
Giovanna Mezzogiorno, sinema mikrobu kanına aileden karışmış oyunculardan. İtalya’da hatırı sayılır bir üne sahip aktör Vittorio Mezzogiorno’nun kızı olan güzel aktris, tabii ki Türkiye’de bu şekilde tanınmıyor.
“Son Öpücük” (“L’ultimo Baccio”) filmiyle ülkemizi ziyaret ettiğinde, kendisini “Aa Kara Melek, (nam-ı diğer Sanem Çelik) kariyerine İtalya’da devam etmeye karar verdi de bizim haberimiz olmadı mı” bakışlarıyla izlemiştik. “Son Öpücük”te, Ferzan Özpetek filmleri sayesinde ülkemizde oldukça popüler olan Stephano Accorsi’nin canlandırdığı kocası Carlo tarafından aldatılan Giulia rolünde izlediğimiz Mezzogiorno, filmden çıkan herkese “gül gibi eşi dururken, gözü neden dışarılarda olur insanın?” sorusunu sordurmayı başarmıştı. Bu soruyu Ferzan Özpetek de sormuş olacak ki, yakışıklı olduğu için değil, Giovanna’yı aldatabilme cüretini gösterdiği için yeterince gıcık olduğumuz kadrolu oyuncusu Accorsi’ye sırtını dönmüş ve “Karşı Pencere”de pek şık bir rolle güzel aktrisi teselli etmişti.
Peki Giovanna, göründüğü kadar, o mavi gözlerini yaşla doldurup kaşlarını kaldırdığında içimizi parçaladığı kadar masum mu? Bunu öğrenmek için İtalya’nın bu hisli kara meleğinin geçmişinde kısa bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?
Roma’da 1974’ün 19 Kasım’ında dünyaya gelen Mezzogiorno, annesi de babası gibi oyuncu olduğundan sahne ve setlerin tozunu erken yaşta yutmuş. Set tozu daha etkileyici gelmiş olacak ki o, rotasını sinemada bir kariyer edinebileceği şekilde çizmeyi tercih etti, hem de tiyatro alanında eğitim almış olmasına rağmen. Paris’teki ‘Peter Brook Workshop’a (‘Le Centre International de Créations Théatrales’) iki yıl kadar devam edip profesyonel olma yolunda iyice donanımlı hale geldikten sonra, bir süre tiyatro oyunlarında yer aldı. 1995-96 sezonunda Peter Brook’un yönettiği “Qui est la” adlı oyunda Ophelia rolüyle ilk kez sahneye çıktı.
Shakespeare’in “Hamlet”inden uyarlanan oyun çeşitli Avrupa kentlerinde sahnelendi ve Mezzogiorno bu oyundaki rolüyle ‘Coppola- Prati 1996 Ödülü’nü aldı. Dediğimiz gibi, güzel yıldızın aklında yatan aslan tiyatrodan çok sinemaydı ve vakit kaybetmeden 1997’de “Il viaggio della sposa” filmiyle sinema kariyerine iyi bir başlangıç yaptı. Hem setteki düzene olan aşinalığı hem de filmi yöneten Sergio Rubini’nin aynı zamanda filmin senaristi ve de başrol oyuncusu olması nedeniyle, pek çok insan için oldukça stresli olabilen ilk deneyim, Mezzogiorno için oldukça rahat geçti. Bu, kamera karşısında yıllardır işin içindeymişçesine rahat olma durumu İtalyan izleyicilerin ve sinema otoritelerinin de dikkatini çekmiş olacak ki güzel aktrisi 'İtalyan Sinemasının Yeni Yetenekleri, 'Yabancı Basın Altın Küre' ve '97-98 yılı En İyi Kadın Oyuncu Flaiano' gibi çeşitli ödüllerle onurlandırıp kısa sürede yeni yıldız adayları olarak benimsediler.
Bu durum, Mezzogiorno’ya gelen rok tekliflerine de yansıdı tabii ki. 1998'de Michele Placido'nun yönettiği “Del perduto amore” adlı filmdeki performansı, hem tanınırlığının artmasını sağladı, hem de aldığı ödüllerin niteliğini büyüttü: 'Nastro d'Argento', 'Ciak d'Oro' ve 'Il Premio Pasinetti' gibi ödüllerin yanı sıra Giovanna, İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri tarafından da yılın en iyi kadın oyuncusu seçildi. İtalya’da daha çok TV dizileriyle tanınan Antonello Grimaldi’nin kardeşi Antonio Luigi Grimaldi’yle birlikte yönettiği “Asini” (1999) adlı komedide yer alarak biraz çıtayı düşürür gibi olsa da, yine Stefano Accorsi'yle birlikte rol aldığı TV filmi “Più leggero non basta” (1999) ve “Sefiller”in (…) TV dizisinde aldığı roller, gündemde kalmasını sağladı.
Gérard Depardieu ve John Malkovich gibi iki usta aktörün yanı sıra yıldızları yeni yeni parlayan Virginie Ledoyen ve Christian Clavier gibi isimlerle birlikte bu uluslararası prodüksiyonda yer alması, ileride kapılarını İtalya dışına açabilmesi için önemli bir deneyimdi. “Son Öpücük”te aldığı rol, Giovanna’nın kariyerine büyük bir ivme kazandırdı. Bu filmdeki güzel mi güzel, güçlü mü güçlü ‘aldatılan eş’ rolü onun hem çok sevecen hem de bir kaplan gibi yırtıcı bakabilen gözlerine çok yakışmıştı. Bu esnada, filmde kendisini aldatan koca rolündeki, yakışıklı aktör Stefano Accorsi’yle birliktelikleri de gündeme gelen Giovanna, hem filmdeki başarısı hem de özel hayatında magazin basınının dikkatini çeken bir ilişki yaşamaya başlaması vesilesiyle daha çok teklif almaya başladı. 2001’i dört filmde daha yer aldıktan sonra (“State zitti per favore”, “Malefemmene”, “Nobel” ve “Tutta la conoscenza del mondo”, 2002’yi, yine İtalya dışında adı sanı pek duyulmamış iki filmle kapattı: “Afrodita, el sabor del amor” ve “Ilaria Alpi - Il più crudele dei giorni”.
2003’te, bu hafta vizyonda izlediğimiz “Karşı Pencere”de Ferzan Özpetek’le çalışması, Mezzogiorno için tam bir patlama oldu: İtalya’da pek çok ödülü toplayan güzel aktris, Avrupa’nın en önemli festivallerinden biri olan Karlovy Vary’den de ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü almasını bildi. İtalyan yönetmen Giacomo Battiato’nun İngiliz yapımı filmi “Entrusted”ın çekimlerini yakın dönemde tamamlayan Mezzogiorno, ara vermeden Fransız aktris Marie-Anne Chazel’in ilk filmi “Au secours, j'ai 30 ans”ın setine koştu. Ardından İlk kez 2005 Venedik Film Festivali'nde gösterilen “Yüreğimdeki Canavar” ile başarılı kariyeri, yolunda giden ilişkisi ve sevdiği dostlarıyla dolu olan Sabina’yı canlandırmış ve büyük övgü toplamıştı.
Mezzogiorno son olarak Gabriel García Márquez'in 1985 yılında yayınlanmış romanından uyarlanmış olan Kolera Günlerinde Aşk’da ateşli, atılgan ama kimi zaman da ihtiyatlı bir karakter olan Fermina Daza karakterini canlandırıyor. Bir kadına aşık iki erkeğin, 51 yıl, dokuz ay, dört günlük zaman dilimine yayılan aşk üçgeninin öyküsü, aşık olmanın hastalıklı tarafını gözler önüne seriyor. Mezzogiorno filmle ilgili olarak : “Her karesinde saf ve özgün bir güzellik ve romantizm olduğunu ve herşeyin beklenmedik ve sıradışı şekilde geliştiğini söylüyor ve ekliyor -Bu açıdan bakınca bu filmin Garcia Marquez’in romanının ruhuna son derece yakın durduğunu düşünüyorum.”
Kıssadan hisse: İtalya’nın çalışkan kara meleği Giovanna Mezzogiorno’nun şöhret basamaklarını alnının teriyle, masumca çıktığı aşikâr, pek yakında Avrupa’nın en çok tanınan aktrislerinden biri olacağı da…


Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.

Yaşam aldığın solukla değil, soluğunu kesecek anlarla ölçülür.
Alex "Hitch" Hitchens










