Kayıt
Harvey Keitel ile özel: "İstanbul'da olmak ayrıcalık!"
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Pozumuz kötü de niyetimiz iyi; Harvey Keitel fotoğraf çekiminde tüm nazikliğiyle elime sarılıyor, "şöyle yakın bi çekim olsun" diyor. Basın toplantısındaki bulaşıcı neşesine rağmen sıra özel söyleşimize geldiğinde 'gazetecilerle pek gergin olur' efsanesinden ötürü ben hala hafif tedirgin olsam da neticede ısrarla kurabiye ikram etmesi gibi minik jestlerini takdir edebiliyorum.
Piyano”, “Rezervuar Köpekleri”, “Arka Sokaklar”, “Taraf Tutmak”, “Ulysses’in Bakışı”, “Duman”, “Thelma ve Louis” ve Oscar’a da aday olduğu “Bugsy”sinin de olduğu 100’e yakın film var kariyerinde. ‘Dünya sinemasına açılan usta Amerikalı oyuncu’ klişesine sığınarak kariyerini özetleyebilirim. Lakin samimiyet çizgisini aşmasak iyi olur halini hemen ve ziyadesiyle yumuşatan zarif ve rahat tavırlarındaki hoşluğu açıklayamam. Bir Hollywood starı, ayrıca Amerikalı bağımsızlardan Avrupalı ustalara kadar sayısız sinemacıyla çalışmış bir aktör. Bu arada “boş ver zamanı sor istediğini, iç kahveni” diyerek sizi oyalayan, arkadaş olsak keyifli zaman geçiririz hissini veren bir insan. Arada, "İstanbul'da, bu festivalde olmak ayrıcalık" diyor.
24. Uluslararası Film Festivali münasebetiyle geldiği İstanbul’da ikamet ettiği Çırağan Oteli’ndeki sohbetimiz doğal olarak “Piyano” ile başlıyor. Hani sert adam imajını çekici ve duyarlı bir erkek figürüne dönüştüreren bir film. Festivalimizin Altın Lale juri başkanı, Yeni zelandalı kadın yönetmen Jane Campion'un "Piyano" ve "Kutsal Duman" filmlerinde başrol oynayan Keitel’ın yüzü geniş bir gülümsemeyle aydınlanıyor:
--Jane ile tanıştığım için Tanrının sevgili kuluyum. Senaryoyu okuduğumda inanamadım. Bir aktör için inanılmaz bir şans. Üstelik imajınınızın dışına çıkabileceğiniz böyle bir şans verilmesi kutsal bir şeydir. Bunun bir atımlık bir şey olmadığı yine karşıma “Kutsal Duman” ile geldiğinde gördüm. Kimbilir, belki yine romantik bir rol bulurum, neden olmasın?
Tam 37 yıl önce Martin Scorsese'nin "Kapıma Kim Vuruyor?" adlı ilk filmiyle sinemaya başlayan, yine onunla çektiği "Mean Streets" ve "Taksi Şöförü" gibi yapımlarla zaman içinde ‘sert erkek’ profiline hapsolmasına rağmen izlerken kendini tekrarladığı hissine kapılmadığınız nadir aktörlerden:
Bunda tiyatronun çok büyük bir rolü var. Oyunculuğunuzu geliştirme şansına sahipsiniz. Yoksa ortada kabaca iyi adam-kötü adam var sadece. Oyunculuk bunların varyasyonlarını çıkarabilmekte. Bazen basit bir peruk, belki saçınızı ortadan değil yandan ayırmanız bile fark yaratabilir ama oyunculuk sadece fiziki bir değişim değildir tabii ki. Teknik oynadığınız karakteri yansıtmanızda yardımcıdır ama bu oyununuzda hissedilirse çok kötü olur.
Mean Street”de birlikte rol aldığı Robert De Niro, Scoersese’nin gözdesi olmuş, kendi kariyeri de düşüşe geçmişti. Scorsese ile araları şimdi nasıl peki?
Gayet iyi, benim hep dostum olarak kalacak. Umarım yeni bir proje teklif eder ve birlikte çalışırız.
Amerikalı Robert Altman, İngiliz Ridley Scott, Yunan Theo Angelopoulos, Macar İstvan Szabo gibi sayısız usta yönetmenlerle çalıştı. Yani memleketinin sınırlarını aşmış ziyadesiyle. Bir de tam yıldızı söndü, denilirken 90’ların başında, özellikle yapımına para da yatırdığı Quentin Tarantino’nun “Rezervuar Köpekleri”yle çıkışı var ki, hala aynı hızda devam ediyor : “Genç yönetmenlerle çalışmak benim şansım esas. Onlardaki heyecan, farklı bakış biz aktörler için bir nimet. Risk almayacaktım da ne yapacaktım? Mesela Quentin’in senaryosunu okuduğumda hiç düşünmeden para yatırdım. Onların dehasını ilk bakışta farkedebilirsiniz.”
Peki kendisi de yönetmenlik yapmak istediğini söylemişti. Nedir acaba? “Otobiyografimi çekmeyi planlıyorum! Gerçekten! Ancak önce oturup yazmam gerek. Yaşadıklarımı damıtmam gerek. Yaşamın kendisi bir yolculuk. Bu durumda otobiyografimi çekmek için hayatta bir yerlere de varmam gerek.
Bu durum biraz çelişkili oldu ama? “Haklısınız ama bilemiyorum, bu durumda ne zaman çekebilirim çok açık değilse de yakında gibi hissediyorum. Bir yerlere varmak çok zor hayatta. Bir de esas olan hayat yolcuğuluğudur ya, elbet geleceğiz bir yerlere. ” Peki kimler oynar filminde? “Umarım herkes oynar. Tüm arkadaşlarım yani. Sonuçta yaşadıklarımım bizzat içindeydiler. Gençliğim konusunda karar vermedim henüz.
Tiyatro ilk tercihi ama bir süre sonra her akşam aynı performansı vermek tüketici olmalı...
--Evet. Bazen yapımcılar para için haftada sekiz seans bile yapıyorlar. Bu çok tüketici tabii ki. Haftada en az üç gün tatil olacak ki oyuncu kendini yenileyebilsin. Ben tiyatro yaptığımda asla böyle sık oynamıyorum, keyfini çıkarıyorum.
Vizyonumuzdaki “Sakin Ol” filminde de rolü var. John Travolta ile yeniden biraraya gelmek nasıldı acaba?
--John ile çalışmak her zaman büyük bir keyiftir benim için. Sette de çok eğlendik açıkçası. Bu tür filmler beni dinlendiriyor.
Film bahanesiyle hangi tür müzikten hoşlandığı sorsak? --Caz herşeyin önünde geliyor. Ama rap müziği ve enerjisini de çok seviyorum çünkü halen dünyada ne olup bitiyorsa onlar dile getiriyorlar. Müzik de sinema gibi çağın aynası olmak durumunda.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Maviliklere Doğru (28 Ağustos 2008 20:45 Kanal D)
Paul Walker, Jessica Alba, Scott Caan ve Ashley Scott'un oynadığı Maviliklere Doğru adlı aksiyon filmi bu akşam 20:45 'te Kanal D ekranlarında...
Replik
Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu
Neden sizle yelken açayım ki? Aranızdan dördü daha önce beni öldürmeye çalıştı. (Elizabeth’e bakarak) Hatta biriniz başardı da.
Jack Sparrow
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com