Kayıt
Yine Kan Dökülecek: Gelecek Senenin İddialıları
K. D. Yılmaz 3 Mart 2008, Pazartesi 15:56

Oscar’a Doğru bölümünü önümüzdeki Eylül’e kadar bekleme pozisyonuna almadan önce yılı kapatmak adına önümüzdeki yılın Oscar’a göz kırpan filmlerine de bir bakış atmak gerekiyor. Her sene olduğu gibi yarışın ana hatları sonbahar aylarında kesinlik kazanacak. Bu aşamada özellikle son anda büyük çıkış yapabilecek ve henüz ismini bile bilmediğimiz bağımsız ve küçük yapımlara bir pay bırakmak gerek, ama diğer yandan Oscar demek aynı zamanda gösteriş de demek. Bu açıdan sadece kağıt üstünde bile şimdiden şansı olan büyük filmleri sizler için değerlendirdik. Sonuç; önümüzdeki sene baya sert bir yarış olacak gibi. 

1. Revolutionary Road (Sam Mendes)
Amerikan Güzeli (American Beauty, 1999) ile Oscar’ı evine götüren Mendes bu sefer Richard Yates’in ünlü romanını uyarlıyor. Filmin başrolünde ise yönetmenin eşi Kate Winslet’in yanında oyuncunun Titanic günlerine dönmesini sağlayan Leonardo DiCaprio var. Ayrıca filmin ekibinde henüz Oscar’ı olmayan müzisyen Thomas Newman (8 adaylık) ve görüntü yönetmeni Roger Deakins (7 adaylık) gibi ustalar da yer alıyor. Ama her şeyi bir yana bırakalım son yıllarda saygı duyulur bir aktör haline gelen Leonardo DiCaprio ve 5 adaylığa rağmen hala bir heykelciği bulunmayan Kate Winslet ikilisinin aynı gece, aynı filmle ilk Oscar’larını alma ihtimali bile yeterince heyecan verici.

2. Australia (Baz Luhrmann)
"Moulin Rouge" dan beri yeni filmini sabırsızlıkla beklediğimiz Luhrmann büyük epik aşk öyküsüyle bu seneyi sallayabilir. Yönetmen filmi için referans olarak bizzat “Rüzgar Gibi Geçti”yi (Gone with the Wind, 1939) gösteriyor. Oldukça pahalı bir prodüksiyon ve başrollerde de Nicole Kidman ile Hugh Jackman var. Yönetmenin iyi bir iş çıkardığından  şüphemiz yok ama “Moulin Rouge!” döneminde yaptığı aşırı ego yüklü yorumlar Luhrmann’ın Hollywood’da fazlasıyla antipatik bulunmasına yol açmıştı, umarız biraz daha mütevazi olmayı öğrenmiştir.

3. Changeling (Clint Eastwood)
İşin içine Clint Eastwood girdiği anda o filmi otomatikman Oscar listesine eklemek gerekiyor. Angelina Jolie’nin başrolde yer aldığı bu gotik gerilimde ayrıca John Malkovich ve Hollywood’un yeni keşfi Amy Ryan da var. Eastwood film için zamanında Ingrid Bergman’a Oscar kazandıran “Gaslight”ı (1944) referans gösteriyor. Oğlunun kaçırılmasının ardından bir komployla mı karşı karşıya olduğunu yoksa aklını mı kaçırmaya başladığını bilemeyen bir kadın karakteri Angelina Jolie’ye ikinci Oscar adaylığını getirecektir. Yönettiği oyunculara kazandırdığı adaylık ve heykelciklerle ünlü Eastwood’dan en azından bunu beklemek gerekiyor.

4. The Soloist (Joe Wright)
“Kefaret” (Atonement, 2007) ile “Aşk ve Gurur” (Pride & Prejudice, 2005) sayesinde genç yaşta kendini ispatlayan Wright seneye de iddialı geliyor. “Erin Brockovich”in (2000) senaristi Susannah Grant, şizofren ve üstüne üstlük evsiz bir müzisyenin hayallerine ulaşma çabasını anlatmış. Başrolde film için fiziksel olarak da hayli değişim gösterdiği söylenen Jamie Foxx var. Oyuncuya Robert Downey Jr. ve Catherine Keener da eşlik ediyor. Şu bir  paragraflık tanıtımın içinde Akademi’nin hoşuna gitmeyecek tek bir öğe bile yok.

5. The Curious Case of Benjamin Button (David Fincher)
David Fincher şimdiye kadar Akademi’nin radarına giremedi ama bu sefer şeytanın bacağını kırabilir. Çünkü bu sefer elinde F. Scott Fitzgerald’ın ünlü bir kısa öyküsü, bunu uyarlayan deneyimli senarist Eric Roth (Forrest Gump); Cate Blanchett, Tilda Swinton ile filmin bir bölümünü kel ve yaşlı geçiren bir Brad Pitt var. Üstelik öykünün zaman zaman seyirciyi gözyaşlarına boğma riski de bulunuyormuş. Filmin yapımcılarının Steven Spielberg’ün yoldaşları olan Kathleen Kennedy ve Frank Marshall olduğunu da belirtelim.

6. Body of Lies (Ridley Scott)
Leonardo DiCaprio’nun “Revolutionary Road”la şansı yaver gitmezse elinde yedeği de var. Ridley Scott’ın yönettiği filmin senaristi ise “Köstebek” (The Departed, 2006) sonrası popülerleşen William Monahan. DiCaprio eğer diğer filmle ön plana çıkarsa burada ‘yardımcı erkek’ pozisyonuna da kolayca geçebilir, çünkü filmin tek başrol kozu kendisi değil. Russell Crowe bu filmle tekrar ödül törenlerine dönüş yapabilir. Filmin tek dezavantajı ise Irak ve Afganistan meselelerine değiniyor olması. Bu sene benzer temalar üzerinde ilerleyen filmlerin hiçbirisi ne gişede ne de ödüllerde varlık gösteremedi.

7. Frost/Nixon (Ron Howard)
“Kraliçe” (The Queen, 2006) ve “İskoçya’nın Son Kralı” (The Last King of Scotland, 2006) ile adından söz ettiren senarist Peter Morgan yine bir politik lideri zor bir durumda çatışma içinde bulunduğu bir ikilinin parçası haline getiriyor. Deneyimli oyuncu Frank Langella, Richard Nixon rolünde. “Kraliçe”de Tony Blair rolünde izlediğimiz Michael Sheen ise onu sıkıştıran sunucu David Frost olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmen de Ron Howard olunca mükemmel bir Oscar formülü çıkıyor ortaya.

8. Defiance (Edward Zwick)
En ortalama filmlerden bile Oscar adaylığı çıkartan Zwick (The Last Samurai, Blood Diamond) bu sefer 2. Dünya Savaş’ında Nazi’lerin elinden kaçarken Rus direnişçilere katılan ve hem kendilerini hem de diğerlerini koruyacak bir köy yapmaya başlayan 3 erkek kardeşin öyküsünü anlatıyor. Bu konu bile Akademi’nin ilgisini çekmeye yeterli. Üstelik başrollerde Daniel Craig, Liev Schreiber ve Jamie Bell var.

9. Doubt (John Patrick Shanley)
14 Oscar adaylığı ile bu alanda rekoru elinde bulunduran Meryl Streep’in buna rağmen sadece iki Oscar’ı bulunuyor. Bu üçüncü olabilir. Oscar’lı senarist Shanley, kendi tiyatro oyunundan uyarlayıp yönettiği filmde Meryl Streep ve Hollywood’un son gözdesi Amy Adams’ı rahibe kılığına sokup 60’larda bir Katolik okulunda yaşanan skandalın ortasına atıyor. Üstelik siyah genç bir erkekle fazlasıyla ilgilenip çeşitli kuşkular doğuran peder rolünde de Philip Seymour Hoffman var. Streep, 3. Oscar’ını alır mı bilinmez ama hanesine yeni bir adaylık ekleyeceği kesin gibi.

10. The Argentine & Guerilla (Steven Soderbergh)
Soderbergh seneye iki filmle damgasını vuracak. Che Guevera’nın yaşamının anlatıldığı bu ‘ikileme’de efsaneyi ise Benicio Del Toro oynuyor. Che’nin farklı dönemlerinin anlatıldığı bu iki film de şu anda 2008’de vizyona girecek şekilde planlanıyor. Ancak birbirlerini sabote etmemeleri için bir tanesi 2009’a alınabilir.

11. The Reader (Stephen Daldry)
“Revolutionary Road”la işler yolunda gitmediği takdirde Leonardo’nun yedeği var ama aynı şey Kate Winslet için de geçerli. “Saatler”in (The Hours, 2002) yönetmeni ile işbirliği yapan oyuncunun burada ‘yardımcı kadın oyuncu’ya kaymasının da söz konusu olabileceği söyleniyor. 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da geçen öyküde oyuncuya Ralph Fiennes ve Bruno Ganz gibi iki albenili oyuncu eşlik ediyor.

12. Milk (Gus Van Sant)
Gus Van Sant son dönemlerde kişisel bir sinemayla sinefilleri mest etse de Oscar’a yakın durması pek olası gelmiyor olabilir. Ama “Milk” politik bir mevkiye seçilmiş ilk eşcinsel olan Harvey Milk’in hayatını anlatıyor. Başrolde ise Sean Penn var. Ona yıldızları yükselen Emile Hirsch, James Franco ve bu sene bolca övgü alan Josh Brolin eşlik ediyor. Eğer Van Sant çok aşırıya kaçmazsa Akademi’nin ağzına layık bir biyografi olabilir.

13. Blindness (Fernando Meirelles)
“Tanrıkent” (City of God, 2002) ve “Arka Bahçe” (The Constant Gardener, 2005) ile Oscar’larda boy gösteren yönetmen gizemli bir gerilime imza atıyor. Film Nobel ödüllü Jose Saramago’nun romanından uyarlanmış ve başrollerde Akademi’nin borçlu olduğu Julianne Moore var. Filmdeki diğer albenili oyuncular ise Mark Ruffalo, Gael Garcia Bernal ve Sandra Oh.

14. Appaloosa (Ed Harris)
Deneyimli oyuncu daha önceki yönetmenlik denemesi “Pollock”la (2000) takdir toplamış ve Marcia Gay Harden’a bir Oscar kazandırmıştı. Şimdi sıkı durun; Harris bu sefer Western çekiyor. Başrollerde ise Viggo Mortensen, Renee Zelwegger ve Jeremy Irons var.

15. Mama Mia! (Phyllida Lloyd)
Meryl Streep’in önümüzdeki sene aday olmak için ikinci şansı (hatta çok kolay bir şekilde yardımcı oyuncuya da çekilebilir gözüküyor) Filmin oldukça albenili bir kadrosu var ama biraz fazla romantik komedi sularında yüzüyor olması işini bozabilir. Ama Broadway’in çok sevilen müzikallerinden birisinin uyarlaması üstelik Meryl Streep hoplayıp zıplayıp şarkı söylüyor, bu filmin ilgi çekmesi için yeterli bir sebep.

Ve diğerleri….
Evet dahası da var. En başta da belirttiğim gibi bu iddialı filmlerin yanında henüz adını bile duymadığımız ama önümüzdeki sene için sırasıyla Cannes, Venedik ve en önemlisi Toronto film festivallerinde günışığına çıkacak filmler olacak. Ayrıca Coen’lerin George Clooney, Brad Pitt, Tilda Swinton, Frances McDormand ve John Malkovich’i içinde barındıran yeni numarası “Burn After Reading”e özellikle dikkat etmek gerek. Önümüzdeki senenin Oscar’lar açısından en ilginç gişe canavarı ise yeni Batman filmi “The Dark Knight” olacak gibi. Ani ölümünün ardından Heath Ledger’ın fragmanlarda çok şey vaat etmesi oyuncuya bir Batman filmiyle adaylık kapan ilk oyuncu ünvanını getirebilir. Elbette artık iyiden iyiye kendisini kanıtlayan George Clooney’nin yönettiği romantik komedi “Leatherheads”i de cepte bulundurmak gerek. Zira çok gönülçelen bir iş olacağı aşikar.

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Meksikalı (24 Temmuz 2008 22:00 Fox)
Fox'da bu akşam 22.00'da başrollerini Julia Roberts ve Brad Pitt'in oynadıkları "Meksikalı" ekrana geliyor.
Replik
Arizona Rüyası
Bir balık asla düşünmez çünkü balıklar herşeyi bilir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com