Tommy Lee Jones: "Üç Defin, cehennemin dişlerini görüp af dilemekle ilgili... "
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
ABD-Meksika sınırında yaşanmış bir olaydan yola çıkan "Üç Defin", usta oyuncu Tommy Lee Jones'un hem başrolde yer aldığı hem de yönettiği bir film. 2005 yılında Cannes Film Festivali'nde En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan filmin başarısında, Jones'un Teksas doğumlu olmasının da payı var kuşkusuz. Yönetmen, filmin temelde, insanların doğru yolu bulmadan evvel karşılaştıkları aptal, zeki, komik, hüzünlü ve kurtarıcı öğelerle ilgili olduğunu söylüyor.
Usta oyuncu Tommy Lee Jones, "Üç Defin"le ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu ve fazlasıyla başarılı oldu. 2005 yılında Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Senaryo' ve 'En İyi Erkek Oyuncu' ödüllerini alan film, eleştirmenler cephesinde de büyük beğeniyle karşılandı. Film, Texas-Meksika sınırında vurulan ve cesedi gizlice gömülen Meksikalı Melquiades çevresinde gelişen olayları konu alıyor. Melquiades'in çalıştığı büyük çiftliğin başı olan Pete Perkins (Tommy Lee Jones), Meksikalı'yı sınır devriyesi Mike'ın (Barry Pepper) öldürdüğünü öğrenince onu kaçırır ve cesedi defnedildiği yerden zorla çıkarttırır. Amacı, arkadaşına verdiği sözü tutarak cesedini Meksika'daki evinin bahçesine defnettirmektir. Böylece Pete ve tutsağı Mike, bir katırın sırtına bağlanan Melquiades'in cesediyle Meksika'ya doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar... Filme hem yönetmen hem de başrol oyuncusu olarak damgasını vuran Jones, aşağıdaki keyifli söyleşide, filmle ilgili akla takılan pek çok noktaya ışık tutuyor... "Üç Defin" fikri nereden çıktı? Guillermo Arriaga'yla iyi arkadaşız ve beraber avcılık yapıyoruz. Onunla 3–4 yıl önce California'da bir geyik avında tanıştım. Yapımcı Michael Fitzgerald da oradaydı. Bir gün üçümüz de kamyonda giderken "kabiliyetlerimizi birleştirip bir film yapalım" dedik. Projeye bir grup çocuk gibi başladık ama çocuklardan farklı olarak fikrimizi gerçekleştirebildik. Ya filmin konusu? Değinmek istediğim temalar Amerikan hükümeti tarafından aptalca ve yanlışlıkla öldürülen genç bir adamın gerçek hikâyesinde saklıydı. Korkunç bir olaydı, olayın sonrasında olanlar ise Kuzey Meksika ve Güney Teksas'ta yaşayanlar için kabul edilebilir gibi değildi. Fikrin devamı çorap söküğü gibi geldi. Guillermo Arriaga ile çalışmak nasıldı? Guillermo senaryoyu İspanyolca yazdı ve her filmde beraber çalıştığı birine çevirttirdi. Ben de iki ayrı kişiye çevirttirdim ki kendi versiyonum üzerine çalışmaya başlamadan önce elimde üç İngilizce tercüme olsun. Birkaç deneme sonrasında elimizde Güney Teksas'ın diline benzeyen, kulağa doğru gelen, ritmi ve şiiri güzel bir şey oldu. Kuzey Meksika İspanyolcasını da mükemmelleştirdik. Guillermo'nun İspanyolca diyalog için çok şiirsel bir kulağı var, ben de İngilizce diyalogda aynı kaliteyi yakalamaya çalıştım. Filmin yapısı kronolojik değil. Bu, en baştan verilen bir karar mıydı? Guillermo baştan sahneleri sırayla yazmayı sevmediğini vurguladı, matematiksel mantık onu ilgilendirmiyordu. Bu, benim için de uygundu; çünkü filmde yakalamaya çalıştığım bakış açısında geçmiş, bugün ve gelecek aynı anda gerçekleşiyor. Amacımız aynı olayları farklı sıralarda ve farklı karakterlerin bakış açılarıyla vermekti. Bu da olayların geçmiş, gelecek ya da günümüze göre değişik şekillerde yorumlanabilmesini sağladı. Bu filmde sürekli tekrarlanan bir tema: Olaylara tanık olan çok kişi var. Görüntü yönetmeni Chris Menges ile filmin estetiğine yaklaşımınız neydi? Renkleri ölümüne sevmek ve cesur olmak. Benim renk hissimi oluşturanlar: Meksika, Mondrian, Matisse, Jean-Luc Godard, Akira Kurosawa... Benim renge bakışım bu. Pete Perkins kim? Ne istiyor? Bir melek ne isteyebilirse onu. Dünyada barış görmek istiyor. Filmde simgesel şeyler var. Aslına bakarsanız tümü simgesel. Pete, insanoğlunun doğruları yapmasını istiyor. Başka da çok bir şey yok onun hakkında bilinmesi gereken. En baştan onun kim olduğunu görebiliyorsunuz. Batı Teksas'ta büyük bir çiftliği var. Çift kültüre sahip bir toplumun parçası. Hem İspanyolca, hem İngilizce konuşuyor ve Meksika kültürü onun yediği yemekten kullandığı aletleri isimlendirmesine her şeyde karakterinin önemli bir kısmı. Çalışanlarından biri öldürüldüğünde ve bunun hesabının sorulmayacağını anladığında birçok doğru nedenden dolayı arkadaşına yapılan saygısızlık onu çileden çıkarıyor. Bunun üzerine katili silah zoruyla kaçırıp mezarı ikinci kere kazdırıyor, cesedi bir eşeğin sırtına bağlatıyor ve Melquidades'i doğduğu yer olan Meksika'da gömmek için yolculuğa çıkıyorlar. Peki ya Pete'in en iyi arkadaşı olan yasadışı göçmen Melquiades Estrada? Melquiades Estrada'nın birçok arzusu var ki bunların çoğu fantezi. Bir tarlada basit bir hayat sürmek istiyor. Bu, onun rüyası. Gerçekler onu bu rüyadan ayırmış, belki ulaşamayacağı bir noktaya getirmiş ama rüya kurabildiği sürece yaşayabilen biri. Evinde gömülmek istiyor ve arkadaşına eğer sınırın bu tarafında ölürse onu öbür tarafa taşıması ve evinin orada gömmesi için söz verdiriyor. "Bütün bu reklam panolarının arasında gömülmek istemiyorum!" diyor. Bu, onun açıklaması ama daha birçok nedeni olabilir. Melquiades bir köpekmiş gibi öldürülmemesi gereken, saygıyı hak eden ilginç bir insan... Pete'e atını verdiğinde ona "Bazen yanında taşıdığın şeylerin sana ait olduğunu sanarsın ama aslında başkalarınındırlar," diyor. Melquiades melek gibi bir insan. Muhteşem diyebileceğim bir dürüstlüğü var. Gittiği her yerde insanlara iyilik getiriyor. Öyle insanlar gerçekte de var. Melquiades rolü için Julio Cedillo'yu nasıl seçtiniz? Julio, İngilizceyi ve aktör olmayı Amerikan TV kanallarının yayınlarını seyrederek öğrenmiş. Eğitiminin en önemli parçası o. Çok iyi bir aktör ve karakterinin yolculuğunun tüm temalarını ve destansı yönlerini çok iyi anladı. Ne anlatmak istediğimizi çok iyi biliyordu ve böyle bir hikâyenin filme çekilmesinden çok memnundu. Bir ay boyunca çiftlikteki kovboylarla yaşadı, 7 gün 24 saat boyunca ne yapıyorlarsa onu yaptı. Bu sürecin sonunda şapkasını, ayakkabısını nasıl giymesi gerektiğini ve oradakilerin günlük yaşamlarını görmüş oldu. Pete yasal yönden adalet aradığında şerif Belmont onun yardımını reddediyor. Neden? Sanırım Guillermo, Belmont'u hayatta çok fazla şey görmüş ve daha fazlasını görmek istemeyen bir insan olarak tanımladı. Bir hiçten fazlasını başarma kapasitesi yok. Bu benim de ilgimi çekti. O iş bitirme konusunda aciz biri. Filmde bazı sert ironiler var, Melquiades'in onu öldüren adamın karısıyla bir şeyler yaşaması mesela... Çok insancıl değil mi? Olayların kendi vardıkları noktalara gitmelerine izin verdik, özellikle de ironiler konusunda... Sınır görevlisinin karısına yeteri kadar ilgi göstermemesi ve karısının bunun sonucunda bir göçmen ile ilişki yaşaması ironik. Kocası daha sonra Meksikalıyı öldürüyor ama öldürdüğü adamın karısını yatağa attığını bilmiyor. Aynı şekilde Meksikalı da onu öldürenin kim olduğunu bilmiyor. Hayat böyle... Pete, Melquiades'i son kez gömmek için sınır görevlisi Mike Norton'u Meksika'ya kadar uzanan epik bir yolculuğa çıkarıyor. Film, Mike'ın yolculuğu hakkında. Onun karakteri herhangi bir insanınkini anlatıyor. İnsanların doğru yolu bulmadan evvel karşılaştıkları aptal, zeki, komik, hüzünlü ve kurtarıcı öğeler ilginçtir, filmin konusu da bu. Peki, sonunda Pete, Melquiades'in ona verdiği atı Mike'a niye veriyor? Çünkü yapılması gerekeni yaptı. Mike'ın içten özür dilemesi gerekiyordu. Cehennemi yaşayıp, cehennemin dişlerini görüp af dilemesi... "Ah kusura bakma seni öldürdüm" değil... Gerçek pişmanlık ile yüzeysel pişmanlık arasındaki fark filmin sonu için çok önemli. Filmi hem yazdınız hem yapımcılığını üstlendiniz hem yönettiniz hem oynadınız... Bütün bunları bir arada yapmak zor mu? Kendim için iyi bir aktörüm çünkü kendime söylediklerimi yapıyorum. Kendim için iyi bir yönetmenim çünkü aklımdan geçeni okuyabiliyorum. İyi bir yazarım çünkü bu diğer iki kişinin duymak istediğini biliyorum. İyi bir yapımcıyım çünkü diğer üçünün ne çekmek istediğini biliyorum ve ihtiyaçları olmayan şeyleri zorlamıyorum, ihtiyaçları olduğunda da buradayım. Çekimler çok güzel geçti. Mükemmel organize olmuştuk, bu sayede de çok uzak ve tehlikeli yerlere gidip iş bitirebiliyorduk. Her günü planladığımız gibi bitirdik. Film insanlar ve ilişkileri hakkında ne söylüyor? Filmdeki karmaşık ilişkiler sadece insana özgü olan bir şekilde aptalca. Bizim olduğumuz gibi. İnsanlar öyle davranır. Bence insan hem muhteşem hem de korkunç derecede salak ve hem büyük başarılar hem de korkunç suçlar için becerisi var. Bütün karakterler yalnız. Bu görülüyor. Yabancılaşmış denebilir. Dwight Yoakam'ı, Belmont'u oynamak için seçtiğimde ona Camus'nün 'Yabancı'sını verdim ve kitap üstüne düşünmesini söyledim. Bir Teksas şerifini canlandıracak bir oyuncuya Camus'nün eserini verirseniz yabancılaşma duygusu hiç şüphesiz denklemin bir parçası olur. Aynı zamanda da kuvvetli bir mizah hissi var. Öykünün karakteristik yapısından dolayı... Bence korku, tehlike, aşk gibi büyük kavramlardan herhangi birini ekrandan hissettirmenin en ilginç yolu mizahtır... Yaşanan korkunç anlar ve gerçek korkular durdukları yerde komik oluyorlar. Bu benim kullandığım bir taktik. O yüzden de hep komedinin ucundayız. Çok ince bir çizgi bu. Oyuncular anlatmak istediğinizi hemen kavradılar mı? Çok iyi aktörler. Hikâyelerinı anladılar; hem orijinal hem de akıllı bir şekilde oynamayı başardılar. İroni ve absürditeyi çok iyi gördüklerinden her ikisini de yaşatıp bir düzene soktular. Filmde ABD ile Meksika arasındaki ayrım tamamen yapay görünüyor. Konumuz, çektiğimiz coğrafya ve benim amaçlarım nedeniyle film iki ayrı ülkeden değil tek bir yerden geliyor ve o yerin ne Meksika ne de Washington ile bir alâkası var. Buranın gerçeklerine bakarsanız uluslararası sınır önemli değil. Seyircinin görmesini istediğim sınırın bir tarafından diğerine baktığınızda kendinizi görebiliyorsunuz, hatta bunu istiyorsunuz ve ihtiyacınız var. Bence benim ve Arriaga'nın bakış açısında o karşıda görünen kişi kendimiziz.
Henüz kimse yorum yapmamış.
Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Replik
Matrix
Neo: Gözlerim neden ağrıyor?
Morpheus: "Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın."
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com