Shyamalan: "Korku değil sevgi filmleri yapıyorum"

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Kıpır kıpır, neşeli ve hareketli...
Çocuksu bir heyecanla aslında sevgi filmleri yaptığını anlatırken 34 yaşında bile göstermiyor. Bu dünya ile ötekisi arasında gidip gelen kahramanların korku ve gerilim öyküleriyle ünlenen M Night Shyamalan'ı dünya yüzüyle görmek de varmış. Geçtiğimiz Eylül ayında son filmi "Köy"ün tanıtımı için San Sebastian Film Festivali'ne gelen Shyamalan bir basın toplantısıyla gazetecilerle buluştu. ve sinemasını, yaşama bakışını anlattı.
Çocuksu bir heyecanla aslında sevgi filmleri yaptığını anlatırken 34 yaşında bile göstermiyor. Bu dünya ile ötekisi arasında gidip gelen kahramanların korku ve gerilim öyküleriyle ünlenen M Night Shyamalan'ı dünya yüzüyle görmek de varmış. Geçtiğimiz Eylül ayında son filmi "Köy"ün tanıtımı için San Sebastian Film Festivali'ne gelen Shyamalan bir basın toplantısıyla gazetecilerle buluştu. ve sinemasını, yaşama bakışını anlattı.
Ardarda yaptığınız filmlerle korku gerilim türünde Hollywood’un en popüler ismi ve ‘markası’ oldunuz. Artık başka türlerde de film yapmak istemez misiniz, komedi filan gibi?
M Night Shyamalan: Ben ‘ürpermeyi’ çok seviyorum. Yaşamın her anında bir heyecan olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ürperti hissedemeyeceğim bir film yapmak bana zor geliyor. Ama belli de olmaz her an herşeyi yapabilirim. Korku gerilim türüne neden öylesine bir ilgi? M Night Shyamalan: Küçük yaşlarımda aile büyüklerinin anlattığı masallarla büyüdüm ben. Küçücük bir çocukken bile büyük keyif aldığımı hatırlıyorum. Her çocuk da böyledir sanırım. Evde de çarşaflarla filan hayaletler yapardım, ev halkını korkutmaya bayılırdım. Sanırım gizem, bilinmeyen şeyler her çocuk gibi benim de ilgimi çekiyordu. Sonrasında da herhangi bir öyküyü böyle nasıl anlatırım diye düşündüm hep.
Yani sürekli insanları nasıl korkuturum diye mi düşünüyorsunuz?
M Night Shyamalan: Bu benim sinema dilim. Ama aslında sevgi filmleri yapıyorum ben. İnanç da çok önemli tabii ki, inanarak varolabiliyoruz. Öykümü anlatmak için bu türü kullanıyorum o kadar.
Diğer filmlerinizde bireyler üzerinde duruyordunuz, “Köy”de bir topluluk üzerinden anlatılıyor gerilim ve korku. Toplumsal bir bir bakışa yöneliyorsunuz diyebilir miyiz?
M Night Shyamalan: Filmlerimin hepsi geniş kitlelere yönelik. Ama doğru, burada kişisel korkuların nasıl bir ‘cemaat’ olarak da varolabileceğini gösteriyor. Ya da toplumsal ortak korkuların nasıl kişisel korkular olarak benimsendiğini anlatıyor diyebiliriz. “Köy”de herkesin ortak bir korkusu var. Sorgulanmadan benimsenmiş. Nedeni de var kuşkusuz ama yargılamak yerine etkilerini didiklemek benim daha çok işime geliyor.
Ivy rolü için Bryce Howard’ı hiç deneme çekimi yapmadan başrol için düşündüğünüz dedikoduları var, doğru mu ve böyle riskli bir kararı nasıl verebildiniz?
M Night Shyamalan: Gördüğünüz anda anlıyorsunuz zaten. Tamam, kapıdan içeri yürüdüğü an olmasa bile, konuşmaya başladığımda anlamıştım. Ben ayrıca içgüdüleriyle hareket eden bir tipim, o anda içimden gelen sesle hareket etmeyi severim. O anda doğru olduğunu hissediyorsam biliyorum ki doğru karar vemişim, illa da ‘bilmem’ gerekmiyor.
Babasıyla (ünlü yönetmen Ron Howard) bu konuda görüşme yaptınız mı hiç?
M Night Shyamalan: Kendisi bu konuda kızına bile bir şey söylemedi ki benimle böyle bir diyaloğu olsun! Biz çok sonra görüştük. Akıllara böyle bir şüphe geldiyse bile benim ya da hiçbir sinemacının bu nedenle risk alacağını düşünemem. (Sessizlik)
”Altıncı His” ve “Ölümsüz”de Bruce Willis’le çalıştınız, onu nasıl ikna ettiniz?
M Night Shyamalan: Onun aynı yapımcı şirketle sanırım üç filmlik bir anlaşması vardı. Benim şansıma senaryodan itibaren aklımda olan Bruce Willis projeye inandı. İkinci film ise daha kolaydı. Mel Gibson ile çoktan konuşuyorduk zaten birlikte çalışmak için.
Artık ‘gerilimin ustası’ olarak anılıyorsunuz, sizi özel yapan şey nedir, kendinize göre?
M Night Shyamalan: Korku bilinmeyenin ardında gizlidir! Bilmediğimizden korkar, çekiniriz, ‘öteki’ olarak kendimizden ayırıp sınırlarımızı belirleriz. Böylelikle kendi sınırlarımızı bilmek iyi hissettirir kendimizi. Korkarak kendimizi koruma güdümüzü sürekli ayakta tutarız. Böylelikle aslında korku da bir anlamda iyi bir şeydir. Alıştığınız temponun, ritmin dışına çıkan her şey bizi korkutur. Çocukken de böyleyizdir, hatırlayın. Sinsi, belirsiz bir şey, kanlı bir saldırıdan daha dehşet vericidir. Ben de bunu uygulamaya çalışıyorum sinemamda.
Sizin için ‘Hitchcock’un yeni nesil varisi’ deniyor, hoşnut musunuz bu yakıştırmadan?
M Night Shyamalan: Kimse kimseye benzetilmek istenmez. Ama tabii ki Hitchcock benim idolümdü çocukluk yıllarımdan. Onun filmleri gerilimle ilgili neler yapmak istediğimden çok, neler yapmamam gerektiği konusunda müthiş dersler aldığım başyapıtlardı.
Siz de onun gibi illa da filmlerinizde küçük bir an da olsa görünüyorsunuz. Gerçi “Köy”de bayağı uzun bir rolünüz bile var... (Kahkahalar)
M Night Shyamalan: Evet, kendime torpil geçtim. (Kahkahalar) Biraz Hitchcock’a öykünme tabii ki, bu da çocukluktan kalma, çocuksu bir bir şey galiba. Ama yine de filmin bütününde önemli bir anı seçmedim ki, fazla etkili olmasın diye. Biraz da kötü olacak diy korktum ama, ama olmamışım galiba... (Kahkahalar)
”Köy” de dahil tüm filmleriniz gişede büyük ilgi gördü. Gerçi siz yönetmen ve senaristliğin yanısıra yapımcılığı da üstleniyorsunuz ama Hollywwod’da film yaparken üzerinizde büyük bir baskısını hissetmiyor musunuz?
M Night Shyamalan: Yapımcı da ben olduğum için filmlerimin kaderi biraz da bana bağlı tabii ki. Bu nedenle tamamıyle Hollywood’da çalııyorum denemez. Ama tabii ki eleştiriler, engellemeler oluyor. “Ölümsüz”ün çok pahalıya mal olması sorun olmuştu ama şimdi kimsenin bir şikayeti yok.
Bir filmi ortaya çıkarırken sinemacı olarak yaklaşımınız nedir?
M Night Shyamalan: Ben de Hitchcock gibi filmi önce kafamda bitiren tiplerdenim. Kafamda herşey netleştikten sonra kağıda kaleme dökerim, hem de kare kare. Yani sete geldiğimde kafamda her şey nettir. Bu bir açıdan çok olumlu bir şey çünkü ışıkçıdan oyunculara, herkesten ne istediğini bilmek, kafamdaki sahneyi çekmek kolaylaşıyor. Ama bu yaklaşımım yüzünden kendime doğaçlama şansı da tanımamış oluyorum ki, bu da bir sinemacı için eksiklik olabilir.
M Night Shyamalan: Ben ‘ürpermeyi’ çok seviyorum. Yaşamın her anında bir heyecan olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ürperti hissedemeyeceğim bir film yapmak bana zor geliyor. Ama belli de olmaz her an herşeyi yapabilirim. Korku gerilim türüne neden öylesine bir ilgi? M Night Shyamalan: Küçük yaşlarımda aile büyüklerinin anlattığı masallarla büyüdüm ben. Küçücük bir çocukken bile büyük keyif aldığımı hatırlıyorum. Her çocuk da böyledir sanırım. Evde de çarşaflarla filan hayaletler yapardım, ev halkını korkutmaya bayılırdım. Sanırım gizem, bilinmeyen şeyler her çocuk gibi benim de ilgimi çekiyordu. Sonrasında da herhangi bir öyküyü böyle nasıl anlatırım diye düşündüm hep.
Yani sürekli insanları nasıl korkuturum diye mi düşünüyorsunuz?
M Night Shyamalan: Bu benim sinema dilim. Ama aslında sevgi filmleri yapıyorum ben. İnanç da çok önemli tabii ki, inanarak varolabiliyoruz. Öykümü anlatmak için bu türü kullanıyorum o kadar.
Diğer filmlerinizde bireyler üzerinde duruyordunuz, “Köy”de bir topluluk üzerinden anlatılıyor gerilim ve korku. Toplumsal bir bir bakışa yöneliyorsunuz diyebilir miyiz?
M Night Shyamalan: Filmlerimin hepsi geniş kitlelere yönelik. Ama doğru, burada kişisel korkuların nasıl bir ‘cemaat’ olarak da varolabileceğini gösteriyor. Ya da toplumsal ortak korkuların nasıl kişisel korkular olarak benimsendiğini anlatıyor diyebiliriz. “Köy”de herkesin ortak bir korkusu var. Sorgulanmadan benimsenmiş. Nedeni de var kuşkusuz ama yargılamak yerine etkilerini didiklemek benim daha çok işime geliyor.
Ivy rolü için Bryce Howard’ı hiç deneme çekimi yapmadan başrol için düşündüğünüz dedikoduları var, doğru mu ve böyle riskli bir kararı nasıl verebildiniz?
M Night Shyamalan: Gördüğünüz anda anlıyorsunuz zaten. Tamam, kapıdan içeri yürüdüğü an olmasa bile, konuşmaya başladığımda anlamıştım. Ben ayrıca içgüdüleriyle hareket eden bir tipim, o anda içimden gelen sesle hareket etmeyi severim. O anda doğru olduğunu hissediyorsam biliyorum ki doğru karar vemişim, illa da ‘bilmem’ gerekmiyor.
Babasıyla (ünlü yönetmen Ron Howard) bu konuda görüşme yaptınız mı hiç?
M Night Shyamalan: Kendisi bu konuda kızına bile bir şey söylemedi ki benimle böyle bir diyaloğu olsun! Biz çok sonra görüştük. Akıllara böyle bir şüphe geldiyse bile benim ya da hiçbir sinemacının bu nedenle risk alacağını düşünemem. (Sessizlik)
”Altıncı His” ve “Ölümsüz”de Bruce Willis’le çalıştınız, onu nasıl ikna ettiniz?
M Night Shyamalan: Onun aynı yapımcı şirketle sanırım üç filmlik bir anlaşması vardı. Benim şansıma senaryodan itibaren aklımda olan Bruce Willis projeye inandı. İkinci film ise daha kolaydı. Mel Gibson ile çoktan konuşuyorduk zaten birlikte çalışmak için.
Artık ‘gerilimin ustası’ olarak anılıyorsunuz, sizi özel yapan şey nedir, kendinize göre?
M Night Shyamalan: Korku bilinmeyenin ardında gizlidir! Bilmediğimizden korkar, çekiniriz, ‘öteki’ olarak kendimizden ayırıp sınırlarımızı belirleriz. Böylelikle kendi sınırlarımızı bilmek iyi hissettirir kendimizi. Korkarak kendimizi koruma güdümüzü sürekli ayakta tutarız. Böylelikle aslında korku da bir anlamda iyi bir şeydir. Alıştığınız temponun, ritmin dışına çıkan her şey bizi korkutur. Çocukken de böyleyizdir, hatırlayın. Sinsi, belirsiz bir şey, kanlı bir saldırıdan daha dehşet vericidir. Ben de bunu uygulamaya çalışıyorum sinemamda.
Sizin için ‘Hitchcock’un yeni nesil varisi’ deniyor, hoşnut musunuz bu yakıştırmadan?
M Night Shyamalan: Kimse kimseye benzetilmek istenmez. Ama tabii ki Hitchcock benim idolümdü çocukluk yıllarımdan. Onun filmleri gerilimle ilgili neler yapmak istediğimden çok, neler yapmamam gerektiği konusunda müthiş dersler aldığım başyapıtlardı.
Siz de onun gibi illa da filmlerinizde küçük bir an da olsa görünüyorsunuz. Gerçi “Köy”de bayağı uzun bir rolünüz bile var... (Kahkahalar)
M Night Shyamalan: Evet, kendime torpil geçtim. (Kahkahalar) Biraz Hitchcock’a öykünme tabii ki, bu da çocukluktan kalma, çocuksu bir bir şey galiba. Ama yine de filmin bütününde önemli bir anı seçmedim ki, fazla etkili olmasın diye. Biraz da kötü olacak diy korktum ama, ama olmamışım galiba... (Kahkahalar)
”Köy” de dahil tüm filmleriniz gişede büyük ilgi gördü. Gerçi siz yönetmen ve senaristliğin yanısıra yapımcılığı da üstleniyorsunuz ama Hollywwod’da film yaparken üzerinizde büyük bir baskısını hissetmiyor musunuz?
M Night Shyamalan: Yapımcı da ben olduğum için filmlerimin kaderi biraz da bana bağlı tabii ki. Bu nedenle tamamıyle Hollywood’da çalııyorum denemez. Ama tabii ki eleştiriler, engellemeler oluyor. “Ölümsüz”ün çok pahalıya mal olması sorun olmuştu ama şimdi kimsenin bir şikayeti yok.
Bir filmi ortaya çıkarırken sinemacı olarak yaklaşımınız nedir?
M Night Shyamalan: Ben de Hitchcock gibi filmi önce kafamda bitiren tiplerdenim. Kafamda herşey netleştikten sonra kağıda kaleme dökerim, hem de kare kare. Yani sete geldiğimde kafamda her şey nettir. Bu bir açıdan çok olumlu bir şey çünkü ışıkçıdan oyunculara, herkesten ne istediğini bilmek, kafamdaki sahneyi çekmek kolaylaşıyor. Ama bu yaklaşımım yüzünden kendime doğaçlama şansı da tanımamış oluyorum ki, bu da bir sinemacı için eksiklik olabilir.
Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.


Altın Yumruk İstanbul'da (6 Temmuz2008 21:20 Kanal 1)
Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.
Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.

İçerideki Adam
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.










