
Her ne kadar insanoğluna bir hatayı iki kere yapma diye telkinler verilse de ben yine aynı hatayı yaptım. Klişe bir Amerikan çıktısı olan ‘cıs’ bir filme üstelik para vererek gitme gafletinde bulundum.
Sinema.com takipçisi Meltem Coşkun'un yazısı...
‘Hayatımız film olmuş’un dışında filmlerle ilgili şahsi bir kanaate varmış bulunuyorum, o da şu: Çok istisnai durumların dışında, genelde fragmanları iyi olan filmler kötü, fragmanları kötü olan filmler de iyi çıkıyor. Rezalet filmler içinse eğer iyi bir göze sahipseniz zaten böyle bir teste gerek kalmıyor.
Perdedekinin bir sanallık yansıması olduğunu unutup bu dünya gerçekliğini de işin içine katmak isteyen yönetmenler, mutlaka ayakları yere basan bir son uydurma çabası içine girip kaybediyorlar. Hâlbuki perde bir hayal ürününün yansımasıdır ve başarılı olması da ancak bu dünyaya ait gibi durmayan sanal gerçekliğine tutunmasına bağlıdır.
‘Cıs’ filmimize geri dönersek fragman acısından büyücü edasıyla izleyiciyi sinemaya çağıran fakat tek amacı para ve zaman toplamak olan bu film, amacını başarıyla gerçekleştiriyor. Sahnenin açılmasıyla acaba "yanlış mı yaptım?" demelerinizi boşa çıkaracak kadar uyanık birilerinin ellerinden çıktığı belli olan bir film.
Zaten amacı halı altından akan ruhların yaşatacağı ani dehşeti yasamak olan masum seyirci, bir ‘höt’ sesine tav olmaya hazırdır. Bunu bilen her insan gibi filmin yönetmenleri 'yumurtacı' ikizlerimiz de olayı ‘höt’ sesinden sonra kesmeyi uygun görmüşlerdir.
Siyah beyaz fonun ilk sahnelerde çok sofistike bir imaj sunduğunu belirtmeden geçmek olmaz; bir de oldukça düşündürücü bir film.
Mesela, eve bir sapık mı girmiştir? Ortada, ‘veletlerinden de senden de sıkıldım’ diyen Erol Taş misali bir canlı mı vardır? Bize, ‘Kimdir o?’ dedirten fevkalade bir sahne! E zaten korku filminde olduğumuz için muhakkak ruhtur, ruh olmalıdır, hatta olmak zorundadır! Filmi komik kılan kısımlardan biri de sonucun cinli bir babaya bağlanmasıdır.
Neyse, film akar, film arası olur, siz hala nerede hani ruhlar dersiniz.
Filmin yarısını da geçerken tek gördüğünüz bir Amerikan kabilesinin 'mini boyu' olan orta halli bir aile batınca nasıl yerlerde kalmaya muhtaç olur ve oraya nasıl taşınır olur.
Tadından yenmez hatta tabağı derhal garsona geri postalayın tadında bir film. Türü için ne söyleyebiliriz dersek; hafif ve gülünç bir Amerikan çıktısı diyebiliriz. Oyuncular bakımından ise bebek Benny ve ağacın üzerindeki iki karga kesinlikle Oscar’lıktı.
Son sahne ise akıllara zarar bir haldeydi, zaten 10 dakikalık bir korku arası olan film, en sonunda ayçiçeği tarlası reklâmı ile orta halli bir aşkın kavuşma sahnesi kıvamında bitiyor. E ben tabi hemen doğru salonda mıyım diye kontrol ediyorum ve acı gerçek…
Daha çıkış kapıları açılmadan kendimi koltuklardan aşağı bırakırcasına çekip gidiyorum.
- “Will Smith Hancock ile box office listesini salladı.”
- “Wanted” ilk on içindeki diğer filmleri yuttu.
- Haftanın Ardından
- “21” beklenen girişi yapamadı.
- “O… Çocukları”nın yeniden yükselişi.
- Türk Filmlerinin Diğer Ülkelerde Hasılatı
- “İndiana Jones” Fırtınası ülkemizi de içine aldı.
- “O… Çocukları”ndan başarılı başlangıç”
- 2008 yılının en kısır haftasonu
- Recep İvedik’in rekor inadı sürüyor!
- Vasat hafta sonu...
- Recep İvedik Avrupa'yı da fethediyor!
- Haftanın en başarılı girişi sürpriz oldu: “Cengiz Han”
- Recep İvedik’in Rekor İnadı Sürüyor!
- Yılın En Çok İzlenen Türk Filmleri


Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...












