
Yukarıdaki cümle 1408 adlı korku filminin künyesinden alındı. Film, ünlü yazar Stephen King’in bir öyküsünden uyarlanan ve “The Shining” gibi seyirciye küçük bir otel odasında geçen dehşet dolu dakikalar vaad eden bir fantastik korku.
Aslında otel odaları Stephen King’in o akıl almaz hayalgücünden bağımsız düşünüldüğünde de yeterince ürkütücü, bir o kadar da çekici gelebilirler insana.
Bunun sebebi tamamen kişiye bırakılmış olan kullanım amacı ile birlikte bu amacı gerçekleştirebilecek ortamı sunmalarındadır belki. Öyle ya otel odaları konuklarına basit bir buluşma yeri olmaktan en korkunç olayların meydana gelebileceği bir mekan olmaya, kimi zamanda basit ve ucuz bir tek gecelik konaklamadan oldukça lüks ve baştan çıkarıcı romantik bir geceye uzanan geniş bir yelpazede hizmet veriyorlar.
Bizzat bir otel müdürünün görüşlerine başvuracak olursak, otel odalarını bu denli cazip kılan sebep kapalı kapıların ardında yatan sırların bilinmezliği ve tam da bu bilinmezliğin yarattığı merak ve korku arası gerilimi yüksek duygularımız…
Tabi bu safiyane duygularla otel odalarının sadece masum, boş alanlar olduğunu söyleyemeyiz. Onlar aynı zamanda içlerinde pek çok karanlık gölge barındıran muğlak mekanlardır.
Bu yüzden otellerin insan psikolojisi üzerinde yarattığı baskıyı da hesaba katmak gerekir. Bir otel odasının kapısı genellikle karanlıkta, aslında ne de sıcak ve güvenli bir yer olduğuna inanılarak açılır.
Odak noktası genellikle yataktır. Öyle ya çocukluk anılarımızdan, korkularımızdan fırlayıp gelen canavarlar genellikle yatağın altına gizlenir. Tabii giysi dolabının ya da tekinsiz bir dekor olarak odanızı süsleyen kalın perdelerin ardına da bakmalısınız. Tüm bunları kontrol ederken duşu da yabana atmayın sakın.
Elinde baltasıyla sizi doğramak isteyen katil ya da doğaüstü ölümcül güçler oraya da pusu kurmuş olabilir. Kötülük nereden gelirse gelsin, hepimiz kaynağın anormalliğinde, şeytaniliğinde ve insanlıkdışılığında hemfikirizdir. İşte bu sebepten ötürü otel odasında geçebilecek en korkunç filmin senaryosu tamamiyle bizim hayalgücümüze kalır, başrole kendimizi oturtmak şartıyla tabii.
Pek çok insan kendi beyninin azizliğine uğrayıp, kendi kendini zombilerden ve hayaletlerden daha çok korkutsa da, kimilerinin de bu korku ve çaresizlikten zevk aldıklarını ve özellikle kurmaca hayalet öyküleri uydurmayı bir reklam aracı olarak kullanan otellere rağbet ettiklerini unutmamak gerekir.
Gerekçe ne olursa olsun otel odaları korku filmlerinin vazgeçilmez dekorları ve öyle kalmaya devam edecekler.
- Uluslararası İşçi Filmleri Festivali başladı
- 27. İstanbul Film Festivali
- Joel & Ethan Coen
- !F İstanbul Başlıyor!
- Filmekimi'nde ne var ne yok?
- Okulda Şiddet- Beni Dinleyin
- Filmekimi'ne hazır mısınız?
- "Şantör" Sade ve etkileyici bir öykü...
- Simpsonları yakından tanıyalım
- Kim demiş ateşle barut yan yana durmaz diye...
- Kim bu "just like a woman" Edie Sedgwick?
- İçinden Seçim Geçen Filmler / Agah Özgüç
- Türk Filmlerine Genel Bakış
- Hayat’da Sinema keyfi bir başka...
- Dönüşüme hazır mısınız?


TV 8'de bu akşam 23:00'da Alejandro Gonzales Inarritu’nun ilk yönetmenlik çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros, 2000) ekrana geliyor.

Beverly Clark: Yaşamlarımıza tanıklık edecek birine ihtiyacımız var. Bu gezegende milyarlarca insan var. Söylemek istediğim şu, hangimizin hayatının gerçek bir anlamı var? Fakat evliliklerde her şeye dikkat edeceğin üzerine söz veriyorsun. İyi şeyler, kötü şeyler, korkunç şeyler, sıradan şeyler... Hepsine, her zaman, her gün. Şöyle diyorsun: “Yaşamın uyarısız olmayacak, çünkü ben uyaracağım. Yaşamın tanıksız geçmeyecek çünkü ben senin tanığın olacağım.










