Johnny Depp:
"Jack Sparrow'unki spiritüel bir yolculuk"
"Jack Sparrow'unki spiritüel bir yolculuk"

Sinema.com 13 Temmuz 2006, Perşembe 00:00
"Karayip Korsanları" serisinin müthiş başarısında aslan payı hiç şüphesiz Kaptan Jack Sparrow karakterinde sinema tarihinin en egzantrik karakterlerinden birine can veren büyük oyuncu Johnny Depp'in. İlham kaynaklarına saygıda kusur etmeyen Depp, "Kaptan Jack karakterini bir çorbaya benzetecek olursak, bu çorbanın ana katkı maddesi Keith Richards'tır" diyor. Depp yeni filmde Kaptan Jack'i spiritüel bir yolculukta izleyeceğimizi söylüyor.
Johnny Depp, 2003 yılında gösterime giren "Karayip Korsanları: Siyah İncinin Laneti" ("Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl") filminde portresini çizdiği sevimli korsan Jack Sparrow karakterinin, izleyicinin gönlünde taht kurduğunu, maceralarını yeniden izlemek isteyen milyonlarca hayranı bulunduğunun farkında; ama kimi zaman olup bitene kendisi bile inanamıyor. "O filmde oynadığım karakterin, birçok insanın kalbinde böylesine büyük yer etmesini bazen anlayamıyorum" diyor ünlü aktör, "Bu beni hâlâ şok ediyor. Çünkü bu karakteri oynama fırsatı bana verildiğinde korsanların nasıl insanlar olduğu konusunda belli bir fikrim yoktu. Neye benzediklerini de tam olarak bilemiyordum. Hatta o filmde oynadım diye aklımı oynattığımı düşünenler vardı." Ancak film vizyona girdikten sonra, tüm dünyada hem eleştirmenlerin beğenisini kazanıp, hem de beklenmedik bir gişe başarısı elde edince, o filme ve Depp'e karamsar gözle bakanların ne kadar yanıldığı ortaya çıktı.
Filmde Johnny Depp'in canlandırdığı Kaptan Jack Sparrow karakteri, sevgili gemisinin kontrolünü ele geçirmeye çalışan kötü güçlerden kurtulmaya çalışan bir korsandı. Depp bu rolle Oscar adaylığı aldı. Elizabeth Swann rolündeki Keira Knightley ile Will Turner rolündeki Orlando Bloom da filmdeki rolleriyle yıldızlaştılar. Depp şimdi de aynı ekiple çalıştığı devam filmi "Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı"yla ("Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest") hayranlarını mest etmeye hazırlanıyor. Aslında ikinci filmle beraber üçüncüsünün de aynı günlerde çekilmesi nedeniyle Johnny Depp bir yıldan daha uzun süre boyunca Jack Sparrow'u oynamış oldu. Aynı rolü tekrar oynamaktan büyük keyif aldığını belirten karizmatik aktör, "Kaptan Jack'i yeniden oynamak istedim. Çünkü olağanüstü keyifli bir karakter olmasının yanısıra keşfedilecek çok yönü vardı. Eğer isterlerse Pirates 4 ve Pirates 5'i de oynarım. Niye olmasın ki?" diyor. Portresini çizdiği Kaptan Jack karakterinin klasik Disney karakterlerinden birisi olmasını istediğini belirten ünlü aktör sözlerine şöyle devam ediyor: "Pirates 2 ve Pirates 3'te Kaptan Jack'in yepyeni boyutlarını göreceksiniz. Onu farklı koşullar altında izleme fırsatı bulacaksınız. Aslında ben bu karakterin genciyle yaşlısıyla her yaştan insanın sevdiği kalıcı Disney karakterlerinden birisi olmasını istiyorum. Disney'in animasyon klasiklerini yıllardır seyretmiş birisi olarak, o karakterlerin büyüsünün nereden geldiğini keşfettiğimi düşünüyorum. Üç yaşındayken izlemeye başladığınız bir animasyon karakteri 20 yaşında da, 50 yaşında da, 75 yaşına geldiğinizde de izleyince aynı keyfi alabiliyorsunuz. İnsanlar o karakterlere her yaşta aynı tepkiyi veriyor, aynı keyfi almayı başarıyorlar. Jack Sparrow için de bunu başarmak istiyorum. Bu karakteri küçük çocuklar kadar en sıkı entelektüellere de cazip gelmesini amaçlıyorum. Tek isteğim budur. Umarım amacıma ulaşabilirim."
Kaptan Jack için Siyah İnci gemisinin anlamı nedir? Siyah İnci gemisi özgürlüğü temsil eder. Kaptan Jack'in tek gerçek aşkıdır. Jack bir korsan. Buna rağmen bağlı olduğu birtakım kurallar var mı? Sanırım Jack'in kendine özgü kurallar dizini var. O dönemdeki gerçek kuralların tabi olduğu belirli kanunlar çerçevesinde hareket ediyor. O dönemin korsanları bu kanunlar konusunda çok katıydılar. Sanırım Jack'in de kendine göre belirlediği birtakım parametreler var. "Ölü Adamın Sandığı"nda Jack'in başına ne gibi belalar geliyor? Jack'in aklında finansal kazancın çok ötesinde bir şeyler var. Filmde çıktığı bu yolculuk için bir çeşit spiritüel yolculuk diyebiliriz. Az bulunur bir şeylerin peşinde. Filmin iki temel unsuru olan sandık ve kalp unsurlarının öyküdeki yeri nedir? Filmin başlangıcında Jack'in 'kara nokta' aldığını görürüz. Bir korsan eğer kara nokta almışsa sonu gelmiş demektir. Hayatınızı denizden kazanan bir korsan iseniz ve birisi size 'kara nokta' yollamışsa bu, işiniz bitmiş anlamına gelir. Jack bu kara noktayı aldığı andan itibaren tehlikenin kapıya geldiğini anlar. Kara noktanın gelmesi, Jack'in belki biraz panik halinde de olsa spiritüel yolculuğa çıkmasına yol açar. Bu hiç kuşkusuz büyük bütçeli bir film... Portresini çizdiğiniz karakterin bütünlüğünü sağlamaya çalışırken bu düzeyde bir filmde oynamanın getirdiği dikkat dağıtıcı unsurlardan nasıl uzak kalabildiniz? İlk filmi çektiğimiz günleri hatırlıyorum da, her şey bana sanki küçük bütçeli bir film yapıyormuşuz gibi gelmişti. Yönetmenimizle beraber oraya gittik, trençkotlarımızı giydik, viskilerimizi içerken her şey olup bitti. Böyle bir anlayışla çalıştığınız zaman o çerçevenin sınırları içinde kalıyorsunuz. Aslında bende sonradan şafak attı diyebilirim. Ne kadar büyük bir film yaptığımızın farkına sonradan varabildim. Filmin ilk fragmanının kurgulanmamış halini izlediğimde çekimlerin yarısına gelmiştik. Fragmanı izleyince şok olduğumu, "bu harika!" diye bağırdığımı hatırlıyorum. Şimdi "Ölü Adamın Sandığı"nı yaparken elimde oturmuş bir karakter yapısı var. Jack Sparrow karakterini artık çok iyi tanıyorum. Bu yüzden ikincisinde oynarken tek isteğim, ilk filmdeki karakteri fazlasıyla aşmak, çok daha büyüğünü yapmak oldu. Öyküsel ve yapısal açılardan daha karmaşık bir çekim tekniği uygulandı. Yapımcılar ikinci filmde çıtayı çok yükseltti diyebilirim. Filmin çekimlerini birtakım egzotik mekânlarda yaptınız. Bu çekimlerde hava koşulları önemli rol oynadı mı? Hava koşulları açısından olabilecek her türlü zorlukla karşılaştık. St. Vincent ve Dominique'da çekime başladığımızda bunaltıcı nem ve cehennem gibi sıcaklar söz konusuydu. Ardından Bahama adalarına geçtiğimizde o bölgeleri adeta silip süpüren kasırgalarla karşılaştık.
Egzotik mekânlarda art arda iki film çekmek, özellikle de bunu su üzerinde yapmak, bir yönetmen için çok zorlu bir görev olmalı? Yönetmeniniz bunu nasıl başardı? Gore Verbinski'ye çok büyük saygı duyuyorum. İlk filmde beraber çalıştığımız günlerden beri bu saygı hep var. Gore'un ne kadar deneyimli bir yönetmen olduğunu bir kez daha gördüm. Sadece onun yakınlarında bulunup, çalışmasını seyrederken bile çok şeyler öğrendim. En zor koşullar altındayken bile vizyonunu asla kaybetmediğini, sinirlerinin bir an bile bozulmadığını gördüm. Her türlü zorlukla mücadele etmesini bildi. Bir Jerry Bruckheimer setindeyken farklı duygular hissettiniz mi? Daha önce söylediğim gibi birinci film bana ilk etapta küçük bir film gibi gelmişti. Aslında ne kadar büyük bir prodüksiyon olduğunu zaman geçtikçe anladım. Bu yeni film de her yönüyle bir Jerry Bruckheimer filmi oldu. Her şey inanılmaz bir keyifle yapıldı. Filmin çekimi için en iyi ekipleri getirdi. Her şey büyüleyiciydi. Evet, bir Jerry Bruckheimer prodüksiyonunda çalışmak tamamen farklı bir deneyim. Kaptan Jack'in çok etkileyici, egzotik bir kostümü var. Onu nereden buldunuz? Bu karakterin oluşumunda çok önemli esin kaynağı olan Keith Richards ile beraber hayli zaman geçirdim. Kaptan Jack karakterini bir çorbaya benzetecek olursak, bu çorbanın ana katkı maddesi Keith Richards'tı. Onunla konuşmak için ne zaman buluşsam her defasında saçına yeni bir şey taktığını görüyordum. "Bunu nereden buldun?" diye sorduğumda "Ah evet, bunu Bermuda'dan almıştım" gibilerinden yanıtlar veriyordu. Jack Sparrow karakterini kafamda yapılandırırken aklıma hep Keith Richards geldi. Jack karakteri de yolculukları sırasında bir şeyler görüp beğenebilir ve, "şunu alayım" diye düşünebilirdi. Ayrıca korsan kostümüne taktığı her yeni takının kendine özgü bir hikâyesi olabilirdi. Devam filmleri için ana kadronun yeniden bir araya gelmesi nasıl bir duygu? Aynı kadronun tekrar toplanması her açıdan harikaydı. İlk filmin teknik ekibinin büyük kısmının da bir araya getirilmesi aynı derecede önemliydi. İlk filmdeki oyuncu kadrosu ve teknik ekiple çok uzun süre beraber çalıştığımız için gezici sirklerdeki çingene aileler gibi adeta bütünleşmiştik. Bu nedenle herkesin "Pirates 2" ve "Pirates 3" için yeniden toplanması gerçek anlamda bir lütuf oldu. Teknik ekipteki arkadaşlar da Kaptan Jack Sparrow karakterini en az benim kadar iyi tanıyorlardı. Hatta diyebilirim ki, izin verilse Kaptan Jack'i onlar da benim gibi oynayabilirdi. Keira Knightley ve Orlando Bloom'un kariyerinde birinci "Pirates"ten beri önemli sıçrama oldu. İkisi de artık büyük star kategorisinde... Bu bir şeyleri değiştirdi mi? Hayır, onlar yine aynı insanlar... Sete gelip işlerine son derece bağlı şekilde çok sıkı çalışma yapmaya devam ediyorlar. Keira çok tatlı bir kız... Orlando da çok tatlı bir insan... Herkesin bu seriye ilk başladığımız noktadaki aynı koşullara geri dönmesinden dolayı gerçekten çok mutluyum.
"Pirates 2"de Jack Sparrow'u yamyamların kovaladığı bir sahne var. O sahnenin nasıl çekildiğini anlatabilir misiniz? Olağanüstü yorucuydu. Peşimde yamyam kıyafeti giymiş 200 kişi vardı. Hepsi birden sahilde beni kovalıyordu. Onlar açısından mükemmel bir ziyafettim. Ayak bileklerime kalın bir halat bağlıydı ve su içerisinde koşuyordum. Bu sahneyi çekmek çok zor oldu. Günlerce devam etti diyebilirim. Çekildiği sırada çok keyifli olduğunu söyleyemem, ama sonuca bakarsak değdi doğrusu... Filmin basın bülteninden derlenmiştir...
Filmde Johnny Depp'in canlandırdığı Kaptan Jack Sparrow karakteri, sevgili gemisinin kontrolünü ele geçirmeye çalışan kötü güçlerden kurtulmaya çalışan bir korsandı. Depp bu rolle Oscar adaylığı aldı. Elizabeth Swann rolündeki Keira Knightley ile Will Turner rolündeki Orlando Bloom da filmdeki rolleriyle yıldızlaştılar. Depp şimdi de aynı ekiple çalıştığı devam filmi "Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı"yla ("Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest") hayranlarını mest etmeye hazırlanıyor. Aslında ikinci filmle beraber üçüncüsünün de aynı günlerde çekilmesi nedeniyle Johnny Depp bir yıldan daha uzun süre boyunca Jack Sparrow'u oynamış oldu. Aynı rolü tekrar oynamaktan büyük keyif aldığını belirten karizmatik aktör, "Kaptan Jack'i yeniden oynamak istedim. Çünkü olağanüstü keyifli bir karakter olmasının yanısıra keşfedilecek çok yönü vardı. Eğer isterlerse Pirates 4 ve Pirates 5'i de oynarım. Niye olmasın ki?" diyor. Portresini çizdiği Kaptan Jack karakterinin klasik Disney karakterlerinden birisi olmasını istediğini belirten ünlü aktör sözlerine şöyle devam ediyor: "Pirates 2 ve Pirates 3'te Kaptan Jack'in yepyeni boyutlarını göreceksiniz. Onu farklı koşullar altında izleme fırsatı bulacaksınız. Aslında ben bu karakterin genciyle yaşlısıyla her yaştan insanın sevdiği kalıcı Disney karakterlerinden birisi olmasını istiyorum. Disney'in animasyon klasiklerini yıllardır seyretmiş birisi olarak, o karakterlerin büyüsünün nereden geldiğini keşfettiğimi düşünüyorum. Üç yaşındayken izlemeye başladığınız bir animasyon karakteri 20 yaşında da, 50 yaşında da, 75 yaşına geldiğinizde de izleyince aynı keyfi alabiliyorsunuz. İnsanlar o karakterlere her yaşta aynı tepkiyi veriyor, aynı keyfi almayı başarıyorlar. Jack Sparrow için de bunu başarmak istiyorum. Bu karakteri küçük çocuklar kadar en sıkı entelektüellere de cazip gelmesini amaçlıyorum. Tek isteğim budur. Umarım amacıma ulaşabilirim."
Kaptan Jack için Siyah İnci gemisinin anlamı nedir? Siyah İnci gemisi özgürlüğü temsil eder. Kaptan Jack'in tek gerçek aşkıdır. Jack bir korsan. Buna rağmen bağlı olduğu birtakım kurallar var mı? Sanırım Jack'in kendine özgü kurallar dizini var. O dönemdeki gerçek kuralların tabi olduğu belirli kanunlar çerçevesinde hareket ediyor. O dönemin korsanları bu kanunlar konusunda çok katıydılar. Sanırım Jack'in de kendine göre belirlediği birtakım parametreler var. "Ölü Adamın Sandığı"nda Jack'in başına ne gibi belalar geliyor? Jack'in aklında finansal kazancın çok ötesinde bir şeyler var. Filmde çıktığı bu yolculuk için bir çeşit spiritüel yolculuk diyebiliriz. Az bulunur bir şeylerin peşinde. Filmin iki temel unsuru olan sandık ve kalp unsurlarının öyküdeki yeri nedir? Filmin başlangıcında Jack'in 'kara nokta' aldığını görürüz. Bir korsan eğer kara nokta almışsa sonu gelmiş demektir. Hayatınızı denizden kazanan bir korsan iseniz ve birisi size 'kara nokta' yollamışsa bu, işiniz bitmiş anlamına gelir. Jack bu kara noktayı aldığı andan itibaren tehlikenin kapıya geldiğini anlar. Kara noktanın gelmesi, Jack'in belki biraz panik halinde de olsa spiritüel yolculuğa çıkmasına yol açar. Bu hiç kuşkusuz büyük bütçeli bir film... Portresini çizdiğiniz karakterin bütünlüğünü sağlamaya çalışırken bu düzeyde bir filmde oynamanın getirdiği dikkat dağıtıcı unsurlardan nasıl uzak kalabildiniz? İlk filmi çektiğimiz günleri hatırlıyorum da, her şey bana sanki küçük bütçeli bir film yapıyormuşuz gibi gelmişti. Yönetmenimizle beraber oraya gittik, trençkotlarımızı giydik, viskilerimizi içerken her şey olup bitti. Böyle bir anlayışla çalıştığınız zaman o çerçevenin sınırları içinde kalıyorsunuz. Aslında bende sonradan şafak attı diyebilirim. Ne kadar büyük bir film yaptığımızın farkına sonradan varabildim. Filmin ilk fragmanının kurgulanmamış halini izlediğimde çekimlerin yarısına gelmiştik. Fragmanı izleyince şok olduğumu, "bu harika!" diye bağırdığımı hatırlıyorum. Şimdi "Ölü Adamın Sandığı"nı yaparken elimde oturmuş bir karakter yapısı var. Jack Sparrow karakterini artık çok iyi tanıyorum. Bu yüzden ikincisinde oynarken tek isteğim, ilk filmdeki karakteri fazlasıyla aşmak, çok daha büyüğünü yapmak oldu. Öyküsel ve yapısal açılardan daha karmaşık bir çekim tekniği uygulandı. Yapımcılar ikinci filmde çıtayı çok yükseltti diyebilirim. Filmin çekimlerini birtakım egzotik mekânlarda yaptınız. Bu çekimlerde hava koşulları önemli rol oynadı mı? Hava koşulları açısından olabilecek her türlü zorlukla karşılaştık. St. Vincent ve Dominique'da çekime başladığımızda bunaltıcı nem ve cehennem gibi sıcaklar söz konusuydu. Ardından Bahama adalarına geçtiğimizde o bölgeleri adeta silip süpüren kasırgalarla karşılaştık.
Egzotik mekânlarda art arda iki film çekmek, özellikle de bunu su üzerinde yapmak, bir yönetmen için çok zorlu bir görev olmalı? Yönetmeniniz bunu nasıl başardı? Gore Verbinski'ye çok büyük saygı duyuyorum. İlk filmde beraber çalıştığımız günlerden beri bu saygı hep var. Gore'un ne kadar deneyimli bir yönetmen olduğunu bir kez daha gördüm. Sadece onun yakınlarında bulunup, çalışmasını seyrederken bile çok şeyler öğrendim. En zor koşullar altındayken bile vizyonunu asla kaybetmediğini, sinirlerinin bir an bile bozulmadığını gördüm. Her türlü zorlukla mücadele etmesini bildi. Bir Jerry Bruckheimer setindeyken farklı duygular hissettiniz mi? Daha önce söylediğim gibi birinci film bana ilk etapta küçük bir film gibi gelmişti. Aslında ne kadar büyük bir prodüksiyon olduğunu zaman geçtikçe anladım. Bu yeni film de her yönüyle bir Jerry Bruckheimer filmi oldu. Her şey inanılmaz bir keyifle yapıldı. Filmin çekimi için en iyi ekipleri getirdi. Her şey büyüleyiciydi. Evet, bir Jerry Bruckheimer prodüksiyonunda çalışmak tamamen farklı bir deneyim. Kaptan Jack'in çok etkileyici, egzotik bir kostümü var. Onu nereden buldunuz? Bu karakterin oluşumunda çok önemli esin kaynağı olan Keith Richards ile beraber hayli zaman geçirdim. Kaptan Jack karakterini bir çorbaya benzetecek olursak, bu çorbanın ana katkı maddesi Keith Richards'tı. Onunla konuşmak için ne zaman buluşsam her defasında saçına yeni bir şey taktığını görüyordum. "Bunu nereden buldun?" diye sorduğumda "Ah evet, bunu Bermuda'dan almıştım" gibilerinden yanıtlar veriyordu. Jack Sparrow karakterini kafamda yapılandırırken aklıma hep Keith Richards geldi. Jack karakteri de yolculukları sırasında bir şeyler görüp beğenebilir ve, "şunu alayım" diye düşünebilirdi. Ayrıca korsan kostümüne taktığı her yeni takının kendine özgü bir hikâyesi olabilirdi. Devam filmleri için ana kadronun yeniden bir araya gelmesi nasıl bir duygu? Aynı kadronun tekrar toplanması her açıdan harikaydı. İlk filmin teknik ekibinin büyük kısmının da bir araya getirilmesi aynı derecede önemliydi. İlk filmdeki oyuncu kadrosu ve teknik ekiple çok uzun süre beraber çalıştığımız için gezici sirklerdeki çingene aileler gibi adeta bütünleşmiştik. Bu nedenle herkesin "Pirates 2" ve "Pirates 3" için yeniden toplanması gerçek anlamda bir lütuf oldu. Teknik ekipteki arkadaşlar da Kaptan Jack Sparrow karakterini en az benim kadar iyi tanıyorlardı. Hatta diyebilirim ki, izin verilse Kaptan Jack'i onlar da benim gibi oynayabilirdi. Keira Knightley ve Orlando Bloom'un kariyerinde birinci "Pirates"ten beri önemli sıçrama oldu. İkisi de artık büyük star kategorisinde... Bu bir şeyleri değiştirdi mi? Hayır, onlar yine aynı insanlar... Sete gelip işlerine son derece bağlı şekilde çok sıkı çalışma yapmaya devam ediyorlar. Keira çok tatlı bir kız... Orlando da çok tatlı bir insan... Herkesin bu seriye ilk başladığımız noktadaki aynı koşullara geri dönmesinden dolayı gerçekten çok mutluyum.
"Pirates 2"de Jack Sparrow'u yamyamların kovaladığı bir sahne var. O sahnenin nasıl çekildiğini anlatabilir misiniz? Olağanüstü yorucuydu. Peşimde yamyam kıyafeti giymiş 200 kişi vardı. Hepsi birden sahilde beni kovalıyordu. Onlar açısından mükemmel bir ziyafettim. Ayak bileklerime kalın bir halat bağlıydı ve su içerisinde koşuyordum. Bu sahneyi çekmek çok zor oldu. Günlerce devam etti diyebilirim. Çekildiği sırada çok keyifli olduğunu söyleyemem, ama sonuca bakarsak değdi doğrusu... Filmin basın bülteninden derlenmiştir... Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
- "Sezgilerimle hareket edeceğim"
- Stefan Ruzowitzky ile Kalpazanlar hakkında!
- Gus Van Sant ile Paranoid Park üzerine
- 1 YTL ver 1 Film Çekeyim!
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı!
- Mehmet Açar ile eleştirmenlik ve Türk sineması üzerine...
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Dördüncü Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Üçüncü Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (İkinci Bölüm)
- "O Kadın"ın yönetmeni Korhan Bozkurt sorularınızı yanıtladı! (Birinci Bölüm)
- Handan İpekçi: "Eteklerimdeki taşları dökemedim!"
- "Mesut Uçakan": Artık aptalca festival kaygılarım yok!
- Şoförünün ağzından yeni "Taxi"
- "Benim Adım Elisabeth": "Çocukları anlamaya çalışan bir film"
- Yönetmeni Oscar Roehler'in ağzından "Temel Parçacıklar"


Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Saklı
Geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir.
Geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir.











