Çığlıkların efendisi...

“Korku filmleri korkuyu yaratmazlar, onları serbest bırakırlar!” Ünlü yönetmen Wes Craven, nam-ı diğer korku ustasına ait bu sözler sanırız onu ve filmlerini özetlemek açısından yeterli. Ünlü yönetmen Mayıs ayında izlediğimiz “Lanet” (“Cursed”) ile korkuttuktan sonra bu kez sinema severleri “Gece Uçuşu” (“Red-Eye”) ile gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Uçak ile gece yolculuğu, suikastçı bir yol arkadaşı ve Wes Craven imzası...
1939 yılında Cleveland’da dünyaya gelen Amerikalı yönetmen Wes Craven kolejde öğretmenlik yaptığı kısa bir sürenin ardından New York’ta bir prodüksiyon şirketinde ses kurgucusu olarak çalışmaya başaldığında, ileride bir “korku üstadı” olarak anılacağını hayal bile edemezdi sanırız. Ünlü yapımcı ve ilk “13. Cuma” filminin yönetmeni Sean S. Cunningham ile birlikte yönetmenliğini üstlendiği “Together” (1971) adlı dram ile Hollywood’a adımını attığında çok dikkat çekmese de bir yıl sonra yazıp yönettiği “The Last House on the Left” (1972) ile korku sinemasına ürkütücü (!) bir giriş yapmış oldu. Fox Searchlight ve Fransız film yapımcılarıyla yaptığı anlaşmayla “The Hills Have Eyes”a (1977) imza attığında film Sitges Film Festivali’nde kritik ödülü alarak Craven’in kariyerinde temel taşlardan biri oldu. 1978 yılında yönettiği televizyon filmi “Stranger in Our House”ın ardından 1981 yılında Maren Jensen ile başrolü paylaşan Sharon Stone’u Hollywood’un büyülü dünyasına kazandıran “Deadly Blessing”e imza attı. Seksenli yılların başında yönetmenliğini üstlendiği “Swamp Thing” ve “Invitation to Hell” gibi dikkat çekicilik konusunda oldukça zayıf kalan yapımlardan sonra Wes Craven beyazperdede kendisini kanıtlayacak yeni proje arayışlarına girdi. “Elm Sokağında Kabus” ve korku sinemasının kült kahramanı Freddy Krueger 1984 yılına gelindiğinde Wes Craven, “Elm Sokağında Kabus” adlı filme imza atarak, 'teen slasher' türü içinde bir dönemin asla unutamayacağı ve bıçaklı parmakları olan eldivenleri ile uzunca bir süre izleyenlerin rüyalarında dolaşacak olan Freddy Kruger karakterini yarattı. Freedy’nin gençlerin rüyalarına girerek, onları farklı bir espri anlayışıyla katletmesi ve sonrasında bilinçaltlarına sıçrayarak yaşamayı sürdürmesi pek çok sinemasever tarafından o kadar ilgiyle karşılandı ki film kısa sürede kendi hayran kitlesini yaratarak en son yönetmenliğini Ronny Yu’nun yaptığı 'teen-slasher' türünün iki kült kahramanını karşı karşıya getiren “Freddy Jason'a Karşı”a (“Freddy Vs. Jason”, 2003) kadar sürecek sekiz filmlik bir serinin başlangıcına imza atmış oldu. “Elm Sokağında Kabus”, Wes Craven’ın filmografisinde önemli bir yer tutarken Hollywood’un bir başka önemli ismi Johnny Depp’in sinemaya adım attığı film olması açısından da büyük önem taşıyor. Filme adını veren Elm Sokağı’nın, yönetmenin öğretmenlik yaptığı kolejin yer aldığı New York’un kuzeyindeki Potsdam’da bulunması filme dair ilginç notlar arasında yer alırken, Freddy Kruger adının lisede kabadayılıklarıyla ün salmış bir çocuğun adı olduğu gibi dedikodularla film uzunca bir süre gündemde kalmayı başarmıştı. 1985 yılında “The Hills Have Eyes”ın devam filmine imza atan Wes Craven bu yapımdan sonra aynı yıl içinde "The Twilight Zone" adlı bilimkurgu türündeki TV serisinin yedi bölümüne ve “Casebusters” (1986) adlı TV filmiyle gizemli bir hikâyeye imza attı. Kariyeri iniş çıkışlarla dolu olan Wes Craven, “Deadly Friend” (1986), “The Serpent and the Rainbow” (1988), “Shocker” (1989) gibi oldukça sıradan kabul edilecek yapımlara imza attı.
Ünlü yönetmenin filmografisine bakıldığında, çok fazla popüler olmasa da, komedi ile korkuyu dengeli bir biçimde bir arada tutan “Merdiven Altındakiler” (“The People Under the Stairs”, 1991) ırkçılık ayrımına olan bakışıyla önemli bir yer tuttuğunu savunan fazlaca sinemasever var. “Elm Sokağı’nda Son Kabus”ta Wes Craven 1994 yılında yine kendi yazıp yönettiği “Elm Sokağı’nda Son Kabusta” (“New Nightmare”) ile adından söz ettiren Wes Craven bu filmle, kendi yarattığı “Elm Sokağı’nda Kabus” üzerine kurduğu kısmen eleştirel hikâyesiyle dikkat çekici bir yapıma imza attı. Kendisinin de rol aldığı film, “Elm Sokağı’nda Kabus”un yapımından on yıl geçtikten sonra, Wes Craven’ın yeni bir filme imza atmak istemesiyle başlıyor. Bunun için sinemayı bırakmış olan, sıradan ve mutlu bir yaşam süren Heather Langenkamp’a giderek son kez bu filmde yer almasını isteyen Wes Craven, Heather tarafından reddediliyor. Teklifi kabul etmeyen Heather kısa bir süre sonra Freddy Krueger’ı çağrıştıran biri tarafından rahatsız edilmeye başladığında korkutucu olaylar gelişiyor. “Elm Sokağı’nda Son Kabus” ile yeniden Freddy hayranlarını oldukça memnun eden Wes Craven, 1995 yılında başrollerini Eddie Murphy ve Angela Bassett’ın paylaştıkları, komedi ve korku ögelerini içeren “Vampire in Brooklyn”e imza attı. Korku türünde ikinci perde : Çığlık Senaristlerin ciddi bir yaratıcılık krizi yaşadığı ve korku filmlerinin birbirinin benzerleri olarak doğmaya başladığı 90’lı yıllara gelindiğinde ‘teen slasher’ türü gözden düşmeye başlamıştı. 1996 yılında Wes Craven, “Çığlık” (“Scream”) ile diğer korku filmlerinde yer alan klişelere bolca gönderme yaparak ve izleyiciye daha farklı kapılar açarak korku türünde yeni bir perde açmayı başardı. Filmin senaryo yazarı Kevin Williamson’ın yaptığı büyük süksenin yanı sıra yapımın gişede kazandığı büyük başarının ardından yaklaşık bir yıl sonra, hemen hemen aynı kadroyla çekilen “Çığlık 2” vizyona girdi. Yine senarist Kevin Williamson ile birlikte çalışan Wes Craven bu filmde, ilk filmde yaşanan trajik olayların ardından sakin bir şekilde yaşamlarını sürdüren kahramanlarımızı yeniden birbirinden ürkütücü olayların içine sokuyordu. 1999 yılında Meryl Streep, Angela Bassett, Aidan Quinn ve Gloria Estefan gibi isimleri bir araya getiren, düşük bütçeli “50 Cesur Kemancı” (“Music of the Heart”) ile bu kez başka sularda yüzmeye başlayan Wes Craven, bir dramanın ardından yeniden alışık olduğu bir alana dönmeyi tercih etti. “Çığlık” üçlemesinin üçüncü ve son bölümünde daha önceki filmlerde gelişen olayların konu alındığı bir filmin çekim aşamasında, katilin yeniden ortaya çıkmasını anlatan Wes Craven yine büyük bir gişe başarısına imza attı. En son 2005’in Mayıs ayında, başrollerini Christina Ricci, Jesse Eisenberg ve Joshua Jackson’ın üstlendiği “Lanet” (“Cursed”) ile sinema severlerin karşısına çıkmıştı. “Çığlık” serisinde büyük bir başarıya imza atan Wes Craven-Kevin Williamson ikilisinin yeniden birlikte çalıştıkları “Lanet”, Craven hayranlarında hayal kırıklığı yaratsa da korku türüne meraklı sinema severlerin gözünde yönetmenin haklı ününden çok da bir şey kaybettirmedi. Korku bu kez yerini gerilim dolu bir uçuşa bırakıyor Bu hafta vizyona giren “Gece Uçuşu” ile Wes Craven bu kez doğaüstü olayları bir kenara bırakarak sinema severlere gerilim yaratacak gerçekçi ögeler sunuyor. "Buffy the Vampire Slayer"ın yazarı olarak adını duyuran Carl Ellsworth’un ilk sinema deneyimi olan “Gece Uçuşu”nun başrolünde “The Notebook” ve “Mean Girls” gibi filmlerden tanıdığımız Kanadalı güzel yıldız Rachel McAdams ve “28 Days Later...”, “Batman Begins” gibi yapımlarda yer alan genç oyuncu Cillian Murphy var. Filmin konusuna gelince... Havaalanında tanışan Lisa ve Jackson, Miami’ye doğru seyahatleri sırasında uçakta yan yana otururlar. Başlangıçta her şey güzelken suikast planını gerçekleştirmeye çalışan Jackson gerçek emellerini ortaya döktüğünde işler biraz karışır. Jackson, Lisa’dan babasının hayatına karşılık bir politikacıyı öldürmesine yardım etmesini ister, bu zor seçimde genç kadın tercih yapmak yerine kimse ölmeden kendini bu karmaşık durumdan kurtarmaya çalışır.
Romantik bir hikâyenin sevimli başlangıcı gibi duran film, ilerleyen dakikalarla birlikte gerçekleşecek olan olaylar ve sürükleyici hikâyesiyle sinemaseverlere gerilim dolu anlar yaşatacak gibi görünüyor. Popülaritesi her geçen gün artan iki genç oyuncunun başrollerini paylaştıkları “Gece Uçuşu”, başrol oyuncularının yıldızlarını biraz daha parlatırken, insanların korku filmleriyle gerçek korkuları üzerine düşündüklerini söyleyen Wes Craven hayranlarını da memnun edecek gibi görünüyor.


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Kendini kontrol etmeyi öğrenmelisin.








Seanslar
Fragman


