
Hep uzak ülkelerde kim olduklarını bile bilmediğimiz insanların mı yardımına koşacak bu süper kahramanlar. Bizim topraklarımızdan ve bağrımızdan kopup gelmiş bir süper kahraman olsaydı ve "Bir gün uyandığımda her şey değişmişti" diyerek hikayesine başlasaydı neler olurdu?
Yaşayan tek süper kahramanımız "Görümce Adam"ı sizin için bulup onunla çok özel bir röportaj gerçekleştirdim. Görümce Adam'ın inanılmaz hikayesini kendi ağzından dinliyoruz.
Her şey durduk yere başladı!
İşsiz güçsüz biri olarak her zamanki gibi geç saatlerde yatıp öğle sıcağının insanın tepesine vuran kızgın saatlerinde uyandığımda içimde garip bir his beni yakaladı. Eşimin çoktan uyanıp işe gittiğini bilmeme rağmen ona korkuyla seslendim.
Tabii ki yanıt sessizlikti. Birden gözlerim ellerime kaydı, gördüğüm şeyle dehşete düştüm, hatta yataktan da. Hızla ayağa fırlayıp yatağın sağındaki gardolabın aynasına baktım. Gördüğüm ben değildim “Görümcem” olmuştum!
Panik içinde karnım kasılıp nefes alamaz hale geldiğimde ne yapacağımı bilmez bir halde delirdiğimi düşünüyordum. Beni bu durumdan kurtaran kapının çalması oldu. Zilin sesiyle bir anda ‘kurtuldum biri geldi’ diye fırlarken, bir yandan da ‘olum ben n’apıyorum gelen beni görümcem sanacak’ diye düşünerek frene bastım.
Kapıyı açıp açmamakla kararsız kalmışken çarptığım sehpadan düşen metal süs eşyasının (ne işe yarar bilmiyorum böyle şeyler, karım alıp her tarafı bunlarla dolduruyor) çıkardığı sesle ikilem de sonra erdi, artık kapıyı açmak zorundaydım.
Kapıyı açtığımda yan komşumuz Aysel teyzenin geldiğini gördüm. Beni görünce;
- Aa Nermin sen ne zaman geldin, ben Rıfat’a bakmıştım, eğer alışverişe çıkacaksa bana da bi şeyler al diyecektim.
Ben dondum kaldım.
- Hoş geldin kızım. Baktın olmuyor bu haylaz kayınçonu toparlamaya mı geldin?
Ben hala donmuş halde bakıyorum.
- Annen baban nasıllar, onlar da geldi mi?
Ben mütamadiyen ne söyleyeceğini bilemeden bakıyorum.
- Aa, kızım dilini mi yuttun sen, konuşsana!
- Yok Aysel abla ben yanlız geldim. Nasılsın?
Diyebildim zorlukla.
- İyiyim kızım saol, Rıfat yok mu?
- Yok abla. Çıkmış her halde sabah erken.
- Ne işi varmış haylazın sabah sabah dışarıda. Güya kitap yazacak da biz de görücez.
- Öyle deme yazacak tabi, söylediğini yapar Rıfat (kızgınlıkla cevap verirken buldum kendimi) ... abi...
- Aa, en çok sen söylenirdin kızım, gül gibi işinden ayrıldı, roman yazacağım palavrasıyla ablamın sırtına yaslandı yaşıyor ekmek elden su gölden diye.
- Ne? Hay ben onun!... Ee şey kızarım tabi Aysel abla ama iyi çocuktur sen bakma öyle dediğime benim.
- Neyse ben kendim çıkayım bari alışverişe. Hadi kızım görüşürüz, tekrardan hoşgeldin.
- Saol abla.
Aysel abla beni yeni gerçeğimle baş başa bırakıp gitti. Evet görümceme dönüşmüştüm, gerçek buydu ve bundan nasıl kurtulacağımı bilemiyordum. Bu gücümle n’apacağımı da.
Acaba sadece kendi görümceme mi dönüşebiliyordum yoksa, tüm görümcelere dönüşme yeteneğim var mıydı? Bu yeteneğim roman yazmada bana yazdımcı olabilir miydi? Kadınların dünyası beni mi bekliyordu? Bu halden nasıl kurtulacak, nasıl Rıfat’a geri dönecektim? Bu sorulara dalıp düşünmeye başladım, soruların cevapları ne olursa olsun büyük bir macera beni bekliyordu...
Yeteneklerimi keşfediyorum
Birkaç saat daha ne yapacağımı bilmez bir halde evin içinde dolandım. Sonra aniden aklıma bir fikir geldi, pekala kadınların dünyasına girip onların gözünden bir roman yazabilirdim. Zaten böyle yapabilen yazarlar çok tutuyordu.
Aklıma apartmanın en üst katında oturan Meltem hanımın bugün günü olduğu geldi. Eşim çalıştığı için günlere, ev gezmelerine davet edilmesine rağmen gidemiyor ve açıkçası ‘kurtuluyorum günlerden’ diye de çok seviniyordu.
Fakat görümcem Nermin için aynı şeyi söyleyemem, o bize konuk olduğu zamanlar tüm apartmanı gezer, günlere katılır, bu yüzden bizden çok daha fazla tanınırdı apartmanda. Hemen eşimin gardolabından şık bir elbise seçip soluğu Meltem hanımlarda aldım.
Beni görünce ‘Ay Nermincim gelmiş’ diye bir sevindi ki sormayın. Gittiğimde çoktan çaylar koyulmuş, bin bir çeşit ikrama yumulmuş haldeydiler, benim de ilk işim bu oldu. Akşamüstüne kadar kaldığım günde bazı potlar kırsam da (Nermin patavatsız biriydi, buna yordular) idare etmeyi bildim ve açıkçası hiç de sıkıcı olmadığına kadar verdim.
Mahalledeki tüm dedikoduları, kimin ne durumda olduğunu, eksiklerini, ihtiyaçlarını, hatalarını, kavgalarını öğrendim. Günden ayrılırken atık gücümü nasıl kullanacağımı biliyordum. Tüm zor durumdakilere, kavgalılara yardım edecektim.
Eve geldikten bir süre sonra panikle eşimin geleceğini ve beni bu halde göreceğini hatırladım. Kara kara ne yapacağımı düşünürken konsantre olup eski halime dönmeyi düşünmeye karar verdim, gerçekten de birkaç saniye içinde tekrar Rıfat olmuştum...
Sonraki birkaç günüm gücümü nasıl kullanacağımı keşfetmekle geçti. Konsantre olduğumda bir kere gördüğüm tüm görümcelerin yerine geçebiliyordum. Artık günlerim kadınların toplantılarına gitmekle, sorunlarını öğrenip onlara yardım etmeye çalışmakla geçiyordu. Ben Görümce Adam olmuştum...
Karanlık tarafa geçmek mi? Aklımın ucundan bile geçmedi
Bir süre sonra bir kadın toplantısında tuhaf bir hisse kapıldım. Oradakilerden biri beni rahatsız etti. O da benden hoşlanmamış olacak ki dik dik bakmaya başladı, tam ‘ne bakıyosun ulan’ diye bağıracakken (ne de olsa serde erkeklik var) son anda kendimi tuttum. Evden ayrılacağı zamanı kollayıp peşinden ben de çıktım.
Köşeyi dönmeden yakaladım. ‘Kimsin sen' diye soracak oldum, kaçmaya başladı, ben peşine düşütüm tabi. Zaten 5-10 saniye sonra atladım üstüne, biz bununla saç saça baş baş kavga ederken bunun üzerinden bir sürü altın, ufak tefek değerli eşyalar düşmesin mi! Anladım tabi hemen olayı, bu kadınların günlerine gelip hızsızlık yapıyor.
Buna ‘alçak’ diye bağırarak abanmıştım ki, bu birden erkeğe dönüşmesin mi! Tabi beni allah ne verdiyse diyerek evire çevire dövdü ben erkek halime dönüşünceye kadar. Meğer amcasının kızına dönüşebiliyormuş. Yani kimin amcasının kızını görse ona dönüşebiliyormuş ama bu gücünü kullanmak için benimkinden çok farklı bir yol seçmiş.
Hayatın anlamını sonunda buldum!
Böylece yanlız olmadığımı anladım, her daim güçlerini kötüye kullananlar çıkacaktı ve benim görevim, gücünü kötüye kullanan tüm sahte amca kızları/oğulları, hala kızları/oğulları, dayı kızlarını/oğullarını, tüm görümceler, kayınçoları engellemek ve yardıma muhtaç herkesin yardımına koşmaktı.
İçimden bir ses sürekli tekrarlıyordu "Unutma! Büyük güç büyük sorumluluk gerektirir." Yoksa bu özel gücün ne anlamı kalır ki...


Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Bir korsan için bugünlerde ayakta kalmanın tek yolu diğer korsanlara ihanet etmek.
Kaptan Barbossa











