Kayıt
Sandra Bullock
"Göl Evi"nin bekleyen dervişi...
Sinema.com 3 Ağustos 2006, Perşembe 00:00
'Komşu kızı' sıradanlığı, yakınlığı ve sıcaklığıyla bir anda Hollywood'un en önemli ve pahalı kadın starlarından birisi oldu. "Göl Evi"nde, kendisine şöhret kapılarını aralayan "Hız Tuzağı" ("Speed") filminden tam 12 yıl sonra Keanu Reeves'le birlikte kamera karşısına geçen Sandra Bullock'tan söz ediyoruz. Yaşamına göz atarken, opera, B türü filmler ve 'cici kız' olmak üzerine birçok şey keşfettik...

Milyonlarca dolarlık bir Hollywood starı… Ancak biraz başına buyruk yaşadığı ve dahil olduğu pırıltılı camianın kurallarını pek takmadığı biliniyor. Yarı Alman, yarı Alabamalı Sandra Bullock Washington D.C. doğumlu. Çocukluğunun büyük bir bölümü şarkıcı annesinin Avrupa turneleri dolayısıyla yeni dünyadan uzakta geçmiş. Yıllar sonra, operada annesi vesilesiyle sahneye çıkıp ilk deneyimini yaşamasını şöyle anlatıyor: “Her operada pis bir çingene çocuk olur, işte o bendim.” Okula başladıktan sonra bu gezici-hayat Bullock için bir sıkıntı kaynağı olmaya başladı ve genç oyuncu kendisini güzelliğe ve bakımlı olmaya verdi. Washington'daki okulunda bir amigo kız oldu; elbette annesi çok üzüldü buna. 

Broadway! Sonrasında Doğu Karolina Üniversitesi’ne girdi. Burada aklını başına toplayıp drama dersleri almaya başladı. 1985 yılında Bullock artık bir oyuncu olarak kariyer yapmanın zamanı geldiğini düşündü ve Broadway'in yolunu tuttu. Burada ünlü drama hocası Sanford Meisner'la çalıştı, dersler aldı, bir yandan da para kazanmanın yollarını düşünmeye başladı. Bir gece klubünde barmenlik yapacak kadar gözünü kararttı. Bir yandan da oyunculuk konusunda yol almaya çabalıyordu. Broadway-dışı bir prodüksiyon olan “No Time Flat”ın eleştirisini yazmak için bilgisayarının karşısına oturan John Simon tiyatro konusunda herkesin sözüne güvendiği bir isimdi ve o akşam keyfi yerindeydi. Bullock'un performansını övdüğü yazısı olmasaydı, belki biz de bu yazıyı yazıyor olmayacaktık. Griffith'in TV versiyonu Neyse, Bullock diyorduk: Bullock biraz sevimsiz bir isim, neyse ki Sandra daha güzel. Sandra bu eleştirinin yayınlandığı gazeteyi hep sakladı, hatta kendisiyle ilgili eleştirinin yayımlandığı köşeyi makasla ve itinayla kesti. Artık hep onunla dolaşıyordu, tıpkı eli boş gezmeyen Linus gibi. Oyuncu ajansları vardır ya; onlardan birisinde çalışan bir adam ikna oldu ve Sandra'yı kabul etti. Böylece televizyon macerası başladı, “Bionic Showdown: The Six-Million-Dollar Man and the Bionic” isimli, ismi kadar kötü bir filmle. Ama bir yıl sonra, Amerikan sinemasının sol görüşlü ve her zaman keyifli filmler yapan Mike Nichols isimli şirin adamının “Working Girl” filminde Melanie Griffith'in (“Celebrity”de Kenneth Branagh'a oral seks yapan komik sesli sarışın kadın) canlandırdığı karakteri, NBC için, filmin televizyon versiyonunda canlandırması istenince Sandra'nın keyfi yerine geldi. Ancak; sadece altı bölüm süren bu dizi (kötü bir fikirdi zaten), başarısızlığın karanlık ağırlığını Sandracığımızın minik omuzlarına yükledi ve tıpkı para kazanmak için aklını satmayı reddeden zekiler gibi o da işsiz işsiz dolaştı sokaklarda. 

B tipi filmler ve Demolition Man B-film dedikleri, bir seçimden çok zorunluluk olabiliyor bazıları için. Eh, parası kalmamış, ne yapsın, B-film yapsın! “Love Potion No. 9”: isim itibariyle Ed Wood'un “Plan 9 From Outer Space”'ini çağrıştırıyor, ama sanmayız ki o kadar görkemli olsun. Sandra için önemli değildi, o aldığı paraya baktı: sonuçta para kazanmıştı işte. Filmin setinde Tate Donovan'la tanıştı, ona aşık oldu, vesaire, vesaire.

Sandracığımızı üne kavuşturan film “Speed”'dir ama ondan öncesini de unutmamak gerekir: “Demolition Man” (Sting'in söylediği aynı adlı şarkıyı da severiz, belirtelim). Hız Tuzağı “Demolition Man”'in dünyası çok sterildi: küfür etmek de yasaktı, seks yapmak da. Bu korkunç dünyada Sandra'nın bir kadın olması, güzel bir kadın olması, güzel ve duruma hakim bir kadın olması, güzel ve duruma hakim ve yol gösterici bir kadın olması izleyicinin filmi sevmesinde önemli yer tutar, kuşkusuz.

Görüntü yönetmenliğinden gelme Jan De Bont, kötü bir yönetmendir, bilenler bilir. Tipik bir orta-sınıf Amerikan sıkıcılığıyla, mesela John Woo'nun yaratıcılığına asla ulaşamamıştır, kendini çok ciddiye alan sıradan görüntüleri ve öyküleri vardır. Ama “Speed” her şeye rağmen sürükleyici bir film: hikâye sürüklüyor. Sandra bu filmle izleyicilerin aklına giriyor, herkes Keanu ile Sandra'yı birbirine yakıştırıyor, bilirsiniz. 

Cici kız filmleri Sonra başka bir film geldi, cici-kız filmlerinin en ünlülerinden: “While You Were Sleeping”. “A Time to Kill”de cici-kızdan sıyrılıp zeki avukat olayım dedi, ama Kiefer Sutherland ve diğer faşist beyazlar ona neredeyse tecavüz edeceklerdi, ucuz kurtuldu, ama bir daha da zeki-avukat-kız olmadı. 1998 yılında kameranın arkasına geçti, “Making Sandwiches” isimli bir film çekti. Lezzetli duruyor ama yiyemedik henüz. Buralara uğrayacağı da yok anlaşılan. Ernest Hemingway hep “En iyi bildiğiniz konu hakkında yazın” derdi; fakat Amerikan sineması onu dinlemeyip iyi bilmediği konularda film yapmakta ısrarlıydı. Mesela “A Farewell to Arms”; Chris O'Donnell Hemingway, Sandra hemşire rolünde. Peşinden gelen “Speed 2”, “Practical Magic”, “Forces of Nature” filmlerinde sırasıyla: hız tuzağı konusunda deneyimli kız, büyücü İngiliz kız ve sonunda, evet sonunda sayın okuyucular, başına buyruk, özgürlüğüne düşkün, nişanlı bir adamı bağımsızlığıyla baştan çıkaran kız rolündeydi! “Güzel Dedektif” ile önce çirkin ve 'erkeksi' bir dedektifken dünya güzeli bir kadına bile dönüştü. Geçtiğimiz yıllarda “Adım Adım Cinayet” ve “Aramızda Kalsın” filmleriyle buralara da uğrasa, “Speed” dönemindeki heyecanı yaratmaktan oldukça uzaktı. “Aşka İki Hafta”da Hugh Grant’le olan rol arkadaşlığı da Keanu Reeves’le olan kadar verimli bir sonuç ortaya çıkarmasa da, unutulmaya başlayan yüzünü bir süreliğine de olsa gündeme taşıdı. “Güzel Dedektif 2: Silahlı ve Cazibeli” ise bize, aktris için iki kötü haber veriyordu:
1) Yapımcılar Bullock'un cici kızlığını çoktan kaybettiğini henüz fark etmemişler.
2) Bullock, iyi bir senaryo teklifi alma konusunda iyice sefilleri oynamaya başladı.

Ancak işin öyle olmadığını, Paul Haggis'in ilk filmi "Çarpışma"yla gördük. Bu filmde küçük ama ciddi bir rolde yer alan Bullock, bölge savcısının eşi olarak maddi açıdan sıkıntısı olmayan, ama yaşadığı bir hırsızlık olayı sonucu kendi kötücül yanlarını keşfeden ve hayatta hiç dostu olmadığını gören bir kadını canlandırıyor. Irkçılığı konu alan filmle ilgili Bullock gayet aklı başında cümleler ediyor: "Bu filmi izledikten sonra, kendinizden bir parça görmüyorsanız, yalancısınız, kesinlikle yalancısınız. Burada kendinizden bir parça görmüyor ve bunu kabullenmiyorsanız, demek ki görme zamanınız henüz gelmemiş." 12 yıl önce uluslararası bir hit olan ve Bullock'a şöhretin kapılarını aralayan "Hız Tuzağı" ("Speed") filminden beri arkadaş olduğu Keanu Reeves'le "Göl Evi"nde aşk yaşarken karşımıza çıktı. Filmde kendisinden iki yıl önce çok seviği göl evinde yaşayan mimar Alex'le doğaüstü bir şekilde, iki yıl sonrasından mektuplaşmaya başlayan Doktor Kate Forster'ı canlandıran Bullock, senaryosu boşluklarla dolu film için şunları söylüyordu: "İzleyicinin yavaş yavaş çözülen hikâyeye kendi yorumunu getirmesine ve kendi hislerini yansıtmasına olanak tanıyor, üstelik bizim size sürekli olarak nasıl hissetmeniz gerektiğini söylememizden çok daha kolay bir şekilde yapıyor." 

Ne diyelim... Her ne kadar zaman zaman böyle ciddi karakterleri calandırsa da herkes onu 'cici kız' imajını hatırlayarak seviyor, sevmeye devam edecek.

Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Kontrat (21 Ağustos 2008 22:30 Star)
Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...
Replik
Ölü Ozanlar Derneği
Cesur olmanın yeri ayrı, tedbirli olmanın yeri ayrıdır. Akıllı insan hangisinin yeri geldiğini anlayandır.
John Keating
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com