
CATHERINE DENEUVE 1943 yılında Paris’te doğan Catherine Deneuve’ün anne ve babası da sinema oyuncusuydu. Henüz 14 yaşındayken ilk filmini (Les Collégiennes, 1957) gerçekleştirdi. Bu filmi, yine benzer küçük rollerde yer aldığı irili ufaklı birçok film izledi. Taa ki, Roger Vadim, ona Le Vice et la Vertu (1962) filminde önemli bir rol teklif edene dek. Bu filmdeki performansıyla dikkatleri üzerine çeken Deneuve, Jacques Demy’nin Cherbourg Şemsiyeleri (Les Parapluies de Cherbourg, 1964) adlı müzikalindeki Geneviève Emery rolüyle tam bir çıkış yaptı. Bu öyle bir çıkıştı ki, Deneuve pekçok aktörün ve aktrisin hayalini kuramayacağı yönetmenlerin arandıkları bir oyuncu haline geldi. Roman Polanski (Repulsion, 1965), Jean-Pierre Melville (Un flic, 1972), Luis Buñuel (Belle de Jour-1967, Tristana-1970), François Truffaut (The Last Metro, 1980) gibi adları sinema tarihine altın harflerle kazınmış ustalarla çalışmış olmasının yanı sıra Raoul Ruiz (Le temps retrouvé, 1999), Lars von Trier (Dancer in the Dark, 2000) ve François Ozon (8 Femmes, 2002) gibi günümüzün önde gelen sinemacılarıyla da çalışıyor oluşu, onun ne kadar esnek bir oyunculuk anlayışına sahip olduğunu kanıtlıyor adeta. Gerçekten Catherine Deneuve, kariyerinin hiçbir döneminde alışıldık yıldız kompleklerine kapılmadan kendini çalıştığı yönetmenlere teslim etmeyi başarabilmiş, gerçek bir star. 8 Kadın’daki Rolü: Çekici ve asil Gaby. Ait olduğu burjuva sınıfının tüm özelliklerini taşıyan bu karakter, kızları Suzon ve Catherine’le gurur duymakta, ancak kocası Marcel’le pek de iyi geçinememektedir.
DANIELLE DARRIEUX Danielle Darrieux, neredeyse 20. yüzyılın tamamına tanıklık etmiş bir aktris. 1917’de Bordeaux’da doğan Darrieux, Paris’te büyümüş. Tıpkı Catherien Deneve gibi, o da henüz 14 yaşındayken Le Bal (1931) filminde yan rollerden biri için seçilmiş. Darrieux, ilk başrolünü La crise est finie (1934) filminde alsa da uluslararası arenada tanınması 1936 yapımı tarihi drama MAyerling’de Charles Boyer’le birlikte aldığı rol sayesinde gerçekleşmiş. 1938’de The Rage of Paris adlı komedide rol almak için Hollywood’a gittiyse fe ziyaretini kısa tutup Paris’e dönen Darrieux, 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı bunalım atlatıldıktan sonra kariyerini hem tiyatro hem de sinema da sürdürmeyi tercih etti. Pekçok önemli film ve oyunda yer alan Darrieux’nün 1970’de “Coc” adlı Broadway oyununda, Katharine Hepburn’ün yerini aldığını söylemek onun ne çapta bir aktris olduğuna dair fikir verecektir sanırız. 8 Kadın’daki Rolü: Kızı Gaby’nin evinde yaşayan, ailesini çok seven (ya da öyleymiş gibi yapan), ası derdi kendi rahatı olan, tatlı (!) büyükanne Mamie.
ISABELLE HUPPERT 1955’te Paris’te dünyaya gelen Isabelle Huppert, annesinin verdiği destekle Draamtik Sanatlar Konservatuarı’nda eğitim gören Huppert, kariyerinin başlarında kurumsal bir tiyatro oyuncusu olmayı seçti ve bu seçimin uygun oyunlarda yer aldı. İlk kez 1971’de bir filmde rol alan Huppert, sinemaya çabuk alışacak ve kendi kuşağının yıldızları arasına girecektir. Lam Dentellière (Claude Goretta, 1977), Sauve qui peut (la vie) (Jean-Luc Godard, 1979) ve Loulou (Maurice Pialat, 1980) gibi önemli filmlerde rol alan Huppert’in yolu 1978’de Claude Chabrol’le kesişecek (Violette Nozière) ve ikili birlikte pekçok filme imza atacaktır. Tıpkı Catherine Deneuve gibi, kendini yönetmene teslim etmesi ve yıldız kimliğini ön plana çıkarmamasıyla dikkat çeken Huppert, günümüzde de Saint-Cyr (Patricia Mauzy, 2000), La Pianiste (Michael Haneke, 2001) gibi önemli filmlerde rol almayı sürdürüyor. 8 Kadın’daki Rolü: Gaby’nin kızkardeşi Augustine. Yıllarını umutsuzca koca arayarak geçirmiş olan Augustine, bunun hıncını ailesinden çıkarmak istemekte, ailenin yılbaşı kutlaması için bir araya toplandığı bir ortamda bile her şeyden şikayet etmektedir.
EMMANUELLE BEART 1965’de, Saint Tropez’de dünyaya gelen Emmanuelle Béart, şarkıcı ve şair olan babası Guy Béart, çocuklarının Paris’in sunduğu ihtişamlı yaşamdan etkilenmelerini istemediği için, kardeşleriyle birlikte Saint Tropez’de bir çiftlikte büyüdü. 13 yaşında Romy Schneider’i Mado filminde görmesi, Béart’ün yaşamında bir dönüm noktası oldu: O kararını vermişti, aktris olacaktı. İngilice öğrenmek için gittiği Kanada’da, proje aşamasının ötesine geçemeyen bir Robert Altman filminde oynamak için gerekli ilişkileri kurması, ona sinema dünyasının nasıl bir yer olduğuna dair fikir verdi. Paris’e döndüğünde drama dersleri alan Béart, Raison perdue filmiyle ilk TV filmini gerçekleştirdi. Daha sonra evleneceği Daniel Auteuil’le L’amour en douce (1985) filminin çekimleri sırasında tanıştı. Ülkesinde herkesin tanıdığı bir aktris haline gelmesi büyük ölçüde Manon des sources (Claude Berri, 1986) filmiyle gerçekleşti. Bu filmle birlikte kariyeri hızlı bir tırmanışa geçen Emmanuelle Béart, yaşamındaki hassalığını ve mükemmeliyetçi kişiliğini canlandırdığı karakterlere de taşıyor. is a very sensitive and a perfectionist. Un coeur en hiver’deki unutulmaz Camile rolü için tam bir yıl yoğun bir biçimde keman dersleri alması, bu mükemmeliyetçiliğinin en güzel örneği belki de... 8 Kadın’daki Rolü: Evin hizmetçisi Louise. Yaptığı işe göre hayli dik başlı ve asi bir kadın olan Louise, çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Onu sapkın düşünceleri ve zevkleri nedeniyle, asla gözden kaçırılmaması gereken biri.
FANNY ARDANT 1949’da Maine-et-Loire’da dünyaya gelen Fanny Ardant, her ne kadar Truffaut’nun eşi olarak tanınsa da göz ardı edilemeyecek bir oyunculuk yeteneğine sahip. Truffaut’nun çektiği son filmlerden ikisinde (The Woman Next Door-1981 ve Confidentally Yours-1983) rol alan Ardant’ın çıkışını bu filmlerle yaptığını söylemek pek de yanlış olmayacaktır. Ama onun oyunculuğa tutkuyla bağlanması eş durumundan kaynaklanan bir şey değildi; nitekim bu tutku en güçlü ve en sert biçimde, Les enragés filminin çekimleri sırasında ifadesini buldu: Çekimler sırasında Truffaut’nun ölüm haberini alan Ardant, çekimlerin yarıda bırakılmasını istemedi ve işini tamamladı (Eminiz o anda kocasının da benzer bir durumda kendisi gibi hareket edeceğini düşünmüştür.). 8 Kadın’daki Rolü: Pierrette, Gaby’nin baldızı. Çok güzel bir kadın olan Pierrette’in bu güzelliği ailenin diğer üyeleri tarafından da sık sık vurgulamaktadır.
VIRGINIE LEDOYEN Asıl adı Virginie Fernandez olan Ledoyen, 1976 yılında Aubervilliers’de dünyaya gelmiş. Bir tiyatro oyuncusu olan Babaannesinin kızlık soyadını, sahne adı olarak kullanan Virginie, 2 yaşından itibaren çeşitli TV ve magazinlerde modellik yapmaya başladı. Genç yaşına karşın, mesleğe erken başlamasının meyvalarını toplayan Ledoyen, şimdiden Danny Boyle, James Ivory, Claude Chabrol, François Ozon gibi önemli yönetmenlerle çalışma şansını yakaladı. 1996’da rol aldığı Benoît Jacquot imzalı A Single Girl ile Umut Vadeden Genç aktris dalında ödüle aday gösterilen Ledoyen her ne kdar kariyer odaklı biri gibi gözükse de aileye çok öenm veriyor (2001’in 29 Eylül’ünde ilk çocuğunu dünyaya getirdi). Görünen o ki Ledoyen de önümüzdeki on yıllarda 8 Kadın’da birlikte yer aldığı ustalarının yerlerini dolduracak... 8 Kadın’daki Rolü: Suzon, Gaby’nin büyük kızı. Güzel ve sempatik, şirin bir genç kız olan Suzon, eğitimini İngiltere’de sürdürmektedir. Yılbaşında ailesiyle birlikte olmanın hem onun için hem de aile fertleri için özel bir anlamı vardır.
LUDIVINE SAGNIER 8 Kadın’ın en küçük oyunsu olan Sagnier, 1979 doğumlu (Yvelines), ama şimdiden hedefe kitlenmiş durumda. Şu an vizyonda olan Benim Karım Artist filminde de rol alan Sagnier’yi Ozon’un Fassbinder uyarlaması Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları’ndan da hatırlıyoruz. Uluslar arası alanda, bir şekilde adını duyuran yapımlarda çok büyük olmasa da akılda kalıcı roller koparan Sagnier hakkında pek yakında uzun uzun yazmamız gerekecek gibi gözüküyor. 8 Kadın’daki Rolü: Catherine, Gaby’nin küçük kızı. Dedektif romanlarına özel bir ilgisi olan ve geceleri tek başına okuma seansları düzenleyen Catherine, memnsubu olduğu sınıfın yüksek sosyete alışkanlıklarına uyum sağlamada oldukça zorlanıyor.
FIRMINE RICHARD Sanırız, 8 Kadın’da rol almanın en çok yaradığı isim Firmine Richard. Şimfiye kadar daha çok TV filmlerinde ve dizilerinde görünen, birkaç küçük filmde rol almış olan Richard’ın şansı 8 Kadın’dan sonra dönerse şaşırmamak gerekiyor. 8 Kadın’daki Rolü: Madame Chanel, dadı. Suzon ve Catherine’i bizzat ve özenle yetiştiren Madame Chanel, artık aileden biri gibidir. Aile fertlerinin ona olan güveni Chanel’i bir sır deposu haline getirmiştir.
- Penelo Cruz: İspanyol esintisi...
- Bizi hep güldür Adam Sandler!
- Jack Nicholson: Beyazperdenin göz bebeği…
- Meryl Streep: Yaşayan bir Efsane
- Eddie Murphy Şimdi de bir uzay aracı...
- Will Smith ve eklektik yaşam arayışı...
- Mustafa Altıoklar Farklı türlerin faal yönetmeni
- Sinemanın küçük kızı büyüdü...
- Mark Wahlberg: Boston serseriliğinden beyazperdeye...
- Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...
- Harrison Ford: 65 yaşında, 20 yıl aradan sonra tekrar Jones...
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Jet Li: Hollywood'la Çin arasında...
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!



Jim Carrey, Ian McNeice, Simon Callow, Maynard Eziashi ve Bob Gunton'ın oynadığı "Budala Dedktif 2" adlı komedi filmi bu akşam 22:00'da Atv ekranlarında...

Bu dünyayı daha kötü bir yer yapmaya çalışanlar bir gün bile tatil yapmıyorlar, ben nasıl tatil yapabilirim ki ?






Seanslar
Fragman
