Kimselere benzemeyen Cassavetes

Sevin Okyay 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Biz onu önce çok yetenekli, ayrıca yakışıklı bir aktör olarak tanıdık. Bizi esas ilgilendiren yönetmenlik macerası ise beklenmedik bir şekilde başladı ve festivalde "Unutulmayan Yönetmenler: John Cassavetes" başlığı altında izlediklerimizin de
Sinema oyunculuğuna 1953’te “Taxi”de küçücük bir rolle başladığında 24 yaşındaydı. Bir sonraki filmi “The Night Holds Terror”da ise, Robert Batsford adında bir suçlu olmuştu. Kendisinin yönetmediği filmlerde kötü adam, tehlikeli karakter olmayı sürdürecekti zaten. Biz onu önce çok yetenekli, ayrıca yakışıklı bir aktör olarak tanıdık. John Cassavetes, Yunan göçmeni babanın ikinci kuşaktan Amerikalı oğlu. Sinemaya geçtiğinde, oyunculuk eğitimini tamamlamış, tiyatroda kendine rol bulmaya çalışıyordu. Filmin hemen ardından, sorunlu bir genci oynadığı televizyon dizisi geldi.
Bizi birinci dereceden ilgilendiren yönetmenlik macerası ise, beklenmedik bir şekilde başladı ve 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde, “Unutulmayan Yönetmenler: John Cassavetes” başlığı altında izleyeceğimiz sekiz filmin de aralarında bulunduğu, gerçekten unutulmaz filmlerle sonuçlandı. 1957 yılında, kısa süre önce oynadığı Martin Ritt filmi “Edge Of The City”nin tanıtımı için New York’ta “Night People” adlı radyo programına katılmıştı. Konuşurken birden, Cassavetesvari bir fevrilikle, filmin onda hayalkırıklığı duygusu uyandırdığını söyledi. Kendisinin daha iyisini yapabileceğini ilan etti. Programın sonunda da dinleyicilere çağrıda bulundu. Eğer Hollywood formüllerinin alternatifi olacak bir filmle ilgileniyorlarsa, ona destek olmak için bir-iki dolar göndermelerini istedi. “İnsanlar hakkında bir film” yapmaya söz verdi (ki, bu sözünü sonuna kadar tutmuştur). Sonraki birkaç gün içinde, radyoya iki bin dolardan fazla para gelince de, herkesten çok o şaşırdı. Ama daha o hafta, nasıl bir film yapacağı hakkında hiçbir fikri olmasa da, yapıma girişti. Elinde, kendi oyunculuk atölyesinden öğrenciler, kiralanmış ışıklar ve 16 mm.’lik bir kamera vardı. Yanlış üstüne yanlış yaptılar, sesleri doğru dürüst alamadılar (sonradan düzeltildi). Ortaya, belirgin bir senaryodan yola çıkmamış, oyuncularına büyük paye veren, karakter temelli ve gerçekten insanlar hakkında doğaçlama bir film çıktı. Ve iyi bir film, John Cassavetes’in bütün filmleri gibi.
“Bağımsız Filmin Babası” John Cassavetes 1989’un başında öldü. Henüz 60 yaşındaydı. O sıralar bağımsız filmler almış yürümüş, piyasaya çıkmıştı, hatta Akademi Ödülü törenlerine dahil olmuşlardı (bunun ne ölçüde hayırlı olduğu tartışma konusu, tabii). Sadece 12 film yapabildi, çünkü o filmleri yapmak için başka filmlerde oynayıp para toplaması ve filmin içine sinmesi gerekiyordu. Ne var ki, filmleri, 1950’lerin sonunda onları yapmaya başladığı zaman ne kadar etkiliyseler, halen de o kadar etkililer. Cassavetes, stüdyo sistemine dahil olmayan, dahil olmak istemeyen başka genç sinemacılara da isterlerse film yapabileceklerini gösterdi. Martin Scorsese, “Shadows”u izleyince film yapabileceğini fark ettiğini söylüyor. Daha da önemlisi, o, insanlara başka insanların ruhunu gösterdi ki, bunun değerine paha biçilmez.
Henüz kimse yorum yapmamış.


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

İçerideki Adam
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.









Seanslar
Fragman


