
Eğer hala hatırlayamadıysanız sinema..com sizi, Steve Buscemi ile kısa bir yolculuğa davet ediyor.
13 Aralık 1957 ‘de Brooklyn New York ‘ta doğan ünlü aktör, modern sinemanın en çok hatırlanan ve tanınan yüzlerinden biri… Aslında seslendirdiği onlarca animasyon düşünülürse, Steve Buscemi için sinema dünyasının en tanınan seslerinden biri de diyebiliriz.
Daha önce itfaiyecilik, dondurma arabası sürücülüğü, eşya taşımacılığı, gaz istasyonunda pompacılık gibi değişik birçok işte çalışan Steve Buscemi, oyunculuğa geçiş yapabileceği en iyi alanın stand up olduğuna karar vererek genç yaşlarda komedyenliğe başlamıştır.
O yıllardaki idolu The Johnny Carson Show‘u sunan Freddie Prinze idi. 17 yaşındaki Freddie o yıllarda pek çok genci komedi dalında cesaretlendiren ender bir örnekti.
Şovlarında keşfedilmek ve dizi oyunculuğu teklifi almak için didinen Steve‘in ünü giderek yayıldı ve kendisini izlemeye gelen bağımsız yönetmenler Jim Jarmush,Bill Sherwood,Tom DiCillio ve Alex Rockwell ile de bu sayede tanıştı.
Komedi dünyasındaki çekişmeler ve komedyenlerin yalnızlığı O’nu yorsa da, performansını beğenen yönetmenlerden kısa sürede teklif alacak ve sinema dünyasına da ilk adımını atmış olacaktı.
The New York Post gazetesinin solgun ve zayıf yüzüyle Don Knotts, Peter Lorre ve David Carradine karışımı inanılmaz karakter oyuncusu ilan ettiği Steve Buscemi ilk çıkışını, Bill Sherwood’un 1986 yapımı bağımsız gay filmi “Parting Glances” ile yaptı.
Bu filmde asi ruhlu, aids hastası müzisyen Nick rolüyle hafızalara kazınan oyuncu, kariyerindeki irili ufaklı rollerin yanısıra Scorsese, Coen Kardeşler, Quentin Tarantino gibi dev isimlerle de çalıştı. Alex Rockwell‘in en etkilendiği yönetmen olduğunu kaydeden Steve Buscemi için bunun sebebi, yönetmenin “In The Soup” filminde kendisine yüklediği sorumluluk ve oyuncunun bu sayede çok şey öğrenmesi olduğunu dile getiriyor.
Quentin Tarantino’yu ise tam bir çılgın olarak nitelendiren Steve Buscemi, “Reservoir Dogs” filminin senaryosunu ilk okuduğunda bunu ancak Eddy Bunkar gibi dönemin azılı suçlularından birinin yazabileceğini düşünmüş olsa da, bu filmdeki rolüyle de büyük bir çıkış yaptığı inkar edilemez.
Her ne kadar bazı çevrelerce bu filmde oynadığı rolün kariyerinde negatif bir etkisi olabileceği iddia edilse de, bu rol sayesinde bağımsız yönetmenlerden daha büyük roller kaptığı da açıkça görülebilir.
Peki hep böyle çetrefilli rollerde karşımıza çıkan ve sayısız kült filmle adını duyuran Steve Buscemi neden “Armageddon” tiplemesi Hollywood zırvalarında rol aldı? Aslında bu sorunun cevabını Steve Buscemi kendisi veriyor ve bu cevapla sinema aşkını da bir kez daha gözler önüne sermiş oluyor. Tüm filmlere aynı özeni gösteren aktör için Armageddon da oldukça değerli bir çalışma fakat asıl sıkıntısını çektiği şey, yönetmenlerin bu tür büyük bütçeli filmlerdeki endişeleri…. “Ya tutmazsa?”
Tam da bu noktada bağımsız yönetmenlerin para için değil, sinema aşkı için çalıştıkları gerçeği, Steve Buscemi‘nin kariyerine yön veren önemli bir kıstas oluyor.
Oyunculuğun yanında senaryo yazarlığı, yapımcılık ve yönetmenlik çalışmalarını da sürdüren Steve Buscemi, Coen Kardeşler’in “Miller’s Crossing” filmindeki upuzun replikleri en hızlı okuyan ve rolü kapan kişi olarak aynı zamanda da bir dil cambazıdır...
Genellikle “suç” temalı filmlerin aktörü olarak anılsa da, kendisi, çılgın suçluları değil, çılgın sanatçıları canlandırdığı Parting Glances, Mystery Train, Living In Oblivion, In The Soup gibi filmleri daha çok seviyor ve karmaşık, ne yapacağı belli olmayan, mücadeleci karakterleri oynamaktan büyük keyif aldığını saklamıyor.
Yetenekli oyuncu pek çok filminde başrol oynamasa da çok başarılı karakterler yaratabiliyor ve bir çok yeni işle kariyerini taçlandırmaya devam ediyor.
- Bizi hep güldür Adam Sandler!
- Jack Nicholson: Beyazperdenin göz bebeği…
- Meryl Streep: Yaşayan bir Efsane
- Eddie Murphy Şimdi de bir uzay aracı...
- Will Smith ve eklektik yaşam arayışı...
- Mustafa Altıoklar Farklı türlerin faal yönetmeni
- Sinemanın küçük kızı büyüdü...
- Mark Wahlberg: Boston serseriliğinden beyazperdeye...
- Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...
- Harrison Ford: 65 yaşında, 20 yıl aradan sonra tekrar Jones...
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Jet Li: Hollywood'la Çin arasında...
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!
- En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard



Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...

Sana hiç bir zaman yalan söylemedim. Her zaman doğrunun versiyonlarını söyledim.






Seanslar
Fragman
