Rachel McAdams
"Gece Uçuşu"nun yükselen yıldızı...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Rachel McAdams, bu yaz ABD'de en çok dikkat çeken genç yıldızlardan biriydi. Bu hafta gösterime giren "Gece Uçuşu"nun yanı sıra, 30 Eylül'de izleyeceğimiz "Davetsiz Çapkınlar"daki ("The Wedding Crashers") performanslarıyla göz dolduran Kanadalı yıldız, hâlâ hızlı yükselişinin şaşkınlığını yaşıyor.
Bu hafta Wes Craven'ın son filmi “Gece Uçuşu”nda (“Red-Eye”) ter döken Rachel McAdams isminin Hollywood’daki ilk ortaya çıkışı 2002 yılında “The Hot Chick” adlı komedi filminde gerçekleşti. O filmde bedenini Rob Schneider ile değiş tokuş eden genç kadın rolündeydi. Asıl büyük patlamasını ise 2004 yılında “Mean Girls” ve “The Notebook”da yaptı ve başarılı performansıyla dikkat çekmeyi başardı. Kanadalı oyuncunun bu yaz iki büyük patlaması daha gerçekleşti. Bunlardan ilki, ülkemizde 30 Eylül'de gösterime girecek olan, New Line’ın yaz komedisi “Davetsiz Çapkınlar” (“The Wedding Crashers”) oldu. Diğeri ise Wes Craven’in DreamWorks için çektiği ve bu hafta ülkemizde de gösterime giren “Gece Uçuşu” (“Red-Eye”) adlı psikolojik gerilim filmi... Güzel yıldız, bu iki filmin ardından, kariyeri için hiç de fena geçmeyen 2005 yılını komedi-drama “The Family Stone” ile kapatacak. O filmde, başrolleri bu kez iki önemli aktrisle, Diane Keaton ve Sarah Jessica Parker ile paylaşacak. ‘The Hollywood Reporter’ dergisinden Ray Richmond, bu ayın başlarında Rachel McAdams ile bir söyleşi yapmış. Aşağıdaki söyleşide McAdams için yıldız olmanın keyifli ve zor yanlarını; Kanadalı oyuncunun neden Toronto’yu Los Angeles’a tercih ettiğini bulacaksınız. Bu yılın en iyi yardımcı kadın oyuncusu seçilmek gururunuzu okşadı mı? Yoksa kariyeriniz açısından kısıtlayıcı olabilir şeklinde bir endişeye mi kapıldınız? Hayır, işimle ilgili her türlü onay benim için kutsaldır. En iyi yardımcı kadın oyuncu seçilmiş oluşum başrollere uygun olmadığım anlamına gelmez. Zaten her formatta rolü üstlenmeyi isteyen bir oyuncuyum. Alacağım ücretten çok materyal ilgimi çeker. Size teklif edilen rolde ne gibi özellikler ararsınız? Temelde iyi yazılmış olmasına dikkat ederim. Senaryoda iyi bir sahnenin varlığı o filmde oynamam için iyi bir sebep olabilir. Bazen de kendinizi olayların akışına bırakmanız gerekebilir. “Mean Girls” ve “The Notebook”u hangi açılardan çekici buldunuz? “Mean Girls”teki kızlar arası dövüş sahnesini sevmiştim. “The Notebook”a gelince, en başından sonuna kadar bana her düzeyde hitap eden olağanüstü cazip bir projeydi. Kanada’nın Ontario eyaletinde küçük bir kasabada büyüdünüz. Sonra kendinizi aniden Hollywood’un yüksek tempolu yaşamı içinde buldunuz. Bu durumla nasıl başa çıkabildiniz? Ayaklarımı sağlam basmayı bana öğreten harika bir ailem var. Oldukça yavaş ama emin adımlarla beni büyüttüler. Ancak şu anda ulaşmaya başladığım düzeydeki bir oyunculuk kariyeri için herhangi bir hazırlığım yoktu. Aslına bakarsanız bu düzeye ulaştığım zaman herşeyin daha kolay olacağını, kararların daha sade ve düz olacağını hayal ederdim. Tam tersi oldu. Kariyerimin boyutları genişledikçe kararları daha zor vermeye başladığımı gördüm. Nasıl yani? Kariyerinizde belli bir noktaya geldiğinde atılan her adım aniden önem kazanıyor. Daha ince eleyip sık dokumaya başlıyorsunuz. Ünlü olmak için mücadele ederken her şey daha kolaydı. Şimdiki durumun tamamen farklı olduğunu görüyorum. Ancak şu da var: Dağıtım ağı geniş olan büyük filmlerde rol almaya başladığınız andan itibaren karşınıza çok büyük fırsatlar çıkmaya başlıyor. Önünüze gelen senaryolar eskisinden çok daha iyi oluyor. Şu anda Kanada’nın Toronto kentinde yaşıyorsunuz. Yakın gelecekte evinizi Los Angeles’a taşıma şeklinde planınız var mı? Açıkçası kendimi sürekli orada yaşarken düşünemiyorum bile... Los Angeles’a muhalif değilim ama sürekli yaşadığım evimin hiç kimsenin beni umursamadığı, kim olduğumla ilgilenmediği bir yerde olmasını isterim. Hızlı tempolu yaşamda soluk alabileceğim bir yer olmalı... Ayrıca mevsimlerin değişmesi de önemli. Bu benim kişilik yapıma daha uygun. Los Angeles’ta hava her zaman mükemmeldir, dört mevsim yaz vardır. Öyle bir yerde strese girerim. Kariyerinize dört yıl önce Disney kanalındaki “The Famous Jett Jackson” adlı diziyle başlangıç yaptınız. Şimdi film dünyasının büyük starlarından biri olmanın eşiğine geldiniz. Her şeyin bu kadar hızlı gerçekleşmesi karşısında korktuğunuz oluyor mu? Her zaman... Karşıma çıkan büyük fırsatlar ve kendimi içinde bulduğum pozisyon karşısında ezildiğimi, boğulduğumu hissediyorum. Günde en az bir kere “bana neler oluyor böyle?” diyerek kendimi çimdikliyorum. Hayatımda artık boş geçen hiçbir dakikam kalmadı. Açıkça itiraf etmeliyim ki, çocukluğumdaki en çılgın hayallerimde bile, şu anda bulunduğum konum olmamıştı. Devam ettiği sürece bu durumun keyfini çıkartmam gerektiğinin de farkındayım. (Söyleşi: Ray Richmond, The Hollywood Reporter, Temmuz 2005)
Henüz kimse yorum yapmamış.
Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Replik
Kutsal Hazine Avcıları
Tanrı’yla konuşmak mi istiyorsun? O zaman beraber gidip onu görelim, yapacak daha iyi bir işim yok...
Indiana Jones
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com