Hollywood’da hâlâ genç sayılırım

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Genelde, ‘cool’ ve sert karakterlerin oyuncusu olarak görmeye alıştığımız Chow Yun-Fat bu hafta vizyona giren “Kurşun Geçirmez”de komik yönleri öne çıkan isimsiz bir keşişi canlandırıyor. Aslında Yun-Fat, gerçek hayatta da karısının sözünden çıkmayan, drama ve romantizme düşkün biri olduğunu söylüyor.
Her zaman, kendinze idol olrak seçtiğiniz aktörün Steve McQueen olduğunu söylersiniz. Ama son filminiz “Kurşun Geçirmez”de, daha önce yer aldığınız rollerin aksine, gülen, esprili, yumuşak bir karakteri canlandırıyorusunuz. Bu değişimin nedeni nedir?
Aslında ben komik bir adamımdır. Evet doğru, bir Steve McQueen hayranıyım ve onu çok ‘cool’ buluyorum; ama kariyeri boyunca onun da, John Wayne ve Clint Eastwood gibi diğer ‘cool’ aktörlerin de gülümsedikleri, yumuşak yanlarının öne çıktığı filmler olmuştur. Gülümsemek onları daha insan, filmleri de daha sevilesi yapar.
Siz de Hollywood’a geldiğinizde, diğer Uzakdoğulu aktörler gibi, hemen dövüş sanatlarıyla ilgili filmler için aranan bir isim oldunuz. Tek bir türe mahkûm kalmak, sizi rahatsız ediyor mu?
Ben yola bir Uzakdoğu dövüş sanatları ustası olarak değil, bir aktör olarak çıktım. Benim için bir filmde oynamak, her şeyden once büyük bir zevktir; benim için harcanan büyük paralar, İngilizcemi düzeltmem için tutulan diksiyon hocaları, hoş ve pahalı oteller… Şanslı bir adam olduğumu düşünüyorum. Bu anlamda Hollywood’da benden Uzakdoğu dövüşçüsü rollerinde oynamam yönünde bir talep varken, bunu sorgulamak yerine Uzakdoğu dövüşlerini öğrenmeyi tercih ediyorum.
“Kurşun Geçirmez”deki deneyiminizi, Hollywood’da yaptığınız önceki filmlerle karşılaştırabilir misiniz?
“Kurşun Geçirmez”, Hollywood’da yaptığım önceki filmlere göre çok daha çılgın. Tibet’ten gelip genç adama felsefe dersi veren keşiş tiplemesi başlı başına çok komik. Ayrıca aralarındaki ilişki de çok ilginç, çünkü genç adam zamanla onun ortağı haline geliyor. Filmde Kar’la Keşiş ne kadar komik durumlara düşüyorsa, biz de filmin çekimleri sırasında Seann’la aynı derecede komiktik. Bir de sette çok fazla genç insan olması beni oldukça mutlu etti. Bana ve de filme fazlasıyla enerji ve ilham verdiler. Ben artık, sinema endüstrisi içinde bir veteran sayılırım, 30 yıldan fazladır bu işi yapıyorum. Gençler bana çok yeni şeyler öğretebiliyor, özellikle de nasıl genç bir aktör olunabileceğine dair. Biliyorsunuz, veteran da olsam, Hollywood’da hâlâ genç sayılırım. Her filmde bir şeyler verip bir şeyler alıyorsunuz ve ben genelde her filmimden çok fazla şey alıyorum.
Filmdeki rol, oldukça fazla fiziksel efor sarfetmenizi gerektiriyor, bundan memnun muydunuz?
Aslında pek değildim. Ama bir kez sizi tüm o kablolara bağlayıp havaya kaldırdıklarında, olayın zorluğunu unutup oldukça keyif alabiliyorsunuz. Bu, tamamen, yapacağınız hareketlerin zorluğuna gore değişen bir şey. Ben, kişisel olarak, dövüüş filmlerinden çok drama ve romantizme düşkünüm. Aşık olunacak bir kadını, tüm o kablolara ve dövüşülecek adamlara tecih ederim.
“Kurşun Geçirmez”in senaryosu ilk kez elinize geçtiğinde, size “evet, ben bu filmde olmalıyım” dedirten neydi?
Karım Jasmine. Asında o benim menajerim gibi çalışıyor. Yer alacağım tüm filmlere benim adıma o karar veriyor. Bana “Şimdi Kurşun Geçirmez diye bir filmde rol alacaksın” dediğinde oynayacağım karakteri filan değil, karımı düşünürüm ve bunun bir emir olduğunu bilirim. O bana “Yapacaksın” der, ben de “Evet, efendim!” derim.
“ OrlandoSentinel.com”, “Toronto Sun” ve “Comic Book Resources”da yayınlanan söyleşilerden derlenmiştir.
Siz de Hollywood’a geldiğinizde, diğer Uzakdoğulu aktörler gibi, hemen dövüş sanatlarıyla ilgili filmler için aranan bir isim oldunuz. Tek bir türe mahkûm kalmak, sizi rahatsız ediyor mu?
Ben yola bir Uzakdoğu dövüş sanatları ustası olarak değil, bir aktör olarak çıktım. Benim için bir filmde oynamak, her şeyden once büyük bir zevktir; benim için harcanan büyük paralar, İngilizcemi düzeltmem için tutulan diksiyon hocaları, hoş ve pahalı oteller… Şanslı bir adam olduğumu düşünüyorum. Bu anlamda Hollywood’da benden Uzakdoğu dövüşçüsü rollerinde oynamam yönünde bir talep varken, bunu sorgulamak yerine Uzakdoğu dövüşlerini öğrenmeyi tercih ediyorum.
“Kurşun Geçirmez”deki deneyiminizi, Hollywood’da yaptığınız önceki filmlerle karşılaştırabilir misiniz?
“Kurşun Geçirmez”, Hollywood’da yaptığım önceki filmlere göre çok daha çılgın. Tibet’ten gelip genç adama felsefe dersi veren keşiş tiplemesi başlı başına çok komik. Ayrıca aralarındaki ilişki de çok ilginç, çünkü genç adam zamanla onun ortağı haline geliyor. Filmde Kar’la Keşiş ne kadar komik durumlara düşüyorsa, biz de filmin çekimleri sırasında Seann’la aynı derecede komiktik. Bir de sette çok fazla genç insan olması beni oldukça mutlu etti. Bana ve de filme fazlasıyla enerji ve ilham verdiler. Ben artık, sinema endüstrisi içinde bir veteran sayılırım, 30 yıldan fazladır bu işi yapıyorum. Gençler bana çok yeni şeyler öğretebiliyor, özellikle de nasıl genç bir aktör olunabileceğine dair. Biliyorsunuz, veteran da olsam, Hollywood’da hâlâ genç sayılırım. Her filmde bir şeyler verip bir şeyler alıyorsunuz ve ben genelde her filmimden çok fazla şey alıyorum.
Filmdeki rol, oldukça fazla fiziksel efor sarfetmenizi gerektiriyor, bundan memnun muydunuz?
Aslında pek değildim. Ama bir kez sizi tüm o kablolara bağlayıp havaya kaldırdıklarında, olayın zorluğunu unutup oldukça keyif alabiliyorsunuz. Bu, tamamen, yapacağınız hareketlerin zorluğuna gore değişen bir şey. Ben, kişisel olarak, dövüüş filmlerinden çok drama ve romantizme düşkünüm. Aşık olunacak bir kadını, tüm o kablolara ve dövüşülecek adamlara tecih ederim.
“Kurşun Geçirmez”in senaryosu ilk kez elinize geçtiğinde, size “evet, ben bu filmde olmalıyım” dedirten neydi?
Karım Jasmine. Asında o benim menajerim gibi çalışıyor. Yer alacağım tüm filmlere benim adıma o karar veriyor. Bana “Şimdi Kurşun Geçirmez diye bir filmde rol alacaksın” dediğinde oynayacağım karakteri filan değil, karımı düşünürüm ve bunun bir emir olduğunu bilirim. O bana “Yapacaksın” der, ben de “Evet, efendim!” derim.
“ OrlandoSentinel.com”, “Toronto Sun” ve “Comic Book Resources”da yayınlanan söyleşilerden derlenmiştir.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- "Sezgilerimle hareket edeceğim"
- Stefan Ruzowitzky ile Kalpazanlar hakkında!
- Gus Van Sant ile Paranoid Park üzerine
- 1 YTL ver 1 Film Çekeyim!
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı!
- Mehmet Açar ile eleştirmenlik ve Türk sineması üzerine...
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Dördüncü Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Üçüncü Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (İkinci Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Birinci Bölüm)
- Handan İpekçi: "Eteklerimdeki taşları dökemedim!"
- "Mesut Uçakan": Artık aptalca festival kaygılarım yok!
- Şoförünün ağzından yeni "Taxi"
- "Benim Adım Elisabeth": "Çocukları anlamaya çalışan bir film"
- Yönetmeni Oscar Roehler'in ağzından "Temel Parçacıklar"



Son Kale (7 Eylül 2008 23:00 Fox)
Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.
Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.

300 Spartalı
Bu günü unutmayın, çünkü sonsuza kadar sizin olacak.
Bu günü unutmayın, çünkü sonsuza kadar sizin olacak.






Seanslar
Fragman
