
Eskiden safari cipler olurdu Altın Portakal kortejinde, son senelerde çok daha lüks araçlar kullanılıyor. Bu sene sayamadığım kadar fazla üstü açık son model mercedes ve BMW vardı, hepsinin son model olması, siyah olması, Antalya plakalı olması "vay be" dedirti. (En azından bana) "Antalya'da bu kadar çok aynı model birbirinin aynı lüks kiralık araç ne arıyor" da dedirtti kortej. (tabii ki yine kendi kendime dedim) (Sonra düşününce ülkemizin turizm cennetinde kiralık araç olaraktan bu tip lüks sınıf otomobillerin bulunması şaşırtıcı gelmemeye başladı)
Antalya Altın Portakal izlenimleri böyle başlamamalı belki ama; haber gibi haberleri ve yazı gibi yazıları zaten yazanlar yazıyor, siz okuyorsunuz; Sinema.com olarak bu sene biraz daha rahat davranalım, yediklerimizi içtiklerimizi, seyrettiğimiz filmleri (o kadar da değil) kendimize saklayalım, festival atmosferini ve olan biteni uzaktan seyredip notlar halinde aktaralım dedik... Devam ediyoruz:
Her sene olduğu gibi Türsak Vakfı Başkanı Engin Yiğitgil ve Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel ayrı ayrı konuşmalar yaparak festivali başlattılar. (Her sene olduğu gibi bu sene de Menderes Türel konuşma yaparken seyirciler arasında artık klasikleşen "Aaa... Korhan Abay sunuyor geceyi" "Aaa... Korhan Abay "r"leri söyleyemiyor muydu" benzeri espriler yapıldı. )
Cem Yılmaz herhangi bir filmiyle olmasa da bir şekilde sızmış durumda festivale. Üstelik ulusal film yarışmasının jürisine sızacak kadar da ileri gitmiş. Heyecanı her halinden belli ancak rol çalmadan da duramıyor. "Jürinin en genç, en acemi, sinema olarak en çaylak elemanı olmayı ben seçmedim" diyor ve "Uyumaya vakit bulacak mıyız?" diye soruyordu. Antalya halkının ve elbetteki basının ilgi odaklarının başında gelen Cem Yılmaz konu sinemaya gelince iyi bir Türk filmi izleyicisi olduğunu ve bir çok filmi izlemenin büyük bir zevk ve kendini geliştirme fırsatı olduğunu da sözlerine ekledi.
Bir diğer jüri üyesi Zeki Demirkubuz, "Bu jüri denen insanlar ne yer, ne içer, nasıl yürür, ne düşünür, ne konuşur, filmleri nasıl değerlendirir hep merak etmişimdir. Sonunda öğreneceğim" diyerek düşüncelerini aktardı.
Onur ödülü alan Yavuz Turgul şu an bulunduğu noktaya onlarsız varamayacağını söyleyerek annesine ve Şener Şen'e teşekkür ederken diğer bir Onur Ödülü sahibi Halil Ergün, "Ödül alacağımı ilk duyduğumda çok gurur duydum ama hemn sonra durup düşününce; Noluyor yahu? Yolun sonuna mı geldik yoksa?" diye düşünmeden edemedim" diyerek; "Bende daha iş bitmedi, yönetmen arkadaşlara duyurulur" mesajı verdi.
Sağlık sebepleriyle onur ödülünü almaya gelemeyen Macide Tanır yerine Zafer Algöz ödül alırken, sinema emek ödülüne layık görülen kurgu yönetmeni Turgut İnangiray yerine de Hale Soygazi ödül aldı. Bu sene ilk kez "takılan" Altın Portakal Nişanı da Türk Sinemasının usta oyuncularından Hülya Koçyiğit'e layık görülmüştü. Ünlü oyuncu sahnede oldukça duygusal anlar yaşadı. (Tam tercüme etmek gerekirse nerdeyse ağlayacaktı ama tuttu kendini...)
Açılış töreninin büyük bombası malum Sezen Aksu konseriydi. 12 kişilik ekibiyle sahne alan Sezen Aksu oynadığı iki filmden bahsederken gerek seyircilere gerekse konuklara sataşmaktan da geri durmadı.
İki sene önce yine aynı sahnede jüri daha kararını vermeden Eğreti Gelin'deki rolüyle Nurgül Yeşilçay'a iltifatlar yağdırdığını ve sonra jüriyi etkilediği için basın tarafından topa tutulan Aksu, "Fikrim değişmiş değil" dedikten sonra "Bu sene nasıl olsa filmi yok, rahat rahat konuşabilirim" dedikten sonra bu sene de Nurgül Yeşilçay'ın üstelik de iki filmle birden festivalde yarıştığını duyunca lafı hemen ustalıkla çevirdi: "Zaten son yıllarda oyunculuğu çok bozuldu Nurgül'ün"
Antalya'da Cumartesi akşamı da Uluslararası Avrasya Fİlm Festivali'nin açılışı yapılacak. 28 Ekim akşamına kadar sürecek festivalde 200'e yakın yerli ve yabancı film sinemaseverlerle buluşucak. (Diye son derece klasik bir bitiş yapalım.)


Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.

Büyük güçle birlikte büyük sorumluluk gelir.










