"Kiss Kiss Bang Bang": Hollywood dediğin...

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bu hafta vizyonumuza giren "Kiss Kiss Bang Bang"i Hollywood'u dekor alan keyifli bir dedektif, macera, kara komedi filmi olarak özetleyelebiliriz. Yönetmeni "Cehennem Silahı"nın senaristi Shane Black. Geçtiğimiz Cannes Film Festivali'de muhteşem Robert Downey Jr., Val Kilmer, Michelle Monaghan ve de efsane yapımcı Joe Silver ile söyleşi yaptık.
“Kiss Kiss Bang Bang” hani şu Amerikalıların “Buddy Movie” dedikleri, hani birbirleriyle pek de uyumlu olmadıkları halde her türlü badireyi atlattıkları ‘iki ahbap çavuş’ öyküsü. Zaten yönetmeni de “Cehennem Silahı”nın senaristi Shane Black. Geçtiğimiz Cannes Film Festivali’de tüm ekiple bşraraya geldik, muhteşem Robert Downey Jr., Val Kilmer, Michelle Monaghan ve de efsane yapımcı Joe Silver ile söyleşi yaptık.
Robert Downey Jr.
“Aktörlük kolay da şöhret zor”
Kuşağının en önemli oyuncularından. Biz onu her daim izlemek istesek de zaman zaman alkol ve uyuşturucu sorunları nedeniyle ‘tedaviye alındığı’ haberleriyle ortalıklarda görmüyoruz. Neyse ki ona inanan yönetmen ve yapımcı sayısı hayli fazla. Arada dev bütçeli Hollywood yapımlarında izlesek de ‘keyfe keder’, istediği ve de inandığı projelerde yer almasıyla ünlü. Dünya yüzüyle görüp sohbete daldığımız Robert Downey Jr. hayallerimizin de ötesinde hoş, zeki, hazır cevap ve ukalalıktan uzak. “Kiss Kiss Bang Bang”de kazara aktör olan bir hırsızı canlandırıyor: “Bu rol için Mel Gibson aradı beni önce. Hayatımda yeni bir dönem başlıyordu (tedavi sonrasını kasdediyor) ve bana inanan insanlara ihtiyacım vardı. Hemen kabul ettim rolü. Bana uygun gibi de geldi ayrıca. Yani hınzır ama hala saf bir karakteri oynuyorum.”
Peki Hollywood dedikleri nedir? Orada kariyer yapmanın bedeli ağır mıdır? “Kendi açımdan şanslı olduğumu söyleyebilirim. Belki de fazla şanslıydım” diyor da bu konuda başka bir şey söylemiyor. Peki ‘baba’ yönetmenlerle çalışma şansı oldu, inanılmaz performanlar çıkardı, hatta kuşağının en önemli oyuncu olduğu söylendi. Şöhret ve yetenek açmaında aktörlük kendisi için neler ifade ediyor? “Aktörlük keyifle yaptığım bir meslek, ben sette çok zorluk çekmiyorum aslında. Yaratım anında, yani ‘motor’ dedndiğinde tabii ki ilahi şüphelerim oluyor, sancılanıyorum. Bazen de çok kolay bürünüyorum oynayacağım karaktere. Özel bir teknik filan da uygulamıyorum. Benim için zor olan belki de yeteneğin getirdiği şöhret oldu. Bu konu tabbi ki çok özel ama en azından Tanrı değil, sadece bir aktör olduğumu herkese hatırlatmak isterim.”
Zaten “Kiss Kiss Bang Bang”in senaryosundaki ironi de onu çok eğlendirmiş: “Baksanıza adam sıradan bir hırsız ama kazara aktör oluyor. Bundan iyi Hollywood eleştirisi olabilir mi! diyor.
Michelle Monaghan:
“Hollywood’da kadın olmak zor!”
Hollywood’un yükselen genç oyuncularından Michelle Monaghan ile geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde görüştük. Bu Cuma sinemalarımızda gösterime girecek olan “Kiss Kiss Bang Bang”in Avrupa galası için Cannes’daydı. Kara film ve kara mizahın harmanlandığı bu eğlenceli filmde, Hollywood’da varolmaya, daha da vahimi bir kadın oyuncu olarak mücadele etmeye çalışan güzel bir aktrist rolünde. Kendisi de 29 yaşında şöhreti yakaladığı için senaryordaki ironiden nasibini almış gibi. Beyazperdedeki bu ilk başrolünde Robert Downey Jr. gibi önemli bir oyuncu ve Val Kilmer ile başrolü paylaşıyor: “İnanılmaz bir şans! Robert ile birarada oynamak, benim gibi sinemada deneyimsiz bir oyuncu için bir düş. Senaryo icabı birbirimize aşık oluyoruz ama zaten gerçek yaşamda da ona hayran olmamak imkansız” diyor.
Peki Hollywood’da varolmaya çalışmak nasıl bir şey? Son derece samimi, neşeli ve iyimser bir hali var ama “Kendimi şanslı bulsam da işlerin hiç de kolay olmadığının farkındayım. Garson olarak çalışan aktörlerin öyküsü efsanedir biliyorsunuz. Herkes ünlü olmanın hayalini kurar ama kaçımız bu hayale erişebiliriz ki!” demekten kendisini alıkoyamıyor. Gelecek yıl ise Tom Cruise ile birlikte “Görevimiz Tehlike 3”de boygöstereceği için epey heyecanlı: “Her iki film de beni çok iyimser yaptı. Umarım böyle sürer” diyor. Aslında gazeteci olmak istiyormuş ama önce modellik şimdi de oyunculuk kariyerine odaklanmış. “Hollywood, size şans verdiğinde herşey pırıltılı görünür, ama buna güvenmeyip çok çalışmak, zor günlere de hazır olmak gerek” diyerek ‘düşler diyarında’ gerçekçi olmaya çalışıyor.
Val Kilmer: “Eğlenmek gerek!”
Dev bütçeli “İskender” filmi başrolündeki genç Colin Farrel’e pek bir şey katmadı ama babasını canlandıran Val Kilmer’ın yıldızını yeniden yükseltti. Bu Cuma göstrime girecek “Kiss Kiss, Bang Bang”deki eşcinsel dedektif rolündeki keyifli bir performansıyla karşımızda olacak. Biz onunla Cannes’da karşılaştık. Yaşayan her canlı ile flörtöz ve canayakın bir tavır sergileyen, ‘sevgi insanı’ Val Kilmer’la söyleşisimizin başlaması için onun akşam programı için sağa sola telefonlar açmasını beklemek durumundayız. Bana bile akşam ne yaptığımı sorması, bir Hollywood’un starının ilahi yalnızlık hüznünden ziyade, gazetecilere olan bir sevgi seli olduğunu düşünüyor insan. Zaten “Çok şanslısın, gazetecisin, eğleniyor musun, her işte eğlenmek gerek” mukabilinden sözlerle iki telefon arası benimle ilgileniyor. Bir Türk gazetecisi olmamı abartılı bir şaşkınlık ve hayranlık nidalarıyla karşılaması üzerine ben de Deniz Akkaya’ya ithafen, daha önce de memleketimden birisiyle (üstelik model) söyleştiği mevzunu ağzımdan kaçıveriyorum. Ama nafile! Tabii ki dünyanın dört bir yanından sayısız kişiyle söyleşi yapan Val Kilmer, bu mevzuyla ilgili hiç bir şey hatırlamıyor da konu dağılmıyor. Kiss Kiss, Bang Bang”deki rolünde çok eğlendiğini söyleyen Val Kilmer “Artık şan şöhret değil keyifli roller önemli benim için. Kendimi sıkıntıya sokamam artık. Nerde eğlenceli bir şey var, ben oradayım” diyor.
Shane Black: “Hollywood dediğin...”
İmaj her şeydir, insanlık hiçbir şey" kıvamında konuşuyordu Antalya'ya konuk olan Shane Black. Hollywood'dan söz ediyor. Adı anılınca ilk anda bir çağışım yapmasa da kendisi, Mel Gibson'lı “Cehennem Silahı” ile bir anda Hollywood'un gözde senaristlerinden olmuş, 1990'lı yıllarda senaryolarına en yüksek ücret ödenen ismi olarak öne çıkmıştı.
Black, 80'li yıllarda patlayan aksiyon macera filmlerini tetikleyen önemli isimler arasında. Bu hafta vizyonumuza giren “Kiss Kiss, Bang Bang” adlı filmi ise, onun ilk yönetmenlik çalışması. Ancak hiçbir şey kolay olmamış. Samimi ve heyecanlı bir şekilde anlatıyor. Sinemaya biraz ara verip sonra elinde senaryosuyla yapımcı aramaya çıktığında, tüm kapıların yüzüne kapandığını söylüyor: "Öylesine ünlü ve prestijliydim ama herkes bir anda beni unutmuş görünüyordu, kendimi çok aşağılanmış hissettim." Sonunda efsane yapımcı Joe Silver (Matrix) projeyi beğenmiş de para bulunmuş. "Ama bütçenin bir kuruş üzerine çıkamadım, para iman demek burada" diyen Shane Black'e göre Los Angeles'ta yaşamak ve Hollywood'da çalışmak zor. Lakin başka çare yok.
En önemlisi de Hollywood yönetmen değil yapımcı sineması bir anlamda: "Şanslıydım, Joe Silver bana fazla karışmadı ama genelde yönetmen arkadaşlarımın başına çok şey geldi. Yaratıcılık değil, garanti aranır burada". Bush hükümetinin icraatı ve bunun Hollywood'a yansımasından da hiç hoşnut değil, hatta bayağı kötü 'sıfatlar' kullanıyor da burada yazmaya dilimiz varmıyor. 15 milyon dolarlık bütçesiyle görece bağımsız bir film olan “Kiss Kiss, Bang BangRobert Downey Jr. ile Val Kilmer paylaşıyor.
Joe Silver:
“Bazen zor uyuduğum doğrudur”
Kendisi Hollywood’un en güçlü yapımcılarından birisi. Milyon dolarlık filmlere imza atıyor. Filmlerini saymayalım da ’Joe The Matrix Silver’ diye analım yeter. Peki dev bütçeli projelerle haşır neşirken nasıl 15 milyon dolarlık “Kiss Kiss Bang Bang”i üstlenmeyi kabul etti?: “Shane (Black) benim için çok önemli bir insandır. Daha önce senarist olarak birlikte çalıştık. Sonunda yönetmen olmaya karar verdiğini ve kendi senaryosunu kendi yönetmen istediğini söyledi. Senaryotu okudum ve hemen start verdim. Harikaydı çünkü. 200 milyon veya 15 milyom, benim için projeye inanmak yeterli.”
Benimle konuşurken sürekli telefonu çalışıyor, asistanı yanıtlıyor, bazılarına kendisi yanıt vermek zorunda kalıyor. Peki milyonlarca dolarlık projelerle uğraşırken hiç eli titremiyor mu, geceleri uykusu kaçmıyor mu? Hollywood’da bir yapımcı olmak aynı zamanda kabus olabilir mi? “O kadar da değil ama haklısınız. “Bazen zor uyuduğum doğrudur. Ama inandığım bir proje için sonuna kadar savaşırım. Her daim sete giderim ama yönetmene kendimi hissettirmem çünkü onun yaratıcılığını baltalayabilir. Ben ise sete her şein daha iyi olması için giderim, yönetmene müdahale için değil. Tabii ki sonuçta söz sahibi ben olsam da filmin selameti için nerede duracağınızı bilmek gerek.”
Henüz kimse yorum yapmamış.


Kaçış Running Scared (8 Temmuz 2008 20:30 Atv)
Paul Walker, Cameron Bright ve Vera Farmiga'nın oynadığı Kaçış adlı aksiyon filmi bu akşam 20:30'da Atv ekranlarında...
Paul Walker, Cameron Bright ve Vera Farmiga'nın oynadığı Kaçış adlı aksiyon filmi bu akşam 20:30'da Atv ekranlarında...

Dün
Hayat sen başka planlar yaparken sana olandır.
Hayat sen başka planlar yaparken sana olandır.











