Kate Hudson
'Dupree'yle başı dertte...
Sinema.com 6 Ekim 2006, Cuma 00:00
“Almost Famous”taki rolüyle müthiş bir çıkış yakalayan Kate Hudson'ın bu çıkışı, pek çok kişi tarafından annesi Goldie Hawn’a bağlanmıştı. Ancak o, bu eleştirilere kulak tıkayarak günden güne kendini geliştirmeyi sürdürüyor. Film yıldızı olmaktan çok zeki bir oyuncu olmayı önemsediğini söyleyen Hudson, Owen Wilson ve Matt Dillon'la birlikte rol aldığı "Sen, Ben ve Dupree"de yine doyurucu bir performans ortaya koyuyor.

Henüz yirmi bir yaşındayken bir yardımcı kadın oyuncu dalında Altın Küre sahibi ve Oscar adayı olmuş bu yetenekli kız kimdir acaba? Gerçekten yetenekli mi yoksa sanatçı bir aileden geliyor olmanın avantajlarını mı kullanıyor? Yeteneğin yanında üstüne üstlük 'People' dergisinin hazırladığı “Dünyanın en güzel elli insanı” listesine girecek kadar da güzel mi? 

Annesi, komedi filmlerinin ünlü oyuncusu Goldie Hawn, öz babası bir müzisyen, erkek kardeşi yazar ve aynı zamanda yönetmen, üvey babası ise Kurt Russell. Küçük yaşlardan beri ilgilendiği oyunculuk mesleğini, lise yıllarında amatör tiyatro oyunlarında tatbik ederek işe başladı Hudson. Üniversite zamanı geldiğindeyse tercihini iş hayatına erkenden atılmak yönünde kullandı. Bağımsız filmlerde aldığı ufak tefek rollerin ardından, yükselişinin ikinci basamağı 'Vanity Fair' dergisinin kapağında yer almaktı ve 1998 yapımı “Desert Blue” filminde oynaması yükselişinin bir sonraki basamağıydı. Ancak Kate Hudson’ın kariyerindeki en önemli çıkışı, annesi Goldie Hawn’un da kapmasında büyük etkisi olduğu söylenen, Cameron Crowe filmi “Almost Famous”taki, Band Aide hayranı genç kız (Penny Lane) rolüydü. Altın Kürelik bir performans sergilediği bu roldeki başarısının kaynağı belki de genç kız ve kendi hayatı arasındaki benzerliklerden dolayı kurduğu özdeşimdi. Hudson’ın kendi hayatına bakıp sonrasında söyledikleri de bu savı doğrular nitelikte aslında: “Seyahatlerde büyüdüm ve değişik değişik bir sürü şey yaşadım. Çocukken oturup annemle babamın çalışmalarını izlerdim. Çok şey öğreniyorsunuz. Çok şey görme fırsatı buldum ki bunların bir kısmı ailemin görmemi istemeyeceği şeylerdi. Ama bütün bunlar beni ben yaptı. Bir tür farkındalık bu ve Penny Lane’de de var.” 

Hudson’a yöneltilen eleştirilerin başındaysa, kariyerindeki yükselişleri annesinin şöhretinden faydalanarak gerçekleştirdiği iddiası geliyor. Hudson’ın filmlerdeki başarılı performanslarının yanında bu eleştirilere verdiği cevap ise şöyle: “Büyük bir film yıldızı olmak benim için önemli değil. Sanırım bugün birçok insan için önemli olan bu. Biliyorsunuz annem harika bir film yıldızı ama o, sadece bu değil. Annem, o şöhret değil. İnsanın her istediğini yapabilmesi, her istediği karakteri oynayabilmesi harika olurdu. Farklı farklı tavırları olan bir sürü genç oyuncu var ve bunu anlamıyorlar. Film yıldızı olmak istiyorlar ve beklemeye tahammül edemiyorlar. Sanırım sorun insanların işi çok ileri götürüyor olmaları. Artık pek fazla zeki oyuncu yok. Gerçekten yok. ” 

Onu, arzu ettiği şekilde zeki bir oyuncu olarak nitelendirmek için henüz erken de olsa yaptığı tercihlerle, en azından ‘seçici’ bir aktris olma yolunda olduğunun sinyallerini veriyor Hudson. Crowe’un filminden sonra, yaşayan en önemli Amerikalı yönetmenlerden biri olan Robert Altman’ın “Dr. T ve Kadınları”nda ("Dr. T & the Women") rol alan Hudson, bir sonraki sezon, “Dört Cesur Arkadaş” ("The Four Feathers") ve "Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir" ("How to Lose a Guy in 10 Days") ile konuğumuz olmuştu. Hudson'a doyamayanlar, geçtiğimiz yıl güzel yıldızı James Ivory'nin son filmi "Le Boşanma"da, hem de Naomi Watts'la birlikte izleme imkânı bulmuştu. Güzel yıldızın John Corbett ve Joan Cusack’la başrolü paylaştığı “Raising Helen”, ülkemizde vizyona girmese de, Gena Rowlands ve John Hurt gibi iki usta oyuncuyla birlikte rol aldığı "İskelet Anahtarı"nda izleme şansını bulduk. Özellikle başarılı sürpriz sonu ve yarattığı atmosferle dikkat çeken filmde, Hudson da başrolde fazlasıyla doyurucu bir performans ortaya koyuyor. 

Bu korku filminden sonra, Hudson 360 derecelik bir dönüşle, bir komedi filminde, "Sen, Ben ve Dupree"de tatlı mı tatlı, yeni evli Moly karakteriyle karşımıza çıktı. Owen Wilson, Matt Dillon ve Michale Douglas'la birlikte rol aldığı filmde, tüm bakışları üzerinde toplayacak kadar tatlı ve karizmatikti güzel yıldız ve her rolün oyuncusu olduğunu bir kez daha kanıtlıyordu.     

Henüz kimse yorum yapmamış.

Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Replik
Postacı
"En heybetli düşünceler bile çok sık duyulduğunda gülünç olurlar."
Pablo Neruda

« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com