88 Dakika: Biz Seri Katiller...
Arzu Çevikalp 6 Ağustos 2008, Çarşamba 16:13

"Biz seri katiller, oğullarınızız, kocalarınızız, biz her yerdeyiz. Ve yarın çocuklarınızdan daha çoğu ölmüş olacak"

Ted Bundy

Yazı {{Spoiler}} içermektedir!

Yazı {{Spoiler}} içermektedir!

Ted Bundy’nin yaşamından yola çıktığımızda, (A ‘dan Z’ye Seri Katiller Kitabını okuyanlar bilirler), ortaya çıkan en önemli sonuç öldürdüğü kurbanların sayısının kendince itiraf edilmesidir.

’nin yaşamından yola çıktığımızda, (A ‘dan Z’ye Seri Katiller Kitabını okuyanlar bilirler), ortaya çıkan en önemli sonuç öldürdüğü kurbanların sayısının kendince itiraf edilmesidir.

Peki işlediği cinayetleri açıklamayı sevmeyen özünde/varsayımsal olarak Ted Bundy’nin özelliklerine sahip, özenti ya da diğer bir deyişle kopyacı bir katilin varlığından haberdar olsaydınız sizce nasıl olurdu? Böyle bir konuyu ele alan "88 Dakika" ölümle yaşam arasında gidip gelen bir profesörün (Al Pacino) entrikalarla dolu anlarına haiz...

Düşünsenize"88 Dakika" sonra öleceğinizi… Gelelim Ted Bundy’nin filmle olan bağlantısına. Geçmişe doğru yüzümüzü döndüğümüzde Bundy Seattle’da Utah Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesine kaydolmuş. Fakat çok geçmeden içindeki hayvani duygular (öldürme arzusu) cinayet işlemesine neden olmuş. Hatırlarsanız, "88 Dakika" daki katil de bir avukattı. Rastlantısal mı yoksa atıfta bulunmak için mi yapıldı tam olarak bilemiyorum ama , bildiğim tek şey katilin rolünü pek iyi canlandıramadığı.

Şu açıdan değerlendirelim: Ted Bundy gibi bir katil son derece zeki, kurbanlarını kendine göre seçen, açık vermeyen biriyken, filmdeki katil oldukça zayıf, güçsüz, açığını belli eden bir yapıya sahip. Aslında temanın bu şekilde işlenerek rayına oturtulması son derece mantıklı. Aksi takdirde benzeşmeler ön plana çıkarak seyircilerin yabancılaşmasına neden olabilirdi. Bana kalırsa "88 Dakika" filminin en can alıcı noktası katil sandığımız ya da katil olduğuna inandığımız birinin yalnız başına kurbanlarını öldürmediği. Çünkü kendisi hapiste. Peki diğer kişi kim? İşte asıl sürpriz… Kaçan kovalanır mantığıyla hikayenin tepe noktasını oluşturan karakterler mamülü aksiyonun başladığını gösteriyor desem tipik bir aksiyon filminin içinde yer alan klişelere yelken açtığını söylemiş olurum. Tam tersine aksiyondan çok bir oyunu sahneliyor. Hiç ummadığınız bir anda parodoninin büyüsüne kapılabilmeniz mümkün. "88 Dakika" adından da anlaşıldığı gibi kısıtlı bir zaman diliminde geçen olayları ele alıyor.

Bu bağlamda açılış sekansında seyirciye gösterilen duvar saatleri ile paralellik gösteren sahneler akıllarda soru işareti uyandırıyor. Belli belirsiz "flashback"ler aracılığıyla geçmişe doğru yolculuk yapan film, günümüz ile bağlantı kurarak gitgide değişen ve kimlik çatışması yaşayan karakterlerin iç dünyalarına adım atıyor. Bunun yanı sıra Al Pacino gibi başarılı bir oyuncunun, aklını iyi kullanabilen  bir karaktere bürünüp aynı zamanda o karakterin çok baskın yönünü göstermemesi ise başarısının bir kanıtı. Diğer oyuncuların da hakkını yemeyelim. Spekülatif olarak bakıldığında, şu son dönemde seri-katiller filmlere kapak olmaya başladı: "Zodiac", "Sweeney Todd", "88 Dakika"...

Seyircideki şiddet eğilimi mi arttı yoksa seri-katiller mi moda haline mi geldi? Bu sorunun yanıtına cevap veremesem bile, psikolojik olarak yaşanan olaylar; bunların içine eziyet, işkence, mazoşistliği de katarsak beklentilerimiz çok farklı yönlere kayıyor.

Aslına bakılırsa"88 Dakika" kendi özgün tarzını oluştururken; şiddeti bizlere göstermeden ve sırtını görselliğe dayamadan dizginleri eline alması durumu kotarmasını sağlıyor.

Diyelim elinizde bir kamera var. Şarjının bitmesine "88 Dakika" kalmış. Kaseti ileri sarsanız olmaz, geri sarsanız da olmaz. Şarjınız bitince kameranız kapanacak. İşte yaşamınız da bu kadar kısa... Saatlerin, dakikaların, saniyelerin insan hayatı üzerindeki etkisini hesaba katarsak; soğukanlılığımızı yitirmeden hayat mücadelesi veriyor olmamız Dr Jack Gram (Al Pacino)’ın davranışlarıyla örtüşüyor. Tıpkı "Saw" serilerinde olduğu gibi.

Oyun oynamayı seven yönetmen Jon Avnet kamerasını mekanlara doğru kaydırıp, ortamı yavaş yavaş tanımamızı sağlayarak aşina olmamızı istiyor sanki. Tekerleğin yavaş yavaş dönmesi hızlı kurgu sekanslarından ziyade; oldukça tempolu sahnelere kucak açarken "88 Dakika" nın finaline doğru daha da güçleniyor. Buna ek olarak kabus-vari özelliğini koruması da cabası… Sonuç olarak elimize tutuşturulmuş akide şekerini senaryoda burada seyirciyi ters köşeye yatırmak lazım denilen yere kadar zevk alarak emiyoruz. Şekerimiz bittiği zaman da filmin doruklarına varıyoruz. (bende dahil olmak üzere) sizde varmak ister misiniz…


Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
Replik
Yedi
Her sokak kösesinde, her evde, ölümcül bir günah görüyoruz ve hoşgörüyoruz. Hoşgörüyoruz çünkü sıradan, çünkü olağan. Sabah, öğle ve aksam hoşgörüyoruz. Hayır, artik olmaz. Ben örnek oluyorum ve yaptığım şey şaşırtacak, incelenecek ve izlenecek... Sonsuza dek...
John Doe
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com