Benny’s Video
Aykut Özbalmumcu 13 Haziran 2007, Çarşamba 00:00
Michael Haneke’nin saldırmaktan vazgeçmediği iki konuyu içinde barındırması ve izlendiğinde soğuk duş etkisi yaratması açısından bizi içinde yaşadığımız topluma ve dönüp kendimize bakmamızı sağlıyor. Film bittiğinde ise bize düşünmek kalıyor. Fakat sadece bir kere değil...

Benny’s Video, Haneke’nin ilk dönem filmlerinden olsa da nispeten daha yeni olanlarıyla aynı alt metni işlediğini fark etmek çok zor olmayacaktır. İçinde yaşadığımız modern toplumun ve bunun yarattığı “bozuk” insan tipleri üzerine kafa yormayı hiçbir zaman bırakmıyor Haneke.

Tıpkı diğer filmlerinde olduğu gibi yine burada da insan doğasındaki şiddeti en yalın haliyle bize göstermekten geri durmuyor.

Kısaca konuya değinmek gerekirse;

Benny zamanının büyük bir kısmını odasındaki televizyonun başında videolar izleyerek geçirir. Günün birinde babasının bir domuzu katlettiği videoya rastlar. Bu görüntüler Benny’nin şiddet dürtüsünü harekete geçirecek görüntüler olacaktır.

Okul dönüşü bir video kiralama dükkanının önünde tanıştığı kızla eve döndüğünde herşey gayet normal gözükmektedir. Fakat videoyu kıza da izleten Benny’nin aklına hemen bir oyun gelir. Şoku daha üzerinden atlatamamış olan kızı ( oyunun bir parçası olarak ) gözünü kırpmadan vurur.

Filmin geri kalanı ise ailenin cesedi ortadan kaldırmak için giriştiği çabadan ve olayın bu aile üzerindeki etkisi üzerine bina edilmiştir.

İşte tam da bu noktadan film sonra Haneke’nin isteyeceği türden bir malzemeye dönüşüyor.

Benny cinayeti işlerken ve işledikten sonra ( ki hemen ardından yemek yemeye devam eder ) sahip olduğu yüz ifadesinin ve tavırlarının soğukkanlılık mı yoksa farkında olmamak mı olduğuna karar vermiyorsunuz.

Bir katil kadar soğukkanlı gözükse de onun için herşey bir “oyun”dan ibaret.

Videolarda ( ya da televizyonda ) izlediği onca şiddet dolu görüntünün onun beyninde normal bir olgu olarak kodlandığının açık bir göstergesi Benny’nin davranışı.

Haneke’nin kamerası kendimize de dönmemizi ve kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Tüm bu olan bitenler yaşanırken kamera açısının sabit kalması gerçeklik duygusunu ( böylelikle de şiddetin sert yüzünü ) arttırmasının yanısıra içimizdeki merak duygusunu da körüklüyor.

Kanımızı donduracak türden bir olay olsa dahi merakımızı gizleyemiyoruz. Böylelikle Haneke içimizdeki “hayvanı” fark etmemizi istiyor adeta.

Ailenin ise bu dehşet verici manzarayı kabullenmesi Haneke için ayrı bi eleştiri konusu. Her ne kadar anne bu olayı kabul etmek istemese de Benny’nin babası cesedi kaldırmak için her imkanı seferber edecektir.

Bunu isterseniz şiddetin ataerkil toplumlarda normal olarak algılandığı şeklinde yorumlayın, isterseniz de şiddetin toplumun çekirdek yapısını teşkil eden aileyi ne kadar büyük gedikler açarak parçaladığı şeklinde okuyun.

Neticede konformist ve “gelişmiş” toplumların yapısının giderek bozulduğu ve şiddetin heryerde boy gösterdiğinin açık kanıtı olduğunu göreceksiniz. En azından Haneke’nin gözümüze sokmaya çalıştığı şeyin bu olduğunu düşünüyorum.

Konformist yaşama ve barındırdığı insan tiplerine saldırmaktan asla geri durmayan Haneke burda da eleştiri oklarını aynı hedefe doğrultuyor.

Dolayısıyla kendimizi içinde bulunduğumuz topluma ve içine girdiğimiz ( ya da kendimizi soktuğumuz ) anlamsız kalıpları tekrar gözden geçirmemizi sağlıyor.

En sert, en soğuk ve en yalın haliyle... yani tüm gerçekliğiyle.

Diğer önemli filmleri:

Der siebente Kontinent
Cache
Funny Games
71 Fragmente Einer Chronologie Des Zufalls
Piano Teacher
Wolfzeit

Henüz kimse yorum yapmamış.
Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Replik
Şike
Bir soru için 64 bin dolar mi? Umarım sana hayatin anlamını soruyorlardır...
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com