Herzog denince akan sular durur!

Tunca Arslan 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Tüm sinema yaşamı boyunca, "kaybedecek hiçbir şeyi yokmuş gibi" davranması, asla teslim olmaması ve hep büyük işler peşinde koşmasıyla Herzog, beyazperdede buhran ve kıyamet duygusunun en iyi anlatıcılarından biri olageldi bugüne dek.
Nazilerin iktidarda olduğu dönemin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini önemle belirtmeyi unutmadan; travmadan kurtulmaya çalışan Alman sinemasını kendine getiren hayat öpücüklerini 1960'lı yıllarda vermeye başlayan ve 70'lerle birlikte göz kamaştırıcılığa ulaşan kuşağın en coşku verici, bir bakıma da "en güçlü" temsilcisidir Werner Herzog. Kuşkusuz Fassbinder'in de, Schlöndorff'un da, Wenders'in de gerek Alman, gerekse dünya sinemasında tartışılmaz yerleri, apayrı önemleri mevcut, ama kendi adıma söyleyecek olursam, Herzog denilince akan suların durması lazım!
İlk filmini 14 yaşındayken çalıntı bir kamerayla çeken Bavyeralı Herzog, zihinsel özürlü Bruno S.'den yıldız yaratma çabası ("Kaspar Hauser"), hepsi cücelerden oluşan oyuncu kadrosuyla çalışması ("Cüceler de Önce Küçüktü"), tüm film ekibini hipnotize etmesi ("Camın Kalbi"), 10 bin gri fareyi tek tek beyaza boyatması ("Vampir Nosferatu") ya da 1974'te hasta sinema tarihçisi dostunu ziyaret için Münih'ten Paris'e yürüyerek gitmesi gibi nedenlerle ve hepsinin sonunda da "Sanırım film yapmayı bırakıp akıl hastanesine yatmalıyım" demesiyle değil yalnızca; sıra dışı karakterlere olan tutkusu, görülmedik, bilinmedik mekanlara, yitik uygarlıklara sonsuz ilgisiyle ördüğü büyüleyici filmografisiyle benzersiz bir yönetmen.
Tüm sinema yaşamı boyunca, "kaybedecek hiçbir şeyi yokmuş gibi" davranması, asla teslim olmayıp umutsuzluğa kapılmaması ve hep büyük işler peşinde koşmasıyla Herzog, beyazperdede buhran ve kıyamet duygusunun en iyi anlatıcılarından biri olageldi bugüne dek. Gücün, insan iradesinin yapabileceklerinin, tarihte zorun ve zorunluluğun rolünün karşılıklarını verdi Herzog filmografisi.
"Aguirre, Tanrı'nın Gazabı"nda, Güney Amerika ormanlarında bilinmeze doğru korkutucu ve gerçek bir fetih yolculuğuna çıkan, Büchner uyarlaması "Woyzeck"te yavaş yavaş deliren, "Fitzcarraldo"da 350 ton ağırlığında bir vapuru dağın üzerinden geçirmeye çalışan, "Cobra Verde"de köle kalesini inşa edip orduyu eğiten ve Batı Afrika'da çılgın bir savaşa tutuşan, aynı zamanda Herzog'un kendisidir... Bir zamanlar birileri, kilometrelerce uzanan ve insanlardan oluşan bir "telgraf hattı" yapmak zorunda kaldıysa, şöyle denilebilir: Herzog da o insanların filmini yapmak zorundaydı!
1979 yapımı "Vampir Nosferatu", klasik Drakula öyküsünün 1922 versiyonuna imza atan F. W. Murnau'ya büyük bir saygı gösterisi olmanın ötesinde, sanki Werner Herzog'un da "vampir... ama duygusal vampir" olduğunun itirafıdır.
Festival, saydıklarımızın dışında "Stroszek"ten "Kayaların Çığlığı"na, "Yaşam Belirtileri"nden "Yeşil Karıncaların Düş Gördüğü Yer"e açılan geniş bir yelpaze oluşturan Werner Herzog filmografisinin en değerli, en etkileyici altı parçasını Ustalara Saygı kapsamında karşımıza çıkartıyor bu yıl. İlgili bölümde Herzog'un adının hemen yanında Klaus Kinski'nin de yer almasının anlamı ise bir başka. Kinski, gösterilecek altı filmde de başrolü üstlenmesinin yanında, usta yönetmenin "sevgili can düşmanı" çünkü! Birbirlerinin sinirlerini sürekli geren, "Aguirre..."nin çekimleri sırasında birbirlerine ciddi ciddi silah çekmeleri dillere destan olan bu müthiş ikilinin serüven ve portrelerini bir de 95 dakikalık "Sevgili Can Düşmanım"dan izlemek, başlı başına çok önemli bir sinema olayı kuşkusuz.
"İnsanlar..." demeyelim ama, "Bu yıl festivalseverler..." ikiye ayrılacak: Herzog filmlerini seyredenler ve seyretmeyenler!
Henüz kimse yorum yapmamış.


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Esir Ruhlar
Hayal kurmayı sürdürmezseniz hayatın ne anlamı kalır.
Hayal kurmayı sürdürmezseniz hayatın ne anlamı kalır.







Seanslar
Fragman

