Tutkulu, takıntılı ve korkusuz bir 'auteur': Peter Greenaway
Ender Ayna 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Ressam, küratör, yazar, yönetmen, kurgucu, şovmen... 80'lerin İngiliz sinemasında bomba etkisi yaratan "The Draughtman's Contract"in (1982)yaratıcısı, yeni İngiliz sinemasının öncüsü; tutkulu, takıntılı ve korkusuz bir 'auteur' Peter Greenaway...
Kim bilir belki de sinemaya olan ilgisi ilk kez 12 yaşında başladığı resimin iki boyutlu yüzeyine hayal gücünü sığdıramamasından kaynaklanıyordu. Senelerce devlet dairesinde çalışıp belgesel kurgulayan Greenaway, kendi deyimiyle 'çoğu berbat olan çekimleri kullanabilmek için yaratıcılığını ve hızlı karar verme yeteneğini' burada geliştirdi. Belki de belgesellerin sıradanlığından sıkılarak 1966'da çektiği ilk kısa filmi “Train”de ve aynı yıl yaptığı diğer kısası “Tree”de 'dönüşüm' merkezli biçimsel hikayeler anlattı. “Windows” (1975) ile 70'li yıllarda daha da tuhaflaşan hikayeleri, 76'da çektiği “Goole by Numbers” ve “Vertical Features Remake” ile takıntılarının ipuçlarını vermeye başladı. 1980'de ilk uzun metrajlı filmi olan “The Falls”ı tamamladı. Film, gelecekte geçen bir belgeseldi. Böylece çizgisel anlatı yapısınının yanısıra türler arası ayrımları da tamamen ortadan kaldıran Greenaway, dünya çapındaki şöhreti ise “The Draughtman’s Contract” ile yakaladı. İngiliz sinema çevrelerinden büyük takdir toplayan film, onu zamanının en önemli ve özgün yönetmenleri arasına taşıdı. Sonraki yıllarda televizyon için belgeseller çeken Greenaway; 80'lerin sonundaki iki filmiyle (“Drowning by Numbers” (1988) ve “Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı” (1989)) ilk defa geniş kitlelere ulaşmayı başardı. Özellikle “Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı”, yönetmenin o zamana kadar en çok seyirci toplayan filmi oldu. “Prospero’s Books” (1991) ile sinemasındaki deneysel çalışmalarını sürdüren Greenaway, 90'lar boyunca televizyonda belgesel tanımını sonuna kadar zorlayan eserler sunmaya devam etti. Yönetmeni kitlelere taşıyan son filmi ise 1999 yapımı olan, erkek ve kadın cinsel kimliği üzerine kurduğu kara mizah öyküsü “ 8 ½ Kadın” oldu. Greenaway filmografisinin şimdilik son filmi olan “Visions of Europe (2004)”u önümüzdeki günlerde izlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Filmlerinde daima geleneksel anlatıyı reddeden Greenaway; hikayelerini çok boyutlu kurguladığı gibi, planlarında biçimsel yaklaşımdan hiç vazgeçmedi. Eserlerinde anlatıcı olarak yer almaktan hoşlanan yönetmen, kendi filmleri arasında da sürekli göndermelerde bulundu. Örneğin The Falls (1980) 'da soyadları Fall olan 92 karakter ve bunların konuştuğu 92 dil bulunuyor. Filmde 'A Walk Through H' (1978) ve 'Vertical Features Remake' (1976) gibi önceki kısa filmlerine göndermeler ve 'Drowning by Numbers' (1988) gibi daha sonra çekeceği filmlerin referansları rahatlıkla görülüyor. Tulse Luper'in de 92 çantası olması sizce sadece bir tesadüfden bi ibaret? Üçlemeyi izleyince sonuçlara ulaşacağımızı umuyoruz. Ve Greenaway filmografisinin şimdilik son filmi olan “Visions of Europe (2004)”u önümüzdeki günlerde izlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Ucuz Roman
Eğer yanıtlarım seni korkutuyorsa, o zaman korkutucu sorular sormaktan vazgeçmelisin...
Jules Winnfield
"Pulp Fiction - Ucuz Roman"
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com