
Bu dördüncü filme katılmaya nasıl karar verdiniz?
Diğerleri gibi: Luc beni arayıp "yeni bir Taxi yapacağız" dedi ve biz de hızla motoru çalıştırdık. Yeni bir Taxi yapmak bir bayrama katılmak ya da bir rock grubu konserine gitmek gibi bir şey. Kendimize şunu sorduk: "Ben bir seyirci olsam arkadaşlarımı da götüreceğim bir festivalde ya da bir sonraki konserde ne görmek isterdim?" Bizim arzumuz her şeyden önce eski filmlerde insanların bağlandığı karakterleri kullanırken insanlarda yine bir keyif duygusu yaratmak.
Kendinizi hazırlamak için ne kadar zaman gerekti?
Hazırlık için bir buçuk ay ve çekimler için 60 gün. Bundan önceki filmleri çekmek 72-73 gün sürmüştü. Ama daha kısa olsa da çekimler daha az yoğun geçmedi, çünkü her sahnede komedi var. Komedi çekmek zordur, hem aktörler hem de yönetmen açısından, aksiyon sahnesi çekmekten daha zor.
Komediye bu kadar önem vermek daha ilk baştan mı kararlaştırıldı? Bu değişikliğe sizin tepkiniz ne oldu?
Luc senaryodaki karakterleri geliştirdi. Hayatlarında ilerlemişler, artık farklı bir noktadalar: artık baba olmuşlar ve olgunlaşmışlar. Aynı zamanda toplumun bakışı da değişmiş. Günümüzde hız kavramı ilk "Taxi" filminin çıktığı zamanki gibi algılanmıyor. Bu yüzden filmin mantığı ister istemez değişti. Karakterler bu sefer aynı şeyleri aramıyorlar ve aynı şeyleri yaşamıyorlar.
Taxi de olgunlaşmış gibi...
Bu Taxi ile Peugeot 406'dan 407'ye geçtik. Yeni modelin bambaşka bir görüntüsü var. Tıpkı kahramanlar gibi o da evrimleşmiş.
Filmin konusunu kısaca özetlemenizi istesek nasıl bir yanıt verirdiniz?
Komiser Gilbert'in sorumlu olduğu önemli bir taşıma operasyonu hakkında. Fransa'nın en azılı suçlusu bu taşıma sırasında Marsilya'da 48 saat geçirmeli...
Daha önceki filmlerde zaten delirmiş olan Gilbert karakteri bu filmde nasıl değişti?
Bernard Farcy'nin o role çok özel bir yakınlığı var. Gilbert hem çocuksu, hem saf, hem de kafayı yemiş! Bu zırdelilik ve yaratıcılık zaten Bernard Farcy'de var. Bu karakterin gücü tamamen ne yapacağının belirsiz olmasından ileri geliyor. Çok normal davranırken bir cümleyi bitirmeden delilik belirtileri gösterebilir. Bana kalırsa o hep manyak. Kanıtım da filmin başında bir balonu alıp bıçaklamaya başlaması... manyak herif! Yani o büyük bir çocuk, onu ilginç kılan da bu. Bu büyük havalarına rağmen ona iyi bakılması lazım çünkü aynı anda iki işi yapmaktan fena halde aciz.
Peki insan Emilien'i oynarken birdenbire karşısında Fransa'nın en azılı suçlusunu bulunca nasıl tepki veriyor?
Emilien annesine çok bağlı olan ve sırf babası ölmeden evvel ondan öyle rica etti diye polis olan sakar bir adam. Hep iyi bir şeyler yapmaya çalışıyor ama hep en yanlışı yapıyor. Eğer etrafta ayağının takılabileceği bir halı varsa, mutlaka takılıyor. Eğer boruları birleştirmek gerekiyorsa, mutlaka yanlış birleştiriyor. Sanıyor ki gerçekten isterse her şeyi düzgün yapabilir ama yaptığı işe ne kadar konsantre olursa o kadar kötü yapıyor.
Ve ona işinde yardımcı olan efsanevi Daniel...
Daniel olaylara hep biraz geriden bakıyor ve soğukkanlı. Bir saniyede kafayı yiyebilen Emilien ve Gilbert'in tam tersi. Sorunları çözebiliyor çünkü panik olmuyor. O kendi kendini eğitmiş, akıllı, çok zekice düşünebiliyor ve kesinlikle vazgeçmiyor. Duygularını başkalarına ifade etmese de hareketleriyle gösteriyor.
Ya Alain?
Alain hayata pozitif bir yaklaşımı olan iyi dost rolünde. Gilbert'in onun üzerinde bir etkisi olduğuna göre o da manyak. Aslında birçok açıdan Emilien'e benzeyen bir kişilik: Her şeyi kontrol altına almak istese de, olayların çoğu onun kontrolünde değil. Bazı şeyleri düzeltebiliyor ama...
Emma filmde tanınamıyor...
"Taxi" kabilesinde Emma da var. Belçikalılar onun çekiciliğini dayanılmaz bulmalı, zaten daha ilk göründüğünde hepsi onun ağına düşüyor... Emilien onda bir anne buluyor, çünkü Emma onu koruyor. Aynı zamanda da Emma onun sahibesi, karısı... Tüm karakterler değişik, çakışıyorlar, ama birbirlerine karşı toleranslılar... Ben bunu güven verici buluyorum.
Bu seferki kötüler bayağı komik adamlar...
Bu "Taxi"deki kötülerin sağlam bir mizah duygusu var: kendilerini ciddiye alıyorlar ama yine de garip herifler. İsteseler de istemeseler de gülünçler. Jean-Luc mükemmel bir suçlu olmak istiyor. Fransa'nın en azılı suçlusu. Bu filmde komedi, oyuncuların rollerinde çok samimi olmaları ile durumların kendilerinden çıkıyor. Aslıuna bakarsanız, bir filmde bu samimiyeti gerçekleştirmek zordur, çünkü oyuncuların canlandırdıkları karakterlerdeki aptal havayı kabullenmeleri lazım. Ancak bu zor işi, oyuncuların rahatlığı ve bol gönüllüğü sayesinde aştık. Birçok kez onların çalışmaları hak ettikleri değeri görmüyor. İşleri çok zor, bu yüzden de onlara çok saygım var.
Çekim sırasında çocuklarla nasıl ilgilendiniz?
Birinci zorluk babalarına benzeyen çocuklar bulmaktaydı. Marsilya'da yaptığımız kasting çok uzun sürdü. 7 ve 8 yaşlarında iki tane oyuncu arıyorduk. Çocuklarla çekmek gerçekten bambaşka bi,r deneyim. Her şeyden önce onların ritimleri bile bizimkinden farklı, özellikle de o yaşlarda. Yetkişkinlere göre çok daha az bir süre dikkatlerini yoğunlaştırabiliyorlar ve bu gerçekleştiğinde o ilgiyi korumayı bilmek lazım. Onlara aynı zamanda bir dinlenme molası da ayırmak gerekiyor, rahatlamaları ve bir sonra yapacaklarını iyi anlamaları için. Ama gerçekten birer profesyonel gibi davrandılar! Sinema korkunç bir eğlence aracı olduğuna göre herkes filmleri seyrederken insanların yaparken de eğlendiğini sanıyor. Hâlbuki durum öyle değil. Sonuç eğlenceli. Biz yaratım çalışmasının kendisinin bile bir gösteriye dönüştüğü nadir mesleklerden birindeyiz. Tabii ki setteki sürecin sinemada seyrettiğiniz filmle alâkası yok yine de. Zaten bu nedenle, kamera arkası görüntülerin de filmle hiç bir alakası olmuyor...
Oyuncularınızı yönetirken özel bir metodunuz var mı?
Amaç sihirli bir şeyler yaratmak, doğru anı yakalamak. Bazen bunu bulamıyorsunuz, ritim ve ton olması gerektiği gibi olmuyor. Devam etmek lazım, doğru direktifleri vererek aktörün istediğiniz yaratmasını sağlamak gerek. Jean Renoir derdi ki yönetmen en güzel balığı yakalamak için doğru durumu yaratmaya çalışan bir balıkçı gibidir. Ama balığı yaratan kendisi değil. Herkesin ekranda görülmeye değer bir şeyler yaratmak için ayrı bir yolu, bir çalışma biçimi ve bir bakışı var.
Çekimi en zor olan sahne neydi?
Vélodrome Stadı'ndaki çekim en komiğiydi. Önümüzde bizim elimizde olmayan çok şey vardı: Çimlerin üzerinde bir taksi arabası ile çekim yapmak, sezonun tam ortasında, yakında oynanacak karşılaşmaları düşünerek. Her ne kadar görsel efekt kullanmış olsak da da kaç tane figüranımız olması gerektiğini hesaplamak zorundaydık. Bütün bunlar bir bulmaca gibiydi. Televizyonlarda her maç aynı kameralardan yayınlanır ama bizim her görüntü için bir daha kamera yerleştirmemiz gerekiyordu. "Taxi" serisinin en büyük zorluklarından bir tanesi de pilotun oturduğu yerden baktığınız zaman hız hissini vermekti. "Taxi"de çektiğimiz ilk sahnede pilotun yanındaydım ve ona "Gaza bas! Gaza bas!" diyordum. O da bana "daha fazla basamıyorum ki!" diyordu. Hakikaten de kafamı kaldırdığımda aslında ne kadar hızlı gittiğimizi anladım. O günden beri işte o hissi tekrar yakalamak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Kameralarımızın yerlerini de buna göre tespit ettik. Kamera için doğru yeri bulursanız ve doğru lens ayarlarını yaparsanız seyircinin tüylerini ürpertirsiniz.
Bu "Taxi" de Marsilya'da geçiyor...
Marsilya belediye başkanı bize hep şunu dedi: "Size anahtarları veriyorum ama işiniz bitince bana onları geri vermeyi unutmayın." Biz de her seferinde bunu yaptık. Bu film Marsilya'ya ait bir film oldu, Marsilya'nın ışığı ve müziğiyle...
- Penelo Cruz: İspanyol esintisi...
- Bizi hep güldür Adam Sandler!
- Jack Nicholson: Beyazperdenin göz bebeği…
- Meryl Streep: Yaşayan bir Efsane
- Eddie Murphy Şimdi de bir uzay aracı...
- Will Smith ve eklektik yaşam arayışı...
- Mustafa Altıoklar Farklı türlerin faal yönetmeni
- Sinemanın küçük kızı büyüdü...
- Mark Wahlberg: Boston serseriliğinden beyazperdeye...
- Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...
- Harrison Ford: 65 yaşında, 20 yıl aradan sonra tekrar Jones...
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Jet Li: Hollywood'la Çin arasında...
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Tyler Durden: Sahip olduğun şeyler bir gün sana sahip olmaya başlarlar.









Seanslar
Fragman


