
Öncelikle dört ana karakter yerleştiriyor Zach Helm. İlki oyuncakçı dükkanınınn 243 yaşındaki sahibi Bay Magorium (Dustin Hoffman), ikincisi hayalciliğiyle dikkat çeken 23 yaşındaki piyanist Molly Maloney, üçüncüsü dükkanda çalışan 9 yaşındaki Ted, sonuncusu ise Mr. Magorium'un günlüğünü tutarak hikayenin kaynaklık ettiği resimli romanı yarattığı öngörülen Bellini.
Standart masal iskeletini bozuyor...
Ortaya çıkan bu lakaplı karakterler toplamını ilginç bir şekilde değerlendiriyor Helm. Standart bir masal filminde olduğu gibi Ted'in bakış açısından 'gerçek dünyadan masal dünyasına geçip dersler alarak tekrar geri dönme' hikayesi izlemiyoruz. Aksine Bay Magorium ile Molly Maloney arasındaki ilişkiye odaklanıyoruz. Molly'nin konçerto bestelemek için ihtiyacı olan ilhamı bulamadığından geleceğe dair kuşkularla yalnız yaşadığını öğreniyoruz. Magorium'un dükkanının 'dev gökdelenlerin arasına sıkışmış küçük, neşeli ve kitsch bir mağaza' olduğunu gözlemliyoruz. Her şey de buradan başlıyor zaten. Helm, ilk olarak standart masal filmlerinin yapısını bozuyor. Ardından merkeze 23 yaşında, hayata yeni atılan ve 'yeni bir başlangıç' arayışında olan Molly adlı karakteri yerleştiriyor. Bu hamleyle, esas doğumun 20'li yaşlarda başladığını iddia eden mitolojik okumalar devreye giriyor. Bunun üzerine Molly'nin, müdürü olan Bay Magorium'a kendi mesleğinde yükselmek istediğini söylemesiyle birlikte, filmin esas meselesi ortaya çıkarılıyor. Zira Bay Magorium, ona tahta bir kutu veriyor. Yani mitolojide çokça rastladığımız, değeri veya gizemiyle hayat değiştiren 'magical item' (sihirli nesne) kavramıyla yüzleşiyor karakterimiz...
Oyuncakçı dükkanı yaşıyor!
Filmin uzun bir açılış sekansıyla bize 'canlı oyuncakçı dükkanı'nı tanıtması, Molly'nin gelecek kaygılarının hangi yöne doğru kayması gerektiğini gösteriyor. Öyle ki, bu dükkandaki bütün oyuncaklar kendi kendilerine birer 'hayal imgesi' halini alıyorlar. Örneğin bir odanın 3 farklı çeşidi olması ve dükkanın rehber kitabının bir sayfasını açınca bir anda oyuncağın kendisini sunması gibi çeşitli numaralar mevcut. Bu da yoğun bir yaratıcılık getirmesinin yanında masal filmlerinin ana teması 'Hayallere inanın' ya da 'İnanırsanız Olur' tümcelerini kanıtlar nitelikte aslında. Baş karakterimiz de zaten film boyunca bu iki cümlenin peşinde koşuyor. Bay Magorium'un mitolojik bir kahraman gibi süper güçlerle donatılması yüzünden kendini sıradan hissetse de, aslında esas amacı hayallerinin izini sürmek. Yani film, çocuklara hayallerle ilgili mesaj vermeye de çalışıyor bir koldan. Bunun sonucunu tutucu bir söylemle bağlamaması da olumlu bir not olarak düşülebilir...
Tim Burton'a saygılarla...
Filmin Tim Burton dokusu taşımasına rağmen, alt metinlerinin derinine inilmemesi veya önemli temaların yeterince üzerine gidilmemesi nedeniyle, bu olgun yapının tamamına ermediği söylenebilir. Halbuki şehir hayatındaki konformist hayatı eleştirmek için yüksek binaların ya da kapitalizmin ortasına bol renkli ve dikkat çeken bir oyuncakçı dükkanı sıkıştırmak veya yerleştirmekten daha Burtonesk bir şey olamazdı. Adeta "Makas Eller"de ("Edward Scissorhands", 1990) ötekileştirilen baş karakterimizin banliyödeki iki yüzlü yaşamın bir karşılığı olarak bastırıldığı yerden yükselen şatosunun şehir versiyonu diyebiliriz bu mekan için. Ancak Bay Magorium'un ekspresyonist bir makyajla donatılmasına karşın ötekileştirilmemesinin bu fikri yarıda bıraktığını söyleyebiliriz.
Bütün bu yarıda kalan uygulamalara rağmen, gerçek dünya-masal dünyası arasındaki ince çizgiyi kaldırması, "Sihirli Oyuncakçı"nın modern bir masal filmi olmasını sağlıyor kuşkusuz. Masalın gerçek dünyanın içinde var olarak bu klişe motifi bir çırpıda kenara atması takdir edilebilir. Bu yolda da Bay Magorium'un dükkanının bir orta sınıf ayakkabıcı dükkanından bozma bir sihirli oyuncakçı olduğunu dahi söyleyebiliriz, filmdeki somut detayları da göz önünde bulundurarak... Tek gerçek olan şey ise oyuncakçı dükkanına gelen 'şehir hayatının monoton sisteminde yaşam süren takım elbiseli adam'. Onun da yavaş yavaş masalın naifliğine ve umuduna kayıp 'gerçeklik temsilcisi' olmaktan uzaklaştığını söyleyebiliriz. Ancak tüm bunlara rağmen gerçek anlamda bir 'Zach Helm evreni' kavramıyla anabileceğimiz bir dünyası yok filmin maalesef...
Kimler İzlemeli?
Kimler İzlememeli?


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Savaşta herkes haklı olduğunu düşünür. Ama sonunda herkes ölür.







Seanslar
Fragman


