
30’lu yıllardan başlayarak 50’li yıllarda zirve yapan korsan filmleri 70’li yılların sonlarına kadar parlak bir dönem geçirmiştir. Fakat ne yazık ki 80’li ve 90’lı yıllarda hep kötü örnekleriyle karşılaştığımız bu türe ait filmler zamanla unutulmuş ve pek de rağbet görmeyen bir olgu haline gelmiştir. Her ne kadar 1991 yılında Hook’un ( “Kanca” ) ile türe farklı bir soluk getirmesiyle canlanılacağı düşünülen korsan filmleri beklenen patlamayı gerçekleştirememiştir. Ta ki 2003 yılında Jack Sparrow ortaya çıkıp gönlümüze taht kurmasına dek.
Tür olarak korsan filmlerini macera filmi kategorisi dahil edebilsek de içinde barındırdığı birçok türün özelliğinden ötürü zaman içinde kendine has bir tür olarak anılmaya başlanmıştır. 20’li yıllarda sadece sessiz olarak çekilen bu filmler 30’lu yılların başlangıcında sesli olarak peliküle aktarılmasıyla “canlanmıştır”.
Ayrı bir tür olarak anılmaya başlanmasının en büyük etkeni ise 1943 yılında Erol Flynn’in başrolünü oynadığı “The Sea Hawk”’ın Oscar’ı kazanması oldu. Bu yıldan itibaren da korsan sineması çıkışa geçmiştir. Akademi ödüllerinde elde edilen başarı yönetmen ve yapımcıları cesaretlendirmiş olacak ki, 1953 yılına kadar çekilen film sayısı artarak devam etmiş ( sadece 1953 yılında çekilen korsan filmleri sayısının 10 olduğu bunun en net göstergesidir ).
Genelde uydurulmuş hikayelerden ibaret olan korsan filmleri, çoğu zamanda romanlardan uyarlanmış olabiliyor.
Her ne kadar korsanlar kötü karakterler olsalar da onlara biçilen karakteristik özelliklerle bizim sempatimizi kolayca kazabiliyorlar. Genelde koloniyalist ya da baskıcı şahıslara karşı özgürlük mücadelesi içinde olmaları onlarla empati kurmamızı kolaylaştırıyor hiç kuşkusuz.
Filmlerde başkahramanın önüne geçmeye ve ona engel olmaya çalışsalar da komedi ve aşk unsurlarının birleşmesi ile birer anti-kahraman özelliğine kavuşur ve asıl hikayenin başkahramanı durumuna gelirler.
Her ne kadar ağızları bozuk olsa da, içki ve kadın düşkünü olsalar da ve hiçbir zaman güven vermeseler de her zaman sematimizi kazanmayı beceriyor korsanlar.
Sadece aşk ve komedi unsurları değildir bizi korsanlara ilgi duymamıza sebep olan. Dünyaca ünlü oyuncularda beden bulmaları ile gönlümüzdeki tahtlarını sabitleştiriyorlar. Burt Lancester ( “The Crimson Pirate”), Erol Flynn ( “The Sea Hawk” ), Anthony Quinn ( “A High Wind In Jamaica “ ) ve Terence Hill ( “The Black Pirate” ) gibi usta oyuncular aklımıza ilk anda gelen ünlü korsanlar ve aslında bu türün ne kadar önemli olduğunun birer kanıtı durumundalar.
Çekilen film sayısının saymakla bitmeyecek kadar çok olduğunu belirtmekte fayda var. 70’lerin sonuna ve 80’lerin ortasına dek uzanan ve birçok başarılı örneği bulunan korsan filmleri ne yazık ki 90’ların sonuna kadar aynı başarıyı ve istikrarı ile gösterememiştir. Zira bu yıllar arasında çekilen bu tür filmlerin her birinin çok kötü örnekler olduğu konusunda herkes hemfikirdir.
1991 yılında Steven Spielberg’in çektiği Hook ( “Kanca” ) türe farklı bir soluk getirdiyse de gereken canlandırmayı sağlayamamıştır.
Renny Harlin’in yönetmenliğindeki Cutthroat Island ile bu korsan filmelerinin dibe vurduğunu söyleyebiliriz. Artık ilginini tamamen azalmış olduğunun açık bit kanıtıydı CI. Tam korsanlar denizin dibini boyladı derken ortaya Karayip Korsanları çıkageldi. Gore Verbinski ( “The Ring”, “Weather Man” ) başarılı oyuncu seçimi ve görsel gücünün de etkisiyle ortaya mükemmel bir karışım ortaya çıkarıyordu. Korku, Komedi, Fantezi, Romantizm ve Macera’nın iç içe olduğu Karayip Korsanları beklediğinin üstünde bir ilgi ile karşılandı ve geçen hafta bizde de son halkası gösterime giren bir üçlemenin çakilmesine önayak oluşturdu.
Bu başarının arkasında yatan en büyük etken ise hiç kuşkusuz Johnny Depp’in harikalar yaratarak canlandırdığı Jack Sparrow karakteri.
Az önce değindiğimiz bütük kötü özellikleri kendinde toplamasına rağmen filmin en çok beğenilen karakteri ve de tüm serinin lokomotifi durumundadır.
Rolling Stones gitaristi Keith Richards tarafından esinlenilerek bu karaktere hayat verdiği artık herkes tarafından biliniyor.
Bakalım “Dünyanın Sonu” korsan filmlerinin de mi sonu olacak yoksa tıpkı 60 küsür sene önce olduğu gibi kıvılcımı çakabilecek mi?
Erol Flynn ile zirve yapan bu tür Johnny Depp ile ikinci baharını yaşayabilecek mi?
Hep beraber izleyip göreceğiz...Rüzgarınız bol olsun.


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

George: Senden korkmuyorlar, senin temsil ettiğin şeyden korkuyorlar.
Billy: Ne temsili be moruk! Onların gözünde saçtan başka birşeyi temsil etmiyoruz.
George: Yoo hayır. Onların gözünde, sen özgürlüğü temsil ediyorsun.
Billy: Özgürlüğün ne mahsuru var birader? Bütün mevzu bu.
George: Evet aynen öyle ama, söylemek başka, olmak başka.








Seanslar
Fragman

