Laetitia Casta
Beyazatlı prensini bekliyor
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bu hafta vizyona giren, Patrice Leconte imzalı “Zevkler Sokağı”nda, kapanmak üzere olan bir Paris genelevinde geçirdiği son günlerde, bir yandan yıllardır aradığı beyazatlı prensini bekleyen, bir yandan da ünlü bir dansçı olma hayalleri kuran bir fahişeyi canlandıran süper model Laetitia Casta, yönetmen tercihlerini doğru yapmayı sürdürürse, oyuncu olarak da tırmanışa geçmemesi için hiçbir neden yok.
Sinemayla biraz daha ciddi boyutta ilgilenen okurların “bu kadının burada işi ne?” dediğini duyar gibiyim. Haksızlar mı? Hayır. Henüz ikinci başrolünü almış bir aktrisi bu sayfalara taşıyorsak bunun bir nedeni olmalı tabii ki. Asıl nedenin Laetitia’nın güzelliği olduğunu reddedecek ya da oyunculuk konusunda inanılmaz bir potansiyel barındırdığını filan iddia edecek değilim. Ama, “Asteriks ve Obeliks Sezar’a Karşı” (“Astérix et Obélix contre César”) filmindeki kötü başlangıçtan sonra, Patrice Leconte gibi, Fransa’nın günümüzde film çekmeyi sürdüren önemli yönetmenlerinden biri ona şans tanıyorsa, tüm ön yargıları bir kenara koyup, Laetitia’nın güzelliğinin ardını görmeye çalışmakta fayda var. Plajda güneşlenirken gelen şöhret... Laetitia, 15 yaşında, rutin bir yaz gününde ailesiyle birlikte, babasının doğum yeri olan Korsika Adası’na gitti. Üzerinde, henüz birkaç gün önce Korsika’daki şirin köylerden biri olan Lumio’da düzenlenen şenlikte güzellik kraliçesi seçilmesinden kaynaklanan bir hoşluk olsa da, bu da diğer günler gibi, oldukça rutin başlayan bir gündü onun için. Taa ki, güneşlenirken, Paris’teki ‘Madison Models Ajansı’na bağlı bir fotoğrafçının ve menajerin dikkatini çekene dek. Laetitia’nın güzelliği, iki modacıyı öylesine çarpmıştı ki, işi gücü bırakıp, kendilerini büyüleyen bu küçük (!) kızla deneme çekimleri almak için babasıyla pazarlığa tutuştular. Her baba gibi, Laetitia’nın babası Dominique de bu adamlara ilk başta kuşkuyla yaklaştı; ancak ikna güçleri karşısında dayanamadı ve gerekli izni verdi. Oracıkta, yıllardır gittiği o Korsika Plajı’nda Fransa’nın en önemli ajansında test çekimi teklifi alan Laetitia şaşkındı tabii ki; ama içten içe bu fotoğraflarla bir şeylerin değişmeye başlayacağını da hissediyordu. O güne kadar geçen 15 yılda, Laetitia’nın tam anlamıyla minimalist, doğayla kucak kucağa bir yaşam sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Zaten kendisi de bunu çeşitli vesilelerle –henüz özlemle olmasa da- gündeme geitiriyor: “Yaşamımın ilk on beş yılını, doğayla ve birkaç komşu aileyle çevrili şekilde, tam anlamıyla yalınlık içinde geçirdim. Doğada istediğimi yapıyor, nehirdeki balıklarla oynaşıp, ormanın içinde özgürce gezebiliyordum. Gerçekten inanılmaz günlerdi. Bugün bile, bir ağaca sarılmak bana inanılmaz bir enerji veriyor ve kendimi doğanın bir parçası gibi hissetmemi sağlıyor.” Okul günlerinde, resim yapmayı ve küçük öyküler yazmayı çok seven Laetita, zamanının çoğunu hayal kurarak geçiriyordu. Tabii ki her hayalci gibi, derslerle arası pek de iyi değildi. Aynı zamanda inatçıydı, başarısızlığı öğretmenleri tarafından yüzüne vurulduğunda, daha da içine çekilmeyi “kendi konuşma balonunda yaşamayı” seçti. Bu, birkaç yıl böyle sürdüyse de, Laetitia on iki yaşındayken, kız kardeşinin doğmasıyla, değişmeye başladı. Küçük kardeşi Marie-Ange için bir rol modeli olabileceği düşüncesi çok hoşuna gitti; aynı zamanda gittikçe ciddileşmesini, hayata ayakları daha yere basarak bakmasını sağladı. Evet, o artık bir ablaydı! Yves Saint Laurent hiçbir model için yapmadığını Laetitia için yaptı! Tahmin edeceğiniz üzere, deneme çekimleri içi gittiği Madison Models’den herkesi kendine hayran bırakarak, Fransa’nın gelecek vaadeden en önemli yönetmenlerinden biri olarak ayrıldı. Önce ajansın kurucusu Vincent Peter’i, ardından da Peter’ın arkadaşı olan dünyanın önde gelen moda dergilerinden ‘Elle’in yetenek avcısı Odile Sarron’u büyüledi. Modellik hakkında hiçbir bilgisi yoktu belki, ama izleyeceği yol, istemi dışında da olsa çizilmeye başlamıştı. Önce Claudia Schiffer’la çok başarılı bir reklam kampanyası gerçekleştirmiş olan ve ynei bir yüz arayan GUESS? Jeans’le anlaştı ve bu markanın satışlarının beklenmedik ölçüde artmasında büyük pay sahibi oldu. Kısa bir süre sonra, ABD’nin içgiyim alanında en önemli kataloğu olan Victoria's Secret’la bir anlaşma imzaladı. 1998’de de dünya kozmetik devi L’Oreal’la anlaşarak Jennifer Aniston, Andie MacDowell, Claudia Schiffer ve Kate Moss gibi birbirinden ünlü isimlerle aynı potaya dahil olmuş oldu. Bir yandan da, Vogue, Elle, Cosmopolitan ve hatta Rolling Stone gibi alanlarında dünyanın en önde gleen dergilerine kapak olmayı sürdürüyordu. Bu arada, ünlü modacı Yves Saint Laurent’le baba-kız ilişkisini bile aşan inanılmaz bir yakınlık kurdu. Enerjisi ve güzelliğiyle ilham verdiği Laurent, Laetitia’ya o kadar düşkündü ki, daha önce Catherine Deneuve ve Jeanne Moreau gibi usta aktrisler için yaptığını ilk kez bir model için yaptı ve Laetitia’nın kamu karşısına çıkarken kullandığı tüm giysileri tasarlamaya başladı. Zaten güzel Laetitia da, ‘sadece bir model’ olmanın ötesine doğru yelken açmaya başlamıştı. Oyunculuk kariyeri başlıyor Şubat 99’da, Laetitia, Gerard Depardieu, Roberto Benigni ve Christian Clavier gibi usta akötrlerin de oyuncu kadrosunda yer aldığı “Asteriks ve Obeliks Sezar’a Karşı”da, cazibesiyle Romalılar’ı baştan çıkarıp Galyalılar’a vakit kazandıran, güzeller güzeli Falbala’yı canlandırdı. 50 milyon dolarlık bütçesiyle o güne dek yapılmış en pahalı Fransız yapımı olan filmin, Avrupa çapında büyük bir gişe başarısı elde etmesinde, her ne kadar yadsınamayacak bir katkısı olsa da, Laetitia’nın bu filmde oyunculuk kariyeri adına ümitlenmemizi sağlayacak bir şeyler ortaya koyduğunu söylemek mümkün olmadı. 2000 yılında oynadığı, çok sınırlı gösterim imkânı bulmuş olan “Gitano” adlı bir İspanyol filminde dansçı Joaquin Cortes’le birlikte oynadı. Film gibi, Casta’nın performansı hakkında da pek olumlu şeyler söylenmedi. Özellikle ülkesi Fransa’da bir model olduğu kadar oyuncu olarak da akıllara kazınmaya başlaması, üç filmlik bir TV dizisi olan ve büyük ölçüde Laetitia üzerine kurulu bir öyküye sahip “La Bicyclette bleue”yla (2000) oldu. Bu diziden de aldığı gazla, ünlü Şilili yönetmen Raoul Ruiz’in Jean Giono’nun romanından uyarladığı “Les âmes fortes”de başrolü kaptı ve yanında deneyim kazandığı usta oyuncular kervanına John Malkovich’i de katmış oldu. 2001 yılında Cannes Film Festivali’nde açılışı yapılan film beğenilmese de, Laetitia’nın performansı dair hiç de fena karşılanmadı. Bu hafta izleyeceğimiz Patrice Leconte filmi “Zevkler Sokağı” nda (“Rue des plaisirs”) da başrolü kapan Laetitia Casta, Ruiz’den sonra yine çok önemli bir yönetmenle çalışarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Bu filmde, İkinci Dünya Savaşı sonrası, kapanmak üzere olan bir genelevde, bir yandan ömeşhur bir dansçı olma hayalleri kuran, bir yandan da beyazatlı prensini arayan güzel bir fahişeyi canlandıran Casta, yalnızca güzelliğini kullanmayı amaçlayan sıradan filmlerde oynamaktan kaçınıp iyi yönetmen ve oyuncularla çalışmayı sürdürürse, ‘Yves Saint Laurent’in giydirdiği ilk ve tek model’ olmaktan çıkıp, ‘Yves Saint Laurent’in giydirdiği yıldız oyuncular’ kervanının bir parçası olmaması için hiçbir neden yok.
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
Replik
Selvi boylum, Al Yazmalım
İlyas: elimi uzatsam benimle gelir mi?
Asya: seninim işte alıp götürsene beni...
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com