J.J. Abrams: "Görevimiz Tehlike 3'ü çekebilmenin tek yolu vardı: Mümkün olduğunca dürüst davranmak"

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Özellikle "Lost" dizisiyle geniş kitlelere adını duyuran 39 yaşındaki Jeffrey Abrams "Görevimiz: Tehlike 3" ile ilk kez uzun metrajlı bir filme imza atıyor. Filmin hem yapımcısı hem de başrol oyuncusu olan Tom Cruise'la gerçekleştirdiği uzun soluklu çalışmadan fazlasıyla memnun ayrılan yönetmen, nasıl bir stili olduğuna izleyicinin karar vermesini istiyor...
"Alias" ve "Lost" gibi hit televizyon dizileriyle adını duyuran J.J. Abrams, "Görevimiz: Tehlike 3" ile ilk kez uzun metrajlı film yönetmenliğine soyunuyor. Filmin aynı zamanda yapımcısı da olan başrol oyuncusu Tom Cruise, Abrams ile tanışınca, onun ilk kez uzun metrajlı film yönetecek olmasının getirebileceği deneyimsizliği fazlaca önemsememiş. Birlikte çalıştığı yönetmeni şöyle tanımlıyor Cruise: "Yüzü heyecanla ışıl ışıl parlayan, yaratıcı fikirlerle dopdolu, sınırsız enerji yumağı."
39 yaşındaki Jeffrey Abrams'ın çocukluk yılları Hollywood ortamında geçti. Başarılı televizyon yapımcısı Gerald W. Abrams'ın oğlu olan Jeffrey Abrams, küçük yaşlardan itibaren film stüdyolarını gezip dolaşma fırsatını buldu. Hollywood'daki ilk yıllarında "Armageddon", "Regarding Henry", "Forever Young" ve "Taking Care of Business" gibi filmlerin senaryosunu yazan J.J. Abrams, ilk yönetmenlik sınavını Warner Bros. draması "Felicity"de verdi. Daha sonra, başrolünde Jennifer Garner'ın oynadığı ünlü casusluk dizisi "Alias"ın çeşitli bölümlerinin senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendi. Son yıllarda bir televizyon fenomenine dönüşen "Lost" dizisini yaratıp senaryosunu yazdı.
Katie McGrath'la evli olan Abrams'ın, 7 yaşında Henry, 6 yaşında Gracie ve bu yılın Ocak ayında dünyaya gelen August adlı üç çocuğu var.
Aşağıdaki söyleşide genç yönetmen, "Görevimiz: Tehlike 3"e nasıl yaklaştığını ortaya koyuyor.
Tom Cruise ile çalışma işbirliğiniz nasıldı? Kısaca anlatabilir misiniz?
Başlangıçtan itibaren üç konuda karşılıklı anlaşmamız vardı. "Görevimiz Tehlike" serilerinin bağlı bulunduğu aksiyon-macera tarzını özenle koruyacak; karakterlerin ön planda olduğu bir öyküye yer verecek; serinin en iyi filmini hayata geçirmek için elimizden geleni yapacaktık. Bu filmin senaryosunun yazılmasında, oyuncu seçiminde, yönetim ve kurgusunda, kısacası hiçbir aşamasında egolara yer olmadı. İlgilendiğimiz tek konu filmin kendiisi oldu. Böyle söylerken, Tom'un veya benim egomuz olmadığını söylemiyorum. Elbette ki hepimizin kendimize göre egoları vardı. Ancak, tek tek bireylerin sanatsal ve yönetsel tercihleri, filmin kendisinin önüne geçmedi.
Başka bir deyişle, iyi bir işbirliği miydi?
Evet. Bazı günlerde Tom'un aklına yeni bir fikir geliyordu. Bazen de ben, bu film için doğru olacağını hissettiğim yeni fikirler geliştiriyor ve hemen uygulamak istiyordum. Tom'un getirdiği fikre eğer sıcak bakmıyorsam, "Öyle yaparsak doğru olacağını sanmıyorum. Sebebi de budur" diyordum. O da, "Peki tamam o halde…" diyerek vazgeçiyordu. Israrcı davrandığını ve "Hayır, ben böyle olmasını istiyorum" dediğini bir gün bile duymadım. Karşınızda iyi bir yapımcı varsa, birçok şeyi aynı anda düşünme fırsatını elde ediyorsunuz. Tom gerçekten çok iyi bir yapımcıydı.
Filmin starının aynı zamanda yapımcısı olduğunu düşününce, bu oldukça zor olmalı…
Evet. Bu projeyle ilgili sözleşmeyi yapmadan önce birçok arkadaşım beni uyardı ve, "Filmin starı ve yapımcısı aynı kişi mi? İşin zor ama iyi şanslar!" dediler. Sonuçta filmin starı Tom Cruise'u ben yönetecektim ama aynı zamanda filme para koyan yapımcıyı da yönetmiş olacaktım. Bu çelişkinin getirdiği zorluğu hiç hissetmedim diyebilirim. Tom son derece zekice davranarak bu durumu hiç hissettirmedi. Makro ve mikro düzeyde herşeyin farkındaydı. Attığımız her adımdan hepimiz için yararlı sonuçlar aldık. Şimdiye kadar çalıştığım en iyi yapımcı ve star olduğunu söyleyebilirim.
Köprüdeki füze patlaması sahnesinde Tom Cruise'un dublör kullanmadığı, kendisinin oynadığı doğru mu?
Evet, o tehlikeli sahnede Tom dublör kullanmayıp kendisi oynadı. Tom'un tehlikeli sahnelerde kendisinin oynaması açıkçası beni heyecanlandırdı. Böyle sahnelerde Tom'un oynamasının bile, bu filmi görmek için başlıbaşına bir sebep olduğunu düşünüyorum. Bence Tom tehlikeli sahnelerde oynamakla yetinmeyip o sahneleri birebir yaşayan çok iyi bir aktördür. Bombaların patladığı köprü sahnesinde Tom'un yüz ifadesine dikkatle bakacak olursanız, gözlerindeki korku ifadesini göreceksiniz. Elimizde dünyanın en iyi dublörleri vardı. Hepsi de bu işin üstesinden kolayca gelecek düzeydeydi. Ancak bu sahnelerde Tom'un kendisi oynamasaydı aynı yüz ifadesini onlardan alamazdık. Bence Tom'un oynaması sayesinde o sahnelerin dürüstlük düzeyi arttı. Sadece oynamakla yetinmeyip aynı zamanda bizzat yaşaması nedeniyle de aksiyon sahnelerinin tamamının inandırıcı olduğunu düşünüyorum.
Babanızın televizyon yapımcısı olduğunu biliyoruz. Bu tip işler sizin aile genlerinizde mi var? Çocukken de gelecekte bu işleri yapacağınızı düşünmüş müydünüz?
Bu işi yapmak istediğimi ilk fark ettiğimde sekiz yaşımdaydım. Büyükbabam beni Universal Stüdyoları'na götürmüştü. Stüdyoları gezerken bu işin tam bana göre olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. O günlerde babam da CBS televizyonunda reklam saatlerini pazarlayan departmanda çalışıyordu. Oradan ayrılarak bir televizyon filminin yapımcı asistanlığına geçiş yaptı. Ardından yapımcı ortağı oldu. Son noktada da yapımcılığa başladı. Ben çocukken çok sayıda televizyon filmi yaptı.
Öncelikli hedefiniz yönetmenlik miydi?
Elbette… İleride bir gün yönetmenlik fırsatının verilmesini hep bekleyerek önceleri senaryo yazarak başladım. Sonunda bu şansı elde ettiğim için çok mutluyum. Tom Cruise ile Paula Wagner bana bu şansı vererek ne kadar inandıklarını gösterdiler.
"Görevimiz: Tehlike 3"ün çekimleri sırasında eşinizin hamile olduğu söyleniyor. Bu doğru mu? Eşinizin hamile olması yüzünden çekimler sırasında ekstra baskı hissettiniz mi?
Oğlumuz yedi hafta önce, Ocak ayı başlarında dünyaya geldi. İsmini August koyduk. Eşimin hamilelik süreci elbette zor oldu. Özellikle de ilk aylarda epeyce zorlandık. Filmin çekimlerinin bir bölümünün Çin'de yapılacak olması sebebiyle birkaç haftalığına oraya gittiğimizde ayrı kaldık. Aslında Çin'deyken, günün birinde eşimden telefon gelir de, Amerika'ya dönmem gerekecek bir durum olur diye epeyce korktum. Öyle bir durum olsaydı "Hoşçakal Tom" demek zorunda kalabilirdim. Şansımız varmış ki, böyle bir durum olmadı. Ama son derece yoğun bir yıl olduğu için eşim için de, benim için de, diğer iki çocuğumuz için de her şey epeyce zor geçti.
Bu aralar ayrıca "Lost" adlı hit televizyon dizisini de çekiyorsunuz. O çalışma nasıl gidiyor?
"Lost" dizisiyle ilgili çalışmalar, son derece yetenekli senaryo yazarı ve yapımcıların katkısıyla devam ediyor. Dolayısıyla orada bana çok fazla iş düştüğünü söyleyemem. O dizide görev almaktan dolayı elbette mutluyum ama daha fazla katkım olsaydı sevinirdim. Bu aralar o dizinin yeni pilot bölümüyle ilgili çalışma yapıyoruz. Önümüzdeki hafta New York'ta çekime başlayacağız.
Ancak her şey bir yana, Tom ile beraber çalışmak, en az düzeyde çaba gerektiriyordu. Gerçek anlamda bir rüya işbirliğiydi. İşine odaklanmış bir profesyoneldi. Sadece iyi işbirliği yapmakla kalmayıp, aynı zamanda benim birikimime son derece saygılı davrandı. İstediğim senaryo yazarlarıyla çalışmama izin verdi. İstediğim oyuncu kadrosunu kurmama izin verdi. Hayalimdeki filmi çekmeme izin verdi. Kurgusunu istediğim şekilde yapmama izin verdi. Filmin her aşamasına en az düzeyde müdahale ettiğini gördüm. Bana bu fırsatı sunduğu için teşekkür ediyorum. Herşey inanılmazdı.
Filmin konusuna yaklaşımınız nasıl oldu?
Her şeyden önce seyre değer bir film yapmak istedim. Sadece "Görevimiz: Tehlike 3" ismine güvenmek asla yeterli değildi. Karşıma böyle bir fırsat çıkmasından dolayı elbette heyecan duydum ama önceden hazırladıkları senaryo taslağını okuduğumda ilk anda hayal kırıklığına uğradım. Zekice yazılmış bir senaryoydu ama çekmek istediğim film o değildi.
Bu sözlerimden, o senaryodan iyi film olamayacağı anlamı çıkmasını istemem. Başka bir yönetmenin eline verilmiş olsa elbette ki iyi film çıkarabilirdi. Ancak o ilk senaryonun bana uygun olmadığı duygusuna kapılmıştım. Başka bir deyişle iki arada bir derede kaldım. Bir yandan karşıma çıkan fırsatı değerlendirmek istiyordum, diğer yandan da öyle bir filmi yönetmek istemiyordum.
Ne yaptınız peki? Geri mi çevirdiniz?
Tom ile konuşup, "Bu işi alırım ama çekmek istediğim film bu değil…" dedim. Gayet ılımlı yaklaşarak, "Peki o halde, senin filmini yapalım. Bir yıl bekleyebiliriz" şeklinde karşılık verdi. Bu kadar olumlu yaklaşması karşısında şok üstüne şok yaşadım diyebilirim. Filmin çekiminin 1 yıl ertelenmesi kararı alındıktan sonra "Alias" dizisinde beraber çalıştığım senaryo yazarı arkadaşlarım Alex Kurtzman ile Bob Orci'yi aradım. Öyküyü daha ilginç kılmak için çeşitli düzenlemeler yapmaya giriştik.
Daha önceki "Görevimiz Tehlike" filmlerinde görülmemiş bir konu olsun istiyorduk. Gizli ajan olarak görev yapan bir adamın evine dönüşünde neler hissettiğini; ikinci bir hayatının daha olmasının onu nasıl etkilediğini anlatmayı düşündük. Bu adamın perde arkasında süren ikinci bir yaşamı daha varsa, bunu nasıl sürdürür? Beraber olduğu sevdiklerinden gizlemek için neler yapar? Böyle bir konu, daha önceki "Görevimiz Tehlike" filmlerinde görülmediği için bize ilginç geldi. Kısacası, "Görevini tamamladıktan sonra evine dönen bu gizli ajan kimdir?" sorusundan yola çıktık.
Artık Soğuk Savaş dönemi bittiğine göre yeni bir düşman bulmaya ihtiyaç duydunuz mu?
Bugüne kadar çekilmiş olan "Görevimiz Tehlike" filmlerinin "Alias" dizisine esin kaynağı olduğuna kuşku yok. "Alias" dizisinde de farklı türde bir kötü adam vardı. Zaten dünyada kötü adam kıtlığı yoktur. Bizim için önemli olan nokta, kötü adam kim olursa olsun bu öyküyü nasıl anlatacağımızdı. Filmdeki olayların gizli ajan Ethan Hunt'ın bakış açısından verilmesi gerektiğini düşündük. Onu bir gizli ajan olarak değil, bir insan olarak ele aldık. Filmin kötü adamını geliştirmemiz daha sonra oldu. Kötü adam olarak kullanabileceğimiz çok farklı seçenekler vardı. Aslında bulmak da o kadar zor değildi.
Aksiyon sahneleri konusunda yaklaşımınız nasıl oldu?
"Görevimiz Tehlike" serisinin ilk filmini izlediğimizde, birincisinin yönetmeni Brian De Palma ile ikincisinin yönetmeni John Woo'nun kendi damgalarını belirgin şekilde vurduğunu görüyoruz. Stillerinin son derece açık ve net olması nedeniyle, daha ilk izlediğiniz anda, "Bu bir Brian De Palma filmidir" veya "Bu bir John Woo filmidir" diyebiliyorsunuz.
Benim stilimin nasıl olduğunu inanın ben de bilmiyorum. Buna izleyici karar verecek. Aksiyon sahnelerini çekerken stil anlamında mümkün olduğu kadar gerçekçi ve ayakları yere basan tipte olmasına özen gösterdim. Aksiyon sahnelerindeki görüntülerin bir kısmı belki mantıksız ve akıldışı gibi gelebilir ama onlara olabildiğince gerçekçi görünüm vermeye çalıştım. Karakterlerin izini süren yapıda olmalarını istedim. Keyfi ve rastgele denebilecek tarzda çekmek yerine öyküye sadık kalmayı, karakter yapılarından hiçbir zaman uzaklaşmamayı tercih ettim. Böyle bir filmi çekebilmenin tek yolu vardı; o da mümkün olduğunca dürüst davranmaktı. Nitekim ben de bunu yaptım.
Tom Cruise ile çalışma işbirliğiniz nasıldı? Kısaca anlatabilir misiniz?
Başlangıçtan itibaren üç konuda karşılıklı anlaşmamız vardı. "Görevimiz Tehlike" serilerinin bağlı bulunduğu aksiyon-macera tarzını özenle koruyacak; karakterlerin ön planda olduğu bir öyküye yer verecek; serinin en iyi filmini hayata geçirmek için elimizden geleni yapacaktık. Bu filmin senaryosunun yazılmasında, oyuncu seçiminde, yönetim ve kurgusunda, kısacası hiçbir aşamasında egolara yer olmadı. İlgilendiğimiz tek konu filmin kendiisi oldu. Böyle söylerken, Tom'un veya benim egomuz olmadığını söylemiyorum. Elbette ki hepimizin kendimize göre egoları vardı. Ancak, tek tek bireylerin sanatsal ve yönetsel tercihleri, filmin kendisinin önüne geçmedi.
Başka bir deyişle, iyi bir işbirliği miydi?
Evet. Bazı günlerde Tom'un aklına yeni bir fikir geliyordu. Bazen de ben, bu film için doğru olacağını hissettiğim yeni fikirler geliştiriyor ve hemen uygulamak istiyordum. Tom'un getirdiği fikre eğer sıcak bakmıyorsam, "Öyle yaparsak doğru olacağını sanmıyorum. Sebebi de budur" diyordum. O da, "Peki tamam o halde…" diyerek vazgeçiyordu. Israrcı davrandığını ve "Hayır, ben böyle olmasını istiyorum" dediğini bir gün bile duymadım. Karşınızda iyi bir yapımcı varsa, birçok şeyi aynı anda düşünme fırsatını elde ediyorsunuz. Tom gerçekten çok iyi bir yapımcıydı.
Filmin starının aynı zamanda yapımcısı olduğunu düşününce, bu oldukça zor olmalı…
Evet. Bu projeyle ilgili sözleşmeyi yapmadan önce birçok arkadaşım beni uyardı ve, "Filmin starı ve yapımcısı aynı kişi mi? İşin zor ama iyi şanslar!" dediler. Sonuçta filmin starı Tom Cruise'u ben yönetecektim ama aynı zamanda filme para koyan yapımcıyı da yönetmiş olacaktım. Bu çelişkinin getirdiği zorluğu hiç hissetmedim diyebilirim. Tom son derece zekice davranarak bu durumu hiç hissettirmedi. Makro ve mikro düzeyde herşeyin farkındaydı. Attığımız her adımdan hepimiz için yararlı sonuçlar aldık. Şimdiye kadar çalıştığım en iyi yapımcı ve star olduğunu söyleyebilirim.
Köprüdeki füze patlaması sahnesinde Tom Cruise'un dublör kullanmadığı, kendisinin oynadığı doğru mu?
Evet, o tehlikeli sahnede Tom dublör kullanmayıp kendisi oynadı. Tom'un tehlikeli sahnelerde kendisinin oynaması açıkçası beni heyecanlandırdı. Böyle sahnelerde Tom'un oynamasının bile, bu filmi görmek için başlıbaşına bir sebep olduğunu düşünüyorum. Bence Tom tehlikeli sahnelerde oynamakla yetinmeyip o sahneleri birebir yaşayan çok iyi bir aktördür. Bombaların patladığı köprü sahnesinde Tom'un yüz ifadesine dikkatle bakacak olursanız, gözlerindeki korku ifadesini göreceksiniz. Elimizde dünyanın en iyi dublörleri vardı. Hepsi de bu işin üstesinden kolayca gelecek düzeydeydi. Ancak bu sahnelerde Tom'un kendisi oynamasaydı aynı yüz ifadesini onlardan alamazdık. Bence Tom'un oynaması sayesinde o sahnelerin dürüstlük düzeyi arttı. Sadece oynamakla yetinmeyip aynı zamanda bizzat yaşaması nedeniyle de aksiyon sahnelerinin tamamının inandırıcı olduğunu düşünüyorum.
Babanızın televizyon yapımcısı olduğunu biliyoruz. Bu tip işler sizin aile genlerinizde mi var? Çocukken de gelecekte bu işleri yapacağınızı düşünmüş müydünüz?
Bu işi yapmak istediğimi ilk fark ettiğimde sekiz yaşımdaydım. Büyükbabam beni Universal Stüdyoları'na götürmüştü. Stüdyoları gezerken bu işin tam bana göre olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. O günlerde babam da CBS televizyonunda reklam saatlerini pazarlayan departmanda çalışıyordu. Oradan ayrılarak bir televizyon filminin yapımcı asistanlığına geçiş yaptı. Ardından yapımcı ortağı oldu. Son noktada da yapımcılığa başladı. Ben çocukken çok sayıda televizyon filmi yaptı.
Öncelikli hedefiniz yönetmenlik miydi?
Elbette… İleride bir gün yönetmenlik fırsatının verilmesini hep bekleyerek önceleri senaryo yazarak başladım. Sonunda bu şansı elde ettiğim için çok mutluyum. Tom Cruise ile Paula Wagner bana bu şansı vererek ne kadar inandıklarını gösterdiler.
"Görevimiz: Tehlike 3"ün çekimleri sırasında eşinizin hamile olduğu söyleniyor. Bu doğru mu? Eşinizin hamile olması yüzünden çekimler sırasında ekstra baskı hissettiniz mi?
Oğlumuz yedi hafta önce, Ocak ayı başlarında dünyaya geldi. İsmini August koyduk. Eşimin hamilelik süreci elbette zor oldu. Özellikle de ilk aylarda epeyce zorlandık. Filmin çekimlerinin bir bölümünün Çin'de yapılacak olması sebebiyle birkaç haftalığına oraya gittiğimizde ayrı kaldık. Aslında Çin'deyken, günün birinde eşimden telefon gelir de, Amerika'ya dönmem gerekecek bir durum olur diye epeyce korktum. Öyle bir durum olsaydı "Hoşçakal Tom" demek zorunda kalabilirdim. Şansımız varmış ki, böyle bir durum olmadı. Ama son derece yoğun bir yıl olduğu için eşim için de, benim için de, diğer iki çocuğumuz için de her şey epeyce zor geçti.
Bu aralar ayrıca "Lost" adlı hit televizyon dizisini de çekiyorsunuz. O çalışma nasıl gidiyor?
"Lost" dizisiyle ilgili çalışmalar, son derece yetenekli senaryo yazarı ve yapımcıların katkısıyla devam ediyor. Dolayısıyla orada bana çok fazla iş düştüğünü söyleyemem. O dizide görev almaktan dolayı elbette mutluyum ama daha fazla katkım olsaydı sevinirdim. Bu aralar o dizinin yeni pilot bölümüyle ilgili çalışma yapıyoruz. Önümüzdeki hafta New York'ta çekime başlayacağız.
Ancak her şey bir yana, Tom ile beraber çalışmak, en az düzeyde çaba gerektiriyordu. Gerçek anlamda bir rüya işbirliğiydi. İşine odaklanmış bir profesyoneldi. Sadece iyi işbirliği yapmakla kalmayıp, aynı zamanda benim birikimime son derece saygılı davrandı. İstediğim senaryo yazarlarıyla çalışmama izin verdi. İstediğim oyuncu kadrosunu kurmama izin verdi. Hayalimdeki filmi çekmeme izin verdi. Kurgusunu istediğim şekilde yapmama izin verdi. Filmin her aşamasına en az düzeyde müdahale ettiğini gördüm. Bana bu fırsatı sunduğu için teşekkür ediyorum. Herşey inanılmazdı.
Filmin konusuna yaklaşımınız nasıl oldu?
Her şeyden önce seyre değer bir film yapmak istedim. Sadece "Görevimiz: Tehlike 3" ismine güvenmek asla yeterli değildi. Karşıma böyle bir fırsat çıkmasından dolayı elbette heyecan duydum ama önceden hazırladıkları senaryo taslağını okuduğumda ilk anda hayal kırıklığına uğradım. Zekice yazılmış bir senaryoydu ama çekmek istediğim film o değildi.
Bu sözlerimden, o senaryodan iyi film olamayacağı anlamı çıkmasını istemem. Başka bir yönetmenin eline verilmiş olsa elbette ki iyi film çıkarabilirdi. Ancak o ilk senaryonun bana uygun olmadığı duygusuna kapılmıştım. Başka bir deyişle iki arada bir derede kaldım. Bir yandan karşıma çıkan fırsatı değerlendirmek istiyordum, diğer yandan da öyle bir filmi yönetmek istemiyordum.
Ne yaptınız peki? Geri mi çevirdiniz?
Tom ile konuşup, "Bu işi alırım ama çekmek istediğim film bu değil…" dedim. Gayet ılımlı yaklaşarak, "Peki o halde, senin filmini yapalım. Bir yıl bekleyebiliriz" şeklinde karşılık verdi. Bu kadar olumlu yaklaşması karşısında şok üstüne şok yaşadım diyebilirim. Filmin çekiminin 1 yıl ertelenmesi kararı alındıktan sonra "Alias" dizisinde beraber çalıştığım senaryo yazarı arkadaşlarım Alex Kurtzman ile Bob Orci'yi aradım. Öyküyü daha ilginç kılmak için çeşitli düzenlemeler yapmaya giriştik.
Daha önceki "Görevimiz Tehlike" filmlerinde görülmemiş bir konu olsun istiyorduk. Gizli ajan olarak görev yapan bir adamın evine dönüşünde neler hissettiğini; ikinci bir hayatının daha olmasının onu nasıl etkilediğini anlatmayı düşündük. Bu adamın perde arkasında süren ikinci bir yaşamı daha varsa, bunu nasıl sürdürür? Beraber olduğu sevdiklerinden gizlemek için neler yapar? Böyle bir konu, daha önceki "Görevimiz Tehlike" filmlerinde görülmediği için bize ilginç geldi. Kısacası, "Görevini tamamladıktan sonra evine dönen bu gizli ajan kimdir?" sorusundan yola çıktık.
Artık Soğuk Savaş dönemi bittiğine göre yeni bir düşman bulmaya ihtiyaç duydunuz mu?
Bugüne kadar çekilmiş olan "Görevimiz Tehlike" filmlerinin "Alias" dizisine esin kaynağı olduğuna kuşku yok. "Alias" dizisinde de farklı türde bir kötü adam vardı. Zaten dünyada kötü adam kıtlığı yoktur. Bizim için önemli olan nokta, kötü adam kim olursa olsun bu öyküyü nasıl anlatacağımızdı. Filmdeki olayların gizli ajan Ethan Hunt'ın bakış açısından verilmesi gerektiğini düşündük. Onu bir gizli ajan olarak değil, bir insan olarak ele aldık. Filmin kötü adamını geliştirmemiz daha sonra oldu. Kötü adam olarak kullanabileceğimiz çok farklı seçenekler vardı. Aslında bulmak da o kadar zor değildi.
Aksiyon sahneleri konusunda yaklaşımınız nasıl oldu?
"Görevimiz Tehlike" serisinin ilk filmini izlediğimizde, birincisinin yönetmeni Brian De Palma ile ikincisinin yönetmeni John Woo'nun kendi damgalarını belirgin şekilde vurduğunu görüyoruz. Stillerinin son derece açık ve net olması nedeniyle, daha ilk izlediğiniz anda, "Bu bir Brian De Palma filmidir" veya "Bu bir John Woo filmidir" diyebiliyorsunuz.
Benim stilimin nasıl olduğunu inanın ben de bilmiyorum. Buna izleyici karar verecek. Aksiyon sahnelerini çekerken stil anlamında mümkün olduğu kadar gerçekçi ve ayakları yere basan tipte olmasına özen gösterdim. Aksiyon sahnelerindeki görüntülerin bir kısmı belki mantıksız ve akıldışı gibi gelebilir ama onlara olabildiğince gerçekçi görünüm vermeye çalıştım. Karakterlerin izini süren yapıda olmalarını istedim. Keyfi ve rastgele denebilecek tarzda çekmek yerine öyküye sadık kalmayı, karakter yapılarından hiçbir zaman uzaklaşmamayı tercih ettim. Böyle bir filmi çekebilmenin tek yolu vardı; o da mümkün olduğunca dürüst davranmaktı. Nitekim ben de bunu yaptım.Henüz kimse yorum yapmamış.
- Penelo Cruz: İspanyol esintisi...
- Bizi hep güldür Adam Sandler!
- Jack Nicholson: Beyazperdenin göz bebeği…
- Meryl Streep: Yaşayan bir Efsane
- Eddie Murphy Şimdi de bir uzay aracı...
- Will Smith ve eklektik yaşam arayışı...
- Mustafa Altıoklar Farklı türlerin faal yönetmeni
- Sinemanın küçük kızı büyüdü...
- Mark Wahlberg: Boston serseriliğinden beyazperdeye...
- Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...
- Harrison Ford: 65 yaşında, 20 yıl aradan sonra tekrar Jones...
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Jet Li: Hollywood'la Çin arasında...
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!


Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Şeytan'ın Avukatı
Kibir, benim en gözde günahımdır. John Milton
Kibir, benim en gözde günahımdır. John Milton







Seanslar
Fragman

