
22 Temmuz’da yapılacak genel seçimlerden hareketle, Türk sinemasında politikayı ve siyasileri ele alan filmlere bakış...
Birbiri ardında düzenlenen coşkulu “cumhuriyet mitingleri”, askıya çıkan milletvekilli aday listeleri, istifalar, transferler, partiler arası birleşmeler, birleşemeyenler, çok sorunlu ve çok karmaşık, ama tarihsel önem taşıyan günlerden geçiyoruz.
Sonuç beklentilerini içeren soruşturmalar bir yana, asıl “düğüm” 22 Temmuz genel seçimlerinin ardından çözülecek. Yani sandıktan “civciv mi çıkacak, kuş mu çıkacak?” Ve nasıl bir parlamento oluşacak?
Türkiye, 22 Temmuz seçimleri nedeniyle kritik günler yaşıyor gerçekten. İsteseniz de istemeseniz de ve her ne kadar kaçsanız da birden siyasileşiyor yaşamımız, bu kritik günlerde.Bir şeyleri acıyla izliyoruz, Türkiye gündemindeki cenaze fotoğraflarından...
Siyasete yıldız transferi
Seçim hazırlığı içinde olan partilerin milletvekili adayı listelerine baktığımızda, bu dönemde sanat dünyasının popüler isimleriyle karşılaşıyoruz. Örneğin İbrahim Tatlıses, bu star isimlerden biri şimdilik. Hatırlarsanız yıllar önceki seçimlerde de ünlü yıldızlarımız siyasete atılmışlardı. Yeşilçam’dan sıkılanlar biraz da politika dünyasında şanslarını deneyeceklerdi. Kimi seçimi kazanmış, kimileri düş kırıklığı yaşamışlardı.
Hülya Koçyiğit, 1987’de Adalet Partisi’nden milletvekili adaylığını koymuştu ama kazanamamıştı. Halil Ergün de kaybeden sanatçılar arasındaydı. Ergün, Beyoğlu Belediye Başkanı adayı olarak seçime girmiş, ama sonuçta yenik düşmüştü. Fatma Girik şanslıydı. Şişli Belediye Başkanlığı koltuğuna oturmayı başarmıştı. Ediz Hun ve Berhan Şimşek ise ayrı ayrı dönemlerde parlamentoda yerlerini almış sanatçılarımız. Şimdi de sıra İbrahim Tatlıses’te mi?
Muhtarlar ve ötekiler...
Halkın seçtiği muhtar tiplemeleri daha çok köy ve kasaba gerçeklerini konu alan 1960’lı yılların siyah-beyaz filmlerinde görülü. Ve yan hikaye tiplemelerini içerirler çoğu kez. Devlet görevlilerinden kaymakam karakteri de. Metin Erksan’ın “Yılanların Öcü” ve “Susuz Yaz” gibi beyazperdeye uyarlanan köy romanlarında muhtar tipleri farklıdır. Biraz daha öne çıkarlar. Tipleme olarak altları iyi çizilmiştir.
“Yılanların Öcü”nün muhtarı Ali Şen’dir. Üçkağıtçı bir kişiliği canlandırır. Ve yine bir köy filmi olan Zülfü Livaneli’nin Yaşar Kemal’dan uyarladığı “Yer Demir Gök Bakır”da bir başka muhtar karakterini izleriz. 1987 yapımı filmin, Çukurova köylerinin muhtarıdır Yavuzer Çetinkaya.
Hatırladığımız kaymakam tiplemerinden ilki, Atıf Yılmaz’ın 1960 yılında yönettiği “Dolandırıcılar Şahı”nda görülürse de “gölge karakter” olmaktan öteye gitmez. Türk sineması tarihinde “Kaymakam tiplemesinde öne çıkan film hangisidir?” diye sorarsanız, Erden Kıral’ın 1978’de çektiği “Kanal” hemen akla gelir. Eski Adalet bakanlarından Mehmet Can’ın Kadirli yöresinde kaymakamlık yaptığı günlerdeki gerçek yaşamından oluşur filmin öyküsü. Köylülerin yasal haklarını savunma uğruna çeltik ağalarıyla savaş veren devrimci kaymakam karakterini Tarık Akan üstlenir. Ne var ki, rüşvet kabul etmeyen, tehditlere direnen kaymakam, siyasal baskılar sonucu bir başka yöreye tayin edilecektir.
Metin Erksan’ın “Yılanların Öcü”nde Kartal Tibet’in 1978 yapımı “Sultan”ında muhtarlar üçkağıtçı tiplemeler olarak yansıtılsa da, siyasal yaşamın üst kademesindeki devlet görevliler (belediye başkanları ve bakan gibi) bu tür bir yaklaşımın, eleştirisel bir bakışın dışındadır. Siyasal ahlak anlayışı, o yıllardaki sansürün denetimindedir. Dokunulmazlıkları nedeniyle eleştiri sınırı kolay kolay aşılamaz.
Seçimlere doğru...
Siyasal kimleri içeren tiplemeler ve karakterlerle birlikte seçim yolsuzluklarını görüntüleyen filmlerden biri, belki de ilk deneme olarak sinema tarihine geçen “Yarın Bizimdir”. Atıf Yılmaz’ın 1963 yapımı “Yarın Bizimdir”i, yörenin belediye başkanı ve çevresiyle kurduğu kirli ilişkileri sergiler. Bir yıl sonra Atıf Yılmaz, bu kez Haldun Taner’in müzikal oyunu “Keşanlı Ali Destanı”nı uyarlar. Ve öyküde seçim görüntüleri de yer alır. Fikret Hakan’ın oynadığı Keşanlı Ali, bir semt kabadayısıdır. Hapisten çıkınca muhtar seçimlerine adaylığını koyar. Ve kaba kuvvet gösterisiyle semt halkının gözünde kahramanlaşıp seçilir.
İlhan Engin’in 1965 yapımı “Artık Düşman Değiliz”i ise genel seçimleri ve sitaset dünyasını doğrudan ele alan bir deneme olarak dikkat çeker. İlhan Engin 1960 öncesi siyaset dünyasının popüler yazarlarından biridir. 1957 seçimlerinde Manisa VHP adına milletvekili adaylığını koyup kazanamayan gazeteci – yazar Engin, “Yarın Bizimdir”in öyküsünü de yazmıştır. Kemal Tahir de Murat Aşkın takma adıyla öyküyü senaryolaştırır.
Tekirdağ yöresinde çekilen “Artık Düşman Değiliz”, temel üyküsüyle, 1960 askeri darbe öncesi Türkiye’sinin liderlerine gönderme yapar. Ekrem Bora milletvekili, Turgut Özatay da belediye başkan adayıdır. Ajda Pekkan ve Neriman Köksal ise siyaset dünyasının baştan metreslerini canlandırırlar. Seçim kampanyalarını hicveden filmin yapımcısı Kazım Yurdakul’a gelince, o da bir dönemde senatörlük yapmış bir siyasetçi.
Başkan ve tecavüzcü bakan
İlk kez Atıf Yılmaz’ın kasaba türü filmlerinde görülen belediye başkanı vurgunları, seçim yolsuzlukları, 12 Eylül 1980 sonrası dönemde ise daha cesur yaklaşımlarla sorgulanarak yinelenir... Sınırlar aşılmıştır. Politikanın kirli dünyası, köşe dönücülük su yüzündedir.
Kartal Tibet’in Aziz Nesin uyarlaması “Zübük”, bu yeni dönemin ve toplumsal güldürü sinemasının özgün bir örneğidir. Ve Kemal Sunal, sınıf atlamak için her türlü üçkağıtçılığı mübah sayan İbrahim Zübükzade karakterini, çirkin politikacıyı öylesine güzel hicveder ki... Kartal Tibet’in yorumlarıyla da “Zübük”, siyasal bir yergi güzeyindedir.
Nesli Çölgeçen’in 1987’de yönettiği “Selamsızlar Bandosu”nda Şener Şen de bir yörenin belediye başkanıdır. Rakibi, yani muhalif başkan adayı ise Üstün Asutay canlandırır. Esas başkan, trenle yurt gezisine çıkan cumhurbaşkanını karşılama töreni düzenlemek için belediye meclisini toplar, bando takımı kurulur. Cumhurbaşkanını karşılama töreni ilginçtir. Tren durmadan yoluna devam eder, bay başkan ve yöre halkı düş kırıklığına uğrar.
1990’da Ünal Küpeli, “Sayın Başkan” adlı, seçim sahnelerinin yer aldığı bir film çeker. Filmin isminden de anlaşıldığı gibi konu, belediye başkanlığına kadar yükselen taşra kökenli bir müteahhit tiplemesi üzerine kurulmuştur. Başkanı Kadir İnanır oynar. Alev Baymur, başkanın seçim danışmanıdır. Bu iş beraberliği, bir süre sonra çatışmalı bir gönül ilişkisine dönüşür.
Yavuz Özkan 1992’de “İki Kadın”la farklı bir konuyu ele alır. Özkan’ın kahramanı ‘tecavüzcü’ bir bakandır. Basına yansıyıp büyük bir skandala dönüşen olay, evli bir bakanla bir gece için kiraladığı hayat kadını arasında geçer. Otel odasında çatışmayla başlayan beraberlik, bakan beyin dayaklı vahşi tecavüzüyle sonuçlanır. Kiralık kadın rolündeki Zuhal Olcay, tecavüzcü bakana dava açmaya hazırlanırken, bakan beyi canlandıran Haluk Bilginer, karısını ve evini terk eder.
Beyazperdede izlediğimiz tüm bu kurmaca öyküler, günümüz siyaset dünyasıyla birebir örtüşmediği iddia edilse de, olayların ahlaksal boyutu, yine düşündürücüdür...
- Uluslararası İşçi Filmleri Festivali başladı
- 27. İstanbul Film Festivali
- Joel & Ethan Coen
- !F İstanbul Başlıyor!
- Filmekimi'nde ne var ne yok?
- Otel Odalarının Cazibesi
- Okulda Şiddet- Beni Dinleyin
- Filmekimi'ne hazır mısınız?
- "Şantör" Sade ve etkileyici bir öykü...
- Simpsonları yakından tanıyalım
- Kim demiş ateşle barut yan yana durmaz diye...
- Kim bu "just like a woman" Edie Sedgwick?
- Türk Filmlerine Genel Bakış
- Hayat’da Sinema keyfi bir başka...
- Dönüşüme hazır mısınız?


Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Kaç hayat yaşıyoruz? Kaç defa ölüyoruz? Sadece 21 gram kaybettiğimizi söylüyorlar... Ölüm anında... Herkes.
Paul Rivers











