Cannes'ın galipleri anlatıyor: "Uzak" ve ötesi
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
21 yıl aradan sonra dünyanın en prestijli festivalinde iki önemli ödül kazanan "Uzak"ın yaratıcısı Nuri Bilge Ceylan ile Altın Palmiyeli oyuncusu Muzaffer Özdemir bir basın toplantısı yaptılar ve "Uzak"'ın Cannes macerası ve ödül sonrası yaşanan gelişmeleri anlattılar.
Muzaffer Özdemir 56 yıllık Altın Palmiye tarihinde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanan ilk Türk aktörü. Kuşkusuz bu ödülü paylaştığı Mehmet Emin Toprak'ın artık aramızda olmayışı da bu mutlu haberin trajedisini yaratıyor.
Uzak filminin yaratıcısı yani senaristi, yönetmeni, yapımcısı Nuri Bilge Ceylan da 21 yıl aradan sonra Cannes'da büyük bir başarıya imza atarak ikinci ödül olan Grand Prix'yi aldı. Cannes'dan dönen Nuri Bilge Ceylan ve oyuncular Ebru Ceylan, Muzaffer Özdemir, Nazan Satılmış bir basın toplantısıyla gazetecilerle buluştu.

Eurovision'la kıyasla çok daha önemli bir olay olmasına rağmen Cannes başarısına yoğun bir ilgi göstermeyen medyanın çelişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ticari ve sanat olaylarının ayrımı dünyanın her yerinde vardır. İnsanların ilgisini çeken şeyler daha çok izlenir, popülerlik böyle bir şey. Bu nedenle Eurovision'a olan ilgiyi çok doğal buluyorum. Popüler'e olan ilgi her yerde var. Örneğin Cannes'da da bazı filmler güçlü prodüktörlerin sayesinde yer bulabiliyor. Mesela Luc Besson Fransa'da tanrı gibi kabul goruyor ve festivalin açılış filmi Fanfan La Tulip de son derece ticari bir yapım olmasına karşın yerini alabiliyor. Bu nedenle popüler olana ilgiye bozulduğum filan zannedilmesin.

Sertap Erener'e olan ilgiyle kıyaslanınca devlet erkanının Cannes gibi bir festival sonrası size olan ilgisinin azlığı yine de şaşırtıcı olmadı mı?
Nuri Bilge Ceylan: Nietzsche'nin bir sözü vardır; 'Herkes ışığa koşar' diye. Sertap Erener'e olan ilgi de böyle bir şey. Daha popüler olan öncelikli oluyor. Çok bilgili değiller onlar bu konuda. Bu arada Kültür Bakanlığı'nın festival öncesi yaptığı bir açıklamayı da burada düzeltmek istiyorum. Kendileri bana filmin Cannes'da tanıtımı için 50 milyar verdiklerini söylediler ama doğru edğil. 25 milyar lira ödendi bana. Devlet erkanının ilgisine gelince; ben Cannes'dayken Abdullah Gül aradı ama Kültür Bakanımız aramadı.

Cannes'da bulunurken böylesine büyük bir ödül kazanacağını bekliyor muydunuz?
Nuri Bilge Ceylan: İlk günler hayır, önce bekledim. Cannes'da bir süre kaldıktan sonra ve gelen tepkileri değerlendirdikten sonra beklentileriniz oluşmaya başlıyor tabii ki.

Cannes'da önemli bir ödül kazanmış birisi gibi canlı ve mutlu görünmüyorsunuz, nedeni nedir?
Nuri Bilge Ceylan: Öncelikle bu benim kişiliğimle ilgili bir şey, bir de çok yorgunum. Tüm festival boyunca mecburen filmin tanıtımı ve satışlarıyla ilgili çok yoğun çalışmak zorunda kaldım. Ama aynı zamanda dediğim gibi benim kişiliğim dolayısıyla böyle biraz sakin ve tepkisiz görünebilirim.

Uzak Cannes'da büyük ilgi gördü, bu ödülün Türk sinemasına getireceği bir hareketlenme olabilir mi?
Nuri Bilge Ceylan: Öncelikle sinema çok önemli bir tanıtım aracı tabii ki. Kişisel çabaların dışında da destek gerekiyor. Örneğin İran sineması çok iyi gösterge karşımızda. İran'da yapılan sinemanın yüzde 90'ı ticari. Ve yurtdışında ilgi gören ve ödül kazanan filmlerin çoğu ülkede gösterilemiyor bile. Ama İran bu sinemanın yaptığı çıkış tüm İran'ın imajını değiştirdi ve yetkililer de bunun farkına vardılar. Devlet kurduğu bir organizasyonla sanat sinemasına destek veriyor orada. Çünkü biliyorlar ki milyonlarca dlar verseler böylesine bir tanıtım yapamazlar. Bu nedenle de sanat sinemasına destek veriyorlar ve tanıtımlarını sanat yoluyla yapıyorlar. Bu etki ihç bir şeyle sağlanamaz. Türk hükümeti ise bunun farkında değil. Ben Cannes'a gitmeden önce bunun önemi üzerine ve bunları anlatan üç sayfalık bir dilekçe yazdım ve Kültür Bakanlığı, Dış İşleri ve Turizm bakanlığına gönderdim. Cannes'ın ne anlama gelidğini anlattım. Ama bir yanıt gelmedi. Sinemanın gücünün farkında değiller.

Ödül kabul konuşmanızçda Yılmaz Güney'e adadınız ödülünüzü değil mi?
Nuri Bilge Ceylan: 21 yıl önce Altın Palmiye almış ve bu ödülü ülkesine götürememiş bir yönetmene adadığımı söyledim ödül töreninde. 'Tam şimdi ödül alırken bunun anlamını kavradığımı ve bunu yapamamanının ne denli acı olduğunu anladığımı' söyledim. Daha sonar Wim Wenders gibi yönetmenler gelip bana bu konuşmam için teşekkür ettiler. İnsan gerçekten de böyle bir ödül kazanınca ülkesine dönmeyi ve bunu ülkesinde paylaşmayı arzu ediyor. Bunu yapamamak ise çok acı.

Mayıs Sıkıntısı belki de Uzak'tan daha iyi bir filmdi ama Cannes yerine Berlin'de yarıştı. Sizce geçen yıl Cannes'da olsaydı sonuç farklı olur muydu?
Nuri Bilge Ceylan: Ben aslında Cannes'a başvurmuştum ve yan bölüme alınmıştı. Biraz beklersem belki yarışma bölümüne de alınacağı söylendi ama riske girmek istemedim ve Berlin'e verdim. Bu nedenle Berlin'i tercih etmiş oldum yani. Bu yıl ise doğrudan kabul gördüğü için Uzak'ı Cannes'a verdim. Yarıymaya katılması bile benim için önemli bir olaydı ve jurideki Hollywood isimleri nedeniyle ödül konusunda doğrusu şüphelerim vardı ama tam tersi oldu. Meg Ryan ödülden sonra bana gelip, sinematografiden çok etkilendiğini ve Altın Palmiye için oyunu bana verdiğini söyledi.

Başrol oyuncunuz Muzaffer ile nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz? Sette nasıl bir yönetmensiniz?
Nuri Bilge Ceylan: Muzaffer inatçı bir insandır, yönetilemez. Aslında bu soruya onun yanıt vermesi gerekir ama.. Kısaca her oyuncu için farklı bir yöntem vardır. Aslında her sahne için de farklı bir yaklaşım gerekebilir. Muzaffer diyalogsuz sahnelerde özellikle çok başarılıdır. Diyaloglu sahnelerde ise farklıdır. Biz karşılıklı konuşup, aynı ritmi tutturmaya çalışırız.

Muzaffer Özdemir: Evet sette karşılıklı konuşup en iyisi nasıl olabilir diye tartışırız. Bazen benim yapamayacağım şeyler ister o zamanlar ben de itiraz ederim. Onun dışında hep dediği gibi bir ritm yakalamaya çalışırız.

Zuhal Gencer:Nuri Bilge Ceylan ile çalışmak harika bir şey. Beni tiyatro ve sinemadan çok iyi tanıdığı halde bir deneme çekimi yaptı ve daha sonra benimle çalışmak istediğini söyledi. Doğal oyunculuk istiyordu. Birlikte çalışması çok rahat bir yönetmen, harika bir çalışma oldu.

Böylesine büyük bir ödülden sonraki adımınız nedir? Siz küçük bir ekiple, küçük betçeli filmler yapan bir yönetmensiniz ama şimdi önünüze bir çok teklifgelmiştir. Bir sonraki adımınız ne olacak?
Nuri Bilge Ceylan: Üzerinde düşünülmesi gereken bir şey gerçekten de. Açıkcası korkuyorum bir Fransız ortak yapımı içinde yer almaktan. Küçük bütçeyle kendi başınıza olabiliyorsunuz ve sanatçı özgürlüğünüz var. Ama milyonlarca dolar söz konusu olduğunda bunun sorumluluğunu nasıl yüklenirim ve parıltıdan etkilenmeden nasıl çalışırım şimdi bunu düşünmekteyim. Şu anda ne yapacağıma henüz karar vermedim. Ama en kötüsünün bir yönetmenin bu parıltıdan gözlerinin kamaşması ve büyük bütçeler karşısında baştan çıkmasıdır. Bunun dünyada çok örneği var. Örneğin Jim Jarmush. İlk filmlerinden sonraki ürünlerini izlediğinizde açıkçası görebiliyorsunuz. Ben böyle bir hataya düşmemek için elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Aşkın Önemi (3 Aralık 2008 20:45 Kanal Türk)
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.

Replik
Kelebek Etkisi
Sadece zekanı bir film gibi düşün, durdurabilir, geriye alabilir, ağır çekimde istediğinde bütün detayları elde edersin.
Dr. Redfield
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com