
Asıl adı Lei Lin Kit. Sonradan Hollywood'a geldiğinde bu ismi biraz karışık bulan Amerikalı yapımcılar ona Jet Li ismini uygun görmüşler. 43 yıl önce Pekin'de dünyaya gelen Jet Li tam 20 yıldır, siyah kuşağıyla Uzakdoğu dövüşlerinden örnekler verdiği 30'u aşkın filmiyle Doğu'nun starı. Hollywood macerası ise son beş yılda yukarılara doğru ivme göstermiş. Pekin'de doğan Li henüz 16 yaşındayken ilk kez kamera karşısına geçmiş. Hatta o zamanlar karmaşık koreografi ya da bilgisayar oyunları olmadığı halde dikkati çekmeyi başarmış ve yeteneğiyle övgü toplamış.
Hong Kong starlığı ise hemen öyle çabucak gelmemiş. Herkes onun adını ve cismini iyi bilse de, büyük şan ve şöhret yedi filmden sonra gelmiş. 1991 yılında çevirdiği "Once Upon a Time in China" ile Hong Kong'un en önemli starı olarak adını duyurmayı başarmış. Çinli efsanevi Uzakdoğu dövüşçüsü ve öğretmeni Wong Fei-Hung'ı canlandıran genç aktör, bu önemli kişiliği Jackie Chan'den sonra yeniden beyazperdede canlandırdı.
Bruce Lee'den sonra Jet Li
Uzakdoğu dövüşlerinin bir başka efsane ismi Bruce Lee'nin 1972 tarihli ünlü bir filminin 1994 yılında yeniden sinemaya uyarlanma projesi söz konusu olduğunda başrolde yer alacak aktör konusunda akla tek isim geldi: Jet Li. "Fist of Fury"de genç aktör, Jing Wu adlı kung fu okulunu Japonların elinden kurtaran sessiz öğrenci Chen Zen rolünde büyük hayran kitlesi topladı. Film, nefes kesen dövüş sahnelerinin bütünleştiği muhteşem koreografi ile öne çıktı. Ve hatta öylesine başarılı oldu ki, Wachowski biraderleri çok etkiledi. Onlar ünlü "Matrix" filmi için daha sonra aynı koreografı, yani Woo Ping'ı işe alacaklardı. Yıllarca Hong Kong topraklarında dövüşen ve adını duyuran Jet Li'nin Amerika çıkartması ise daha sonraki yıllara rastlıyor. "Cehennem Silahı 4" adlı filmde ilk kez kötü adamı oynayan Jet Li, kendine geniş seyirci kitlesi bulmayı başardı. Gariptir ki bu rolü, onun beyazperdedeki yeteneğini ispatladı ve yapımcıların ona şans vermesi için olanak tanıdı.
Amerika çıkartması
Jet Li'nin ikinci Amerika çıkartması 2000 yılında gerçekleşti. "Romeo Ölmeli" ("Romeo Must Die"), kuşkusuz, Li'nin isim yapması açısından "Cehennem Silahı 4"den çok daha uygun bir filmdi. Bilgisayar efektleriyle yaratılan tekmeler ve yumruklar eşliğinde özel efektler bu filmde de işe yaradı. İki yıl önce, yani 2001'de, Fransızların aksiyon konusundaki en yetenekli ismi Luc Besson oturdu bir senaryo yazdı ve Jet Li başrolü oynadı. Sonuç: "Ejderin Öpücüğü"! Kanlı bir Uzakdoğu dövüşü isteyen herkesin isteğini yerine getiren bir koreografi vardı bu kez ortada. Üstelik Bridget Fonda da yardımcı kadın rolüyle bu erkeksi sahnelere duygusal bir boyut kazandırıyordu; Fransız oyuncu Tchéky Karyo da cabası.
Doğuştan dövüşçü
1998 yılında Amerika'da gerçekleştirdiği bu patlamadan sonra Jet Li, sonunda gerçekten de bir dünya starı olma yolunda önemli bir adım atmış oldu, aslında artık o bir dünya starıydı. Yani memleketlileri Bruce Lee ve Jackie Chan'den sonra dünya vizyonuna ulaşan üçüncü dövüşçü oldu. Yıllar öncesine dönersek küçük Li Lian Jie'nin büyüme çağlarının son derece sancılı olduğunu görüyoruz. Babasını çok küçük yaşta kaybetmiş, ama neyse ki kendisini çok seven bir annesi varmış. Eh, iyi huylu bir çocukmuş, okulda çok başarılı olmuş ve öğretmenleri tarafından da çok sevilmiş. Üniversitede başarısı bir yana, Jet Li, Uzadoğu dövüş sanatları okulunda ustası Wu Bin'in en sevdiği öğrenci olmuş. Çok çalışıyor ve doğuştan yeteneğini geliştirmek için elinden geleni yapıyormuş. Ancak ufak tefek öğrencimiz, bu ağır çalışmalar nedeniyle öylesine bitkin düşmüş ki annesi oğlunun bu tutkusunu bırakmasını istemiş ve hatta bisiklete bile binmesine izin vermemiş. Oysa küçük Li Lian Jie, her gün antrenmanlarına devam etmiş; hava koşulları ne olursa olsun aldırmamış. Uzakdoğu dövüşlerine karşı olan bu tutkulu sevdası gün geçtikçe artmış. 11 yaşında Çin'deki uluslararası şampiyonada birincilik kazanmış. Gerisi malumunuz, 16 yaşında ilk kez kamera önüne geçiş ve çok sevdiği dövüş sanatını beyazperde önünde icra ederek Hong Kong'dan dünya vizyonuna uzanan bir şöhret...
Çin'de bir numara!
Jet Li aslında diğer Hollywood film yıldızlarına pek benzemiyor. Ülkesi Çin'in en saygıyla anılan dövüş ustalarından birisi. 13 yaşında şampiyonlar listesine katılması bir yana, zamanında Beyaz Saray önünde Nixon'a Çin'in dışa açılması konusunda dileklerini iletmiş. Aslında Bruce Lee veya Jackie Chan'in aksine Li, tam anlamıyla memleketli. Yani Hong Konglu filan değil, bizzat Çin'den. Hani 'ne var yani' diyebilirsiniz, ama bu nedenle Çin daha da bir gurur duyuyor onunla. O, ulusal bir kahraman olduğu kadar gençlerin de örnek aldığı bir 'rol model'i. Yani durum çok ciddi. Özellikle Kung fu başta olmak üzere, dövüş sanatları konusunda en yoğun nüfusun Çin'de olduğunu düşünürsek, Jet Li'nin başarısını anlayabiliriz herhalde... Ancak dediğimiz gibi, ülkesinde bu kadar başarılı olan, neredeyse 'tapılan' bir ismin dışarıda başarılı olması çok zor olabiliyor. Jet Li maalesef ABD'de vatandaşlık alabilmek için tam iki yıl uğraşmış, ama nafile. Neyse ki 1993 yılı onun için bir açılma yılı olmuş. Ve aynı yıllarda yabancıların Hong Kong filmlerine olan ilgisi bu açılmayı körüklemiş.
Tarantino'nun desteği
Örneğin New Line Cinema şirketi Rumble in the Bronx ile Jackie Chan'in üç ayrı projesine daha imza attılar. Miramax, Quentin Tarantino'nun tavsiyeleriyle Hong Kong'a yöneldi ve sonunda Hollywood'da 'Çin devri' başlamış oldu. Jet Li'yi "Fist of Legend"da gören Tarantino, bu oyuncunun önemli bir Hollywood starı olabilmesi için sağa sola tavsiyelerde bulunmaya başladı. Gerçi Tarantino'nun daha sonra bu projeler üzerine ilgisini kaybettiği söylense de sonuçda Jet için Hollywood'da bir gelecek başlamıştı. Bildiğiniz gibi sonuçta Jet Li bir star. Yani bir dünya starı. Budizm dininde. Güçle değil, gücün nasıl kullanıldığıyla ilgileniyor. İktidar değil, iktidarın insanlara neler yaptığına kafa yormakla meşgul. Dinine çok bağlı. Adalet onun için bir yaşam amacı. Gerçi neden böyle vurdulu kırdılı filmler çektiğini soranlara cevabı pek yok. "Geniş kitlelere savunma ve gücün kullanılma biçimini öğretiyoruz" diyor, belki haklıdır kendince.
Lakin gerçek olan tek şey var: Geçtiğimiz yıllarda, "Tek", 1994 yapımı filmi "Kızıl Ejder" ve "Beşikten Mezara"yla sinemalarımıza konuk olan Jet Li sonrasında "Kahraman" ile sinemalarımıza arz-ı endam etmiş ve bu filmle sadece şampiyon bir dövüşçü olmadığını, aynı zamanda iyi bir aktör olduğunu bir kez daha hatırlamamızı sağlamıştı. Li, Morgan Freeman'la birlikte rol aldığı, "Kır Zincirleri"nde, kimilerine göre yine oyunculuk yeteneğini pek sergileyemediği bir işe soyunmuş gibi gözüktü. Ancak "Kahraman"ın yapımcılarının imzasını taşıyan, yeniden Hong Kong'a döndüğü "Korkusuz"daki performansıyla Li yine göz doldurdu. Anlaşılan Li, Hollywood'da yaşadığı tıkanıklığı aşmanın bir yolunu bulmuştu: Vatana dönüş.
Ancak Li, bunun topyekün bir dönüş olmadığının sinyallerini Hollywood'a vermekten geri durmadı. "Suikastçi"un ("Rogue Assassin-War") ardından yine Çin yapımı "Warlords"da yer alsa da, oyuncunun sırada vizyon bekleyen ve vizyondaki yerlerini sırayla alan filmleri hep ABD menşeli: "The Forbidden Kingdom" (2008), "Snow and the Seven" (2008) ve "The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor" (2008).
- Will Smith ve eklektik yaşam arayışı...
- Mustafa Altıoklar Farklı türlerin faal yönetmeni
- Sinemanın küçük kızı büyüdü...
- Mark Wahlberg: Boston serseriliğinden beyazperdeye...
- Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...
- Harrison Ford: 65 yaşında, 20 yıl aradan sonra tekrar Jones...
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!
- En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard
- Daniel Day-Lewis: Her rolde ayrı bir kişilik
- Kim tutar Özgü'yü!
- Kendi ağzından: Nurgül Yeşilçay
- Claire Danes: Çalışkan, Üretken ve Çok Güzel...
- Jodie Foster Güçlü erkekler dünyasında bir kadın...


Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık olmak zorunda mıyım?











