"Küçük Kıyamet"
Deprem korkunuzla yüzleşmeye hazır mısınız?
Deprem korkunuzla yüzleşmeye hazır mısınız?

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
1999'daki büyük depremden beri hayatımızın odağında yer alan deprem korkusu, kısa film ve belgeselerden sonra, nihayet bir kurmaca filme de kaynaklık etti. Senaryosunu Doğu Yücel'in yazdığı ve Taylan Biraderler'in yönettiği "Küçük Kıyamet", iyi çekilmiş gerilim filmlerine has bir tavırla, deprem korkumuzla yüzleşmemizi sağlayan, Türk sinemasında genelde ağır aksak örnekleriyle karşalışatığımız gerilim türünün hakkını veren, uzun süre konuşulacak bir film.
"Küçük Kıyamet", özellikle 17 Ağustos 1999'daki büyük depremin ardından, hayatımızın merkezine yerleşmiş deprem korkusundan yola çıkan bir film. Genel anlamda, korku-gerilim türünde yer alan filmde, aile dramı alt türünün ve noir öğelerinin de hissedilir bir ağırlığı var. Deprem korkumuzun üzerine gitse de, konusunu sömüren bir tavrı yok "Küçük Kıyamet"in. Taylan Biraderler, bu korkuyla yüzleşmemizi sağlarken, iyi bir film yapma amacından hiçbir noktada ayrılmamışlar. Yer yer itiraz edeceğiniz noktalar olsa da, "Küçük Kıyamet", son dönemde, "Hokkabaz"la birlikte, popüler olma iddiası taşıyan filmler içinde sivrilen, bir meselesi olan ve kendine özgü bir dünya yaratmayı başaran, mutlaka izlenmesi gereken bir film.
Filmin odağında Başak Köklükaya'nın canlandırdığı Bilge karakteri var. Bilge, eşi Zeki, kızı Eda ve yeni doğmuş bebeği Alp ile birlikte İstanbul'da rahat ve konforlu bir hayat yaşamaktadır. Fakat inşaat mühendisi olan eşinin yoğun iş programı yüzünden uzun zamandır ailecek tatile gidememişlerdir. Bu amaçla Fethiye'de bir villa kiralayan aileye Bilge'nin yeğenleri Didem ve Bora da katılır. Ertesi günün sabahında İstanbul'dan yola çıkacak olan aile güzel bir yemekten sonra uykuya dalar. Onlar uykudayken büyük bir deprem olur. Deprem kısa sürer ama sarsıntılardan etkilenen aile, bir an evvel İstanbul'dan ve yaşadıkları bu 'küçük kıyamet'ten uzaklaşmak için yola çıkar. Fethiye'de tuttukları villada onları, evin bakıcısı Ali karşılar. Bir dağ başına kurulmuş bu lüks villa, havuzuyla, bahçesiyle ve dekorasyonuyla ilk bakışta muhteşem görünür. Ama evin karşısında görünen mezarlık onları hemen huzursuz etmeye başlar. İstanbul'da depremin yarattığı kaos ortamı sürmektedir. Annesini 17 Ağustos 1999 depreminde kaybeden Bilge, İstanbul'da yaşadığı sarsıntılardan fazlasıyla etkilenmiş ve tekinsiz kabuslar görmeye başlamıştır. İstanbul'daki tehlikeden kaçan Bilge, bu hayallerin de etkisiyle geldikleri yerde daha büyük bir tehlikenin onları tehdit ettiğini düşünmeye başlar.
'Küçük Kıyamet'in anlamı ne?
"Küçük Kıyamet", yıllar önce, 10 Eylül 1509'da Marmara Denizi'nde Adaları yakınlarında meydana gelen şiddetli depremden yola çıkılarak konmuş. Bugün yapılan tahminlere göre 7.5'ten büyük olan bu depremin şiddetinin 8 veya daha üzerinde olduğunu iddia eden uzmanlar da var. Halk bu deprem sırasında öyle bir korku ve panik yaşamış ki, depreme "kıyamet-i suğra" yani "küçük kıyamet" adını takmışlar. O zamanlarda depremlerin doğal sebeplerden meydana geldiği bilinmiyordu. Sarsıntılar, ilahi gücün gazabı olarak nitelendiriliyor ve bunlara halkın işlediği günahların neden olduğu düşünülüyordu.
'Küçük Kıyamet' olarak anılan bu depremde 160.000 nüfus ve 35.000 yerleşim birimi bulunan İstanbul'da içinde Osmanlı hanedanının bazı üyelerinin de bulunduğu 4000'den fazla kişi ölmüş, 1000 tane ev tamamen yıkılmıştır.
Küçük kıyamet'in tek anlamı bu değil. 'Küçük Kıyamet' aynı zamanda tasavvufta kişinin ölümüne verilen isim. Ölüm, ölüm anı, ölüm hali, ecel gibi anlamları da vardır. Büyük kıyamet dünyanın sonu iken, küçük kıyamet bir canlının sonu anlamına gelir. İslam felsefesinde de ölümü ifade eden bir terimdir.
Filmin prodüksiyonu hakkında...
"Küçük Kıyamet", Durul ve Yağmur Taylan'ın 17 Ağustos depremi gerçekleştiğinden beri üzerine düşündükleri bir hikâyeden yola çıkarak yazılmış. İki yönetmen bu hikâyeyi senarist Doğu Yücel'e "Okul" filminde beraber çalışırken anlatmışlar. Daha sonra ara ara proje hakkında konuşan üçlünün bir araya gelişi 2006'ın ilk aylarına denk geliyor. Deprem ve deprem psikolojisi üzerine giriştikleri bir araştırma sürecinden sonra hikaye ve senaryo oluşmuş.
"Küçük Kıyamet"te "Okul"un perde arkasındaki isimlerin bir araya geldiğini görüyoruz. Taylan Biraderler ve senarist Doğu Yücel dışında, görüntü yönetmeni Soykut Turan, özel efekt süpervizörü Volkan Duran ve müzisyen Kevin Moore, "Okul"dan iki yıl sonra "Küçük Kıyamet" için yeniden birlikte kolları sıvamışlar.
Prodüksiyonun karşılaştığı en büyük güçlük filmdeki deprem sahneleri olmuş. Bu konuda efekt süpervizörü Volkan Duran ve sanat yönetmeni Yaşar Kartoğlu'nun rolleri devreye girmiş. Yaşar Kartoğlu, Tem Stüdyoları'nın bahçesine oldukça iddialı, devasa bir apartman enkazı kurmuş. Ailenin evi de yine Tem Stüdyoları'nda kurulmuş. Deprem sahnelerindeki efektler gerçekçiliği sağlamak adına mekanik yollarla
çözülmüş. Deprem sahneleri çekilirken, ev dekoru gerçekten deprem oluyormuşçasına
sallanınca, oyuncular ve set çalışanları bu sahnelerden çok etkilenmiş.
"Küçük Kıyamet" bir felaket filmi olmadığı için Yaşar Kartoğlu'nun dekorlarda yaptığı en ufak yenilik ve detay hikâyeyi de etkilemiş. Bu yüzden set sırasında senaryo üzerinde bazı değişikliklere gidilmiş. Ve filmin sanat yönetimi, senaryonun ve hikâyenin daha da detaylandırılmasında ve inandırıcı kılınmasında oldukça faydalı olmuş.
Deprem sahnelerinin çekileceği dekor kadar, filmin ana mekânı olan, ailenin kiraladığı yazlık villa da hikâye için büyük bir önem taşıyor. Villayı bulmak için Fethiye karış karış gezilmiş. Sonunda 'hayalet köy' olarak da anılan Kayaköy'e bakan bir villa seçilmiş. Villanın yakınındaki mezarlık sanat yönetmeni Yaşar Kartoğlu tarafından baştan yaratılmış. Dağ başında olduğu için, bölgeye haftalarca taş ve çimento taşınmış.
"Küçük Kıyamet" efektlere ve ses olarak yoğun sahnelere sahip olduğu için, filmin ses tasarımı da çok önemli. Bu konuda Gürhan Berkel, filmin müziklerini yapan Kevin Moore'la fikir teatrisinde bulunarak yurtdışı standartlarında müzikle de uyumlu bir ses kuşağı yaratmış.
Filmin çekimlerinden önce ve sonra Türkiye'nin önde gelen sivil kurtarma örgütleriyle görüşmeler yapıldı. Film sırasında deprem sahnelerinde Sivil Savunma Teşkilatı ile çalışılmış.
Yönetmenlerin ağzından "Küçük Kıyamet":
Durul Taylan: "Küçük Kıyamet'in iki anlamı var. Hem 1509'da İstanbul'da yaşanan deprem hem de tasavvufta kişinin kendi ölümü anlamına geliyor. Bu evrenin bittiği ve mahşerin başladığı an. İnsanın kendi ölümü... Bu film de ölüm ve ölüm sonrasıyla ilgili. "Küçük Kıyamet"in hikâyesini Doğu Yücel'e anlattık ve o da senaryoyu yazdı."
Yağmur Taylan: "Gerçekliği algılayışımızla ve korkularımızla ilgili bir film ve aslında çok direkt bir film değil. Kentten bunalan ve kaçmaya çalışan orta sınıfın hesaplaşması anlatılıyor. Filmin özündeki deprem korkusu da içinde bulunduğumuz şehirle ilgili bir şey. Ana karakterler kaçarak Fethiye'ye sığınıyor ama korkuları bir türlü peşlerini bırakmıyor. Kendini güvende hissetmekle de alâkalı aslında bu film. Günümüz kentli orta sınıfının kendisini yönetenlerle ilgili bir meşruiyet sorunu var ve kendini güvende hissetmek için kendi önlemlerini almak istiyor. Mesela İstanbul'da bu kadar jeep kullanılmasının nedeni içine bindiklerinde insanların kendilerini daha rahat hissetmeleri. Çünkü kendimi sadece kendim koruyabilirim, diye düşünüyorlar. Aslında bu film, insanın kendi yok oluşunu ne kadar önleyebileceğiyle ve bundan ne kadar kaçabileceğiyle ilgili bir film. Hani Zincirlikuyu mezarlığında yazar ya 'Her canlı bir gün ölümü tadacaktır' diye, bizim filmimiz de böyle bir şey anlatıyor. Bizim sinematografimizde önemli bir film olacağını düşünüyoruz. Bu, dikkat çekecek bir gerilim filmi."

Filmin odağında Başak Köklükaya'nın canlandırdığı Bilge karakteri var. Bilge, eşi Zeki, kızı Eda ve yeni doğmuş bebeği Alp ile birlikte İstanbul'da rahat ve konforlu bir hayat yaşamaktadır. Fakat inşaat mühendisi olan eşinin yoğun iş programı yüzünden uzun zamandır ailecek tatile gidememişlerdir. Bu amaçla Fethiye'de bir villa kiralayan aileye Bilge'nin yeğenleri Didem ve Bora da katılır. Ertesi günün sabahında İstanbul'dan yola çıkacak olan aile güzel bir yemekten sonra uykuya dalar. Onlar uykudayken büyük bir deprem olur. Deprem kısa sürer ama sarsıntılardan etkilenen aile, bir an evvel İstanbul'dan ve yaşadıkları bu 'küçük kıyamet'ten uzaklaşmak için yola çıkar. Fethiye'de tuttukları villada onları, evin bakıcısı Ali karşılar. Bir dağ başına kurulmuş bu lüks villa, havuzuyla, bahçesiyle ve dekorasyonuyla ilk bakışta muhteşem görünür. Ama evin karşısında görünen mezarlık onları hemen huzursuz etmeye başlar. İstanbul'da depremin yarattığı kaos ortamı sürmektedir. Annesini 17 Ağustos 1999 depreminde kaybeden Bilge, İstanbul'da yaşadığı sarsıntılardan fazlasıyla etkilenmiş ve tekinsiz kabuslar görmeye başlamıştır. İstanbul'daki tehlikeden kaçan Bilge, bu hayallerin de etkisiyle geldikleri yerde daha büyük bir tehlikenin onları tehdit ettiğini düşünmeye başlar.
'Küçük Kıyamet'in anlamı ne?
"Küçük Kıyamet", yıllar önce, 10 Eylül 1509'da Marmara Denizi'nde Adaları yakınlarında meydana gelen şiddetli depremden yola çıkılarak konmuş. Bugün yapılan tahminlere göre 7.5'ten büyük olan bu depremin şiddetinin 8 veya daha üzerinde olduğunu iddia eden uzmanlar da var. Halk bu deprem sırasında öyle bir korku ve panik yaşamış ki, depreme "kıyamet-i suğra" yani "küçük kıyamet" adını takmışlar. O zamanlarda depremlerin doğal sebeplerden meydana geldiği bilinmiyordu. Sarsıntılar, ilahi gücün gazabı olarak nitelendiriliyor ve bunlara halkın işlediği günahların neden olduğu düşünülüyordu.
'Küçük Kıyamet' olarak anılan bu depremde 160.000 nüfus ve 35.000 yerleşim birimi bulunan İstanbul'da içinde Osmanlı hanedanının bazı üyelerinin de bulunduğu 4000'den fazla kişi ölmüş, 1000 tane ev tamamen yıkılmıştır.
Küçük kıyamet'in tek anlamı bu değil. 'Küçük Kıyamet' aynı zamanda tasavvufta kişinin ölümüne verilen isim. Ölüm, ölüm anı, ölüm hali, ecel gibi anlamları da vardır. Büyük kıyamet dünyanın sonu iken, küçük kıyamet bir canlının sonu anlamına gelir. İslam felsefesinde de ölümü ifade eden bir terimdir.
Filmin prodüksiyonu hakkında...
"Küçük Kıyamet", Durul ve Yağmur Taylan'ın 17 Ağustos depremi gerçekleştiğinden beri üzerine düşündükleri bir hikâyeden yola çıkarak yazılmış. İki yönetmen bu hikâyeyi senarist Doğu Yücel'e "Okul" filminde beraber çalışırken anlatmışlar. Daha sonra ara ara proje hakkında konuşan üçlünün bir araya gelişi 2006'ın ilk aylarına denk geliyor. Deprem ve deprem psikolojisi üzerine giriştikleri bir araştırma sürecinden sonra hikaye ve senaryo oluşmuş.
"Küçük Kıyamet"te "Okul"un perde arkasındaki isimlerin bir araya geldiğini görüyoruz. Taylan Biraderler ve senarist Doğu Yücel dışında, görüntü yönetmeni Soykut Turan, özel efekt süpervizörü Volkan Duran ve müzisyen Kevin Moore, "Okul"dan iki yıl sonra "Küçük Kıyamet" için yeniden birlikte kolları sıvamışlar.
Prodüksiyonun karşılaştığı en büyük güçlük filmdeki deprem sahneleri olmuş. Bu konuda efekt süpervizörü Volkan Duran ve sanat yönetmeni Yaşar Kartoğlu'nun rolleri devreye girmiş. Yaşar Kartoğlu, Tem Stüdyoları'nın bahçesine oldukça iddialı, devasa bir apartman enkazı kurmuş. Ailenin evi de yine Tem Stüdyoları'nda kurulmuş. Deprem sahnelerindeki efektler gerçekçiliği sağlamak adına mekanik yollarla
çözülmüş. Deprem sahneleri çekilirken, ev dekoru gerçekten deprem oluyormuşçasına
sallanınca, oyuncular ve set çalışanları bu sahnelerden çok etkilenmiş.
"Küçük Kıyamet" bir felaket filmi olmadığı için Yaşar Kartoğlu'nun dekorlarda yaptığı en ufak yenilik ve detay hikâyeyi de etkilemiş. Bu yüzden set sırasında senaryo üzerinde bazı değişikliklere gidilmiş. Ve filmin sanat yönetimi, senaryonun ve hikâyenin daha da detaylandırılmasında ve inandırıcı kılınmasında oldukça faydalı olmuş.
Deprem sahnelerinin çekileceği dekor kadar, filmin ana mekânı olan, ailenin kiraladığı yazlık villa da hikâye için büyük bir önem taşıyor. Villayı bulmak için Fethiye karış karış gezilmiş. Sonunda 'hayalet köy' olarak da anılan Kayaköy'e bakan bir villa seçilmiş. Villanın yakınındaki mezarlık sanat yönetmeni Yaşar Kartoğlu tarafından baştan yaratılmış. Dağ başında olduğu için, bölgeye haftalarca taş ve çimento taşınmış.
"Küçük Kıyamet" efektlere ve ses olarak yoğun sahnelere sahip olduğu için, filmin ses tasarımı da çok önemli. Bu konuda Gürhan Berkel, filmin müziklerini yapan Kevin Moore'la fikir teatrisinde bulunarak yurtdışı standartlarında müzikle de uyumlu bir ses kuşağı yaratmış.
Filmin çekimlerinden önce ve sonra Türkiye'nin önde gelen sivil kurtarma örgütleriyle görüşmeler yapıldı. Film sırasında deprem sahnelerinde Sivil Savunma Teşkilatı ile çalışılmış.
Yönetmenlerin ağzından "Küçük Kıyamet":

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
- "Güneşin Oğlu"nun yönetmeni Onur Ünlü sizin sorularınızı yanıtladı!
- "Sezgilerimle hareket edeceğim"
- Stefan Ruzowitzky ile Kalpazanlar hakkında!
- Gus Van Sant ile Paranoid Park üzerine
- 1 YTL ver 1 Film Çekeyim!
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı!
- Mehmet Açar ile eleştirmenlik ve Türk sineması üzerine...
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Dördüncü Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Üçüncü Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (İkinci Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Birinci Bölüm)
- Handan İpekçi: "Eteklerimdeki taşları dökemedim!"
- "Mesut Uçakan": Artık aptalca festival kaygılarım yok!
- Şoförünün ağzından yeni "Taxi"
- "Benim Adım Elisabeth": "Çocukları anlamaya çalışan bir film"


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!









Seanslar
Fragman


