"Ocean's Twelve"
İhtişamlı hırsızlar çetesi Avrupa yollarında...
İhtişamlı hırsızlar çetesi Avrupa yollarında...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Ocean's Eleven"dan üç yıl sonra, süper yıldızlarla dolu oyuncu kadrosunu koruyup, üzerine Catherine Zeta-Jones ve Vincet Cassel gibi iki yeni ismi katarak karşımıza çıkan "Ocean's Twelve", ilk filmin bütünlüğünden uzak bir görünüm çizse de, sadece böyle bir oyuncu kadrosu topladığı için bile izlenmeyi hak ediyor.
Aradan tam üç yıl geçmiş; ama sürükleyiciliğiyle akıllara kazınan her film gibi “Ocean’s Eleven”ı da daha dün izlemiş gibiyiz. Gerçekten muazzam bir oyuncu kadrosuna sahip olan, -‘mainstream’ sinemaya kaymasından hoşnut olmasak da- Steven Soderbergh gibi usta bir yönetmenin ve Jerry Weintraub gibi işini bilen bir yapımcının işbirliğinini eseri olan bu film, izlediğimiz en ihtişamlı soygun çetesi filmlerinden biri olarak belleklerimizde yer etmişti. Her ne kadar o filmin başarısından sonra, devam filmi söylentileri çıksa da, kimse Brad Pitt, George Clooney, Julia Roberts, Matt Damon, Andy Garcia, Casey Affleck, Scott Caan gibi isimlerden oluşan bir kadronun, bir devam filmi için biraraya getirilebileceğine inanmıyordu. Ama Weintraub ve Soderbergh, bırakın ilk filmin kadrosunu korumayı, Catherine Zeta-Jones gibi bir yıldızı ve Vincet Cassel gibi, çıkışta olan bir ismi kadrolarına ekleyerek yeniden karşımıza çıktı. Her ne kadar, böyle bir filmin yapılmış olmasını dahi bir başarı olarak kabul etmek mümkünse de, asıl başarının, yani ‘iyi bir film yapmanın’ yıldızları biraraya getirmekten çok takım oyununu oturtabilmekte saklı olduğunu akılda tutmakta yarar var. En azından, “Ocean’s Twelve”, fazlasıyla dağınık anlatımıyla, bize bunu bir kez daha hatırlatıyor...
Soygun furyası Avrupa’ya taşıyor...
Yeni filmin öyküsü de, gerçekte olduğu gibi, ilk filmden üç yıl sonrasına götürüyor bizi. Danny Ocean’ın aklına uyup, tarihin en büyük soygunlarından birine imza atmış olan çetenin üyeleri, kendi paylarına düşen parayı alıp hayallerindeki hayatın peşinden dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdalar. O kadar ki, büyük bir otel zinciri kurmuş olanından müzik sektörüne girene kadar, her türlü kariyer seçeneği mevcut (bkz. “Ocean’s Twelve’de kim kimdir, hatırlıyoruz...” başlığı). Tabii ki bir devam filmi olabilmesi için, her şeyin toz pembe gitmemesi gerekiyor. Yeni film için, bu toz pembe görüntüyü bozan da yine ekipten biri oluyor. Danny Ocean’ın yerini Terry Benedict’e gammazlayınca, yıllardır intikam için pusuda bekleyen Benedict de eski defterleri yeniden açıyor ve ekipten çaldıkları servetini geri istiyor. Bizimkiler, bu yüklü parayı geri ödemek için yeni bir soygun planı yapsalar da, hikâyemiz tabii ki böyle tek bir intikam motifinin peşinden gitmiyor. Ocean ve ekibinin ilk filmde tanık olduğumuz soygun becerileri, yıllarını bu işe vermiş işinin ehli soyguncuların ve mafyanın da dikkatini çektiğinden, bu kez ekibimizin peşine Benedict’ten çok daha zorlu rakipler de düşüyor.
Ekibin dünyanın dört bir yanına dağılmasıyla paralel şekilde, yeni filmin büyük bölümü Avrupa kentlerinde geçiyor. Tabii bu işin kılıfı. Aslı ise şöyle: Devam filmi düşüncesi aklından bile geçmeyen Steven Soderbergh, “Ocean’s Eleven”ın devam filmi için Roma’ya gittiğinde bu kente tutulmuş ve mutlaka burada geçen bir film çekmesi gerektiğini düşünmüş. Onun bu tutkusu, yapımcı Weintraub’un devam filmi için beğendiği George Nofli imzalı “Honor Among Thieves” adlı Amerika’nın en iyi hırsızıyla Avrupa’nın en iyi hırsızını karşı karşıya getiren senaryoyla birleşinde, filmimiz kaçınılmaz şekilde Avrupa’ya kaymış. Roma’nın yanı sıra Amsterdam, Paris, Monte Carlo, Como Gölü, Roma ve Sicilya’da geçen çekimlerde ekip o kadar eğlenmiş ki, her zaman talep ettikleri ücretlerinin çok altında çalışmayı kabul etmişler. Tabii bunda, yönetmen Soderberg’in yapımcı Weintraub dahil kimsenin pek anlamadığı, filmin maliyetini ilk filmin bütçesini geçmeyecek şekilde ayarlama inadının da etkisi olmuş.
İsterseniz gelin, yeni film için Avrupa’nın dört yanını gezen karakterlerimizin kim olduklarını hatırlayalım ve geçen üç yılda keyifleri yerinde mi bir göz atalım:
Ocean’s Twelve’de kim kimdir, hatırlıyoruz...
Danny Ocean (George Clooney): Terry Benedict’in ulaşılamaz Las Vegas kumarhanesine imkânsız, cüretkâr ve karmaşık bir soygun gerçekleştiren karizmatik lider Danny Ocean birden bire yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden biri olur. 160 milyon doları ekibine paylaştırdıktan sonra, Danny eski karısı Tess’le tekrar evlenir ve Connecticut’ta sakin ve ‘yasalara uygun’ bir yaşam sürmeye başlar.
Filmde Danny Ocean’ı canlandıran Clooney, bu sakin yaşamın imkânsızlığını geçmişte görüyor: “Ekipteki herkes yasalara uygun bir yaşam sürdürmeye çalıştıkları halde, paralarını har vurup harman savuruyorlar. Ve tabii ki geçmişimizin bir parçası bizi avlamaya çalışıyor.”
Rusty Ryan (Brad Pitt): Danny Ocean sıradaşı ve ayrıntıları planlayıcı eleman olarak kendisini Benedict işi için ekibe aldığında, Rusty Ryan’ın kanundışı işleri düz bir seyir izlemekteydi. İnanılmaz başarılarının ardından, Rusty kendine yeni bir hayat kurarak gözde bir Hollywood otelcisi oldu. Ama gelecekle ilgili planlarında büyük bir soygundan daha zoru var: Gerçek aşka yelken açması söz konusu.
Filmde Ryan’ı canlandıran Brad Pitt “İlk filmde, Rusty’nin cinselliği oldukça belirsizdi” diyor ve ekliyor: “İkinci filmde buna açıklık getirmek istedik. O yüzden bir kadına ilgi duymaya başlıyor.”
Linus Caldwell (Matt Damon): Ekibin yeni üyelerinden olan yetenekli Linus Caldwell, Vegas soygununda ilk yıldızını almıştı; ama bu usta yankesicinin hırsı olağanüstü ustalığını devam filminde tehlikeye atabilir. Caldweel’e can veren Damon da “Linus, Danny ve Rusty gibi, kendine ait bir ekibi olsun istiyor, ama buna henüz hazır değil. Danny’ye özenip, kendi ekibini oluşturmaya çalıştığı için, parasını Chicago’da ‘yetenek geliştirme’ye harcıyor” diyerek bu noktaya dikkat çekiyor.
Tess Ocean (Julia Roberts): Bellagio Sanat Galerisi müdiresi Tess Ocean üç yıl önce Las Vegas’ta yalancı ve hırsız eski kocasıyla tekrar karşılaşmaktan pek memnun olmamıştı; ama aralarındaki elektrik, Danny’nin eski karısını kumarhanelar kralı Terry Benedict’ten çalma planındaki cüret kadar büyük olunca, ilk macera, Tess’le Danny’nin yeniden dünyaevine girmeleriyle sonlanmıştı. İkinci maceramız başladığında, Tess kocasıyla birlikte, Connecticut’ta sade bir yaşam sürerken çıkıyor karşımıza. İkizlerine hamile olmasına rağmen bu filmde yer alan Julia Roberts, bu filmde neden rol aldığını şu sözlerle ifade ediyor: “Senaryonun bana cazip gelen yönlerinden biri, karakterimin ve çevremin tamamen farklı oluşuydu. ‘Ocean’s Eleven’da Tess ile Danny düşmandılar, bu filmdeyse ilişkileri çok farklı. İlk filmde George ve Brad’le çalıştım, ama tüm arkadaşlarla sahnelerim olmadı; o yüzden, bu kez oyunun içinde olmak çok hoştu.”
Terry Benedict (Andy Garcia): Acımasız iş adamı Terry Benedict, kumarhanelerinden 160 milyon dolar çalan küstah ekipten, özellikle de aynı zamanda sevgilisini de çalan ekip lideri Danny Ocean’dan intikam almayı her şeyden çok istemektedir. Andy Garcia, canlandırdığı karakterin devam filmindeki varlığı üzerine şunları söylüyor: “Karakterimin ikinci filmde yer almasının gerçekten de sadece iki yolu vardı. Ya onlara katılacaktı ya da onları öldürecekti. Bence yüreğinde yatan şey ikinci şıktı.”
Isabel Lahiri (Catherine Zeta-Jones): Eğitimli, başarılı, ve değerli eşya hırsızlığı soruşturmalarında uzman olan Avrupa interpol ajanı Isabel Lahiri’nin merhum babası da bir hırsızdır. Filmin kadrosuna yeni eklenen Catherine Zeta-Jones, canlandırdığı bu karakter için, “Isabel çok iyi bir dedektif; işinde çok dikkatli ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Vegas soygununu araştırıyor. Ayrıca, Ocean’ın çetesiyle kişisel bağları var. Bu da onun davayı çözme arzusunu güçlendiriyor,” diyor.
Basher Tarr (Don Cheadle): Benedict işini kotarmak için Las Vegas’ın yarısına kablo döşemesi gereken Doğu Londralı patlayıcı uzmanı Eugene ‘Basher’ Tarr, ilk soygundan payına düşen ganimeti rüyasını gerçekleştirmek için kullanır ve müzik sektörüne girer. Albüm yapma hevesinde olsa da, şarkı sözlerinde tekrar eden bir sözcük nedeniyle hayalkırıklığı yaşar.
Frank Catton (Bernie Mac): Manikürlü el takıntısı olan kasa hırsızı Frank Catton, Ocean’ın çetesine pek de ideal olmayan şartlar altında tekrar katılıyor. Ancak filmde Catton’a hayat veren Bernie Mac, kendi konumu pek de iyi olmasa da eski arkadaşlarıyla bıraktıkları yerden devam etmelerini önemsiyor: “Bu çetenin en iyi yanı birbirlerine böylesine yakın olmaları. Şaşırtıcı şeylerden biri, aralarındaki dostluk; dikkat çekmemek için üç yıl boyunca hiç görüşmedikleri halde bu dostlukları sürüyor.”
Turk Malloy & Virgil Malloy (Scott Caan & Casey Affleck): Sürekli didişme hâlinde olan araba ve ulaşım uzmanları Malloy ikizleri, Benedict soygunundan bu yana geçen üç yıl içinde rekabetçi karakterlerinden bir şey kaybetmediler. İkizlerden Virgil’i canlandıran Casey Affleck “Virgil gerçekten sorumluluk sahibi biri ve soygundan payına düşen paranın çoğunu bir kenara koyuyor” derken, diğer kardeş Turk’u canlandıran Scott Caan, “İlk filmde, Casey’yle bir tür komedi unsuru oluşturuyorduk. ‘Ocean’s Twelve’de herkes komik” diyerek karakteri hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor.
Francois Toulour/’Gece Tilkisi’ (Vincent Cassel): Maceraya ikinci filmde katılan karakterlerden olan Francios Toulour, Avrupa’nın varlıklı playboylarından. Ama Toulour’un esas özelliği soygun yaptığı yerde siyah bir tilki biblosu bırakmasıyla ünlü usta bir hırsız olması. Varlıklı ve ayrıcalıklı bir ailenin çocuğu olan Toulour, para için çalmaz; onu cezbeden şey imkânsız bir soygunu gerçekleştirmekten duyduğu hazdır. Ei Monica Belluci’yle birlikte son dönemde yıldızını parlatab Fransız aktör Vincent Cassel canlandırdığı karakter için şunları söylüyor: “Toulour çok kibirli, stil sahibi, şımarık, inanılmaz sevimli ve çok yetenekli. Aynı zamanda hedefine çok iyi odaklanıyor; bir şeyi istediğinde, hemen peşine düşüyor. Yalnız başına çalışan Toulour her işi kendi yapabiliyor; yapmayı bilmiyorsa da, yapana kadar kendini eğitiyor.”
Livingston Dell (Eddie Jemison): Ocean’ın ekibinin en tutumlu üyesi olan, gözetleme, bilgisayar ve elektronik uzmanı Livingston Dell ailesiyle yaşamakta ve stand-up tarzı komedi oyunu üzerinde çalışmaktadır. Steven Soderbergh’la daha önce “Schizopolis”de birlikte çalışan Eddie Jemison, “Bu hikâyede hoşuma giden şey, karakterlerin daha derin işlenmesi. Grup olarak, karakterler uzun zamandır evli çiftlere benziyorlar. Hepsi birbirini çok seviyorlar, ama aynı odada olmaya adeta dayanamıyorlar.”
Saul Bloom (Carl Reiner): Hatırlayacağınız gibi, Saul Bloom, Danny Ocean’ın ekibine katılmak için emekliliğine ara vererek, varlıklı işadamı Lyman Zerga kılığına girmiştir. Nereden geldiği belli olmayan varlıklı adamın evrak çantasını Terry Benedict’in kasasına koydurmaktaki ısrarı, bu inanılmaz soygunu kolaylaştıran öğelerden biridir. İkinci kez emekli olan Saul kendine tekrar yeni bir kimlik seçmiş ve bu kez Hamptons’da seçkin bir erkekler kulübüne üye olmuştur. Kendisini canlandıran ‘kurt’ aktör Carl Reiner’ın dediği gibi, “Saul’ün hiçbir zaman güzel bir hayatı olmadı. Küçük çaplı bir dolandırıcıydı. Daha sonra, Benedict işinden payına düşen parayı aldıktan sonra, bir iç çamaşırı departımanında tanıştığı kadınla yaşamaya karar verdi. Dolayısıyla, Benedict işi teklif edildiğinde, artık o yaştan sonra dolandırıcılık yapamayacağını düşünerek, işi kabul ediyor. Bu soygunun son işi olmasını istiyor.”
Reuben Tishkoff (Elliott Gould): Reuben Tishkoff kendisini Vegas emlak piyasasından silen Terry Benedict’ten intikam almak için Danny Ocean’ın ince planını finanse etmişti. Tishkoff çete elemanları içinde payına düşen hisseden fazla parası olan tek kişi olma özelliğine sahip. Tishkoff’a can veren Elliott Gould, karakterinin yeni filmdeki hali hakkında şunları söylüyor: “Onunla tekrar karşılaştığımızda, hâlâ benekli ve çizgili polka kumaşına meraklı olduğunu görüyoruz. Eksantrik yapısı gereği, akıl okuma ve mistisizme de ilgi duyuyor.”
Yen (Shaobo Qin): Terry Benedict’in ulaşılamaz kasa odasına girmek için bir para kasasına gizlenen lastik adam Yen, büyük malikanesinde mankenli partiler vererek son sürat hayatın tadını çıkarmaktadır ve modaya çok daha uygun bir çizgi benimsemiştir. “Ocean’s Eleven”da ilk kez bir filmde rol alan Çinli akrobat Shaobo Qin, bu filmlerde rol almaktan pek de etkilenmiş görünmüyor: “Yıldızların kim olduklarını pek bilmediğim halde, ilk filmde çok eğlenmiştim. Film bitince, Pekin Akrobatları’na geri döndüm ve dünyanın dört bir yanında gösteriler yapmaya devam ettim”.
Soygun furyası Avrupa’ya taşıyor...
Yeni filmin öyküsü de, gerçekte olduğu gibi, ilk filmden üç yıl sonrasına götürüyor bizi. Danny Ocean’ın aklına uyup, tarihin en büyük soygunlarından birine imza atmış olan çetenin üyeleri, kendi paylarına düşen parayı alıp hayallerindeki hayatın peşinden dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdalar. O kadar ki, büyük bir otel zinciri kurmuş olanından müzik sektörüne girene kadar, her türlü kariyer seçeneği mevcut (bkz. “Ocean’s Twelve’de kim kimdir, hatırlıyoruz...” başlığı). Tabii ki bir devam filmi olabilmesi için, her şeyin toz pembe gitmemesi gerekiyor. Yeni film için, bu toz pembe görüntüyü bozan da yine ekipten biri oluyor. Danny Ocean’ın yerini Terry Benedict’e gammazlayınca, yıllardır intikam için pusuda bekleyen Benedict de eski defterleri yeniden açıyor ve ekipten çaldıkları servetini geri istiyor. Bizimkiler, bu yüklü parayı geri ödemek için yeni bir soygun planı yapsalar da, hikâyemiz tabii ki böyle tek bir intikam motifinin peşinden gitmiyor. Ocean ve ekibinin ilk filmde tanık olduğumuz soygun becerileri, yıllarını bu işe vermiş işinin ehli soyguncuların ve mafyanın da dikkatini çektiğinden, bu kez ekibimizin peşine Benedict’ten çok daha zorlu rakipler de düşüyor.
Ekibin dünyanın dört bir yanına dağılmasıyla paralel şekilde, yeni filmin büyük bölümü Avrupa kentlerinde geçiyor. Tabii bu işin kılıfı. Aslı ise şöyle: Devam filmi düşüncesi aklından bile geçmeyen Steven Soderbergh, “Ocean’s Eleven”ın devam filmi için Roma’ya gittiğinde bu kente tutulmuş ve mutlaka burada geçen bir film çekmesi gerektiğini düşünmüş. Onun bu tutkusu, yapımcı Weintraub’un devam filmi için beğendiği George Nofli imzalı “Honor Among Thieves” adlı Amerika’nın en iyi hırsızıyla Avrupa’nın en iyi hırsızını karşı karşıya getiren senaryoyla birleşinde, filmimiz kaçınılmaz şekilde Avrupa’ya kaymış. Roma’nın yanı sıra Amsterdam, Paris, Monte Carlo, Como Gölü, Roma ve Sicilya’da geçen çekimlerde ekip o kadar eğlenmiş ki, her zaman talep ettikleri ücretlerinin çok altında çalışmayı kabul etmişler. Tabii bunda, yönetmen Soderberg’in yapımcı Weintraub dahil kimsenin pek anlamadığı, filmin maliyetini ilk filmin bütçesini geçmeyecek şekilde ayarlama inadının da etkisi olmuş.
İsterseniz gelin, yeni film için Avrupa’nın dört yanını gezen karakterlerimizin kim olduklarını hatırlayalım ve geçen üç yılda keyifleri yerinde mi bir göz atalım:
Ocean’s Twelve’de kim kimdir, hatırlıyoruz...
Danny Ocean (George Clooney): Terry Benedict’in ulaşılamaz Las Vegas kumarhanesine imkânsız, cüretkâr ve karmaşık bir soygun gerçekleştiren karizmatik lider Danny Ocean birden bire yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden biri olur. 160 milyon doları ekibine paylaştırdıktan sonra, Danny eski karısı Tess’le tekrar evlenir ve Connecticut’ta sakin ve ‘yasalara uygun’ bir yaşam sürmeye başlar.
Filmde Danny Ocean’ı canlandıran Clooney, bu sakin yaşamın imkânsızlığını geçmişte görüyor: “Ekipteki herkes yasalara uygun bir yaşam sürdürmeye çalıştıkları halde, paralarını har vurup harman savuruyorlar. Ve tabii ki geçmişimizin bir parçası bizi avlamaya çalışıyor.”
Rusty Ryan (Brad Pitt): Danny Ocean sıradaşı ve ayrıntıları planlayıcı eleman olarak kendisini Benedict işi için ekibe aldığında, Rusty Ryan’ın kanundışı işleri düz bir seyir izlemekteydi. İnanılmaz başarılarının ardından, Rusty kendine yeni bir hayat kurarak gözde bir Hollywood otelcisi oldu. Ama gelecekle ilgili planlarında büyük bir soygundan daha zoru var: Gerçek aşka yelken açması söz konusu.
Filmde Ryan’ı canlandıran Brad Pitt “İlk filmde, Rusty’nin cinselliği oldukça belirsizdi” diyor ve ekliyor: “İkinci filmde buna açıklık getirmek istedik. O yüzden bir kadına ilgi duymaya başlıyor.”
Linus Caldwell (Matt Damon): Ekibin yeni üyelerinden olan yetenekli Linus Caldwell, Vegas soygununda ilk yıldızını almıştı; ama bu usta yankesicinin hırsı olağanüstü ustalığını devam filminde tehlikeye atabilir. Caldweel’e can veren Damon da “Linus, Danny ve Rusty gibi, kendine ait bir ekibi olsun istiyor, ama buna henüz hazır değil. Danny’ye özenip, kendi ekibini oluşturmaya çalıştığı için, parasını Chicago’da ‘yetenek geliştirme’ye harcıyor” diyerek bu noktaya dikkat çekiyor.
Tess Ocean (Julia Roberts): Bellagio Sanat Galerisi müdiresi Tess Ocean üç yıl önce Las Vegas’ta yalancı ve hırsız eski kocasıyla tekrar karşılaşmaktan pek memnun olmamıştı; ama aralarındaki elektrik, Danny’nin eski karısını kumarhanelar kralı Terry Benedict’ten çalma planındaki cüret kadar büyük olunca, ilk macera, Tess’le Danny’nin yeniden dünyaevine girmeleriyle sonlanmıştı. İkinci maceramız başladığında, Tess kocasıyla birlikte, Connecticut’ta sade bir yaşam sürerken çıkıyor karşımıza. İkizlerine hamile olmasına rağmen bu filmde yer alan Julia Roberts, bu filmde neden rol aldığını şu sözlerle ifade ediyor: “Senaryonun bana cazip gelen yönlerinden biri, karakterimin ve çevremin tamamen farklı oluşuydu. ‘Ocean’s Eleven’da Tess ile Danny düşmandılar, bu filmdeyse ilişkileri çok farklı. İlk filmde George ve Brad’le çalıştım, ama tüm arkadaşlarla sahnelerim olmadı; o yüzden, bu kez oyunun içinde olmak çok hoştu.”
Terry Benedict (Andy Garcia): Acımasız iş adamı Terry Benedict, kumarhanelerinden 160 milyon dolar çalan küstah ekipten, özellikle de aynı zamanda sevgilisini de çalan ekip lideri Danny Ocean’dan intikam almayı her şeyden çok istemektedir. Andy Garcia, canlandırdığı karakterin devam filmindeki varlığı üzerine şunları söylüyor: “Karakterimin ikinci filmde yer almasının gerçekten de sadece iki yolu vardı. Ya onlara katılacaktı ya da onları öldürecekti. Bence yüreğinde yatan şey ikinci şıktı.”
Isabel Lahiri (Catherine Zeta-Jones): Eğitimli, başarılı, ve değerli eşya hırsızlığı soruşturmalarında uzman olan Avrupa interpol ajanı Isabel Lahiri’nin merhum babası da bir hırsızdır. Filmin kadrosuna yeni eklenen Catherine Zeta-Jones, canlandırdığı bu karakter için, “Isabel çok iyi bir dedektif; işinde çok dikkatli ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Vegas soygununu araştırıyor. Ayrıca, Ocean’ın çetesiyle kişisel bağları var. Bu da onun davayı çözme arzusunu güçlendiriyor,” diyor.
Basher Tarr (Don Cheadle): Benedict işini kotarmak için Las Vegas’ın yarısına kablo döşemesi gereken Doğu Londralı patlayıcı uzmanı Eugene ‘Basher’ Tarr, ilk soygundan payına düşen ganimeti rüyasını gerçekleştirmek için kullanır ve müzik sektörüne girer. Albüm yapma hevesinde olsa da, şarkı sözlerinde tekrar eden bir sözcük nedeniyle hayalkırıklığı yaşar.
Frank Catton (Bernie Mac): Manikürlü el takıntısı olan kasa hırsızı Frank Catton, Ocean’ın çetesine pek de ideal olmayan şartlar altında tekrar katılıyor. Ancak filmde Catton’a hayat veren Bernie Mac, kendi konumu pek de iyi olmasa da eski arkadaşlarıyla bıraktıkları yerden devam etmelerini önemsiyor: “Bu çetenin en iyi yanı birbirlerine böylesine yakın olmaları. Şaşırtıcı şeylerden biri, aralarındaki dostluk; dikkat çekmemek için üç yıl boyunca hiç görüşmedikleri halde bu dostlukları sürüyor.”
Turk Malloy & Virgil Malloy (Scott Caan & Casey Affleck): Sürekli didişme hâlinde olan araba ve ulaşım uzmanları Malloy ikizleri, Benedict soygunundan bu yana geçen üç yıl içinde rekabetçi karakterlerinden bir şey kaybetmediler. İkizlerden Virgil’i canlandıran Casey Affleck “Virgil gerçekten sorumluluk sahibi biri ve soygundan payına düşen paranın çoğunu bir kenara koyuyor” derken, diğer kardeş Turk’u canlandıran Scott Caan, “İlk filmde, Casey’yle bir tür komedi unsuru oluşturuyorduk. ‘Ocean’s Twelve’de herkes komik” diyerek karakteri hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor.
Francois Toulour/’Gece Tilkisi’ (Vincent Cassel): Maceraya ikinci filmde katılan karakterlerden olan Francios Toulour, Avrupa’nın varlıklı playboylarından. Ama Toulour’un esas özelliği soygun yaptığı yerde siyah bir tilki biblosu bırakmasıyla ünlü usta bir hırsız olması. Varlıklı ve ayrıcalıklı bir ailenin çocuğu olan Toulour, para için çalmaz; onu cezbeden şey imkânsız bir soygunu gerçekleştirmekten duyduğu hazdır. Ei Monica Belluci’yle birlikte son dönemde yıldızını parlatab Fransız aktör Vincent Cassel canlandırdığı karakter için şunları söylüyor: “Toulour çok kibirli, stil sahibi, şımarık, inanılmaz sevimli ve çok yetenekli. Aynı zamanda hedefine çok iyi odaklanıyor; bir şeyi istediğinde, hemen peşine düşüyor. Yalnız başına çalışan Toulour her işi kendi yapabiliyor; yapmayı bilmiyorsa da, yapana kadar kendini eğitiyor.”
Livingston Dell (Eddie Jemison): Ocean’ın ekibinin en tutumlu üyesi olan, gözetleme, bilgisayar ve elektronik uzmanı Livingston Dell ailesiyle yaşamakta ve stand-up tarzı komedi oyunu üzerinde çalışmaktadır. Steven Soderbergh’la daha önce “Schizopolis”de birlikte çalışan Eddie Jemison, “Bu hikâyede hoşuma giden şey, karakterlerin daha derin işlenmesi. Grup olarak, karakterler uzun zamandır evli çiftlere benziyorlar. Hepsi birbirini çok seviyorlar, ama aynı odada olmaya adeta dayanamıyorlar.”
Saul Bloom (Carl Reiner): Hatırlayacağınız gibi, Saul Bloom, Danny Ocean’ın ekibine katılmak için emekliliğine ara vererek, varlıklı işadamı Lyman Zerga kılığına girmiştir. Nereden geldiği belli olmayan varlıklı adamın evrak çantasını Terry Benedict’in kasasına koydurmaktaki ısrarı, bu inanılmaz soygunu kolaylaştıran öğelerden biridir. İkinci kez emekli olan Saul kendine tekrar yeni bir kimlik seçmiş ve bu kez Hamptons’da seçkin bir erkekler kulübüne üye olmuştur. Kendisini canlandıran ‘kurt’ aktör Carl Reiner’ın dediği gibi, “Saul’ün hiçbir zaman güzel bir hayatı olmadı. Küçük çaplı bir dolandırıcıydı. Daha sonra, Benedict işinden payına düşen parayı aldıktan sonra, bir iç çamaşırı departımanında tanıştığı kadınla yaşamaya karar verdi. Dolayısıyla, Benedict işi teklif edildiğinde, artık o yaştan sonra dolandırıcılık yapamayacağını düşünerek, işi kabul ediyor. Bu soygunun son işi olmasını istiyor.”
Reuben Tishkoff (Elliott Gould): Reuben Tishkoff kendisini Vegas emlak piyasasından silen Terry Benedict’ten intikam almak için Danny Ocean’ın ince planını finanse etmişti. Tishkoff çete elemanları içinde payına düşen hisseden fazla parası olan tek kişi olma özelliğine sahip. Tishkoff’a can veren Elliott Gould, karakterinin yeni filmdeki hali hakkında şunları söylüyor: “Onunla tekrar karşılaştığımızda, hâlâ benekli ve çizgili polka kumaşına meraklı olduğunu görüyoruz. Eksantrik yapısı gereği, akıl okuma ve mistisizme de ilgi duyuyor.”
Yen (Shaobo Qin): Terry Benedict’in ulaşılamaz kasa odasına girmek için bir para kasasına gizlenen lastik adam Yen, büyük malikanesinde mankenli partiler vererek son sürat hayatın tadını çıkarmaktadır ve modaya çok daha uygun bir çizgi benimsemiştir. “Ocean’s Eleven”da ilk kez bir filmde rol alan Çinli akrobat Shaobo Qin, bu filmlerde rol almaktan pek de etkilenmiş görünmüyor: “Yıldızların kim olduklarını pek bilmediğim halde, ilk filmde çok eğlenmiştim. Film bitince, Pekin Akrobatları’na geri döndüm ve dünyanın dört bir yanında gösteriler yapmaya devam ettim”.Henüz kimse yorum yapmamış.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Yetenekli Bay Ripley
Her zaman, gerçek bir "hiçkimse" olmaktansa, sahte bile olsa "biri" olmanın daha iyi olacağını düşünmüşümdür...
Tom Ripley
Her zaman, gerçek bir "hiçkimse" olmaktansa, sahte bile olsa "biri" olmanın daha iyi olacağını düşünmüşümdür...
Tom Ripley







Seanslar
Fragman

