"e-k@til"in senaristleri Bauman ve Wadlow: "Bu, yenilikçi bir film"

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bir lisede geçen korku-gerilim türündeki "e-k@til", son dönemde "Dabbe"yle ülkemizde de karşılığını bulan, yeni teknolojileri kullanarak korku filmi çekme eğiliminin bir parçası. Filmin senaryosuna birlikte imza atan Jeff Wadlow ve Beau Bauman aşağıdaki söyleşide hem "e-k@til"in tür içindeki durumunu değerlendiriyorlar, hem de filmin yapımına dair ilginç anektodlar aktarıyorlar.
"Cry_Wolf - e-k@til", yalan oyunu oynayan sekiz masum lise öğrencisinin vahşetle yüz yüze gelmesini ve doğruyu söyleseler bile yalancılara kimsenin inanmadığı gerçeğini konu alıyor. Filmin senaryosuna birlikte imza atan Jeff Wadlow (aynı zamanda filmin yönetmeni) ve Beau Bauman, "e-k@til"in türe yenilik getiren bir film olduğunu söylüyorlar. Aşağıdaki söyleşide iki yönetmenin hem filmin öyküsüne dair görüşlerini, hem de yapım sürecine dair ilginç bilgileri bulabilirsiniz...
"Cry_Wolf - e-k@til" kavramını nasıl oluşturdunuz? Esinlendiğiniz korku türleri oldu mu?
Jeff Wadlow: Aslında en başta Chrysler Million Dollar Film Festivali'nin uzun metrajlı film yarışması ayağı için bir oyunu adapte edecektik. Ama fikrimizi sunmamız gereken hafta oyun yazarı devam etmeye çekindiği için hakları kaybettik. Zaman azalırken koşu yapmak için dışarı çıktım ve uydurma bir görgü tanığı raporu yaratarak gerçek bir katilin sinirini alevlendiren bir yalancılar kulubü fikriyle geri döndüm.
Beau Bauman: Zevk için kurulan bir yalancılar klübü - temelinde "Dövüş Klübü", yalanlarla. Jeff, Ezop'un "Yalancı Çoban" hikâyesinin üstünden gitmek istiyordu.
JW: Toronto Film Festivali'nde seyirci önüne çıkmadan önce, Topher Grace ve Estella Warren ile beş dakikalık bir tanıtım filmi çektik. Yarışma jürileri tanıtımı büyük ödülü verecek kadar beğendiler, ama gelişim sürecini de kotarmamız gerekiyordu.
BB: Baştaki senaryonun uygulanması kusursuz olmasa bile, yalancılarla ilgili bir hikaye anlatmak ve doğrular ve yalanlar arasındaki bağları keşfetmek konusunda tutuluyduk. Yönetici yapımcımız olan Doug Liman, filmin bir lisede geçmesini öneren kişiydi. Böylece yeni tretmanlar, taslaklar ve düzinelerce farklı müsvedde hazırladık. Başta Wes Craven modelinden kendimizi ayırmak için her şeyi denedik, ama sonunda kendimizi var olan janr eğilimlerine tutunmuş olarak bulduk. İtiraf etmek gerekirse, bunu yaptık çünkü işe yarıyorlar.
Ama bizimkisi tipik gençlik korkusu değil. Bariz şekilde aptalca şeyler yapmayan çok daha zeki karakterle kurgulandı. Seyircinin ekrana "Aptal! O kapıyı açma. Evden çık!" diye bağıracağı sahneler yok. "Burada biz olsak ne yapardık" sorusunu kendimize sormak konusunda gayet acımasız davrandık. Jeff ve ben, bir katilin peşimize düşmesi gibi gerçekleşemeyecek bir olayda ne yapacağımız konusunda hararetli bir şekilde tartışırken ekip halimize gülüyordu.
Hikâye anlatımı içeren bazı sürprizleriniz var. Bunları filme nasıl yerleştirdiniz, ilk önce onları yazıp sonra etrafında dönen konuları mı yazdınız?
JW: Bazı sürprizler geriye gitme yöntemiyle hazırlandı. Senaryonun belli bir noktasında tam olarak ne yapmak istediğimize karar verdik sonra onu geriye giderek yerleştirdik. Ama diğer dönüşler, biz senaryoyu bir noktaya götürmeye çalışırken diğer noktaya doğru giderse daha anlamlı olacağını fark etmemiz sonucunda meydana geldi. Sürprizleri nasıl yarattığımızdan önemlisi, film ikinci kez seyredildiğinde bile insanları heyecanlandırmaya devam etmesi konusunda çok titiz davranmamızdı. Bir hilekârı hiç kimse sevmez.
Lindy Booth daha önceden birkaç gerilim filminde oynadı. Ama bu filmdeki rolü korku filmlerinde bulunan tipik kadın karakterlerden değil. Bu bilinçli seçim sizin tarafınızdan mı Lindy'nin tarafından mı geldi?
JW: Bunun bilinçli bir seçim mi olduğunu yoksa filmde bulunan gerçekçi havadan mı kaynaklandığını bilmiyorum. Beau ve ben yapmak istediğimiz filmi yaptık. Ben kurbanlarla ya da kötülerle ilgilenmiyorum. Her insan kendi hikâyelerinin kahramanı olduğunu düşünür. Ve ben yarattığınız karakterlere bu filtreden bakmanızın önemli olduğunu düşünüyorum. Ben Dodger'ı her zaman lisede aşık olduğum kızlardan biri olarak hayal ettim. Hiçbir zaman güzel ve popüler kızlara ilgi duymadım. Hep kendi tarzları olan kızlardan hoşlandım.
BB: Lindy sadece karakterin bütün gereksinmelerini karşılamakla kalmadı aynı zamanda da karaktere bizim hiç beklemediğimiz bir boyut kattı.
Filmde geleneksel gerilim filmi mekânı olan okul kampüsü kullanılıyor. Filmi gerçek bir kampüste mi çektiniz?
JW: Filmi Richmond, Virginia'da çektik. Ben Virginia'da doğup büyüdüm. Yapım için gerekli olan her şey Richmond'da vardı. Virginia Film Ofis'i ve Richmond sakinleri başından itibaren filmin çekimleri için kolaylık gösterdiler. Bizi inanılmaz desteklediler. Yerel restaurantlar bize yemek sağladı. Ekibimiz bütçemiz için imkânsız gözüken işleri başardı. Çevrede yaşayanlar hiç şikayet etmeden çok yardımcı oldu.
BB: İnsanlar bu film için kan ter döktü ve bunu para için değil de Virginia'dan gelmiş birinin başarı yakalaması için yaptılar. Orada başka filmler yapmak için sabırsızlanıyoruz. Yapım merkezleri inanılmaz bir ekibe ve çok yetenekli oyunculara sahip. Mekan sorumlumuz Oriana Robertson mükemmel bir iş çıkarttı. Film komisyonu da ofislerini kullanımımıza açtı.
JW: Okul için geleneksel gotik bir kampüs kullanmak istedim. Mekan seçimi çok önemliydi çünkü filmin konusu, karakterlerin yaptıkları şeylerin ana nedeninin sıkıntı olması ve bu sıkıntıdan kurtulmak için yapabilecekleri şeyler üzerine kurulu.
BB: Bilinçli bir seçim yaptık çünkü yatılı okulun dış dünyadan kopuk olacağını düşündük. Günün sonunda çocuklar evlerine ailelerinin yanına gidemezler ve kampüste bir olay olursa da hemen polise koşamazlar. Bunu izleyiciye anlatabilirsiniz ama bunu izleyiciye göstermek çok daha güçlü bir etki yaratır.
Yapım sırasında karşılaştığınız zorluklar nelerdi?
JW: Bir yönetmen olarak benim karşılaştığım en büyük zorluk yaratıcı olmaya devam edebilme süreciydi. Senaryoyu Universal Pictures'a yolladığımızda yapım departmanı bize bütçemizin $15-20 milyon civarında olacağını söylemişti ama elimizde sdece $1 milyon vardı.
BB: Paramızın olmaması karşılaştığımız en büyük zorluktu. Yapım öncesinde telesekreterimde bulunan mesaj aynen şöyleydi. "Merhaba ben Beau Bauman. Para istemek için arıyorsanız cevabım hayır."
JW: Hata payı olmadığı için her sahneyi kurgucumuz Seth Gordon, görüntü yönetmenimiz Romeo Tirone ve senaryo danışmanımız Kristin Calabrese'e danıştım. Ne yazık ki -ya da iyi oldu bilemiyorum-, her gün bir şeyler ters gitti. Bu sorunlar sayesinde zorluklarla başa çıkmayı öğrendik. Bir sahneyi basitleştirmenin yollarını bulmak, mekânları çekim için birleştirmek, farklı bir kamera açısı bulmak gibi. Benim için en zor günler her şeyin yolunda gittiği ama hiçbir şeyin bana doğru gelmediği günlerdi. Bu gibi durumlarda bir adım geri attım, film hakkında kafa yordum ve bir izleyici gibi düşünmeye çalıştım..
BB: Günlük felaketlerimiz ve genel kriz idare yöntemimiz vardı. Kamera koymak için gerekli yeri olmayan helikopter, devam eden fırtına, pilotun sadece bir gün gelebilecek olması, ne zaman havuz tarafında çekim yapmaya çalışsak yarım günümüze mal olan ve sürekli karşılaştığımız elektrik kesilmesi, itfayecilerin kullandığı ve dünyada sadece üç şirket tarafından üretildiğini geç de olsa anladığımız el fenerlerini aramak, fırtına yüzünden elektrik ve telefon kesintileri yaşamak, çekim programını fırtına ve oyuncular yüzünden defalarca değiştirmek, Jon Bon Jovi'nin çekim alanında olduğunu basından saklamaya çalışmak, Gary Cole'u ülkenin diğer ucundan filmde oynasın diye seçmek, araba kazaları, lise öğrencilerini figuran diye sette tutmaya çalışmak gibi.
Buna ek olarak bütün bunları $1 milyon bütçeyle yapmaya çalışmak. Tabi bunu Panavision, Technicolor ve Efilm'in katkılarıyla gerçekleştirdik.Ve tabi ki ürün yerleştirme uzmanımız Gina Crane bize ek finans sağladı.
E-mail ve sohbet programları bu film için ne kadar önemliydi? Bu herhangi bir gerilim filminde karşılaşmadığımız bir konu.
BB: Katilimizin bir şekilde çocukları tehdit etmesi gerekiyordu. Ama gazetelerden harfleri koparmak ya da sesini değiştirerek telefon açmak çok bayat numaralar. Biz de kendi kendimize "Sırada ne var?" diye sorduk. Cevap elektronik bir şey olduğuydu. Günümüzdeki iletişim seçeneklerinin çok olmasından dolayı bizim de opsiyonumuz fazlaydı.
JW: İnternet ve sohbet odalarının korkutucu bir tarafı var. Hepimiz bu programları kullanıyoruz ama karşımızdaki tarafın kim olduğu ya da nerede olduğuyla ilgili en ufak bir bilgimiz bile yok.
BB: Senaryo geliştikçe bu fikrin insanların ilgisini çekebileleceğini düşündük. Sonra da bu fikri geliştirdik ve kameralı telefon gibi teknolojik aygıtları senaryoya koyduk. AOL başından beri bizi destekledi.
Filmle birlikte piyasaya sürülecek bir de oyun var…?
JW: Evet, oyun karakterlerin filmde oynadığı yalan oyununa dayanıyor ve AOL Messenger'la oynanabiliyor. Bu Beau'nun sayesinde oldu. Dağıtım anlaşmamız yokken bile, o bu oyunun peşindeydi. Aynı zamanda oyunun cep telefonlarında oynanabilen bir versiyonu da var.
BB: Oyunun amacı film çıkmadan önce insanları filmle ilgili bilgilendirmek ve filmin popüleritesini arttırmaktı. Böylece izleyicinin filmin içindeki "oyun" sahnelerine yabancı kalmayacaklarını düşündük. AOL'dekiler filmi herkesten önce izlediler ve Klear Games'le anlaştılar.
İzleyicilerin bu filmden beklentileri sizce ne olmalı?
JW: "Cry_Wolf - e-k@til" bu türe bir yenilik getiriyor ve umarım izleyici de filmi yenilikçi bulur.
BB: Bu film onları baştan sona kadar merak içinde bırakmalı. Benim en büyük dileğim seyircinin film boyunca şaşırması.
"Cry_Wolf - e-k@til" kavramını nasıl oluşturdunuz? Esinlendiğiniz korku türleri oldu mu?
Jeff Wadlow: Aslında en başta Chrysler Million Dollar Film Festivali'nin uzun metrajlı film yarışması ayağı için bir oyunu adapte edecektik. Ama fikrimizi sunmamız gereken hafta oyun yazarı devam etmeye çekindiği için hakları kaybettik. Zaman azalırken koşu yapmak için dışarı çıktım ve uydurma bir görgü tanığı raporu yaratarak gerçek bir katilin sinirini alevlendiren bir yalancılar kulubü fikriyle geri döndüm.
Beau Bauman: Zevk için kurulan bir yalancılar klübü - temelinde "Dövüş Klübü", yalanlarla. Jeff, Ezop'un "Yalancı Çoban" hikâyesinin üstünden gitmek istiyordu.
JW: Toronto Film Festivali'nde seyirci önüne çıkmadan önce, Topher Grace ve Estella Warren ile beş dakikalık bir tanıtım filmi çektik. Yarışma jürileri tanıtımı büyük ödülü verecek kadar beğendiler, ama gelişim sürecini de kotarmamız gerekiyordu.
BB: Baştaki senaryonun uygulanması kusursuz olmasa bile, yalancılarla ilgili bir hikaye anlatmak ve doğrular ve yalanlar arasındaki bağları keşfetmek konusunda tutuluyduk. Yönetici yapımcımız olan Doug Liman, filmin bir lisede geçmesini öneren kişiydi. Böylece yeni tretmanlar, taslaklar ve düzinelerce farklı müsvedde hazırladık. Başta Wes Craven modelinden kendimizi ayırmak için her şeyi denedik, ama sonunda kendimizi var olan janr eğilimlerine tutunmuş olarak bulduk. İtiraf etmek gerekirse, bunu yaptık çünkü işe yarıyorlar.
Ama bizimkisi tipik gençlik korkusu değil. Bariz şekilde aptalca şeyler yapmayan çok daha zeki karakterle kurgulandı. Seyircinin ekrana "Aptal! O kapıyı açma. Evden çık!" diye bağıracağı sahneler yok. "Burada biz olsak ne yapardık" sorusunu kendimize sormak konusunda gayet acımasız davrandık. Jeff ve ben, bir katilin peşimize düşmesi gibi gerçekleşemeyecek bir olayda ne yapacağımız konusunda hararetli bir şekilde tartışırken ekip halimize gülüyordu.
Hikâye anlatımı içeren bazı sürprizleriniz var. Bunları filme nasıl yerleştirdiniz, ilk önce onları yazıp sonra etrafında dönen konuları mı yazdınız?
JW: Bazı sürprizler geriye gitme yöntemiyle hazırlandı. Senaryonun belli bir noktasında tam olarak ne yapmak istediğimize karar verdik sonra onu geriye giderek yerleştirdik. Ama diğer dönüşler, biz senaryoyu bir noktaya götürmeye çalışırken diğer noktaya doğru giderse daha anlamlı olacağını fark etmemiz sonucunda meydana geldi. Sürprizleri nasıl yarattığımızdan önemlisi, film ikinci kez seyredildiğinde bile insanları heyecanlandırmaya devam etmesi konusunda çok titiz davranmamızdı. Bir hilekârı hiç kimse sevmez.
Lindy Booth daha önceden birkaç gerilim filminde oynadı. Ama bu filmdeki rolü korku filmlerinde bulunan tipik kadın karakterlerden değil. Bu bilinçli seçim sizin tarafınızdan mı Lindy'nin tarafından mı geldi?
JW: Bunun bilinçli bir seçim mi olduğunu yoksa filmde bulunan gerçekçi havadan mı kaynaklandığını bilmiyorum. Beau ve ben yapmak istediğimiz filmi yaptık. Ben kurbanlarla ya da kötülerle ilgilenmiyorum. Her insan kendi hikâyelerinin kahramanı olduğunu düşünür. Ve ben yarattığınız karakterlere bu filtreden bakmanızın önemli olduğunu düşünüyorum. Ben Dodger'ı her zaman lisede aşık olduğum kızlardan biri olarak hayal ettim. Hiçbir zaman güzel ve popüler kızlara ilgi duymadım. Hep kendi tarzları olan kızlardan hoşlandım.
BB: Lindy sadece karakterin bütün gereksinmelerini karşılamakla kalmadı aynı zamanda da karaktere bizim hiç beklemediğimiz bir boyut kattı.
Filmde geleneksel gerilim filmi mekânı olan okul kampüsü kullanılıyor. Filmi gerçek bir kampüste mi çektiniz?
JW: Filmi Richmond, Virginia'da çektik. Ben Virginia'da doğup büyüdüm. Yapım için gerekli olan her şey Richmond'da vardı. Virginia Film Ofis'i ve Richmond sakinleri başından itibaren filmin çekimleri için kolaylık gösterdiler. Bizi inanılmaz desteklediler. Yerel restaurantlar bize yemek sağladı. Ekibimiz bütçemiz için imkânsız gözüken işleri başardı. Çevrede yaşayanlar hiç şikayet etmeden çok yardımcı oldu.
BB: İnsanlar bu film için kan ter döktü ve bunu para için değil de Virginia'dan gelmiş birinin başarı yakalaması için yaptılar. Orada başka filmler yapmak için sabırsızlanıyoruz. Yapım merkezleri inanılmaz bir ekibe ve çok yetenekli oyunculara sahip. Mekan sorumlumuz Oriana Robertson mükemmel bir iş çıkarttı. Film komisyonu da ofislerini kullanımımıza açtı.
JW: Okul için geleneksel gotik bir kampüs kullanmak istedim. Mekan seçimi çok önemliydi çünkü filmin konusu, karakterlerin yaptıkları şeylerin ana nedeninin sıkıntı olması ve bu sıkıntıdan kurtulmak için yapabilecekleri şeyler üzerine kurulu.
BB: Bilinçli bir seçim yaptık çünkü yatılı okulun dış dünyadan kopuk olacağını düşündük. Günün sonunda çocuklar evlerine ailelerinin yanına gidemezler ve kampüste bir olay olursa da hemen polise koşamazlar. Bunu izleyiciye anlatabilirsiniz ama bunu izleyiciye göstermek çok daha güçlü bir etki yaratır.
Yapım sırasında karşılaştığınız zorluklar nelerdi?
JW: Bir yönetmen olarak benim karşılaştığım en büyük zorluk yaratıcı olmaya devam edebilme süreciydi. Senaryoyu Universal Pictures'a yolladığımızda yapım departmanı bize bütçemizin $15-20 milyon civarında olacağını söylemişti ama elimizde sdece $1 milyon vardı.
BB: Paramızın olmaması karşılaştığımız en büyük zorluktu. Yapım öncesinde telesekreterimde bulunan mesaj aynen şöyleydi. "Merhaba ben Beau Bauman. Para istemek için arıyorsanız cevabım hayır."
JW: Hata payı olmadığı için her sahneyi kurgucumuz Seth Gordon, görüntü yönetmenimiz Romeo Tirone ve senaryo danışmanımız Kristin Calabrese'e danıştım. Ne yazık ki -ya da iyi oldu bilemiyorum-, her gün bir şeyler ters gitti. Bu sorunlar sayesinde zorluklarla başa çıkmayı öğrendik. Bir sahneyi basitleştirmenin yollarını bulmak, mekânları çekim için birleştirmek, farklı bir kamera açısı bulmak gibi. Benim için en zor günler her şeyin yolunda gittiği ama hiçbir şeyin bana doğru gelmediği günlerdi. Bu gibi durumlarda bir adım geri attım, film hakkında kafa yordum ve bir izleyici gibi düşünmeye çalıştım..
BB: Günlük felaketlerimiz ve genel kriz idare yöntemimiz vardı. Kamera koymak için gerekli yeri olmayan helikopter, devam eden fırtına, pilotun sadece bir gün gelebilecek olması, ne zaman havuz tarafında çekim yapmaya çalışsak yarım günümüze mal olan ve sürekli karşılaştığımız elektrik kesilmesi, itfayecilerin kullandığı ve dünyada sadece üç şirket tarafından üretildiğini geç de olsa anladığımız el fenerlerini aramak, fırtına yüzünden elektrik ve telefon kesintileri yaşamak, çekim programını fırtına ve oyuncular yüzünden defalarca değiştirmek, Jon Bon Jovi'nin çekim alanında olduğunu basından saklamaya çalışmak, Gary Cole'u ülkenin diğer ucundan filmde oynasın diye seçmek, araba kazaları, lise öğrencilerini figuran diye sette tutmaya çalışmak gibi.
Buna ek olarak bütün bunları $1 milyon bütçeyle yapmaya çalışmak. Tabi bunu Panavision, Technicolor ve Efilm'in katkılarıyla gerçekleştirdik.Ve tabi ki ürün yerleştirme uzmanımız Gina Crane bize ek finans sağladı.
E-mail ve sohbet programları bu film için ne kadar önemliydi? Bu herhangi bir gerilim filminde karşılaşmadığımız bir konu.
BB: Katilimizin bir şekilde çocukları tehdit etmesi gerekiyordu. Ama gazetelerden harfleri koparmak ya da sesini değiştirerek telefon açmak çok bayat numaralar. Biz de kendi kendimize "Sırada ne var?" diye sorduk. Cevap elektronik bir şey olduğuydu. Günümüzdeki iletişim seçeneklerinin çok olmasından dolayı bizim de opsiyonumuz fazlaydı.
JW: İnternet ve sohbet odalarının korkutucu bir tarafı var. Hepimiz bu programları kullanıyoruz ama karşımızdaki tarafın kim olduğu ya da nerede olduğuyla ilgili en ufak bir bilgimiz bile yok.
BB: Senaryo geliştikçe bu fikrin insanların ilgisini çekebileleceğini düşündük. Sonra da bu fikri geliştirdik ve kameralı telefon gibi teknolojik aygıtları senaryoya koyduk. AOL başından beri bizi destekledi.
Filmle birlikte piyasaya sürülecek bir de oyun var…?
JW: Evet, oyun karakterlerin filmde oynadığı yalan oyununa dayanıyor ve AOL Messenger'la oynanabiliyor. Bu Beau'nun sayesinde oldu. Dağıtım anlaşmamız yokken bile, o bu oyunun peşindeydi. Aynı zamanda oyunun cep telefonlarında oynanabilen bir versiyonu da var.
BB: Oyunun amacı film çıkmadan önce insanları filmle ilgili bilgilendirmek ve filmin popüleritesini arttırmaktı. Böylece izleyicinin filmin içindeki "oyun" sahnelerine yabancı kalmayacaklarını düşündük. AOL'dekiler filmi herkesten önce izlediler ve Klear Games'le anlaştılar.
İzleyicilerin bu filmden beklentileri sizce ne olmalı?
JW: "Cry_Wolf - e-k@til" bu türe bir yenilik getiriyor ve umarım izleyici de filmi yenilikçi bulur.
BB: Bu film onları baştan sona kadar merak içinde bırakmalı. Benim en büyük dileğim seyircinin film boyunca şaşırması.Henüz kimse yorum yapmamış.


Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...












