
Venedik'te ödüllerin açıklanmasıyla birlikte şüphesiz Oscar yarışına biraz daha renk gelmiş durumda. 2005'te "Brokeback Dağı" ("Brokeback Mountain") ile ilk Altın Aslan'ını alan ardından ise Oscar'larda 'En iyi Yönetmen' ödülünü kucaklayan Ang Lee, yeni filmi "Lust, Caution" ile bir kere daha Venedik'ten zaferle döndü. ABD-Tayvan ortak yapımı olan film, 'Yabancı Film' kategorisinde yarışabilecek mi henüz bilmiyoruz ancak şu anda bu ödülle beraber daha büyük yerlere oynama şansı da doğdu. Festival boyunca büyük övgülerden çok ılıman bir ilgiyle karşılanan filmin büyük ödülü kapması biraz şaşkınlık yarattı ne var ki, tepkilerin Amerikan kısmını ancak bu hafta devam eden Toronto Film Festivali'nin ardından anlayacağız. "Lust, Caution"ın Mandarin dilinde olması ve Uzakdoğu'lu oyuncuların filmde yer alması Lee'nin 2000 yılında "Kaplan ve Ejderha" ("Crouching Tiger, Hidden Dragon") ile yaşadığı başarıyı hatırlatabilir, ancak bu filmin Amerika'da 17 yaş sınırıyla vizyona girecek olması işi biraz bozacak gibi gözüküyor.
Festival'de en iyi yönetmen ödülünü alan Brian De Palma'nın yeni filmi "Redacted" da şüphesiz ki bir ilgiyle karşılaşacak. Ne var ki İtalyan basınının bayıldığı film Amerikalı basın tarafından çok da büyük coşkuyla karşılanmadı. Üstelik De Palma'nın, bir kere bile Oscar'a aday gösterilmediğini düşünürsek, işi kolay gözükmüyor.
Festivalin bu seneki oyuncu ödüllerine baktığımızda ise, programda Amerikan baskınlığı daha da ortaya çıkıyor. Bob Dylan'ı canlandırdığı "I'm Not There"deki oyunuyla Cate Blanchett en iyi kadın oyuncu ödülünü alırken, bu yılın bir başka iddialı 'western'i "The Assasination of Jesse James by the Coward Robert Ford" ile Brad Pitt de erkek oyuncu ödülünü kucakladı.
Blanchett'e şaşırmamak lazım çünkü performansıyla ilgili ciddi övgüler alıyordu. Film Oscar'lara ulaşabilir mi onu söylemek zor. "I'm Not There"in yönetmeni Todd Haynes maalesef şimdiye kadar sadece "Far from Heaven" (2002) ile Akademi'nin gözüne (o da hak ettiğinin çok altında) girmeyi başardı. Yeni filminin ise çok daha radikal bir çalışma olacağı belli. Bu anlamda Blanchett (ki yüksek ihtimalle yardımcı kadın kategorisine oynayacak) yarışın sonuna kadar dayanamayabilir.
İşin Brad Pitt cephesi ise daha ilginç. Bazıları tarafından ayakta alkışlanan, bazılarının ise gereğinden fazla uzun bulduğu filmde Pitt'ten çok Casey Affleck'in oyunu övgü alıyordu. Ödül şüphesiz ki Pitt'in yarıştaki durumu için önemli. Ancak bu durumda geçen sene "Hollywoodland" (2006) ile aynı ödülü alan ve yılın en iyi performanslarından birisini veren Ben Affleck'in doğru düzgün propaganda yapılmaması ile ancak Altın Küre adaylığına kadar çıkabildiğini hatırlatmakta fayda var.
"En İyi Senaryo" ödülüne gelince... Ödülü kazanan Ken Loach'un yeni filmi "It's a Free World", aldığı olumlu eleştirilerle de iştahımızı iyice kabartmış durumda. Bu ödül Oscar'lara yansır mı bilinmez zira Loach'un filmleri genelde Amerika'da oldukça geç vizyona giriyor ve henüz vizyon tarihi de belli değil.
Önümüzdeki hafta Oscar öncesi en önemli belirleyici organizasyonlardan Toronto Film Festivali'nden çıkan eleştirileri derleyeceğiz. Ve bu yılın sürpriz yapabilecek iddialı filmlerine bakacağız.


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.









Seanslar
Fragman

