Oyuncu Yönetmenler: Kameranın her iki tarafında...
Sinema.com 20 Nisan 2007, Cuma 00:00

Sinema’nın büyüsü bu olsa gerek. Yıllarca kamera önünde gördüğümüz birçok oyuncu, kariyerlerinin ilerleyen dönemlerinde kamera arkasına geçerek yönetmen koltuğuna oturmaya, kendi filmlerini yönetmeye başladı.

Sinema.com takipçisi İdil Giray'ın yazısı...

Oyuncu yönetmenlerin; oyunculuk kariyerlerinin olması yönetmen koltuğunda başarılı olmalarını etkiler mi, etkilemez mi, bu konu tartışılır fakat filmlerinde rol alan oyuncularla etkileşimlerinde başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

Tabii bir de madalyonun diğer yüzündeki izleyiciler var. Kamera önünde seyircinin kalbini kazanan oyuncuların,yönetmen koltuğunu devralarak kimi zaman kendilerinin de rol aldıkları filmleri yönetir hale gelmeleri,ticari açıdan da daha az riskli görünüyor.

26.Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, yönetmenliğini aktör Antonio Banderas’ın yaptığı Yaz Yağmuru’nun bu hafta vizyona girmesiyle, ‘oyuncu yönetmenler’in bazılarını hatırlayalım dedik.

Clint Eastwood

O, oyuncu-yönetmen deyince aklımıza ilk gelen isim belki de. Western filmlerinin karizmatik ‘kowboy’u Clint Eastwood yani. "For a Few Dollars More", "The Good, The Bad and the Ugly" gibi filmlerle adını duyuran Eastwood, 1971’den bu yana şimdilik 31 ayrı yapımda yönetmen koltuğuna oturdu. 1992’de “Unforgiven” ile yönetmenliğini “En İyi Film” ve En İyi Yönetmen” Oscar’ları ile ispat edip ayakta alkışlanırken; Mystic River (2003) ile kalplerimizi fethedip ardından “Million Dolar Baby” ile başarısını pekiştirdi. 77 yaşında bir sinema aşığı olan Eastwood’un aynı senede iki büyük produksiyona birden imza atması ise (Letters from Iwo Jima (2006) ve Flags of Our Fathers (2006)) meslektaşları dahil herkesin gözünde onu yaşayan bir sinema efsanesi haline getirdi.

Robert Redford

"The Way We Were" ile oyunculuğa başlayan Robert Redford, 1981 yılı yapımı olan "Ordinary People"la En İyi Yönetmen Oscar’ını kucakladı.“A River Runs Through It”,
“The Horse Whisperer” gibi filmleriyle kamera arkasında da başarısını kanıtlayan oyuncu-yönetmen, bağımsız filmlerin gösterildiği Sundance Film Enstitüsü’nün de kurucusu.

Mel Gibson

“Madmax”le adını duyuran aktör, ilk yönetmenlik denemesi “The Man Without a Face” adlı filminden  sonra “Braveheart”  ile sadece eleştirmenlerin değil izleyicilerin de takdirini topladı. The Passion of the Christ (2004) ile büyük tartışmalara yol açarken, Apocalypto (2006) ile yakın zamanda vizyondaydı.

Woody Allen

"What's Up, Tiger Lily?" ile yönetmenliğe başlayan Woody Allen, genellikle yönetmenliğini yaptığı filmlerde oyuncu olarak da yer alıyor. Filmlerinde anlattığı New Yorklu bireylerle, kullandığı caz müziği ve yalın anlatım tarzıyla Allen, sinema dünyasının bir klasiği.

Kenneth Branagh

Tam bir Sheakspeare hayranı olan Branagh, yazarın birçok romanını filme uyarladı ve oynadı. Royal Sheakspeare Company ile kariyerine başlayan aktör-yönetmen “Hamlet”, “Othello”, “Henry V” gibi Sheakspeare uyarlaması filmlerle hem yönetmenlik koltuğuna oturdu hem de oyunculuk yaptı.

George Clooney

Amerikan dizisi “E.R” ile tanınan aktör, küçük yaşlarda kamera ile tanıştı. Televizyon reklamlarıyla kariyerine başlayan Clooney, "One Fine Day", "The Thin Red Line", "Oh Brother, Where Are Thou?", “Ocean’s” serisi gibi filmlerle ününe ün katarak, 2002 yılında Chuck Barris’in hayatını konu alan filmi “Tehlikeli Aklın İtirafları” ile yönetmen koltuğuna oturdu. Clooney’nin giderek olgunlaşan yönetmenliğini en son Good Night, and Good Luck ile izledik.

Zach Braff

“Scrubs” adlı diziyle adını oyuran genç aktör 2004 yılında, başrolünü Natalie Portman ve Peter Sarsgaard’la paylaştığı “Garden State” ile yönetmen koltuğuna oturdu. İlk uzun metraj filmi olan Garden State ile Amerikan Bağımsız Sineması’nda yerini aldı.

Asia Argento

Yönetmen babası Dario Argento’nun izinden giden Asia Argento sinema kariyerine oyuncu olarak başlayıp, yönetmen koltuğuna oturanlardan. Son olarak Sofia Coppola’nın Marie Antoinette’inde izleyici karşısına çıkan Argento 2004 yılında yönetmenliğini yaptığı “The Heart Is Deceitful Above All Things” ile başarısını kanıtladı.

Sofia Coppola

California Instutite of Arts’da, Güzel sanatlar eğitimini tamamladıktan sonra, kendi yazıp yönettiği Uluslararası Venedik Film Festivalinde gösterilen ilk kısa filmi “Lick The Star” dan
sonra Cannes Film Festivalinde gösterilen ilk uzun metrajlı filmi “Virgin Suicides” ı yönetti. İkinci uzun metrajlı filmi "Lost in Translation" ile 76. Akademi ödüllerinde en iyi yönetmen dalında Oscar'a aday oldu ve senaryosuyla en özgün senaryo Oscar'ını kazandı. Coppola’nın son filmi “Marie Antoinette”i 26. İstanbul Film Festivali’nde izledik.

Henüz kimse yorum yapmamış.
Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.5/10
TV'de bugün
Paramparça Aşklar Köpekler (5 Temmuz 2008 23:00 Tv8)
TV 8'de bu akşam 23:00'da Alejandro Gonzales Inarritu’nun ilk yönetmenlik çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros, 2000) ekrana geliyor.
Replik
Rezervuar Köpekleri
Bay Beyaz: Beni ancak rüyanda vurabilirsin o yüzden en iyisi artık uyan ve özür dile.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com