Amélie büyümüş de zengin erkek avlıyor!
Sinema.com 13 Temmuz 2007, Cuma 00:00
Son olarak karşımıza Zengin Avcısı Irène’i olarak çıkan Audrey’e seksi hatun imajı da oldukça yakışmış. Irène ile özellikle zengin erkeklerin hoşuna gitmek ve gününü gün etmekle uğraşan lüks düşkün inatçı, inatçı olduğu kadar da zor bir kadını canlandırıyor.

"Amélie" filmiyle tüm dünyanın sevgisini kazanan Audrey Tautou, kariyeri boyunca tek bir filmde canlandırdığı karakterle anılan oyuncular kervanına dahil olmamak için canla başla çalışıyor. "Kirli Tatlı Şeyler" ve "Seviyor... Sevmiyor...", "Kayıp Nişanlı" “Da Vinci Şifresi” gibi filmlerde Amélie Poulain'den farklı karakterler canlandırmaya özen gösteren Tautou şimdi de seksi Irène karakteriyle bir “Zengin Avcısı” olarak karşımıza çıkıyor.

Antropolog olma hayallerinden oyunculuğa...

9 Ağustos 1978'de Fransa'nın Beaumont şehrinde dünyaya gelen Tautou'nun çocukluğu, Amélie Poulain'inkinin aksine oldukça düzenli ve genel akım aile formuna uygun şekilde geçmiş: Öğretmen anne, doktor baba, iki erkek ve bir kız kardeş. O günlerde Audrey'in zihninde aktris olmaya dair en küçük bir düşünce bile yokmuş. Öyle ki, geleceğe dair tüm düşleri, antropolog olacağı inancı üzerine kuruluymuş (oyunculuğu bir tür insan antropologluğu olarak değerlendiren görüşleri düşününce bu hedefinden çok da sapmadığını söyleyebiliriz.)

Genç kızlığa adım atma aşamasındayken asıl ilgi alanları Fransız edebiyatı ve de oyunculuktur. 'Cours Florent' adlı oyunculuk kurslarına devam etmeye başlayan Tautou, bir yandan da TF1 adlı Fransız kanalında çeşitli dizilerde irili ufaklı rollere çıkmaya başlar. Ancak asıl dikkat çekmesi bu dizilerden çok 1998 ve de 1999'da üst üste aldığı ik ödül sayesinde gerçekleşir: 1998'de Bezier'deki 'Genç Komedyenler Film Festivali'nde aldığı 'En İyi Genç Aktris' ödülü ve 1999'da, Fransa'nın en prestijli televizyon kanallarından Canal +'ün verdiği 'En İyi Çıkış Yapan Aktris' ödülü.

Özellikle bu ikinci ödülden sonra, Audrey'in kariyerinde sinemanın yerinin git gide artmaya başladığını görüyoruz. Tonie Marshall, Tautou'yu 1999 tarihli filmi "Venüs Güzellik Salonu"nun ("Vénus beauté - institut") seçmelerine davet eder. Ancak Paris'i pek tanımayan aktris, sokaklarda kaybolunca, seçmelere oldukça geç gider. Ayağına kadar gelmiş şansı teptiği için kendine çok kızgın olan Tautou, salya sümük ağlamaya başlayınca, Marshall da dayanamayarak ona bir rol verir. İyi ki de verir; çünkü Tautou filmdeki Marie rolüyle 'Umut Vaat Eden Genç Aktris' dalında Fransa'nın Oscarlar'ı sayılan César'ı alır.

2000 yılını "Le Libertin", "Voyous voyelles" ve "Épouse-moi" filmlerindeki küçük rollerle kapattıktan sonra, yaşamında bir dönüm yılı olacak 2001'e, aynı zamanda ilk başrolü olan "Dieu est grand, je suis toute petite" filmiyle başlar. Bu esnada, Fransa'nın son dönemdeki en sıradışı yönetmenlerinden olan Jean-Pierre Jeunet de yıllardır içinde büyüttüğü bir proje olan "Amélie" için Emily Watson'dan red yanıtı almıştır ve hayalindeki Amélie Poulain karakterini Watson'da başka hiç kimseinin canlandıramayacağını düşünerek kendini umutsuzluğa itmektedir. Aklı bunlarla meşgulken, "Venüz Güzellik Salonu" filminin afişinde Tautou'nun ışıltılı gözlerini görünce, her şey değişir. Yıllardır aradığını tek bakışta bulmuştur Jeunet. Tautou'nun, tüm dünya tarafından tanınan bir isim haline gelmesini sağlayacak "Amélie" filmiyle ilişkisi bu şekilde başlar.

Senaryoyu okuduğunda tam anlamıyla büyülendiğini söyleyen Tautou, üzerine aldığı ağır yükün altından başarıyla kalkar ve Jeunet'nin filminin en akılda kalıcı yanı olmayı başarır.

Ülkemizde de vizyona giren "Seviyor... Sevmiyor.."dan gelen teklifi ("À la folie... pas du tout", 2002), kendi deyimiyle, "Amélienin bıraktığı etkiyi silmek için kabul eder. Hemen ardından, yine öncekilerden farklı bir karakteri canlandıracağı "İspanyol Pansiyonu"nda ("L'auberge espagnole", 2002) da karşımıza çıkan Fransız aktrisin oyunculuğa dair en büyük kaygısı, belirli bir tipi canlandırmaya mahkum kalmak. Bu nedenle, insanların onu hâlâ özdeşleştirdiği "Amélie"den kurtulmak istiyor Tautou. "Kirli Tatlı Şeyler"i de, onun bu arzusunun bir uzantısı olarak değerlendirmiştik. Filmde, Londra'ya göçmen olarak gelmiş, çalışma izni olmadığı için kaçak yollardan çeşitli işlere girip çıkan, sürekli olarak New York'taki kuzeninin yanına gitmeyi hayal eden Şenay adlı bir Türk'ü canlandıran Tautou, usta yönetmen Stephen Frears'le çalışabilmek için büyükannesinin Türk olduğunu bile iddia etmişti.

Sonrasında Jean Pierre Jeunet'nin "Kayıp Nişanlı" filminde, nişanlısının Birinci Dünya Savaşı'nda giden ölüm haberine inanmak istemeyen ve onu bulmak için cephenin yolunu tutan genç Mathilde'i canlandıran Tautou'nun şirinliği bir kenara bırakıp yeni sulara yelken açmasının zamanının geldiğini düşünmüştük ki Da Vinci Şifresi’nde çıktı karşımıza...

Aslında Da Vinci Şifresi’nde kadın başrol oyuncusu için akıllarda İngiliz oyuncu Kate Beckinsale’in ismi vardı. Tabi  Fransız Ajan Neveu'yu canlandıracak oyuncunun Fransız aksanının iyi olması gerekiyordu. Bu durumdan dolayı Kate, daha kendisine teklif gelmeden rolünü kaybetmiş oluyordu. Aksan konusu Kate için bir hüzün iken, Audrey Tautou için Hollywood'a giriş anlamına geliyordu. Son yılların en iddialı, en merak edilesi uyarlamalarından olan "Da Vinci Şifresi"nde kendisini daha iyi tanıyacağı duygusal bir yolculuğa çıkan Sophie Neveu karaktererini canlandıran Tautou'yu filmin yönetmeni Ron Howard "hem gizemli hem de ulaşılabilir" sözleriyle tanımlamıştı.

Son olarak karşımıza Zengin Avcısı Irène’i olarak çıkan Audrey’e seksi hatun imajı da oldukça yakışmış. Irène ile özellikle zengin erkeklerin hoşuna gitmek ve gününü gün etmekle uğraşan lüks düşkün inatçı, inatçı olduğu kadar da zor bir kadını canlandırıyor. Özellikle geçiş sahnelerinde mimiklerini kullanarak gösterdiği performans parmak ısırtıyor. Zaten yönetmen Salvodari, daha senaryoyu yazarken Irène için Audrey’den başka isim düşünmemiş.

'Zengin Avcısı'ndan sonraki filmi ise 2007 yılı yapımı 'Ensemble, C'est Tout' adlı romantik komedi tarzı tipik bir Fransız filmi olarak lanse ediliyor. Filmde depresyona meyilli anoreksik bir kızı canlandıran Tautou'nun son çalışması ise henüz proje aşamasında olan, dünyanın en ünlü modacılarından Coco Channel'in hayatının anlatılacağı film oldukça farklı olacağa benziyor. Şirin kız Amelie’likten yavaş yavaş sıyrılmaya başlayan Audrey artık Avrupa sinemasının gözde oyuncuları arasında yer edindi bile...

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Kaçış Running Scared (8 Temmuz 2008 20:30 Atv)
Paul Walker, Cameron Bright ve Vera Farmiga'nın oynadığı Kaçış adlı aksiyon filmi bu akşam 20:30'da Atv ekranlarında...
Replik
Kar ve Kaplan
Mutluluk, acı, elem… herşey gerekli.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com