Diane Kruger: Av Partisi'de...
Fuat Camgöz 20 Eylül 2007, Perşembe 00:00
Dikkatleri ilk kez, "Truva" filminde canlandırdığı mitolojik güzel Helen ile çeken Diane Kruger, çocukluğundan beri şu anda geldiği yerin hayalini kuruyormuş gibi olgun bir tavır sergiliyor. Ancak işin aslı farklı: Karşımızda yıllarboyu balerin olmayı arzulamış ve bu arzusuna bir adım kala geçirdiği kazayla hayatının yönünü topyekün değiştirerek modellik yapmaya karar vermiş biri var. Oyunculuk mu? O da hayatın Kruger'ı sürüklediği başka bir yol...

Diane Kruger şu anda geldiği yeri içine fazlasıyla sindirmiş, sanki çocukluğundan beri film yıldızı olmanın düşünü kuruyormuş gibi gözükebilir. Ancak işin aslı hiç de öyle değil. Kruger'ın çocukluğunda kalbinde yatan aslan, efsanevi bir balerin olmakmış. Bu hayalin peşinden de gitmiş Kruger. Küçük yaşta doğup büyüdüğü Almanya'da 'Freese-Baus' adlı, daha sonra reklam kampanyalarında da yer alacağı okula devam etmiş. Hevesi ve çalışkanlığı sayesinde hızla ilerleyince, henüz 13 yaşında Londra'da Kraliyet Bale Okulu'na kabul edilmiş. Ne yazık ki yıllar süren azimli çalışmaları tam sonuna yaklaşmışken, 18 yaşında geçirdiği talihsiz bir kaza Kruger'ın baleye veda etmesine yol açmış.

Önce podyumlar, sonra set ışıkları...

Büyük bir hayal kırıklığıyla ülkesine geri dönen Kruger, yaşadığı şokun etkisini üzerinden çabuk atarak modellik yapmaya başlamış. Daha önce, 15 yaşındayken bir yetenek yarışmasına katılıp "Yılın Güzeli" dalında finalistler arasında yer aldığı için, modellik işine girmesi zor olmamış. Balede olduğu gibi, girdiği bu yeni yolda da hızla ilerlemek isteyen Kruger, modanın başkenti Paris'e yerleşmeye karar vermiş. Elite Ajans'la bir sözleşme imzalayan Kruger, Dior, Yves Saint Lauren, Jil Sander ve Armani gibi dünya çapında markaların defilelerinde boy gösterirken bir yandan da Elle gibi moda dünyasının nabzını tutan magazin dergilerinin kapaklarını süslemeye başlamış. Zekâsını güzelliğiyle birleştirmiş pek çok insan gibi, Diane de bir süre sonra podyum dünyasının içi boş ışıltısından sıkılmış ve oyunculuk dersleri almaya başlamış. Elini attığı her işte olduğu gibi oyunculukta da hızlı bir ilerleme gösteren Kruger, cesaretini toplayıp Luc Besson'un "Beşinci Element" ("The Fifth Element", 1997) "filmi için seçmelere bile katılmış. Yapımcıları ve Besson'un aklını çelse de, Fransızcası yeterince iyi olmadığı için rolü alamamış. Yine de tüm bu süreç, Luc Besson'un ondaki geleceği görmesini ve modelliği tamamıyla bırakarak oyunculuğa odaklanması için güzel yıldızı ikna etmesiyle sonuçlanmış.

2001 yılına gelindiğinde Diane, "Kumsal" ("The Beach") filminde Leonardo DiCaprio'yla birlikte başrolde yer alan Fransız oyuncu Guillaume Canet'yle dünya evine girmiş. Bu evliliğin ardından eşinin de desteği ve ısrarıyla, oyunculuk kariyerine başlamak için daha ciddi adımlar atmaya karar veren güzel yıldız, 2002 yılında Christopher Lambert ile Dennis Hopper gibi iddialı isimlerin da yer aldığı "The Piano Player"da ("Target" adıyla da biliniyor) kaptığı rolle çabalarının meyvelerini toplamaya başladı. Başlangıcı İngiliz-Amerikan-Alman-İspanyol ortak yapımı bir filmle yapan Kruger, ilk rolünün ardından bir süre Fransız yapımlarında şansını denedi. Önce eşiyle birlikte rol aldığı "Mon idole" (2002), ardından "Ni pour, ni contre (bien au contraire)"de (2003) küçük bir rolde ve sonrasında da "Michel Vaillant" (2003) filminde izleyicilerin karşısına çıktı.

Truvalı Helen'le gelen şöhret...

Ancak Kruger hakkında böyle bir yazı hazırlamamızı sağlayan şöhrete, 2004 yılında, Wolfgang Petersen'in yönettiği, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük yankı uyandıran "Truva" ("Troy") filminde Helen karakterini canlandırması sayesinde sahip oldu. Birdenbire güzelliğiyle tüm dünyanın dikkatini çeken, üstelk herkesin altından kalkamayacağı mitolojik bir güzeli canlandıran Kruger, güzelliğiyle yankı uyandırsa da bazılarına göre performansıyla sınıfta kalıyordu. Nitekim Altın Ahududu Vakfı, güzel Kruger'ı o yılın En Kötü Kadın Oyuncusu'na verilecek Altın Ahududulara aday gösteriyordu. "Truva"daki rolünü almadan önce rol aldığı, aynı zamanda ABD'de çektiği ilk film olan Paul McGuigan imzalı "Wicker Park"da Josh Hartnett ve Matthew Lillard'la birlikte rol aldı. Aynı yıl yine eşiyle birlikte Fransız yapımı "Narco"da ve Nicolas Cage'le birlikte "Büyük Hazine"de ("National Treasure") rol alınca, 2004 yılı Kruger'ın kariyerine tam bir dönüm noktası olarak kazındı. "Büyük Hazine"de cesur ve kararlı Abigail Chase karakterini canlandıran Kruger, artık aranan aktrisler arasındaki yerini sağlamlaştırmıştı.

2005 yılında Kruger Avrupa'ya geri döndü ve Fransız yapımı "Frankie" ile 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin açılış filmi olan ve hemen sonra vizyona da giren, Fransa-Almanya-İngiltere-Romanya ortak yapımı "Ateşkes"te ("Joyeux Noël") rol aldı. Savaşın anlamsızlığını gösteren bu hoş filmde Kruger, her şeye rağmen yeni yıla cephedeki kocasıyla birlikte girmek isteyen ve cesaretini toplayıp onunu yanına gelerek, aynı zamanda cephede bir yumuşama havası estiren güzel bir kadını canlandırdı. Pek çok ödül alan bu filmin ardından usta Polonyalı kadın yönetmen Agnieszka Holland'ın, yine galası 26. İstanbul Film Festivali'nde yapılan "Beethoven'ı Anlamak" ("Copying Beethoven") filminde rol aldı. Filmde, iyi bir besteci olma hayalleriyle, dönemin müzik başkenti Viyana’ya gelen genç Anna Holtz rolünde izlediğimiz Kruger, Almanya’da doğup büyümenin ve küçüklüğünden itibaren Beethoven müziği ile iç içe olmasının avantajını kullanarak çok iyi bir performans ortaya koymayı başarmış. Daha sonra Kruger, iki ustanın yeni filmlerinin setinde ter döktü: Bille August'un "Goodbye Bafana"sı ve "Barbarların İstilası" ("Les invasions barbares") filminden hatırladığımız Kanadalı yönetmen Denys Arcand'ın son filmi "L'âge des ténèbres"("The Age of Ignorance"). Richard Gere ile birlikte rol aldığı "The Hunting Party"  ( Av Partisi) filmiyle vizyondaki yerini alan Kruger, "Büyük Hazine"nin devam filmi "National Treasure: Book of Secrets" için kolları sıvamış durumda. Her ne kadar güzelliğinin yanında oyunculuk gücüyle kendini yeni yeni kabul ettirmeye başlasa da Agnieszka Holland, Bille August ve Denys Arcand gibi usta yönetmenlerin filmleriyle, eminiz bu açığı da kısa sürede kapatacak Kruger. Biz de onun güzelliğini nitelikli filmlerde doya doya izleyeceğiz... 

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Replik
Saklı
Geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com