktı. Hayal gücümün hafif acı veren köşelerinin derinlerine girmem gerekiyordu karateri yaratabilmem için. Julie, François’nın yardımlarıyla ortaya çıktı. Karakter iki kişi tarafından yaratıldı; ama Sarah Morton’un fantezileriyle geliştiği için, Charlotte Rampling’in de bu değişime katkıda bulunmasına izin verdim. “Havuz” sizin üçüncü François Ozon filminiz. Beraber çalışma şekliniz, süreç içerisinde herhangi bir şekilde değişti mi? İlk filmimiz “Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları”nda henüz 19 yaşındaydım ve sinema ile ilgili çok az fikrim vardı. Daha saftım ve risk almakta çekingendim. Sanatsal olarak uyumlu olduğumuzu “8 Kadın”da anladım. “Havuz”da, François bence çok iyi bir şey yaptı, bir filmin tasarımındaki yaratıcı sürece dahil olmamı sağladı. Bana daha fazla özgürlük verdi ve bu sürecin her etabına da iştirak etmeme izin verdi. Senaryonun yazılışından filmin tamamlanışına kadar her gün görüştük. Kararlarını daha iyi anlıyordum ve bu sayede de kendiminkileri daha özgürce verebiliyordum. Charlotte Rampling ile çalışmanızdan neler öğrendiniz? Onunla beraber çalışmak çok rahattı. O da daha once “Kumun Altında”da François Ozon ile beraber çalışmıştı ve aileden birisiymiş gibi hissediyordum. Çok cesaretlendiriyor insanı. Bir film çevirme süreci konusunda çok rahat bir insan Charlotte. İngilizce sayesinde de ilişkimiz sağlamlaştı. Sette herkes İngilizce anlıyordu, fakat bir tek Charlotte ve ben konuşabiliyorduk. Bu, sanki ikimizin arasında özel bir dil yaratmışız hissi veriyordu ve bu da bizi birbirimize daha da yakınlaştırıyordu. Ayrıca o, karakterinin duygularıyla çok rahat bir biçimde başedebilen bir oyuncu, oysa ben işimde çok daha naif ve inatçıyım. Ben karakterim tarafından tüketilmeye eğilimliyim. Charlotte Rampling, bana bir oyuncunun keyfi hislerini kaybetmeden kendini nasıl soyutlaması gerektiğini öğretti. Julie’nin Sarah ile olan ilişkisini nasıl tanımlarsınız? Başlangıçta, Julie ortaya çıktığında, hiç ortak noktaları yokmuş gibi görülüyor. Ardından Sarah’ın Julie’ye olan, daha sonra fanteziye dönüşecek garip ilgisi her şeyi değiştiriyor. “Havuz”da Charlotte ile beni bir araya getirmekle François adeta işinin iki yanını birleştirdi. Ben yapay taraftan geliyorum, “Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları” ve “8 Kadın”ın teatral ve kavramsal tarafı… Charlotte ise daha samimi bir havası olan “Kumun Altında”dan geliyor. “Havuz”da da bu iki akımın Julie ve Sarah’nın ilişkisinde de bir çatışma yarattığını hissediyorum. Julie doğal değil, hatta kaba. Sarah içine kapanık ve entelektüel. Filmde bu iki insan karşılaşıyorlar ve değişiyorlar: Julie iç dünyasını geliştirirken Sarah ise fiziksel olarak güzelleşiyor. “Havuz” bence François Ozon’un özel bir hikâyesini anlatma girişimi, gerçek ile kurgu arasındaki çizginin ne kadar ince olabileceğini gösteren, yaratıcı bir sanatçıyla ilham perisinin hikâyesi. Filmin basın dosyasından alınmıştır.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Kontrat (21 Ağustos 2008 22:30 Star)
Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...
Replik
Ayrı Hayatlar
Bazen öyle görünsede kimsenin hayatı mükemmel değildir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com