
Jennifer Lopez, New York'un meşhur Bronx mahallesinde 24 Temmuz 1970 tarihinde dünyaya gözlerini açtığında, tüm işaretler onu sıradan bir yaşamın beklediğine yönelikti: Puerto Ricolu olan anne ve babası, ABD'de tanışmış, evlenip buraya yerleşmişlerdi. Bir yandan farklı bir kültürde, yeni bir yaşam kurabilmenin maddi ve de manevi zorluklarıyla baş etmeye çalışırken (1974'ün petrol bunalımının ABD'yi nasıl sarstığını unutmayalım), bir yandan da çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyorlardı. Ailenin en küçük ferdi olan Jennifer da kızkardeşlerinden farklı bir şeyler olduğunu, bilgisayar operatörü olan babası ve öğretmen olan annesi hemen anlamışlardı. Jennifer küçük yaşına rağmen insanlarla çok iyi iletişim kurabiliyor, kalabalık içinde kendini çok rahat hissediyordu. Bu rahatlığını gören ailesi ona beş yaşından itibaren dans dersleri aldırmaya başladı. Latin Amerikalı genlerinin etkisiyle olsa gerek en çok salsa, merengue ve bachata gibi temel Latin danslarından keyif alıyordu. Müzikte ise tercihi Pop, Hip hop gibi 'mainstream' türlerden yanaydı: Bu dersleri, Bronx'taki 'Holy Family (Kutsal Aile)' adlı okulda alacağı on iki yıllık Katolik eğitimi sırasında devam ettiği oyunculuk dersleriyle pekiştirecek olan Jennifer, sıradan bir yaşamın boyunduruğuna girmemek için kararlı adımlar atmaya daha küçük yaşlardan başlayacak, bunun mükafatı olarak da şöhret basamaklarını çok genç yaşta ve hızlı bir biçimde tırmanacaktır.
Asi ruhlu dilber Jennifer, her ne kadar yıllar boyu süren bir Katolik eğitimi almış olsa da, ruhundaki asiliği her zaman korudu. Şöhrete kavuştuktan sonra, birçok aktrisle ağız dalaşına girerek arasının açılmasını da bu Latin asiliğine bağlayabiliriz belki. Lopez, ailesinin sert şekilde karşı çıkmasına karşı, 18 yaşına girip reşit olduğu an evden ayrıldı. Önce bir avukatlık bürosunda çalışmaya başladı; ama masabaşı işi onun yaratılışına aykırıydı; bu esnada dans derslerinden hiç vazgeçmedi. Çocukluğunda dansçı olmak kadar hayallerini süsleyen oyunculuk alanında bir kariyer edinmenin istediklerini gerçekleştirebilmek için daha yol açıcı olacağını anlayan Lopez, "In Living Color" adlı FOX TV için çekilen bir dizinin seçmelerine katıldı ve yüzlerce adayın arasından sıyrılmayı başardı. İki yıl kalacağı bu dizi, Lopez'in yüzünü yapımcıların zihnine kazımış olması açısından oldukça önemli. Bir süre, ?Nurses on the Line: The Crash of Flight 7? (1993), ?Second Chances? (1993), ?South Central? (1994), ?Hotel Malibu? (1994) gibi ikinci sınıf TV dizilerinde rol alan Lopez'in sinemada ayak seslerini hissettirmeye başlaması, 1995 yılında Wesley Snipes ve Woody Harrelson'la birlikte ?Money Train? adlı filmde başrollerden birini almasıyla gerçekleşti. Francis Ford Coppolo imzalı ?Jack?te Robin Williams ve Diane Lane gibi birbirinden deneyimli iki oyuncuyla birlikte çalışma fırsatı yakalaması ise Lopez'in Hollywood'da küçük oynamaya niyeti olmadığını cümle aleme göstermiş oldu. Bir yıl sonraysa Lopez, ?Blood and Wine?da Jack Nicholson ve Stephen Dorff'a eşlik edecek ve bu, onun kadrodaki tanınmış oyunculara 'eşlik' ettiği son filmi olacaktı; artık Lopez, bir film için tek başına aranacak bir isim haline gelmeye başlamıştı?
Hem ticari, hem bağımsız Nitekim Lopez, Gregory Nava'nın müzikal draması ?Selene?deki performansıyla Altın Küre'ye aday gösterildi; bu ödülü alamasa da, ABD'de prestijli ödüllerden sayılan ALMA (American Latino Media Arts Awards)'nın verdiği En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nün sahibi oldu. Yalnızca fiziksel güzelliğiyle değil, şarkı ve dans konusundaki sıradışı yeteneğiyle de ön plana çıkan Lopez, 1997 yapımı ?Anaconda?nın kimsenin beklemediği gişe hasılatı sonucunda (yaklaşık 36 milyon dolara mal olan film, yalnızca vizyona girdiği haftasonunda, ABD'de 16.6 milyon dolar gişe yapmayı başarmıştı) gişe filmlerinin aradığı kadın olmaya başladı. Ancak Latin güzelin, her şeyi çabucak bayağılaştırmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Sonradan, bugün geldiği noktaya ulaşmasında ailesinin kendisine aşıladığı ?çalışma ahlâkının? çok etkili olduğunu söyleyecek olan Lopez, önüne konulan her projeye ?evet? demedi: ?Payınıza düşen ticari filmleri, yani yüz milyon dolarlık aksiyon filmlerini yapmalısınız; çünkü yapmazsanız güçlü olamazsınız ve Hollywood?da saygı göremezsiniz. Aynı zamanda ilginizi çeken küçük bağımsız filmlerde de oynamalısınız, çünkü bu filmler sayesinde herkes oyunculuk yeteneğinizi görür. Bence birbiri ardına ticari filmler çeviren bazı oyuncular büyük hata yapıyorlar. İnsanlar seçici olduğunuzu bilmek istiyorlar.?Nitekim ?Anaconda? gibi bir gişe fatihinin ardından peş peşe rol aldığı filmler, Lopez'in elmalarla armutların ayrılması konusunda ne kadar hassas olduğunu gösterecekti: Önce Oliver Stone'un ?U-Turn? filminde ?aydınlık? bir 'femme fatale' olarak, 90'lı yılların tartışmalı türü 'neo-noir'ın içinde unutulmaz bir yer edindi. Sean Penn ve Nick Nolte'un uğruna yapmadıkları kalmayan afet Latin'i canlandıran Lopez, aradığının sadece para ya da şöhret olmadığını, iyi yönetmenlerle iyi filmlerde çalışmak istediğini haykırıyordu adeta. Bir yıl sonra, Amerikan bağımsız sinemasının bağımsızlığı en çok tartışılan isimlerinden biri olan Steven Soderbergh'in ?Out of Sight? (1998) filminde George Clooney'le birlikte rol aldı. Bu arada müzik kariyerine ağırlık veren Lopez'in 1999'da yaptığı ?On the 6? albümü, müzik listelerini altüst etti ve iki ay içerisinde 'platinum' statüsüne yükseldi. Lopez artık elini hangi işe atsa başarılı oluyordu.
2000 yılında, ülkemizde de belirli bir hayran kitlesi olan sıra dışı gerilim filmi ?Hücre?yle (?The Cell?) hayranlarıyla yeniden buluşan Lopez, 2001'de pek ses getirmeyen ?Angel Eyes?'da rol aldı. 1999'da başlayan bu dönemde, bariz bir şekilde müzik kariyerine ağırlık veren Lopez, Latin müziği fırtınası estiği bir dönemde MTV'nin ve Grammy gibi ödül törenlerinin vazgeçilmez ismi oldu; halinden gayet memnundu anlayacağınız. ?Bayan Popo? olarak Lopez Yakın dönemde rol aldığı "Aşka Davet" ("Shall We Dance") ile ?Aşk Masalı? (?Maid in Manhattan?) gibi romantik komediler, ?Yeter? (?Enough?) ve bağımsız yapım "Jersey Girl"le birlikte, Lopez'in kendini müziğe adadığı bu dönemin sona ermeye başladığını, güzel aktrisin sinemadaki kariyerini eskisi gibi ön plana almaya başladığını görüyoruz. Nitekim, Jane Fonda gibi dev bir aktrisin, 15 yıl aradan sonra sinemaya dönüş filmi olan "Vay Kaynanam Vay"da ("Monster-in-Love") onunla birlikte rol almış olması ve Lopez için söyledikleri bunun en güzel kanıtı: “Size Jennifer Lopez hakkında tek şey söyleyebilirim. Bu kadın gerçekten çokyetenekli.İşini gerçekten iyi biliyor. Çok akıllı ve nerede ne yapması gerektiğine mükemmel karar veren bir oyuncu. Başarısı yersiz değil.”
Son olarak Lopez'in yer aldığı filmlere bakıp, çok derin bir sanatçı olduğunu iddia etme niyetinde olmadığımızın altını çizelim; nitekim birkaç paragraf yukarıda yaptığımız alıntıda, bizzat kendisi bağımsız filmlerde rol almasının ?insanların ondan seçici olmasını beklemesi?yle ilgili olduğunu itiraf ediyor. Şöhret basamaklarında çıkabildiği kadar yükseğe çıkmak isteyen Lopez, o noktaya vardığında da oradan hiçbir zaman inmemek için çalışacağını dile getiriyor ve buna antreman olması için her fırsatta kendini başkalarından ayıran yanlarına vurgu yapıyor. Örneğin, kendisine bir zamanlar stüdyoların yıldızları tanıtmak için kullandıkları kışkırtıcı lakaplara benzer bir lakap bulması istendiğinde bir çırpıda ?Bayan Popo? diyebiliyor ve bu lakabı seçmesinin nedenlerini bir güzel açıklıyor: ?Çünkü beni herkesten ayıran bu. Vücudumu seviyorum. Her kıvrımını gerçekten beğeniyorum. Hepsi benim ve erkekler seviyor. Bazıları bir deri bir kemik kızlardan hoşlanır, ama bir şeyi gözden kaçırıyorlar: Bir elbise kadının üzerinde askıdaki gibi durmamalı. Burada birçok kız çok zayıf, aslına bakarsanız Hollywood'da benim tipimde vücuda sahip kimse yok. Kocam, vücudumu gitara benzetiyor. Bu çok hoşuma gidiyor, çünkü idealimdeki kadın vücudu öyle. O yüzden bana 'Gitar Kız' diyebilirsiniz.? Son söz olarak Lopez'e söyleyebileceğimiz, çok sevdiği 'kıvrımları' 'kırış' halini almadan önce, kendini başkalarından ayırmak için kullanabileceği daha kalıcı meziyetler bulması; yoksa hep kalmak istediği şöhret tepesinde, işi çok zor olabilir.



Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...

Ded. Tapp : Seni rahatsız manyak.
John : Evet, rahatsızım.
Beni içten içe yiyen hastalıktan rahatsızım.
Ellerindekinin kıymetini bilmeyen insanlardan rahatsızım.
Başkalarının acılarını önemsemeyenlerden rahatsızım.
Hepsinden rahatsızım.






Seanslar
Fragman
