Ronin: Nihayet sıkı bir action filmi…
Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
5 tane esrarengiz ve sıkı adamlar zor bir görev için biraraya gelirler. Basit gibi görünen bir konu belki ama "Ronin" basit bir film değil. Kaçırmayın…
Beş eski ajan Fransa’da köhne bir büfede çalışıyor gibi gözüken bir kadınla bir araya gelir. CIA’den Sam (Robert De Niro) strateji uzmanıdır. Vincent (Jean Reno) Fransız Gizli servisindendir, Gregor (Stellan Skasrsgard) Alman elektronik ve gözetleme uzmanıdır. Yine Amerikalı bir şoför Larry (Skipp Sudduth) bir de İngiliz silah danışmanı Spence (Sean Bean) bu ekibi oluşturan adamlardır. Bu adamlara görevi veren kadın ise İrlandalı Deirdre’dir. (Natascha McElhone). Ekibin görevi son derece sıkı korunan bir çantayı ele geçirmektir. Çantada ne olduğu ise ısrarla gizli tutulmaktadır.
Adamlarımızın ilk yapması gereken şey alet edevatı satın almaktır. Ekipten ilk fireyi o gece verirler zaten. Tehlikeli ve olaylı bir alışverişin ardından işe koyulurlar. Çanta ele geçirilir ama sonrası da vardır. Birbiri ardına yaşanan ihanetler sonucunda Sam ve Vincent bir anda kendilerini oyuna getirilmiş olarak bulurlar. Böylece onlara oyun oynayanlara karşı ikili bir mücadeleye girerler.
1960’lı yıllarda uluslararası ajanların olduğu, nefesimizi tutarak izlediğimiz sıkı macera filmleri olurdu. Bir grup sıkı ve esrarengiz ajanın bir görev için biraraya geldiği karanlık filmlerdi bunlar. Yönetmen John Frankenheimer da zaten bu dönemlerin ve bu filmlerin zamanından gelme bir yönetmen. Ayrıca Burt Lancester’lı unutulmaz “Alcatraz Kuşçusu” ve “Manchurian Candidate” gibi iyi filmlerinden de yönetmeni. Bu türde ise ilki kadar iyi olmasa da “The French Connection II” gibi bir örneği de var. “Ronin”in en büyük özelliği kuşkusuz güçlü Oyunculardan oluşturduğu kadrosu ve içerdiği gerilim. Daha ilk sahnelerinde başlayan esrarengiz hava film boyunca kendisini gösteriyor ama bunun yanısıra hiçbir karaktere kendinizi yakın hissetmiyorsunuz. Hepsi her an herşeyi yapabilirmiş gibi geliyor. Filmin ve senaryonun en büyük başarısı da buradan geliyor zaten. Robert De Niro’nun çok şık yorumladığı Sam karakteri kendisini birden büyük bir komplonun içinde buluyor ama kendisi de o kadar “temiz” değildir aslında.
Ronin” ismi aslında sahipsiz kalan samuraylara verilen bir addan geliyor. Bu filmdeki ajanlar da bir nevi bu savaşçılara benzetiliyorlar. Sahipsizler ve vahşi birer savaşçılar. Çok da güvenilir değiller. Filmde böyle karakterler olunca haliyle filmle seyirci arasında bir mesafe kalıyor. Bu da Frankenheimer’ın yapmak istediği şey zaten. Bu mesafe sizi filmden uzaklaştırmıyor, zaten böyle bir filmi, daha doğrusu böyle anti kahramanlı bir filmi, seyredilebilir kılan önemli bir özellik bu. Ayrıca Frankenheimer bu sefer bundan evvelki başarısız filmi “Dr. Moreu’nun Adası”ndan çok çok daha sıkı bir filmle çıktı karşımıza.

Sinemanın en iyi kovalamaca sahnesi…
Filmde yeralan özellikle iki tane araba takip sahnesi var ki yıllardır Hollywood’dan böylesine gerçek ve efektsiz action sahnesi seyredememiştik. İlk kovalamaca sahnesinde o kadar güzel çekimler var ki kendinizi Fransa sokaklarında hız yapan bir arabının içindeymiş gibi hissediyorsunuz. İkinci arabalı kovalamaca sahnesi ise sadece son yıllarda değil tüm sinema tarihi boyunca en iyi kovalamaca sahnelerinden biri. Özellikle dikkat etmek gerekiyor. (Bu arada bu konudaki en iyi sahnenin Peter Yates imzalı Steve McQueen’li “Bullit” olduğu söylenir.) Bu ikinci araba kovalama sahnesinde Fransa’daki bir alt geçit size çok da tanıdık gelebilir. (Prenses Diana’nın talihsiz kazasının olduğu tünelde Robert De Niro da bayağı bir heyecanlanıyor !)
Tabi ki film öncelikle oyuncularıyla dikkat çekiyor. Robert De Niro kuşkusuz yaşayan en önemli oyuncularından biri. Hatta kimilerine göre de en iyisi. Oynadığı kötü filmleri bile kendisinin hatırına seyrettirebilen ender oyunculardan. “Ronin” büyük oranda onun karakteri üzerine kurulu. Karizması ve kendine özgü mimikleriyle De Niro hayranlarını yine büyülüyor. Vincent rolünde özellikle Luc Besson filmleriyle tüm dünyada sempati toplayan son dönemde Gerard Depardieu’dan sonraki en popüler Fransız oyuncu Jean Reno var. Reno’nun genellikle bir çok filmde takındığı saflık derecesindeki iyi niyet bu filmindeki karakterinde de var. Ama tabi ki “Leon”daki gibi profesyonel bir iş anlayışına da sahip. Filmin kötü adamı son James Bond filminde de kötü adam olan tecrubeli aktör Jonathan Pryce. Oyuncu Hollywood’un yeni kötü adamı olmuştur artık. Alman uzman Gregor’u oynayan Stellan Skasrsgard’ı da Hollywood özellikle Lars Von Trier’in “Dalgaları Aşmak”daki rolüyle keşfetmişti. Skasrsgard, oldukça sevimsiz bir karakteri olanca sevimsizliğiyle başarılı bir şekilde canlandırıyor.
Filmin tek kadın oyuncusu Natascha McElhone önce Harrison Ford ve Brad Pitt’le oynadığı “Devil’s Own” (Sessiz Düşman) ile dikkatimizi çekmişti, sonra da “The Truman Show”da Jim Carrey’in tek gerçek aşkı olarak seyrettik. Genellikle soğuk bir kadın izlenimini veren McElhone için “yeni Meryl Streep” diyorlar. Sonuçta son zamanlarda özgün ve iyi bir macera filmi çıkarmakta zorlanan Hollywood’dan eskilerin tadını veren usta işi bir macera filmi “Ronin”.
Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
Replik
Katil Doğanlar
Mickey ve Mallory, doğru ve yanlış arasındaki farklı bilmeye biliyorlar. Sadece umursamıyorlar...
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com