
Boston'ın acımasız sokaklarından azılı haydutluğundan rapçiliğe, oradan da modelliğe uzanan öyküsünde bir de oyunculuu ekleyen Mark Wahlberg, 1971 Haziran’ında Boston’daki Margaret Hastanesi’nde dünyaya geldi.
Mark henüz 11 yaşına basmışken anne ve babası boşanınca hayatındaki zor günler başladı.14 yaşında okulu terk ederek serseri bir hayatın kurbanı olan Mark, o günleri şöyle anlatıyor: “Her sabah kalkar, sokağa çıkar, para kazanır, uyuşturucu satar, hırsızlık ve yankesicilik yapar, uyuşturucu kullanırdım. Bütün bu yaptıklarımdan sonra beni yakalayıp hapsetmeleri ve anahtarı da fırlatıp atmaları gerekirdi.”
16 yaşında, bir kasa bira çalmaya çalışırken iki Vietnam’lıyı ağır şekilde yaralamaktan suçlu bulunup hüküm giyer. Irkçı olduğu suçlamalarına hedef olan Wahlberg – ki bu suçlamaları o gün olduğu gibi bugün de reddiyor – Deer Island’da 45 gün hapis yattı. Bu süreç onun değersiz yaşamını gözden geçirmesine sebep oldu.
Şarkıcılığa soyunduktan sonra sahnede yaptığı striptizlede kendine hayran bırakan Mark’tan etkilenen isimlerden biri de, zengin işadamı David Geffen oldu.Geffen, arkadaşı Calvin Klein’ı, iç çamaşırı reklamları için bu yeni rap yıldızıyla anlaşmaya ikna etti ve kısa süre içinde bütün reklam panoları Wahlberg’in posterleriyle doldu.
1993’te basında ırkçı olduğu yolunda haberler de yayınlanmaya başlayınca, reklam panolarını dolduran resimlere de gölge düştü. İkinci albümü “You Gotta Believe” ilki kadar ilgi toplamadı. Bir yıl önce bir tenis kortu bekçisine saldırmasıyla ilgili olarak Boston Mahkemesi’nde yargılanması da bu inişin tuzu biberi oldu. İmajını düzeltmek isteyen Wahlberg, kamu hizmeti reklamlarında boy göstermeye başladı.
Bütün bu çalkantıların ardından oyunculuk denemeleri gelir. Müzikte yaşadığı düşüşü sinema dünyasında tam tersine çevirmeyi başarır. Penny Marshall’ın yönettiği bir komedi filmi olan “Renaissance Man” (1994) ile sinemaya adım atar. Bu filmde, taşralı, ahmak ve sevimli bir ordu mensubunu canlandırır. Ardından, Jim Carroll’ın 1978’de yayınlanan ve yıldızın eroin bağımlılığını anlatan yürek parçalayıcı otobiyografisine dayanan “The Basketball Diaries” de, Leonardo DiCaprio’nun en iyi arkadaşı rolüyle izleyici karşısına çıkar.
Meraklısına...
- 11 yaşında iken annesi ve babası boşanmıştı
- Boşanmadan sonra 5 erkek ve 3 kız kardeşiyle birlikte 3 odalı bir apartman dairesinde yaşıyorlardı.
- 14 yaşında Liseden ayrıldı, gençlik yıllarında duvar örme gibi işlerde çalıştı ve küçük suçlardan ve uyuşturucu bulundurmadan mahkum oldu.
- Daha sonra iki Viyetnamlı'yı soymak için onlara saldırmış ve yine 50 gün hüküm giymişti.
- Marky Mark ve Funky Bunch adlı müzik grubunun kurucularındandı ve bir kaç albüm çıkarmışlardı.
- People Dergisinin "Dünyanın 50 en güzel insanı" listesine seçildi (1992).
- Beverly Hills'te 5 milyon dolarlık köşk aldı ve annesini oraya yerleştirdi (2001)
- İsveç asıllı
- Will Smith ve eklektik yaşam arayışı...
- Mustafa Altıoklar Farklı türlerin faal yönetmeni
- Sinemanın küçük kızı büyüdü...
- Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...
- Harrison Ford: 65 yaşında, 20 yıl aradan sonra tekrar Jones...
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Jet Li: Hollywood'la Çin arasında...
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!
- En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard
- Daniel Day-Lewis: Her rolde ayrı bir kişilik
- Kim tutar Özgü'yü!
- Kendi ağzından: Nurgül Yeşilçay
- Claire Danes: Çalışkan, Üretken ve Çok Güzel...
- Jodie Foster Güçlü erkekler dünyasında bir kadın...


Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.

Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset.










