Kayıt
Anjelica Huston
Sinema, genlerine işlemiş!
Sinema.com 8 Ağustos 2003, Cuma 00:00
Bu hafta "Afacanlar Yuvada"da, müşterilerini elinden almaya başlayan Eddie Murphy ve Steve Zahn'a karşı, 'her yolun mübah olduğu' bir mücadeleye girişirken izleyeceğimiz Anjelica Huston, iki kuşak önceden teslim aldığı bayrağı başarıyla taşımayı sürdürüyor.
Anjelica Huston'ın kariyeri, pek fazla oyuncuya nasip olmayan bir başlangıca sahip: Sinema tarihine damgasını vurmuş ailelerden olan Huston'ların üçüncü kuşağını temsilen, birkaç önemsiz rolün ardından, babası John Huston'un "A Walk with Love and Death"indeki (1969) başrolle kariyerine başlamış ünlü aktris, başlamayı denenmiş demek daha doğru olur herhalde. Hem usta yönetmen Huston'un filmi, hem de Anjelica Huston'un performansı o kadar olumsuz tepkiler almış ki, Anjelica, babasının da önerisiyle, ikinci bir denemeye kadar sinemadan yaklaşık yedi yıl uzak durmuş. Geldiği aileyi göz önünde tutarsanız, bu arada boş durmadığını tahmin edebilirsiniz. Bu yedi yıllık süre içerisinde, annesinin ölümü üzerine, doğup büyüdüğü Londra?dan New York?a taşınmış Huston. Burada modellik alanında çalışan Huston, 1973'te de Jack Nicholson'la birlikte yaşamaya başlamış. Mesleğinde, Richard Avedon ve Helmut Newton gibi New York moda dünyasının önde gelen fotoğrafçıları tarafından aranan bir model olacak kadar ilerlemiş. Tabii kan Huston kanı olunca, bir de Jack Nicholson gibi çatlak ama muhteşem bir aktörle birlikte yaşayınca, ister istemez gönlü yine aktrisliğe kaymaya başlamış. Kesin olarak aktrisliğe geri dönmeye karar verdiğinde, babasının yeni bir başlangıç için artık çok yaşlandığını söylemesine kulak asmayarak, 1976?da, "Swashbuckler" ve Elia Kazan imzalı "The Last Tycoon"la sinemaya geri dönmüş. Aktrisliğe bu ikinci başlangıçta, Huston'un aceleci davrandığını söylemek pek de mümkün değil. Adını andığımız bu iki filmden tam beş yıl sonra, 1981'de, Jack Nicholson ve Jessica Lange'in başrollerinde yer aldığı, James Cain'in "The Postman Always Rings Twice"ının (1981) yeni bir uyarlamasında rol almış. Bundan sonrası bizim için daha tanıdık bir Anjelica Huston anlamına geliyor" 1984'te Rob Reiner'in uçuk müzikal komedisi "This Is Spinal Tap"inde ve aynı yıl Amazonlarda geçen bir bilimkurgu olan "The Ice Pirates"te yer alması, yeniden babasıyla birlikte çalışacağı "Prizzi's Honor" (1985) öncesi, Huston?a cesaret vermiş. Bu filmde her ne kadar başrolde olmasa da, sergilediği performansla, başrollerdeki Jack Nicholson ve Kathleen Turner gibi çok önemli oyuncuların önüne geçtiğini söyleyebiliriz. Zaten, Hustonlar'ın üçüncü kuşağına da Oscar'ın geçmesi, Anjelica Huston'un bu filmde aldığı "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscarı"yla gerçekleşti. Ancak, Oscar almak, Huston'un düşük profilli rolleri küçümsemesine yol açmadı. "The Ice Pirates"de deneyip sevdiği fantastik türde filmlerde rol almayı sürdürdü. Francis Ford Coppola imzalı kısa metrajlı "Captain Eo"da (1986) Michael Jackson'la, hayal kırıklığı yaratan "Gardens of Stone"da (1987) da James Caan'la birlikte rol aldıktan sonra bildik sulara geri döndü ve babasının James Joyce'tan uyarladığı "Ölüler"de ("The Dead") canlandırdığı Gretta Conroy karakterinde unutulmaz bir performans ortaya koydu. "Ölüler"le birlikte, Huston'un biraz daha fazla karakter oyuncusu olmaya yöneldiğini söylemek mümkün. Woody Allen'ın "Crimes and Misdemeanors"ı (1989) ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ikinci kez aday gösterildiği Paul Mazursky'nin "Enemies: A Love Story"si (1989), bu durumun kanıtı olan filmlerin sadece ikisi. Nicolas Roeg'in "The Witches"ında fiziksel görünüşüyle çok iyi uyum gösterecek şekilde "Büyük Cadı"yı ve Stephen Frears'ın "The Grifters"ında John Cusack'ın annesini canlandırdı. Ancak, onun yüzünün sınırlı bir çevrede tanınıyor olmasını aşacağı durum, 1991 yapımı "Adams Ailesi"yle ("Adam's Family") oldu. Ailenin annesi rolünde, gerçekten zihinlere kazanan bir performans ortaya koyan Huston, 1993?te, aşina olduğu sulara geri döndü. Önce Woody Allen'la birlikte "Manhattan Murder Mystery"de (1993) ve sonra da "Adams Ailesi"nin devam filmi "Addams Family Values"da rol aldı. Sean Penn'in yönettiği ikinci film olan "The Crossing Guard"da (1995), eski sevgilisi Jack Nicholson'la birlikte, ironik bir biçimde, kızlarının beklenmedik ölümüyle başa çıkmaya çalışan, boşanmış bir çifti canlandırdılar. 90?ların ikinci yarısında yer aldığı "The Perez Family" (1995), "Buffalo '66" (1998), "Phoenix" (1998), "Ever After" (1998) gibi filmlerde hep belirli bir çizginin üzerinde performanslar ortaya koyan Huston yine bu dönemde oldukça olumlu tepkiler alan iki filmle, "Bastard Out of Carolina" (1996) ve "Agnes Browne" (1999), kamera arkasına da geçiyordu. 2000'li yıllara bir Merchant-Ivory yapımı olan "Altın Kap"la ("The Golden Bowl") iyi bir başlangıç yapan Huston, ülkemizde de oldukça beğenilen "Tenenbaums Ailesi"ndeki ("The Royal Tenenbaums", 2001) rolüyle adeta düşük profilli eski rollerini yad etti. Geçtiğimiz yıl, filmekimi'nde izlediğimiz, Clint Eastwood'un son filmi "Blood Work"te karşımıza çıkmış olan Huston'ı bu hafta, Eddie Murphy ve Steve Zahn'a karşı mücadele veren bir anaokulu sahibesi rolünde, "Afacanlar Yuvada" filminde izleme şansını bulcağız. Bu filmin, Huston çapındaki bir oyuncu için yeterli ölçüt olmadığını düşünenlere, başarılı aktrisin Wes Anderson'un yeni filmi "The Life Aquatic"te (2004) rol alacağını da şimdiden müjdelemiş olalım!
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Tetikçi (10 Ekim 2008 20:00 Atv)
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...
Replik
Kelebek Etkisi
Sadece zekanı bir film gibi düşün, durdurabilir, geriye alabilir, ağır çekimde istediğinde bütün detayları elde edersin.
Dr. Redfield
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com