Sinemanın çılgın yaratıcıları: John Waters
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
'İktidar, kötü sinemayı cezalandıran halkın olmalı!' Yaptığı işler de lakapları da muhtelif, kendisi ziyadesiyle tek ve özgün. Amerikan yeraltı sinemasının en yaratıcı sanatçılarından. Yazar, yönetmen, senaryo yazarı, fotoğraf sanatçısı. Festivaldeki, adeta filmografisini özetleyen dört filmiyle bizi dünyasına alacak: "Pembe Filamingolar", "Saç Spreyi", "Polyester" ve "Gizli" Utanç"..
Amerikan zevksizliğinin kralı John Waters için çok şey söylenebilir de günümüz Amerikan bağımsız sinemasının kendisine çok şey borçlu olduğununu hatırlatmadan geçmek olmaz.
Cüretkar bir pespayelikten fazlasıyla nasibini almış filmleri şimdi bile hala izleyicide hafif bir şok durumu yaratabildiğine göre döneminin ne denli ötesinde, bir ‘öncü’ sinemacı olduğunun, muteber ahlakın da dön dolaş, yerli yerinde durduğunun göstergesi adeta.
“Pembe Flamingo” (1972) gibi filmleriyle Amerikan kültürünün içselleştirdiği 'kötü zevki' estetik ve mizahla öylesine sembolleştiriyor ki tüm o pislik, fetişler ve türlü sapkınlıklar eğlenceli bir dille yapılmış ‘iyi huylu’ sivri eleştiriler olarak yerini buluyor. Bu şaşırtıcı ve eğlenceli filmler aracılığıyla esasen seyirciye sunduğu da bir dönemin gözalan ‘parlak’ yüzeyini kazımak.
Gerçi “Saç Spreyi”ndeki (1988) mülayim yaklaşımı ve 1980’lerin sonundan itibaren geniş kitlelere ulaşması hali her ne kadar tartışılsa da keskinliği koruduğunu ancak mevzuyu belki biraz daha incelikli ele aldığı söylenebilir. Hatta olayı tersinden yorumlamak da mümkün. Yıllardır kendi bildiğini okuyarak sinemasını ortaya sunan John Waters’ı dünya seyircisi ancak yakalıyor. Adını anınca ‘alter egosu’ sayılabilecek ‘Divine’ ile başlamak gerekirdi aslında; “Pembe Filamingo”ya kadar dokuz ayrı Waters filminde rol almış...
"Polyester" (1981) ise kimilerine göre onun geniş kitleleri hedefleyen, öncekilere nazaran 'bütçeli' bir film. Üç beş bin dolara film çıkaran bir sinemacı için bu yorum doğru elbet. Öykü ise bildik John Waters manifestosu adeta.
John Waters’a dönersek alabildiğine sert, sözünü esirgemeyen filmleri kendi deyişiyle ‘Amerikan toplumunun deodorantla bastırılmaya çalışılmış kokuşmuşluğun üzerine parfüm sıkarak resmetme sevdası’nın ürünü. Gerçekten de tüm o kocaman vücutlara giydirilmiş renk cümbüşü, parlak kostümler ve makyaj ile boyanan karelerin vurguladığı ‘dekadans’ benzersiz. John Waters, 22 Nisan’da, yani bu festival ayında 59 yaşına basıyor. Demek ki eline kamerayı alıp mahalledeki yaşıtlarıyla olup biteni kaydetmeye başladığında henüz 18 yaşındaymış. Son filmi olmadığını umduğumuz “Gizli Utanç” (2004) ile üretkenliğini sürdürüyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Polis
Şiddete meyyalim vallahi dertten.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com