Samuel L. Jackson
Spike Lee ve Tarantino Oyuncusu
Sinema.com 2 Haziran 2005, Perşembe 00:00
Tiyatro kökenli, olgun mu olgun, derisinin renginden dolayı ancak 40'ından sonra ünlü olabilmiş, Spike Lee ve Quentin Tarantino oyuncusu, Cannes ve Berlin Festivalleri'nden ödülleri olan, aksiyon yıldızı, karakter oyuncusu, evli, bir kız çocuğu babası, Oscar adaylığı bulunan Samuel L. Jackson'ın arka sokaklardan, oyuncu seçmelerinden başlayan kariyerinin bugünlere uzanan öyküsü için devam ediniz...

Yönetmenlerin başları sıkıştı mı koşup gözü kapalı rol verdiği oyunculardan biri Samuel L. Jackson. Şimdiye kadar onu bilimkurgulardan tutun da aksiyonlara, bağımsız yapımlardan komedi filmlerine dek pek çok rolde izledik; izlemeye devam ediyoruz. Kesinlikle doğuştan karizma sahibi olanlardan biri o. Öyle ki 50 yaşında Hugo Boss'un defilesinde ışıl ışıl parlayan siyah deriler içinde podyumda yürüdüğünde hâlâ pek çok kadının yüreğini hoplatabiliyor. Karizmasını her filmine taşıyor ama onun arkasına saklanıp da oynar gibi yapanlardan değil. İşini elinden geldiğince iyi yapmaya çalışan, setlerde hiç sorun çıkarmayan, kaprissiz, komplekssiz, planlı, programlı, çalışkan, tam bir profesyonel… Bugünlere kolay gelmedi. İsmi ile soyadının arasına sıkışmış o ‘L’ harfinin anlamını soranlara muzipçe gülümseyerek “Luck” (yani şans) diye cevap veriyor. Mütevazi mi mütevazi! Ama, hayır, bugünkü konumuna onu şans da getirmedi. “Bu işte şans çok önemli. Ama şans kapını çaldığında hazır olmak zorundasın”diyor. O hep hazırdı. 

1948 Washingtondoğumlu. Orta halli bir ailenin oğlu. Atlanta'daki Morehouse College'de tiyatro eğitimi almış. Gençliğinde ülkesindeki ırk ayrımcılığına karşı mücadele eden militan bir eylemciymiş ve şimdi o zaman yaptıklarından dolayı gurur duyuyor . Okulunun öğrenci birliğinde siyah öğrencilerin olmamasını protesto etmek amacıyla okulun mütevelli heyetini kısa bir süre rehin almaktan dolayı okuldan uzaklaştırılmış. Fakat bu olay okulunu 72'de iyi derece ile bitirmesini engellememiş. Üstelik onun ve diğer öğrencilerin çabaları okuldaki ırkçılığın giderilmesinde epey işe yaramış. Uğursuz 80'ler Okuldan sonra bir süre Atlanta'da kalıp reklam filmlerinde, TV dizilerinde küçük roller almış. Bakmış ki bu iş böyle olmuyor New York'un yolunu tutmuş. Burada duralım. Şimdi…Samuel Jackson'ın yaşamı bundan sonra kalın bir çizgiyle 80'ler ve 90'lar olmak üzere ikiye ayrılıyor. 80'ler o deneme senin, bu prova benim diyerek rol peşinde koşuşturup durduğu yıllar. Filmlerdeki varlığının şöyle bir görünmekten ibaret olduğu yıllar. Bu dönemde başının uyuşturucuyla belada olduğunu da ekleyelim. 90'larda ise o artık yönetmenlerin filminde oynaması için neredeyse ayaklarına kapandığı bir Hollywood starına evrilmiştir, malum. Artık bir aksiyon yıldızıdır, güçlü bir karakter oyuncusudur ve aynı anda iki filmde birden oynayacak kadar yoğundur. New York'a geldiğinde siyahların oluşturduğu bir tiyatro topluluğu olan “Negro Ensemble Company”ye katılır. Burada çeşitli oyunlarda sahne alırken -evet ve maalesef dünyanın hiçbir yerinde tiyatro para kazandırmadığından- bir yandan da çeşitli yetenek denemelerine katılıp sinema ya da TV filmlerinde rol kapmanın telaşına düşer. Ve fakat siyahlarla özdeşleştirilen roller, onlardan beklenen karakteristik özellikler vardır ve tiyatro eğitimi almış olan Samuel bu beklentileri yeterince karşılamıyor diye çoğunlukla geri çevrilir. Hollywood'a hoşgeldiniz! Bu arada yakasını uyuşturucuya kaptırmıştır ve zor günler yaşamaktadır. Onu sahnede gören ve yeteneğini keşfeden ise elbette Spike Lee olacaktır. Spike Lee filmleri Jackson'ın kariyerinde kilometre taşı vazifesi görecektir. Beraberlikleri ilk olarak 1988'de “School Daze” ile başlar, 1989'da “Do the Right Thing” ile devam eder. Ardından “Mo' Better Blues” ve “Jungle Fever” gelir. Dikkat! “Jungle Fever”ın yapım tarihi 1991. Şu andan itibaren Samuel L. Jackson'ın zamanlarına girmiş bulunmaktayız. 

Hoşgeldin 90'lar “Jungle Fever”dan hemen önce bir rehabilitasyon merkezinde tedavi görerek bağımlılığından kurtulur. Kader bu ya, filmde bir uyuşturucu bağımlısını canlandırır. Bu yardımcı rolde öylesine başarılı olur ki performansı ona Cannes'dan bir özel ödül getirir. 9O'lara kucağında uluslararası bir ödülle ve “Ben artık temizim” diye haykırarak girmiştir. Belki sektörde beyaz bir aktörle eşit koşullarda mücadele etmemiş, önyargıları aşamamış ve yeteneğini ispatlaması için 42 yaşına kadar beklemek zorunda kalmıştır ama bunun acısını çıkarmasını bilecektir. 1991'ten sonra 44 sinema filminde rol alır. Ortalama senede 4 filmden fazladır bu. Fakat Jackson halinden hiç de şikayetçi değildir. İlk olarak Steven Spielberg'in “Jurassic Park”ında bilim adamı ordusunda yer alanlardan birini canlandırır. Sonra Tarantino'nun senaryosunu yazdığı Tony Scot'ın çektiği “True Romance”ta gözükür. Bu filmdeki performansından Tarantino çok memnun kalmış olmalı ki onu efsanevi filmi “Ucuz Roman”da oynatır. Jackson ve John Travolta bu filmde mafya babası Marsellus Wallace adına çalışan gangsterleri canlandırırlar. Son derece cool, tebrübeli, sert ve cinayet işlemeden önce ezbere İncil'den bölümler okuyan Jules karakteri onun geniş kitlelerce tanınmasını sağlar. Jules'un filmde, bu filmle birlikte Samuel gibi yeniden doğan bir diğer aktör olan Travolta'nın karakteri Vincent Vega'yla çevirdiği geyikler sinema tarihine geçmiştir desek yanlış olmaz. Ve artık kahramanımızın önü sonuna kadar açılmıştır. “Die Hard”serisinin üçüncüsünde Bruce Wills'le beraber başroldedir artık. Geçkin yaşına rağmen atletik vücudu ile aksiyon filmlerinde rahatlıkla oynayabileceğini kanıtlar. Sonra “Long Kiss Goodnight”ta özel bir dedektifi canlandırır. Geena Davis'le beraber peşlerindeki özel ajanlardan kaçarlar. Görüldüğü gibi artık hep kötü adamları ya da uyuşturucu bağımlısı serserileri canlandırmaktan kurtulmuştur. Gerçi o bu meseleyi kendine fazla dert etmez: “Evet, burada siyah oyuncular hep belli tipleri canlandırıyorlar. Pezevenkleri, bağımlıları, suçluları…Böyle rolleri kabul ettiğimde bana bunu nasıl yaptığımı soruyorlar. Bir kere, bu işe ihtiyacım var. İkincisi, isterseniz böyle bir rolü klişelikten kurtarma ve onu yaşayan, duyguları olan biri haline getirme şansınız da var. Bunu yapmaya çalışıyorum.” 

97'te onu artık bir Tarantino oyuncusu haline getiren “Jackie Brown”da oynar. Bu filmdeki silahlara düşkün azılı ganster rolü ona Berlin'den ödül getirir. Ardından “A Time To Kill”de acılı bir babayı, “Sphere”de bir bilimadamını canlandırır. “187”de sorunlu ve tehlikeli öğrencilerin olduğu bir lisede idealist bir öğretmendir. “Deep Blue Sea”de beyin kanserine karşı bir tedavi yöntemi geliştirilebilsin diye 200 milyon dolar bağışlamış bir işadamıdır. Gün kesinlikle onun günüdür. Büyük yapımların aranılan oyuncusudur artık o. Bir Oscar'ı Bile yok Tiyatro kökenli, olgun mu olgun, derisinin renginden dolayı yeteneğine karşın ancak 40'dan sonra ünlü olabilmiş, Spike Lee ve Quentin Tarantino oyuncusu, Cannes ve Berlin Festivallerinden ödülleri olan, aksiyon yıldızı, karakter oyuncusu, evli, bir kız çocuğu babası, Oscar adaylığı bulunan Samuel Leroy Jackson'ın arka sokaklardan, oyuncu seçmelerinden başlayan kariyerinin doruk noktası şüphesiz “Star Wars: Episode 1”daki Mance Windu rolüdür. Herkesin iki saniye görünebilmek için bile çok şey feda edebileceği bu filmde rol alabilmek bir semboldür. Bizce hiç ihtiyacı olmasa da Samuel L. Jackson'ın başarısının sembolüdür. Ona soracak olursanız tek bir beklentisi kaldı: Küçük bir Oscar heykelciği. 

Bu Yazıdan Ne Ders Çıkarılır? Irkçılık ve milliyetçilik dünyadaki pek çok sorunun ana kaynağıdır ve kökünün kurutulması şarttır. Hollywood'da siyah oyunculara hep aynı rollerin teklif ediliyor olması onların ayıbıdır. Uyuşturucu kullanımı sağlığa zararlıdır ve belli bir yaştan sonra bırakılmasında fayda vardır. Samuel Leroy Jackson çok iyi bir oyuncudur ve bu hafta gösterime giren “XXX 2”de, ilk filmde olduğu gibi Augustus Gibbons karakterini canlandırmaktadır. Akademi, artık Morgan Freeman'dan sonunda esirgemediği Oscar heykelciğini, artık Samuel L. Jackson'a da (bu filmle değil tabii ki, zamanı geldiğinde) vermelidir. -Son-

Henüz kimse yorum yapmamış.

Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.4/10
TV'de bugün
Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Replik
Raydan Çıkanlar
Bazıları sahip oldukları şeyin değerini bilmez.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com