Kim demiş ateşle barut yan yana durmaz diye...
Aykut Özbalmumcu 30 Temmuz 2007, Pazartesi 00:00

1996 yılında ilk kez Günbatımından Şafağa (“From Dusk Till Dawn”) adlı filmle ortak bir projeye imza atan efsane yönetmenler Quentin Tarantino ve Robert Rodriguez günümüze uzanan oldukça verimli bir ortaklığı başlatmış oldular.

90’lar sinemasını kökten değiştiren ve tekrar dirilten bu ikili adını altın harflerle sinema tarihine yazdırdı. Yıldızı sönmüş oyuncuları canlandırmak bir yana, kullandıkları eskimiş motifleri ve konuları da yeniden hayata döndürmek konusunda gayet başarılılar.

Estetize ettikleri şiddeti, uzakdoğu filmlerini, ikinci kalite video kültürünü (ya da B-Filmleri), 70’lere ait herşeyi, kurgu anlayışlarını ve çok geniş bir yelpazede ele aldıkları malzemeleri aynı potada öylesine güzel eritiyorlar ki kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. Yer aldıkları her proje ve filmi iple çekilen başka bir ortaklığa rastlamak sanırım o kadar da kolay değil.

Bu birliktelik 1996 yılında çekilen Günbatımından Şafağa (“From Dusk Till Dawn”) ile başaldı ve günümüze kadar çok da verimli bir ortaklığın ilk adımı oldu.

Kelimelere müthiş bir hakimiyeti olan Quentin Tarantino’nun yazdığı senaryoyu Robert Rodriguez beyaz perdeye taşımıştı.

İnanılmaz uçuk bir senaryoya sahip olan bu film, izleyenleri her karesinde şaşırtmayı beceriyor. Aksini iddia eden varsa el kaldırsın! Yok mu? Olmaz çünkü daha önce hiçbir film soygun filmine teğet geçip, daha sonra bir yol filmine ardından da vampirlerin cirit attığı bir korku filmine dönüşmedi. Birbirinden bu kadar alakasız türlerin ahenkle kaynaştığını görünce siz de şaşıracaksınız ( tabi hala görmediyseniz ).

İnanılmaz kurgusu, akıllardan silinmeyen replikleriyle ve sağlam sahneleriyle kolay kolay unutamayacağınız bir deneyim GŞ.

Tarantino’nun ayak fetişi olduğunu da açık açık vurguladığı ilk film GŞ diyebiliriz. Senaryonun ödülü ise Salma Hayek’in ayağından bira içmek olmuştur. Juliette Lewis’in ayağına yapılan yakın plan çekim ve QT’nin canlandırdığı karakterin rehin alınan bankacının ayakkabılarını çıkartmasını istemesi de boşuna değil.

Önemsiz bir ayrıntı olsa da Tarantino’nun sonraki filmlerinde de oldukça sık tekrarlanan bir motif olduğu için vurgulamak istedim. Zaten QT de Kill Bill filminde Uma Thurman’a çıplak ayağı ile bir gözü çiğnetmesi, bize fetişini gözümüzün içine soka soka gösterme çabasından başka birşey değildir.

Gelelim Four Rooms’a. Dört yönetmenin çektiği dört bölümden oluşan bu filmde aynı filmi çekmemiş olsalar da, kurguda bölümlerinin arka arkaya gelmesi tesadüf sayılmaz. Kara mizah sosunun epey fazla olduğu iki bölümde yine gangsterler, tuhaf karakterler ve tuhaf olaylar iç içe geçmiş durumda. Şiddetin başrol oynadığı bu iki bölüm diğer ikisinden farkını ilk anda hissettiriyor. Gerek oyuncu seçimindeki başarı gerekse senaryonun çok daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.

Tarantino’nun bir diğer “fetişi”, yani oyuncu Tim Roth, burda adeta döktürüyor ve kanımca Reservuar Köpekleri'nden sonra en iyi performansını sergiliyor.

Sonraki filmlerinde hep ayrı projelerde yer alsalar da QT ve RR birbirlerinden etkilendiklerini asla gizlemedi. Tarantino’nun 70’lerde kısa bir döneme damgasını vuran Blaxploitation filmlerine saygı duruşu niteliğindeki Jackie Brown ve Uzakdoğu sinemasına borçlu olduğu teşekkürü Kill Bill ile sunarken ikilinin sahip olduğu ortak özellikleri sergilmemekten geri durmuyordu.

Her ne kadar RR “Spy Kids” ile çizginin oldukça dışına çıksa da kendisini Sin City ile affettirdi ve QT ile sahip olduğu ortak paydaya dönüş yaptı. Bu filmde Tarantino konuk yönetmen olarak yer aldı (ki Benicio Del Toro ile Clive Owen’in arabada gittikleri sahneyi çekmiştir) ve birlikte ne kadar etkili işler yapabildiklerinin açık göstergesi oldu.

Her ne kadar beslendikleri kültürlerden fazla izler taşımasada, içinde barındırdığı şiddet, kara mizah ve müthiş görsellik ile ikilinin karakteristik özelliklerini yansıtıyordu.

Film öylesine başarılı oldu ve olumlu tepkiler aldı ki, devam filmlerinin çekilmesi çoktan kararlaştırıldı bile. Yanlış okumadınız! Sadece bir değil, iki adet devam filmini de görmek için biraz daha sabır diyorum çünkü gösterim tarihleri 2008 olarak açıklandı.

Beslendikleri kaynaklara asla ihanet etmeyen aksine o kaynaklara olan borçlarını kendilerine görev edinmiş yönetmenler olarak bize önümüzdeki yıl sunacakları ziyafetin öncesinde bir “aperatif” sunacaklar. Aklınıza gelebilecek her türlü tuhaflık bir şiddet patlamasıyla harmanlanırsa ortaya ne çıkar? Tabiki Grindhouse ( ve içinde gösterilen filmler ).

Kısaca hatırlatalım; Fragmanın da başında görmüş olduğumuz Grindhouse kelimesinin sözlükteki karşılığı cinsellik ve şiddetin yoğun olarak gösterildiği ve genelde arka arkaya iki filmin oynadığı sinemalardı. Bu filmlere exploitation ve ( bir alt tür olarak ) sexploitation denir. Tahmin edeceğiniz üzere bu olgu 70’li yılllara has birşeydir. Bu döneme oldukça hayran olduğunu anlamış olduğumuz Tarantino ve Rodriguez bizi de o döneme ışınlamak amacındalar anlaşılan.

Tam anlamıyla bir Grindhouse deneyimi yaşatmak için de ikilinin çektiği filmlerin arasına uyduruk fragmanlar yerleştirilecekmiş (bu fragmanlardan bir tanesini Rob Zombie bir diğerini ise Eli Roth çekti). Sanırım bu şekilde istenilen havayı fazlasıyla tattırmayı başaracaklar. (Ne yazık ki Amerika, İngiltere ve Avustralya dışında bu deneyimi yaşam şansı bulamaycağız çünkü iki filmin gösterim tarihi de farklı. Yani Grindhouse bizde ve yukarda saydığımız diğer üç ülke dışında istediği etkiyi yaratabilecek mi kuşkuluyum).

Yine de farklı bir sinema deneyimi olacağından hiç şüphe duymadığım Grindhouse: Ölüm Geçirmez ( Yön.: QT ) 15. Haziranda gösterime girmişti. Şimdi sıra geçtiğimiz hafta vizyona giren Rodriguez'in filmi Dehşet Gezegeni'nde...

Her projelerini ( ve tuhaflıklarını ) merakla ve sabırsızlıkla beklediğimiz ikili bakalım bize önümüzdeki yıllarda ne gibi sürprizler hazırlayacaklar.

70’leri, “dandik” aksiyon ve korku filmlerini, aklınızı alabildiği bütün absürdlükleri, tuhaf esprileri ve karakterleri, estetize şiddeti ve de çıplak ayakları (!) seviyorsanız siz de Grindhouse’a buyrun derim.

Ateş ve Barut birleşti ve patlamaya hazır...

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
Replik
Dünya Ticaret Merkezi
Acı senin dostun; yaşıyorsun demektir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com