Naomi Watts:
"King Kong, ilişkiler üzerine bir film"
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Şöhreti çok geç bulan ve 37 yaşında "King Kong" gibi sinema tarihinin en pahalı 6. filmine damgasını vuran tek kadın yıldız olmayı başaran Naomi Watts, bu filmde sadece güzel olduğu için rol almadığını iddia ediyor. Yıldız oyuncuya göre, "King Kong" sürükleyici aksiyon sahneleriyle değil, ilişkilere odaklanan dramatik yanıyla öne çıkan bir film.
Dev goril King Kong'un gönlünü kaptırdığı yıldız adayı Ann Darrow rolünde izlediğimiz Naomi Watts, 2005 yılının en büyük prodüksiyonunda tek kadın yıldız olmanın keyfini çıkarıyor. Ann Darrow karakterinin sadece güzelliğiyle değil, başka meziyetleriyle de öne çıktığını düşünen Watts, John Millar'la yaptığı söyleşide "King Kong"un kendisi için taşıdığı anlamları yine çok iyi ifade ediyor… Bu filmde oynamadan önce maymunlara karşı özel ilginiz var mıydı? Daima primatların hayranı olmuşumdur. Eski erkek arkadaşlarımdan birisi, doğum günümde ne yapmak istediğimi sorduğunda, hayvanat bahçesine gidip maymunları görmek istediğimi söylemiştim. Maymunlarla gorilleri severim. Onları seyretmek hoşuma gider. Yaklaşmaktan rahatsız olmam. Onlarla bizi ayıran çok az fark vardır. Kısacası maymun ve gorillerle ilgilenmiştim ama bu tamamen rastlantısaldı. "King Kong"da oynamamda etkisi yok.ü Öyleyse bir gorilin size aşık olmasına pek canınız sıkılmadı? Bu film ilişkiler üzerine bir filmdir. King Kong ile Ann Darrow arasında gelişen ilişkinin, insanlar arası ilişkilerde var olan birçok boyutu kapsadığını görürüz. Öfke, kıskançlık, evcimen yaşam gibi boyutların hepsi vardır. Tıpkı sıradan bir ilişkide olduğu gibi farklı ritimler söz konusudur. Sizce bir maymunun bir insana aşık olması mümkün mü? Gerçeği olabilir mi bilemem. Ama olasılık dahilinde gibi geldi bana... Goril rolünde Andy Serkis olunca ona aşık olmak kolaydı. Çünkü Andy Serkis çok özel bir insandır. King Kong'un bilgisayar ortamında hazırlanan davranışlarında Andy Serkis'in hareketleri ve yüz ifadeleri temel alındı. İki haftalığına Rwanda'ya giderek goriller üzerinde araştırma yaptı. Onların davranış biçimini, gözlerindeki ifadeyi anlamaya çalıştı. Kısacası yaptığı her hareket bir düşünce ürünüydü. Normalde duyguların ön planda olduğu gergin ve hararetli filmlerde oynamıştınız. Bu filmi nasıl görüyorsunuz? Şimdiye kadar oynadığım bütün filmlerden farklı... Beni cezbeden yönlerinden birisi de buydu. Bugüne kadar geniş ölçekli (blockbuster) filmlerde hiç oynamamıştım. Bu kadar büyük ölçeğe en yakın filmim "Halka" ("The Ring") olmuştu. "King Kong" özel efektler, aksiyon, mizah, aşk, trajedi gibi farklı unsurları kapsayan bir film. Hikâyesinde aynı zamanda fanteziler de var. Tüm bunlar, benim açımdan yepyeni bir alana işaret ediyordu, ama keşfetmeye değdi doğrusu... Filmdeki tek kadın olmak nasıl bir şey? Zaman zaman zor oldu. Özellikle de filmin diğer karakterlerinin aklının bende olduğunu düşünürsek oldukça zordu. Sürekli ordan oraya çekiştiriliyor gibiydim. Ancak filmin kamera arkasındaki güçlü kadınlara teşekkür etmeden yapamam. Peter Jackson'ın ortağı Fran Walsh ile Philippa Boyens'in büyük yardımını gördüm. Her ikisi de tüm sürecin çok önemli parçaları oldular. Tehlikeli hareketleri kendiniz mi yaptınız? Çoğunda kendim oynadım. Yapmadığım birkaç şey vardı, onlarda dublör oynadı. Ancak dublör kullandığım sahneler, vücudumun gerçekten kaldıramayacağı hareketlerdi. Yine de çok güzel ve kadınsı görünüyorsunuz... İyi ışıklandırma ve iyi makyajın eseri diyelim. 1976 yılında çekilen "King Kong"da oynayan Jessica Lange seks sembolü olmuştu. Bu film de sizi seks sembolü yapabilir mi? Bilemiyorum. Bence seksten çok daha keyifli şeyler var. Sözünü ettiğiniz o versiyonun da kendine göre birçok meziyetleri vardı. Jessica da her zamanki gibi fantastikti. Ancak bazı eksik yanları da bulunuyordu. O tür yaklaşımdan kaçınmak için Peter ile Fran ellerinden geleni yaptılar. Örneğin King Kong bu filmde bana en küçük bir fiske bile vurmaz. Dolayısıyla elbisem üzerimden düşmez. Buna karşılık tensel duyuların ön planda olduğu şehvetli anlar da vardır. Bunlar için tam olarak seksi diyemeyiz. İki canlı varlık arasındaki anlayışa dayalı çok özel bir sevgi türü anlatılıyor filmde. Bu iki varlığın sonunda yalnız kalabildiği anda o dediğim şehvet boyutu gündeme gelir. Daha çok birbirlerini tanımaya yöneliktir. Bu yüzden koruyucu sevgi diyebiliriz. Dinozor sahnesi için ne diyorsunuz? Dinozor sahnesi herhalde filmin en zor sahnesiydi. Bunun sebebi de, o sahnede karşımda hiçbir şey olmamasıydı. King Kong'a karşı oynarken karşımda en azından Andy Serkis gibi bir aktör oluyordu. Ancak karşımda olmayan bir şeye karşı mücadele etmek zor oldu. Bu sizin bugüne kadarki en yüksek profilli filminiz... Şöhretiniz artık katlanarak çoğalacak. Bunun ne anlama geldiğini, mahremiyetinizin kaybolacağını düşündüğünüz oluyor mu? İnsanlar bunu yıllardan beri defalarca söylediler. Ancak şu ana kadar hayatımda değişen bir şey olmadı (bunu söylerken tahtaya vuruyor). Bunun birinci sebebi, özel hayatımızın bir noktaya kadar korunabileceğine inanıyor olmamdır. İkinci şansım ise, dış görünüm olarak çok kolay tanınmayan bir tip oluşumdur. Filmlerde gerçek hayatımdan çok farklı görünüyorum. Bugün söyleşiye geliyorum diye biraz güzel giyinmeye çalıştım. Ancak gündelik hayatımda çok fazla çaba harcamam. Kameraların da olacağı çok özel bir akşam yemeğine gitmediğim sürece normal ve sade giyinirim. Hatta birileri beni tanırsa çok şaşırırım. Günün birinde paparazziler tanımaya başlarsa o zaman yandım. Kariyerinizde dış görünümün önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Güzel görünmek hoşuma gider. Ancak bu hayatımın akışını belirleyen kurallar arasında yer almaz. İlk kez bu filmde güzel bir kızı oynadığım halde bu bile tipik güzel kızlardan değildir. Güzellikten öte çok daha başka meziyetleri vardır. Büyük yeteneklere sahip haşarı bir kız demek doğru olur. Yoksa tek özelliği güzellik olsaydı, bu rolde oynamak için benden çok daha güzel kızlar vardı. Senaryo yazarları rolümü oldukça farklı ve modern hale getirdiler. Naomi Watts'la John Millar'ın yaptığı söyleşiden bir bölüm.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Aşkın Önemi (3 Aralık 2008 20:45 Kanal Türk)
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.

Replik
Kabadayı
Bizler eceli ile ölmeye karar verenler, kurşunla ölenlerin şeferine içiyoruz.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com